
Taşlar Konuşuyor
YEŞİL CAMİİ VE YEŞİL TÜRBE YAZILARINDAN OSMANLININ DÜNYAYA BAKIŞI
Bu kitabı hayatımın baharında Kuran-ı Kerim'den sonra Osmanlıca yazılı Karabaş Tecvid
Kitabını, Mızraklı İlmihal Kitabını, Süleyman Çelebi Mevlidini öğreterek bana Osmanlıcayı öğreten
rahmetli babam Molla Zülfi Bin Sofi Süleyman'a ithaf ediyorum. Allah her ikisini de rahmet etsin.
Amin.
Taşlar Konuşuyor
Zülfikar Yorulmaz
Genel Yayın Yönetmeni
Sami Yorulmaz
İçdüzen
Mürettibhane
Kapak Düzeni
Ali Bıyıklı
Nisan 2012
isbn 978-605-62970-0-7
Baskı-Cilt
Step Ajans
Göztepe Mahallesi Bosna Caddesi No: 11 Bağcılar-İstanbul
Tel: 212 - 446 88 46
Matbaa Sertifika No: 12266
Dervişali Mahallesi Uçbey Sokak No: 7 Edirnekapı - Fatih - İstanbul
Tel: 212 - 635 83 95 Faks: 212 - 531 48 04
Taşlar
Konuşuyor
YEŞİL CAMİİ VE YEŞİL TÜRBE YAZILARINDAN OSMANLININ DÜNYAYA BAKIŞI
ZÜLFİKAR YORULMAZ
İÇİNDEKİLER
İHTAR9
ÖNSÖZ11
BİRİNCİ BÖLÜM
YEŞİL CAMİİ YAZILARI13
DIŞ CEPHE YAZILARI15
KORİDOR YAZILARI35
yanında şu yazı da vardır39
bulunan Fârisî yazı40
İÇ KUZEY DUVAR YAZILARI49
ORTA SALON YAZILARI65
KUŞATAN YAZILAR65
HADİS-İ ŞERİF69
MİHRAP SALONU75
DUVAR YAZILARI87
İKİNCİ BÖLÜM
YEŞİL TÜRBE YAZILARI95
YEŞİL TÜRBE YAZILARI97
DIŞ SEKİZGEN103
İÇ DUVARLAR105
SANDUKA YAZISI111
Yeşil Türbe'de yatan Sultan Mehmet Çelebi'nin sanduka
yazısı111
SULTAN KELİMESİNİN TAŞIDIĞI MANALAR113
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
OSMANLI SALTANATININ SONU115
OSMANLI SALTANATININ SONA ERMESİ117
Tophane'de Osmangazi Türbesinin Önüne Dikilen Mermer Direkteki
Osmanlıca Yazı118
SONSÖZ125
FAYDALANILAN BAZI KAYNAKLAR127
İHTAR
SULTANLARIN SÖZLERİ SÖZLERİN SULTANIDIR, BİLHASSA
PEYGAMBERİMİZİN (A.S.) SÖZLERİ... DİKKATLE BAKAN İBRET ALIR, GAFLETLE BAKAN KEHANET EDER.
Yeşil Camiinin giriş kapısı kenar yazısından...
BU YAZILAR YERE SERPİLMİŞ DAĞINIK İNCİLER GİBİDİR.
BİR DÜZENE GETİRİLİRSE GÜZEL BİR GERDANLIK GİBİ OLURLAR.
Zülfikar Yorulmaz
ÖNSÖZ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla
Her gün Bursa'daki Yeşil Camii ve Yeşil Türbeyi yüzlerce yerli ve yabancı turist ziyaret
etmektedir. Buradaki mimari sanat eserlerine ve güzel işlemelere hayran kalmaktadırlar. Mermerlere ve
çinilere yazılan kitabeler hakkında rehberlerden bilgi istemekle beraber yeterli bilgilere sahip
olamamaktadırlar. Çünkü şimdiye kadar bu yazılar tam olarak okunamamıştır. Ayrıca Yeşil Cami hakkında
yazılan kitaplar da bu hususta yetersiz kalmıştır. Halbuki bu yazılar Bursa'nın diğer camilerindeki
yazılarda olduğu gibi sadece kutsal metinlerden ibaret değil, bir fikir, bir mana ifade etmek için
yazılmıştır. İtikadi, içtimai, iktisadi manalar taşımaktadırlar. On üçüncü asırda yaşayan Osmanlıların
kainata, dünyaya, hayata, ölüme ve insanlığa olan bakışlarını gösteren yazılardır. Yazılarda Peygamber
Efendimize ve Hz. Ali'ye bir çok hadis isnat edilmiştir. Burada bizi ilgilendiren, bu sözlerin hadis
olup olmamasından ziyade bu yazıların hangi asırda yazılmış olduğudur. Kanaatimizce mermer taşlara,
yeşil çinilere kırmızı zemin üzerinde beyaz veya sarı boya ile yazılan yazılar on üçün-
cü asırda yazılan yazılardır. Beyaz zemin üzerinde siyah boya ile yazılan yazılar sonraki
asırlara ait olan yazılardır. Bunları ve asılı levhaların yazıları ve tahtaların yazıları ele
alınmamıştır. Mesela Nebe (Amme) suresi daire şeklinde yazılmıştır. Bu, on dokuzuncu asırda Vefik Paşa
tarafından yazdırılmıştır.
Caminin ve türbenin değişik yerlerinde taşlara ve çinilere tekrar tekrar nakşedilen
yazıları, "Taşlar Konuşuyor" adı altında üç bölümde ele alınacak. Birinci bölüm 'Yeşil Camii
Yazıları' ikinci bölüm 'Yeşil Türbe' yazıları üçüncü bölüm Osmanlı saltanatının sona ermesidir. Metinler
aynen eski yazı ile yazılacak, izahlar o devrin eserlerinden faydalanılarak yapılmıştır.
Bu eseri hazırlarken bana yardımı olanları burada anmayı bir hak bilirim. Yeşil Camii
yazılarına yönelik çalışmalarımı ilgiyle izleyip destekleyen 2005 yılının Bursa Müftüsü A. Zeki Elturan
müftü efendiye', ve farisi yazılarının manalarını açıklayan Muhammed Yusuf Dindar Hocaefendi'ye
teşekkürlerimi beyan ederim Yazıların redaksiyonunu yapan oğullarıma ve gelinlerime teşekkür eder her
zaman hayırlı işlere vesile olmalarını Cenab-ı Allah'tan dilerim. Bu eserdeki hatalar bizden, başarı
Yüce Allah'tandır.
Zülfikar Yorulmaz
Bursa, 2007
12
BİRİNCİ
BÖLÜM
YEŞİL CAMİİ YAZILARI
1. BÜYÜK KAPI ÜST YAZI KITASI
Tercümesi: "Rahman ve Rahim Olan Allah'ın adına dayanarak ve umumi keremine
sığınarak (deriz ki): Bu şerefli bölge (Yeşil Bölgesi) Fıtrat Ustası'nın (Allahu Teâlâ'nın) özel bir
sanatıdır. Süsleyici kudretinin bir ziynetidir. Nimetli cennetin suretlerinden bir surettir. Aziz ve
Alim olan Allah'ın takdiri ile çizilmiştir. Âhiretteki cennetin bahçelerinden bir bahçe (gibi)dir. Dünya
hayatının çiçekleriyle süslenmiştir. Bütün bölgelere karşı üstünlük taşır ve bununla övünür. Bütün
şehirler ona karşı küçülür. Asırlar hiçbir devirde böyle cömert davranmamıştır. Büyük Sultan ve şerefli
hakan, Şark ve Garbın Sultanı, Acem ve Arapların hakanı, Rabbü'l-Âlemin tarafından desteklenmiş, dünya
ve dinin koruyucusu, Sultan oğlu Sultan, Sultan Muhammed b. Beyazıd b. Murat b. Orhan. Allah yeryüzünde
mülkünü daim eylesin. Allah gemisini istek ve arzularının denizinde emniyet içinde yüzdürsün. Bu şerefli
bölgeyi temelleriyle, binalarıyla ve çevresiyle beraber vakfetmiştir. Hicri 822 senesinde Zilhicce
ayında tamamlanmıştır. Bu binanın planını çizen, düzelten, oranlarını kararlaştıran bu caminin gerçek
banisi (Sultan Mehmet Çelebi)'nin en küçük hizmetkarı, Hacı İvaz b. Ahi Beyazıt'tır. Allah onu ve
babasını bağışlasın.
1. Büyük Kapı Üst Yazı Kıtasının izahı: Caminin giriş kapısının üstündeki üç satırlık kitabe, gözden gizlenmeyecek kadar
sanatkârânedir. Özellikle muhtevası, binanın azamet ve ihtişamıyla hakikaten münasip bir şiir gibidir.
Bu bedîayı, bundan
16
daha açık bir cümle ile anlatmak imkansızdır. Bu kıtada 'Yeşil Cami', 'Çelebi Sultan
Mehmet' 'İvaz Paşa' ve ahilerin isimleri geçmektedir. Bunlardan kısaca bahsetmek uygun olacaktır.
-
a. Yeşil Camii: Yeşil Cami
fetret döneminin akabinde ve Timur'un ölümünden sonra Sultan Mehmet Çelebi tarafından 1419-1424
yılları arasında Mimar İvaz Paşa'ya yaptırılmıştır. İç ve dış duvarların alt kısmı, maviye çalan
yeşil çinilerle kaplanmıştır. Ancak daha sonra dış duvarın, çinileri düşmüştür. Düşen çinilerin
yerleri halen bellidir. Çünkü duvarların üst kısmı ve alt kısmı farklıdır. Kubbe ve duvarları,
maviye çalan yeşil çinilerle kaplandığından dolayı "Yeşil Cami" ismiyle anılmıştır.
Evliya Yeşil Cami hakkında şunları yazmıştır: "Bu cami-i şerifin emsali Bursa'da olmadığı
gibi seyyahlar 'diyâr-ı uhrâda' (başka memleketlerde de) böyle dâr-ı Hûda görmedik"
diyorlar. (Ekrem H. Ayverdi Osmanlı Mimarisi c. 4 s. 48) Yine yukarıdaki kitabede Bursa'nın
Yeşil Bölgesi, dünyanın en güzel ve şerefli bir bölgesi olup cennetin bahçelerinden bir bahçe
gibi gösterilmektedir. Kur'an-ı Kerimin Yusuf, Yasin, ve İnsan Surelerinde yeşili yeşilliği;
bolluk, bereket, ziynet, güzellik ve hayatın alameti, cennetliklerin giydiği elbiselerin rengi
olarak gösterilmiştir.
Yeşil Cami hakkında araştırmalar yapan Baron HAMMER, Bursa hakkında şunları yazmıştır:
"Bursa, Bizans döneminde Rum Azizleri, daha sonra bunların yerini alan Türk evliyaları 1
(erenleri) sayesinde ruhani bir şehir diyarı, letafetçede birinci şehirdir."
Bursa'yı kucaklayan Uludağ'ın eski adı Keşiş Dağı'dır. Hz. İsa'ya inanan ve Allah'a
ibadet eden birçok papaz barınmıştır. 'Bursa Kütüğü' kitabında: "Caminin pencerelerinden giren
aydınlığın çinilere akis eden ziyası, caminin ortasında şırıl şırıl şadırvanın akışı, yerlerine
uydurulan ahenkli renkler ve süsler en sıkıntılı ve kederli kimselerin gönüllerini ferahlandırır.
Asabiyeti bozulup bir şeylere fena halde sıkılan kimsenin bu camiye giderek oturup dinlenmesi tavsiye
edilir." (Kamil Kepecioğlu Bursa Kütüğü, c. 4 s. 374)
17
-
b. Sultan Mehmet Çelebi: Miladi 1380'de Bursa'da Sultan Yıldırım Beyazıt ile Mevlana Celâleddin-i Rûmi'nin
torunu, Devlet Hatun'dan dünyaya gelmiştir. Babasının döneminde Amasya ve Sivas beyliğinde
bulunmuş, Ankara bozgununda bu illerde Timur'a bağlı olarak saltanat sürmüştür. Önce ağabeyi
Süleyman'a karşı; kardeşi Musa'yı desteklemiş, sonra Musa'yı da tasfiye ederek Osman oğullarının
tek hükümdarı olarak Edirne'de tahta geçmiştir. Böylece dağılan Osmanlı devletini birleştirmeye
muvaffak olmuştur. Rakipsiz olarak yedi sene hüküm sürmüştür. Yeşil Cami gibi birçok cami,
medrese ve imarethaneler meydana getirmiştir. Timur'un Semerkant'ta kendisine yaptırdığı
türbenin daha görkemlisini. Mimar İvaz Paşa'ya Bursa Yeşil Cami önünde, kendi malından Yeşil
Türbe'yi yaptırmıştır. 1424'de Edirne'de vefat etmiş, naaşı Bursa'ya getirilmiş ve Yeşil
Türbe'de gömülmüştür..
-
c. İvaz Paşa: Tokat ahilerinden Ahi Beyazıt'ın oğludur. Amasya'da Mehmet Çelebi'nin askerleri
arasına girer. Fetret döneminde onu destekler. Bursa'yı Karamanoğulları'na karşı kırk gün
müdafaa eder. Devletin önemli mevkilerinde bulunur. Yeşil Caminin resmini ve planım bizzat
hazırlar. Sonuna kadar yapımına nezaret eder. II. Murat zamanında ikinci vezir olur. Ancak
Çandarh Başvezir İbrahim Paşa ve devrin büyük alimlerinden Molla Fenari ile anlaşmazlığa düşer.
Bir konuşmasında Molla Fenari yi kastederek "O yakında ölecektir. Ben onun cenaze namazını
kılacağım" der. Molla Fenari de cevaben "O cahildir. Cenaze namazı kıldıramaz"
der.
İvaz Paşa her zaman elbisesinin altında zırh giyerdi. Padişah II. Murat bir av sırasında
bunun farkına vardı. "Niçin zırh giyiyorsun? diye sordu. O da "Kendimi korumak için"
dedi. Bundan sonra Sultan II. Murat kimseye zarar vermesin diye onu vezirlikten azleder, gözlerine de
mil çeker. İvaz Paşa iki sene sonra Bursa'da meydana gelen veba hastalığından dolayı vefat
etti.1
1. Bkz. Molla Fenari Fusul-ül Bedaii, Arapça Mukaddimesi.
18
İvaz Paşa, Yeşil Camii'nden başka birçok cami, medrese, imarethaneler yapmış, birçok
hayır ve hasenatta bulunmuştur. Mekke ve Medine fukaraları için vakıflar yapmıştır. Hicri 829 yılında
vefat etmiştir. Bursa'da Pınarbaşı mahallesinde defnedilmiştir. Mezar taşında "Kılıç ve Kalem
sahibi" diye hem asker ve hem de alim olduğunu bildiren bir cümle yazılıdır.
-
d. Ahi Bayezid: Giriş kapı
kitabesinin yazısından anlaşıldığına göre bu camının mimari ve içindeki yazıları yazdıran İvaz
Paşa bir Ahi'nin oğludur. Ahiler Osmanlı Devletini kuranlardır. Osman Gazi Ahilik teşkilatının
bir başkamdir. İlk Osmanlı Padişah ve vezirlerin çoğu Ahi Teşkilatına mensup şeyhlerdir. Yani
teşkilatın başıdırlar. Osmanlılarda Ahilik daha önce Anadolu'da mevcut olan Fütuvvet
Teşkilatının bir devamıdır. Fütuvvet teşkilatı Hz. Peygamberin tavsiyesi üzerine Hz. Ali'nin
etrafında toplanan bir gençlik teşkilatıdır. Tarih boyunca dini siyasi iktisadi şekillere
bürünmüştür. Tasavvuf hareketleri birer Fütuvvet hareketleridir. Miladi 12. yüzyıllarda Abbasi
halifesi Nasırlidinillah, tüm Müslüman hükümdarlara elçiler göndererek, herkesin kendi
memleketlerinde Fütuvvet teşkilatlarını kurmasını istemiştir. O dönemde Anadolu Selçuklu
hükümdarı I. Gıyaseddin Keyhüsrev ile Fütuvvet teşkilatlarını kurması için temas kurmuştur.
Halife, Sultana, Sedrettin Konyevi'nin babası büyük alim Şeyh Mecduddin'i ve büyük mutasavvıf
Şeyh Muhyiddin Arabi'yi göndermiştir. Bunun neticesinde Anadolu'da Ahilik teşkilatları meydana
gelmiştir. Bazı rivayetlere göre (Toktamış Ateş) Ankara civarında cumhuriyet şeklinde bir devlet
kurmuşlardır. Osmanlı devleti kurulurken bu teşkilatın başında Osman Gazi'nin Kayınpederi Şeyh
Edebali bulunuyordu.2
Ahilik teşkilatı, dini ve içtimai bir teşkilattır. Bağımsız
siyasi bir güç olmamakla birlikte zaman zaman merkezi otoritenin zayıfladığı anarşi ve kargaşanın ortaya
çıktığı dönemlerde siyasi ve
2. Bkz. İslam Ansiklopedisi c. 1 s. 540-545, Osmanlı toplumunun siyasal yapısı s. 137-145
Toktamış ateş.
19
askeri güçlerini göstermişler ve önemli fonksiyonlar üstlenmiştirler. Özellikle Moğol
istilası ve Osmanlı Fetret Dönemi sırasında Ahi Birlikleri şehirlerin yönetimine mahalli olarak hakim
olmuş ve şehirleri korumaya çalışmışlardır. Ayrıca bu teşkilatlar çapulculuğu önlemek can ve mal
güvenliğini sağlamışlardır. Ticaret ahlakını korumak gibi hayırlı işleri yapmışlardır. Bütün prensipleri
dinin asıl kaynağından alınmıştır. Bu hususta nizamnameler ve kitaplar yazmışlardır. Bunlara
'fütüvvetnameler' demişlerdir. Herkes bunlara uymak zorundaydı. Yeşil caminin yazıları da bu
fütuvvetnamelerin bir parçasıdır.
20
2. DIŞ KAPI KUŞAK YAZISI
Tercümesi: "Sultanların
sözleri, sözlerin Sultanıdır. Bilhassa Peygamber'in (a.s.) sözleri... Hz. Peygamber şöyle buyurmuştu:
"Kim aç bir mümini yedirirse, Allah (c.c.) da Kıyamet Gününde ona cennet meyvelerinden yedirir. Kim
susamış bir mümine su verirse, Allah (c.c.) da kıyâmet gününde ona cennet içeceklerinden içirir. Kim
çıplak bir mümini giydirirse Allah (c.c.) kıyâmet gününde ona cennetin güzel elbiselerinden
giydirir."
Resulullah doğru söyledi.
"Cömertlik, imandandır."
"Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz."
"Ademoğlu, öldükten sonra bütün amelleri kesilir. Ancak üç şey hariç; Sadaka-i
Cariye (istifâdesi devam eden eserler), faydalı ilim ve kendine dua edecek salih bir evlat."
"Cömertlik imandandır. İman da cennetten..."
"Hayırlı bir iş ancak tamam olanıdır." Söyleyen doğru söyledi.
İzahı: Bu yazı, büyük kapıdan başlayarak, içerde caminin her tarafını (orta ve mihrap
salonlarının duvarlarını) kuşak şeklinde sarmıştır. Bu yazıların konuları sehavet, kanaat, cesaret,
adalet, insana yardım etmek ve Allah yolunda cihad etmektir. Bu konular Ahi teşkilatların tarafından
yazılan Fütuvvetnamelerin esaslılarıdır. Yeşil Cami'nin yazıları adeta bir Fütuvvetname gibidir. Bu
yazıların başı: 'Sultanların sözleri, sözlerin sultanıdır’ şeklindedir. Sonu ise 'Cennetin Sultanları
kimlerdir?' diye cevabı verilmemiş bir soru ile bitirilmiştir. Bu yazıdaki birinci hadis, Ebu Davut ve
Tirmizi tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadis üç defa farklı başlangıçlarla tekrarlanmıştır. Büyük
giriş kapısındaki kitabede Kim bir aç mümine..." diye başlamışken, mihrap salonunun duvarında
"kim aç bir Müslüman'a...", orta salonun duvarında ise 'kim aç bir insana yardım
ederse..." diye başlamıştır. Demek ki esas olan, din, dil ve renk farklılığını gözetmeden muhtaç
olan her insana yardım edilmesidir. İnsan olmak asli unsuru teşkil etmektedir.
22
Tarih-i Al-i Osman ve Aşık Paşazâde tarih kitaplarında Osmanlıların ideal bir hükümdar
olmanın şartlarını şöyle sıraladığı yazmaktadır: Servetini halkın refahı için kullanmak, adil olmak ve
halkı giydirip doyurmaktır. "Bunlar hakimiyetin şartlarıdır" diye devamında
yazmaktadır.3
Bu husus I. Murat Hüdavendigar'ın vakfiyesinde bariz bir şekilde görülmektedir.4 İkinci
hadis cömertlik hususundadır ve sahih kitaplarda mevcuttur. Yeşil Cami ve Yeşil Türbe yazılarında toplam
dört defa tekrarlanmıştır. Bu konuda Kuran-ı Kerimde Teğabun ve Haşr Surelerinde Cenab-ı Allah kim
nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir." buyurmaktadır. (Teğabun Suresi
16, Haşr Suresi 8) Diğer bir hadisi şerifte kalpte iman ile cimrilik bir araya gelemez"
buyurulmaktadır. (Tac c. 3 s. 384)
3. Büyük İslam Tarihi c. 12 s. 98.
4. İstanbul Üniversitesi kütüphanesi 6225 numarada kayıtlıdır.
23
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder