Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type and scrambled it to make a type specimen book. It has survived not only five centuries, but also the leap into electronic typesetting, remaining essentially unchanged. It was popularised in the 1960s with the release of Letraset sheets containing Lorem Ipsum passages, and more recently with desktop publishing software like Aldus PageMaker including versions of Lorem Ipsum.
ATATÜRK KÜTÜPHANESİ : 3
ANAFARTALAR MUHAREBELERİNE AİT HATIRALAR
Ön kapaktaki resim Birinci Dünya Harbinde Türkiye’ye gelen Avusturyalı meşhur ressam Kraus’un (Anafartalar Gurubu Kumandanı Miralay Mustafa Kemal Bey) tablosundan alınmıştır. Klişe, Kenan Klişe Fabrikasında yapılmıştır.
MUSTAFA KEMAL
(Önsöz, eseri Atatürk’tün el yazılı not defterinden kopya eden, Türk Tarih Kurumu başsekreteri Bay Uluğ İğdemir tarafından yazılmıştır.)
ATATÜRK KÜTÜPHANESİ SERİSİ
Her ayın onunda ve yirmisinde çıkar.
Üçüncü kitap: Anafartalar Hâtıraları (Mustafa Kemal)
22 Mart 1955
SEL YAYINLARI
Haldun Sel ve Şeriki, Hisar Matbaası
Cağaloğlu - İstanbul
1955
ATATÜRK KÜTÜPHANESİ
Bu kütüphaneyi Atatürk’e, Millî Mücadeleye ve inkılâplarımıza ait eserleri, hâtıraları, vesikaları fıkra ve anekdotları, hulâsa her şeyi, — doğruluğunu tevsik ederek — bir arada toplamak gayesi ile kuruyoruz.
Atatürk’ün hayatını bütün tafsilât ve teferruatı ile toplıyacak, O’nun her cephesini bütün incelikleri ile tetkik ve tasvir edecek, eserleri üzerinde muhakeme ve mukayeseler yapacak bir (Atatürk Tarihi) nin yazılması gelecek nesillerin işi, fakat gelecek nesillere malzeme vermek, Atatürk’e ve onun devrine yetişmiş olanların vazifesidir.
Bu vazife henüz inkılâplarımızın şahitleri ve Atatürk’ün mesai ve mücadele arkadaşları hayatta iken yapılmazsa yarının tarihçisi hem yanılır, hem de pek çok aldanır. Bugün bile, vaktiyle Hadîs uyduranlar olduğu gibi, hâtıra uydurucu-lar türemiş ve işin şaşılacak tarafı, bu cür’et, Atatürk’ün bir çok yakınları hayatta ve tekzip edecek vaziyette iken yapılmakta bulunmuştur.
Atatürk Kütüphanesi, Atatürk’e maledilecek hâtıraları, emin olmadan veya yakınlarının ve mesai arkadaşlarının sıkı süzgecinden geçirmeden neşretmiyecektir. Atatürk’e ait yazılmış ve yazılacak ciddî hâtıra ve eserleri bu kütüphanede toplamak başlıca gayemizdir.
GİRİŞ
Cumhuriyetin Kurucusu Atatürk’ün askerî dehasını en canlı şekilde gösteren «Anafartalar muharebatına ait Tarihçe» adını taşıyan hâtıralarını Onun kutsal hâtırasına ithaf etmek suretile, neşir şerefi bana bahşedilmiş bulunuyor.
Bu hâtıralar Atatürk’ün el yazısile bir okul defterine yazılmıştır. Bunların, şüphesiz, en kıymetli bir tarafı da, hâdiseleri sıcağı sıcağına tesbit etmiş olmasıdır. Vak’ alarm bütün heyecanını yazının karakterinden, bazı yerlerinin gayet sert şekillerle yazılmış olmasından daha iyi hissediyoruz. Bu yazılar faksimile usulile neşre-dildiği zaman Atatürk’ün enerjisini, heyecan ve asabiyetini âdeta gözle görmek mümkün olacaktır.
Anafartalar harpleri’ne ait hâtıraları ihtiva eden bu defteri, Atatürk, okumak üzere, o zaman Türk Tarih Kurumu’nun Genel Sekreteri bulunan Aydın Meb’usu rahmetli Reşid Galib’e vermişlerdi. Reşid Galib’in kütüphanesinde gördüğüm bu kıymetli defteri ben de okumak istedim. Reşid Galib bu müsaadeyi verirken, defterin bir kopyasını almama izin verdi. Hâtıraları 15 ikincikânun 1934 de kopya etmeğe başladım. Daha sonra, 1937 yılı sonlarında Atatürk, bu hâtıraların Belleten’de neşredilmesini emretmişlerdi. O zaman bu mümkün olmadı.
Bendeki kopye, arap harfleriyle 116 sahifedir. Hatıratın Atatürk’ün el yazılariyle yazılmış olan kısmı benim defterimde 86 sahife tutmuştur. Aslında bu kısım 106 sahifedir. Hâtıratın bu kısmı 28 Temmuz 1331 (10
8
Ağustos 1915) Conkbayırı taarruzu ile sona etmektedir. «3 Ağustos muharebesi» başlığıyle başlayan ikinci kısım defterden ayrı olarak başka bir yazıyle eseri cedit kağıd-larına yazılmıştır. Bu kısım, Atatürk’ün hastalanarak Anafartalar Gurubu kumandanlığı’nı Mirliva Fevzi Paşa’ya. (Mareşal Fevzi Çakmak) tevdi eylediği 27 Teşrinisani 1331 (10 Birincikânun 1915) tarihine kadar devam etmektedir. Bunun sonuna 14.10.1331 (27. Birincikânun 1915) tarihinde Çamlı Tekke’den Anafartalar Gurubu Erkânı Harbiye Reisi İzzeddin (İzzeddin Çalışlar) imzasını taşıyan bir rapor eklenmiştir. Bu rapor düşmanın Anafartalar Gurubu cephesinden ricatine ve Gurub’un hareket tarzına dairdir.
Bu hâtıraların daha iyi anlaşılabilmesi için Atatürk’ ün Sofya’da Ataşemiliter sıfatiyle bulunduğu tarihten hatıratın başladığı 20 Mayıs 1331 (2 Haziran 1915) tarihine kadar geçen hâdiselerden de bahsetmeği faydalı bulmaktayım.
*
Birinci Cihan Harbi başladığı zaman Atatürk (Kurmay Yarbay Mustafa Kemal) Sofya’da Ataşemiliter bulunuyordu. Kendisi Türkiye’nin cihan harbine girmekte acele ettiği kanaatinde idi. Hâdiseleri bir müddet dikkatle takip ettikten sonra, bir ölüm kalım savaşına girmiş olan yurdunun mukadderatına Sofya’da seyirci kalmaktansa , faal bir asker vaziyetine geçmeyi tercih ederek Başkumandanlıktan vazife istedi. İlk önce kendisine orduda faal bir vazife vermek istemediler. Nihayet şiddetli İsrarı üzerine 2 Şubat 1915 de Tekirdağ'ında teşkil edilen 19 uncu tümen komutanlığına tayin edildi. Atatürk bir aydan daha kısa bir zamanda bu tümeni hazırladı. 24
9
Şubat 1915 de 19'uncu tümen Maydos’a naklolunarak Ece limanı ile Seddülbahir ve Morto limanı arasındaki mıntakanın muhafazasına memur edildi.
Şimdi bu tarihten sonraki hâdiseleri Atatürk’ün kendi beyanatından okuyalım: Bu beyanat 1918 yılı başlarında Ruşen Eşref Onaydın tarafından Yeni Mecmua’nın fevkalâde nüshasında neşredilmiş ve sonra 1930 da kitap halinde basılmıştır. Anafartalar muharebeleri ile ona takaddüm eden hâdisatı veciz bir dille anlatan bu mülakatın, hatıratın başladığı tarihten evvelki kısmını ve mümkün olduğu kadar yalnız Atatürk tarafından söylenmiş olanlarını nakletmekle iktifa edeceğim.
«... Benim kanaatime göre düşman ihraç teşebbüsünde bulunursa iki noktadan teşebbüs ederdi. Biri Seddülbahir, diğeri Kabatepe civarı!
*
Ve benim noktai nazarıma göre düşmanı karaya çıkartmadan bu sahil parçalarını doğrudan doğruya müdafaa etmek mümkündü. Binaenaleyh alaylarımı böyle sahilden müdafaa edecek surette yerleştirdim. Bu vaziyet takriben Şubat 1330...»
«Mustafa Kemal Paşa, kendisinin Maydos mıntaka-sı kumandanlığı esnasında cereyan eden mühim vakaları şu suretle hülâsa etti: Düşman bir defa Seddülbahir’e ve Kumkale’ye asker çıkarmak teşebbüsünde bulunuyor. O zaman, hep ağızlarda işidüp okuduğumuz bir Mehmed Çavuş çıkıyor, toprağımıza ayak basan düşmanı tekrar denize atıyor.
— Düşman bu karaya asker çıkarmak teşebbüsünü neden denedi?
— Bu hareket bir keşif olarak kabul edilebilir. Bir de malûm olan 5 Mart vardır.
10
— Ki asıl bizi alâkadar eden de odur, Paşa Hazretleri.
— Fakat bu tamamen bahrî bir harekettir. Sahil müdafaası Cevad Paşa Hazretlerinin tahtı emrinde bulunuyordu. Benim bu hareketle alâkam, dolayısiledir. Yalnız; 5 Mart gününün sabahı Cevad Paşa Hazretleri Maydos’da bulanan karargâhıma gelmişti. Kendisine Seddülbahir sahil mıntakasındaki tertibatı göstermek üzere beraber Kirte’ye gittik. Oraya vardığımız zaman, düşman donanmasının Kirte ve Alçıtepe istikametlerine açtığı ateşin altında kaldık.»
«... Mezkûr mıntakanın muhafazasına memur 26 ncı Alay kumandanlığına icap eden talimatı şifahiyemi verdim. Ve Cevad Paşa ile birlikte vazife başında bulunabilmek için Maydos’a döndük. Düşmanın mağlûbiyetiyle neticelenen bu 5 Mart muharebei bahriyesinde kara mınta-kasının muhafazası benim uhdemde idi. O gün, düşmanın bazı gemilerile sahili ateş altında bulundurmuş olmasından başka zikre şayan hiç birşey vuku bulmamıştır. O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, zabitler ve kumandanlar cidden şayanı hayret bir fedakârlıkla, hani cesaretin, tevekkülün haddi âzamisiyle sonuna kadar toplarını kullanmışlar, vazifelerini ifa etmişlerdir. Düşünün ki birçok çökmeler, infilâklar, yangınlar zayiat arasında, daimî ateş karşısında, muharrip endahtlar altında bunlar hiç titremeden vazifelerini yapmışlardır.»
«Düşmanın mağlûbiyetiyle kapanan bu hâdisei bah-riyeden sonra, Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin, Fransızların Boğazı yalnız donanmaları ile zorlıyarak bir maksat elde etmekten ümidi kestiklerine hükmediyor ve mutlak tekrar sahile adam çıkarmak teşebbüsünde bulunacakla-
11
rına ihtimal veriyor. Bunun için maiyetindeki kıt’alara teyakkuzda bulunmalarını emrediyor. Kuvvetinin arttırılması için lâzım gelen yerlere resmî müracaatlarda bulunuyor. Kuvvetini arttırıyor. Ve o mıntaka kumandanlığına Halil Sami Bey isminde diğer bir zat tâyin olunuyor! O zaman Kaymakam rütbesinde bulunan Mustafa Kemal Bey de kumanda ettiği fırka ile icabında Gelibolu civarına, icabında Anadolu cihetine harekete müheyya bulunmak üzere ihtiyatı umumî olarak terkediliyor. Rumeli sahili rnıntakası muhafazasına yalnız o miralay beyin fırkası tahsis ediliyor..»
«Bu sıralarda, yâni Mart içinde Mustafa Kemal Bey’in fırkasından bir alay, Çanakkale’ye geçiriliyor; fakat gene iade olunuyor. Mustafa Kemal Bey de bütün fırkasını Bigalıköyü civarında bulundurmağı muvafık görüyor. Fırkası Beşinci Ordu’nun ihtiyatı umumîsi olarak Bigalıköyü ve bunun cenubi-şarkisindeki Maltepe, Mersintepe civarında bulunan konaklarla ordugâhlarına yerleşiyor. Kumandan aldığı emir mucibince icabında Bolayır’a hareket etmeğe, Çanakkale cihetine vapurla geçmeğe müheyya bir halde bulunuyor. Emre intizaren bütün kıt’alarını tâlim ve terbiye ile iştigal ettiriyor.»
«— İşte o günlerden birinde, on iki Nisan sabahı idi ki Arıbumu’nda bir hâdise cereyan etmekte olduğu, işitilen gemi toplarının sesinden anlaşılmıştı.»
«Bütün fırka kıtaatının harekete hazırlık derecesi tezyit edildi. Bir taraftan Maydos rnıntakası kumandanlığından malûmata intizar etmekte idim, diğer taraftan da ya kolordunun veya ordunun emrine... Yalnız fırkanın süvari bölüğüne - istihsali malûmat için - Kocaçimen istikametine hareket etmesi emrini verdim.»
12
«Bu sırada idi ki Üçüncü Kolordu Kumandanı Esat Paşa Hazretlerde Gelibolu’dan telefonla görüşülmüştür. Müşarünileyhte henüz cereyanı ahval hakkında vâzıh malûmat edinememiş olduğunu bildirmiştir. Öğleden evvel saat altı buçukta idi, Halil Sami Bey’den vürud bir raporla düşmanın Arıburnu sırtlarına çıktığı anlaşılıyor ye buna karşı benden bir taburun mezkûr düşmana karşı sevki isteniyordu, Gerek bu rapordan, gerek Maltepe’de icra ettiğim hususî tarassudat neticesinde bende hâsıl olan kanaati kat’iyye, öteden beri imali fikir ettiğim gibi, düşmanın Kabatepe civarında mühim kuvvetle karaya çıkmağa teşebbüsü, demek ki, vuku buluyordu. Binaenaleyh bu işin içinden bir taburla çıkmak mümkün olamıyacağını, her halde evvelce tahmin ettiğim gibi bütün fırkamla düşmana incizabın gayri kabili içtinap olduğunu takdir ediyordum. Artık hiçbir şeye intizar etmiyerek karargâhımın bulunduğu Bigalıköyü’nde ikamet eden birinci piyade alayı ile cebel bataryasının derhal harekete geçmek üzere âmâde bulundurulmalarını, kumandanlarının da emir almak üzere yanıma gelmelerini bildirdim.»
«... Altı maddelik bir emir not ettirdim. Bu emir maiyet cüzütam kumandanlığına da tebliğ olunacaktı. Bundan başka Üçüncü Kolordu Kumandanlığına da telefonla arzedilmek üzere bir rapor yazdırdım. Vaziyeti ve vaziyetimi ve teşebbüsümü anlattım.»
«...— Bundan sonra kıt’alarını yürüyüşe müheyya olarak içtima ettirmiş bulunduran 57'nci alay, - meşhur bir alaydır bu, çünkü hepsi şehit olmuştur - kumandanları ve sertabip ve bir yaverimle bir emir zabitim beraber olduğu halde içtima mahalline gittim. Basit bir tertiple Bigalıderesi boyunca giden yol üzerinde alayı bizzat yü-
13
rüyüşe geçirerek Kocaçimen tepesine tevcih ettim.»
«Yolda giderken kumandanlara olsun, sertabibe olsun şifahî izahatı lâzime veriyordum. Takip ettiğimiz dereden bizi Kocaçimen’e isal edecek muayyen bir yol olmadıktan başka Kocaçimen’e varmak için atlamağa mecbur olduğumuz saha da pek ziyade fundalık, sabülmürur, kayalıklı derelerle mali idi. Bir yol bulup Kıt’ayı sevke delâlet etmesi için topçu taburu kumandanını tavzif ettim.»
«... Bu zat kayboldu. Ondan sonra batarya kumandanını memur ettim. Bu da başını alıp Kocaçimentepesi'ne kadar gitmiş, delâletinden istifade edilemedi.»
«... Bizzat yol bulmak ve müfrezeyi oradan sevk etmek suretile Kocaçimentepesi’ne muvasalat edildi. Şimdi Kocaçimentepesi’ni tasavvur buyurun: Kocaçimen şibih-cezirenin en yüksek tepesidir. Fakat Arıburnu noktası zaviyei meyyite içinde kaldığından buradan görülmüyor.»
«... Orada denizde bulunan gemilerden ve zırhlılardan başka hiç bir şey görmedim. Düşmanın karaya çıkmış piyadesinin henüz oradan uzak okluğunu anladım. Efrat o müşkül araziyi bilâ tevakkuf kat’etmek yüzünden yorulmuş ve yürüyüş umku pek ziyade derinleşmişti. Alay ve batarya kumandanına efradı tamamen toplayıp küçük bir istirahat vermelerini söyledim. Denizden mestur olarak on dakika kadar tevakkuf edecekler, sonra beni takibedeceklerdi. Ben de, orada bir Aptalgcçidi vardır, o Aptalgeçidi’nden Conkbayırı’na gidecektim. Yanımda yaverim, emir zabitim ve sertabip ile oralarda tekrar bulunduğumuz fırka cebel topçu taburu kumandanı olduğu halde evvelâ atlı olarak yürümeğe teşebbüs ettik, fakat arazi müsait değildi. Hayvanları bıraktık, yaya olarak Conkbayırı’na vardık.»
14
«Şimdi burada tesadüf ettiğimiz sahne en enteresan bir sahnedir. Ve vak’anın en mühim ânı bence budur.»
«... Bu esnada Conkbayırı’nın cenubundaki 261 rakımlı tepeden sahilin tarassut ve teminine memuren oralarda bulunan bir müfreze efradının Conkbayırı’na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm. Size şu muhavereyi aynen okuyacağım! Bizzat bu efradın önüne çıkarak-
— Niçin kaçıyorsunuz? dedim.
— Efendim düşman! dediler.
— Nerede?
— İşte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.»
«Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 râkımlı tepeye yaklaşmış ve kemâli serbestiyle ileriye doğru yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün: Ben kuvvetlerimi bırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye... Düşman da bu tepeye gelmiş... Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman, benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena bir vaziyete düçar olacaktı. O zaman artık bunu bilmiyordum, bir muhakemei mantıkiye midir, yoksa sevkı tabiî ile midir, bilmiyorum;
Kaçan efrada:
— Düşmandan kaçılmaz, dedim.
— Cephanemiz kalmadı, dediler.
— Cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim.»
«Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırı’na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasının yetişebilen efradının «marş marş» la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir zabitini geriye saldırdım. Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır.»
15
«...— Kolun başında bulunan bölük yetişti. Bu bölüğe cephanesiz bölüğü takviye ederek ateş açmasını emrettim. Yanıma gelmiş olan alay 57 tabur 2 kumandanı yüzbaşı Ata efendiye bütün taburiyle bu bölüğü takviye ederek 261 râkımlı tepe üzerinden düşmana taarruz etmesini emrettim. Cebel bataryasına Suyatağı’nda mevzi aldırarak düşman piyadesi üzerine ateş açtırdım. Dereye saptığından biraz geciken diğer bir tabur, kumandanı üzerinden açılarak taarruza iştirâk etti. Bundan sonra idi ki alay kumandanına bütün alayı ile benim tevcih ettiğim istikametlerde düşmana taarruz etmesini emrettim.»
«...— 57'nci alayın taarruza başlaması öğleden evvel saat on raddelerinde idi. O esnada 9 uncu fırkaya mensup süvari zabitanından mülâzımıevvel Mehmet Salih Efendi yanıma geldi. Ve 27'nci alayın Kocadere garbındaki sırtlardan Kemalyeri üzerinde düşmanla muharebeye başladığını haber verdi. O zabitle mezkûr alay kumandanına, düşmanın sol cenahına taarruz etmekte olduğumu, 27'nci alayın da karşısındaki düşmana taarruz etmesini, henüz Bigalı civarında bulunan 19 uncu fırka kısmı küllisini Kocadere istikametinde celbedeceğimi, bu emri kendisine irsal eden süvari mülâzımı Salih Efendi’ yi tekrar nezdime iade etmekle beraber benimle daima irtibatı muhafaza etmesini, muharebeyi Conkbayrı’ndan idare edeceğimi emrettim, bildirdim. Bigalı’da bulunan fırka erkânı harbine de emir atlısı ile bir emir gönderdim. Dedim ki:
«İzzettin Bey alay 72 Maltepe’ye tekarrüp etmesin. Sıhhiye bölüğü Kocadere’ye gelsin (hepsi). Alay 77 Ko-
16
cadere şarkına tekarrüp etsin. Ve bu raporu Üçüncü Kolordu Kumandanına veriniz.»
Üçüncü Kolordu Kumandanlığına
Arıburnu şimalindeki sırtlar.
Saat : Dakika
12 Nisan; 10 : 24 evvel
«Düşmanın karaya çıkmış bulunan piyadesi, Arıburnu ile Kabatepe arasında bir buçuk kilometre kadar bir cephedeki sırtları işgal etmiştir. 27 nci alay düşmanı şark cephesinde sekiz yüz metre mesafede işgal ediyor. Düşmanın tamamen sol cenahında altı yüz metre mesafeden taarruza başladım. Yalnız piyadeden ibaret olan düşmanı bir alay tahmin ediyorum. Muharebe devam ediyor. Bir saat kadar ateş muharebesinden sonra düşmanın 261 rakımlı tepeye kadar ilerlemiş olan kıtaatının ricate başladığı görüldü.»
«... 57'nci alay, verdiğim emir üzerine düşmanı şiddetle takip ediyordu. 27 nci alay kumandanından emrimin alınıp alınmadığına dair bir haber gelmedi. Bununla beraber gerek bizzat benim, gerek yanımdaki zabitlerden tarassut için ileri gönderdiklerimin neticei tarassudumuzdan bu alayın da taarruz etmekte ve ilerlemekte olduğunu anladım.»
«... Şimdi saat on bir buçuk evvelden sonra vaziyet bence şu idi:
Düşmanın karaya çıkmış olan kuvveti, sekiz taburdan fazla idi. Şimdi bu sekiz taburluk kuvvet kendisile gayrimütenasip gayet geniş bir cephe üzerinde «261» e kadar şimalen, ve Kemalyeri’nin bulunduğu sırtların garp
17
yamaçlarına kadar şarkan ilerileyebilmişti. Fakat bu uzun cephe hattı, ziyade manialı bir takım derelerle kesik bulunuyordu, bu sebeple düşman kendi cephesinin hemen her noktasında zayıf idi. Conkbayırı şimalinde mevzi alan 19'uncu fırkanın seri’ cebel bataryası Arıburnu ihraç noktasını, ateş altına aldığı için düşmanın henüz ihraç etmeğe devam ettiği kıtaatın ihracı hem müşkilâta, hem de teahhura uğradı. 57 nci alayın Conkbayırı ve Suyatağı hattından «261» istikametinde ve dar cephe ile kesif olarak düşmanın pek nazik ve mühim olan sol cenahına yüklenmesi iki taburdan ibaret olan 27 nci alayın da Merkeztepe istikameti umumiyesinde geniş cephe ile düşmana atılması düşmanı ricata mecbur etmiştir.»
«Fakat bence bu tabiye vaziyetinden daha mühim olan bir âmil vardır ki o da herkes öldürmek ve ölmek için düşmana atılmıştı.»
«Bu öyle alelade bir taarruz değil, herkesin muvaffak olmak veya ölmek azmile harekete teşne olduğu bir taarruzdur. Hattâ ben, kumandanlara şifahen verdiğim emirlere şunu ilâve etmişimdir:
«— Size ben taarruz emretmiyorum, Ölmeği emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir.»
... Fakat akşama kadar daha çok zaman vardı. Bu sıralarda idi ki 9 uncu Fırka Kumandanından haber getiren bir zabit, düşmanın Kumtepe’ye kuvvet ihracına başladığını ve orada kuvvetimiz bulunmadığını, 19 uncu fırkaca bu cihetin nazarı dikkate alınmasını, 9 uncu Fırka Kumandanının tekmil kuvvetlerde Kirte’ye gittiğini bildiriyordu.»
Kumtepe, Kilidülbahir’e en yakın ve pek müessir
18
bir noktadır. Burasını müsamaha etmek bütün maksatları zıyaa uğratabilir. Binaenaleyh derhal hatırıma gelen şey, Arıburnu’nda muharebeye iştirak eden kuvvetleri taarruza devam ettirmek ve fırka kısmı küllîsile bizzat Kumtepe’ye yetişmek oldu. Buna dair icap eden emirler verildi. Fakat bizzat fırka kısmı küllisine mülâki olmağı tercih ettiğim için hemen hareket ettim.»
«Kumandan hemen hareket ediyor. Ve Kocadere’ye 77 nci alaya, ondan sonra da ...inci alaya mülâki oluyor. Öğleden sonra saat bir raddelerinde Maltepe’ye yaklaştığı sırada bazı seslerin kendi ismini çağırmakta olduğunu işitiyor. Seslerin geldiği tarafa yaklaşıyor. Bakıyor ki kolordu kumandanı Esat Paşa ve mâiyeti erkânı harbiyesi... Mustafa Kemal Bey, müşarünileyhe gelmiş olan son raporu okuyor. Ve görüyor ki bu rapor aynı zamanda kendisine de aitti, ve biraz evvel gelip düşmanın Kumtepe’ye çıktığını haber veren zâbit, bu raporun mealini söylemiştir. Halbuki okuduğu tahrirî rapora nazaran düşmanın Kumtepe’ye çıktığı doğru değildir.
«— Bakınız bu raporun şifâhen tebliğinde bir «Kumtepe’ye asker çıktı» cümlesinin ilâvesi bütün taktik kararlarını değiştirebiliyor, ve hem pek mühim surette değiştirebiliyor. İş bu suretle anlaşıldıktan sonra kolordu kumandam paşa hazretleri kararımı sordular.»
Mustafa Kemal Bey de tekmil kuvvetle Arıburnu’ndaki düşmana taarruza devam edeceğini arzediyor. Kolordu kumandanı paşa kabul ediyor ve Mustafa Kemal Bey derhal yanından ayrılıyor, muharebe meydanına geliyor, 77 nci alayı 27 nci alayın solundan düşman sağ cenahı aleyhine taarruza geçiriyor. İhtiyatlarını, sahra bataryası lâzımgelen yerlere yerleştiriyor. Kendi de sağ ce-
19
naha gidip oradan muharebeyi idare ediyor.»
«Bizimkiler o kadar ilerlemişler ki düşman ricatine devam ediyor, hattâ kısmen sandallara binmekle bile iştigal ediyormuş. Fakat akşam olmuş, Gecenin hululüne kadar muhtelif emirlerle hücuma sevkedilmiş olan cüzütam kumandanları, fırka kumandanının İsrarı üzerine, ta ki düşman tamamile tardedilsin diye, savletlerine devam etmişler ve pek te muvaffakiyetli hücumlarda bulunmuşlarsa da düşmanı kâmilen sürememişler. Gece de pek ilerleyince muharebe kesilmiş. Bu anî sükûnet fırsatında düşman karaya yeniden asker çıkarmakta devama başlamış.»
Paşa:
«— Demek ki, dedi, 12/13 gecesi vaziyet hakkında hiçbir taraftan sahih malûmat alamıyorum. Gece karanlığından dolayı manzarai harbi gözümden kaybediyorum. Ve vaziyeti etrafile anlıyabilmek için sabaha kadar cepheyi bizzat dolaşıyor, oradan, telefon merkezi yapılmasını emrettiğim Kocadere’ye geliyorum. Oradan vâkıf olduğumuz yeni vaziyete göre sağ cenahtaki ihtiyat kuvvetlerini alıp merkeze ve sol cenaha yaklaştırıyorum. Kendim de bilâhare Kemalyeri ünvanını alan merkezden muharebeyi idare ediyorum.»
«... Düşman 13 Nisanda, yani gecedenberi ihracına devam ettiği kuvvetlerle yeniden birinci hattını takviye ediyor, evvelâ sol cenahla merkezde bulunan kıtaatımıza faik kuvvetlerle taarruza geçiyor. Fakat kıtaatımız faik düşman kuvvetinin süngü hücumundan kendini korumak şartiyle arada bir mesafe muhafaza etmek üzere mağlûbiyetten siyanet ediliyor. İşte bu suretle 13 Nisan günü, mağlup olmadan kazanılıyor.
20
«... Bu, askerimizin en mühim surette fedakârlığı, kahramanlığı demeyim - çünkü Türklerin bundan daha fazla fedakârlık gösterdikleri günleri hatırlıyorum - her halde sebat ve metaneti, zabitlerimizin olsun, kumandanlarımızın olsun cesareti, azmi sayesinde kazanılmış mühim bir gündür. Diyebilirim ki benim en namüsait vaziyetim 13 Nisan günü idi. Çünkü beş İngiliz livasına karşı duran kuvvetim dünkü, yani 12 Nisan günkü, şanaver, şedit savlet ve taarruzlarla zayiata uğrayan 57 nci alaydan, ikişer taburlu olan 27 ve 77 nci alaylarla, gayri kabili istifade bulunan 72 nci alaydan ibaretti. Hakikaten 12 Nisan muharebesiyle Arıburnu cephesi muvaffakiyetinin temelini kuran, İngilizlerin bu cephede azmini kırıp plânını mahveden, bu kuvvetti. 14 Nisan günü daha iki alay kuvvetin tahtı emrime gireceği anlaşıldı. Bunun üzerine düşmana tekrar taarruza karar verdim.»
«13/14 Nisan gecesini Kocadere köyünde geçirmiştim. Kat’î kararımı fecre yakın bir zamanda verdim. O zamanda ki düşman Kabatepe istikametinden Kocadere köyünü donanmasiyle ateş altına almıştı. İşte icap eden taarruz emri bu ateş altında yazılmıştır. Bu emir, emiratlıları ile cüzütam kumandanlarına gönderildi. Sonra ben de bizzat Kemalyeri’ne gittim.»
«Saat yedi ile sekiz arasında sol cenah ve cephede taarruza başlandı. Bundan sonra idi, sağ cenahta da kıtalarımızın taarruz hareketlerini görüyordum. Taarruz bütün cephe üzerinde muvaffakiyetle devanı ediyordu. Düşman Kanlısııt’ta firar suretinde ricate başlamıştı. Kırmızısırt’ta da ricate başladı. Saat 10 dan sonra sağ cenahımız da düşmanı tazyike başladı, ricate mecbur etti. Ve takibe koyuldu. Zeval sıralarında idi ki düşmanın Kanlısırt’ta ricat
21
eden akşamından baki kalmış olanlar Kırmızısırt’ta da en son ricat ettikleri avcı hendekleri mevziinde tüfenklerini bırakarak hemen heyeti kâmilesiyle siperlerinin önüne çıkmış, şapka, beyaz mendil, bayrak sallayarak teslim olmak istiyorlardı! Bütün bu manzaraları Kemalyeri’nden ben ve tekmil maiyetini dürbünsüz olarak seyrediyorduk.»
«Bu aralık gerek fırka erkânı harbi İzzettin Bey’den aldığım raporlardan, gerekse bizzat müşahedelerimden anlıyordum ki düşmanın Arıburnu şarkındaki sırtlarda hiç bir faaliyeti kalmamıştır. Sağ cenahımız karşısında düşman efradı sahile iltica etmiştir.»
«Yalnız ricat noktasına uzak kalan düşmanlar Kanlısırt’la Kırmızısırt’taki vaziyetlerinden dolayı, Merkeztepe’de kalmış olan aksamı da sağ cenahımızın Kömürkapıderesi ve Bombasırtları’na kadar ilerliyerek bilhassa Yükseksırt’ta aldıkları hâkim vaziyetten dolayı çekilmiyorlar, ister istemez sebat gösteriyorlardı.»
«Düşmanın asıl sebatı Yükseksırt’ın garbında ve Hâintepe’de görülüyordu. En nihayet gece hulûl edince, kıtaatın fevkalâde yorgun olduğu da anlaşılınca kazanılan muvaffakiyetle iktifa olundu. Muharebe tevkif edildi, tutulan, kazanılan hatlarda tahkimat icra etmeleri emri verildi.»
«15 Nisan günü görülen vaziyet şu:
«Düşman sağ cenahımız karşısında Yükseksırt’ın sahile müteveccih kısmında Kömürkapıderesi içinde yamaçlara tutunmuş bir halde; buna mukabil bizim kıt’alarımız Cesarettepe’deki düşman hattı balâsında; bunun karşısındaki kıt’alarımız da Edirnesırtı’nda Kırmızısırt’ta ve Kanlısırt’ta imiş. Hattı balâ tekrar tekrar düşman tarafından işgal edilmiş ve buna mukabil kıt’alarımız mezkûr hattı balânın şarkında ve karşısında mevki tutmuş. Düşman
22
gündüz de ihraca devanı ediyormuş. Karaya çıkartılan düşman kuvvetleri ileriye sevkedilerek ön hatlar takviye ediliyor, hatlar takviye edildikçe de umumî vaziyetini tashih edebilmek için cephenin bazı noktalarında faaliyette bulunuyormuş Bu faaliyetler sırasında, Kanlısırt cihetinden düşman sol cenahımızı sabahtanberi tazyik etmekte imiş. Bu taarruzu tevkif edilmiş. O gün düşmanın dokuz nakliye gemisinden karaya dökülen askerlerinden başka sekiz nakliye gemisi daha ufuktan kıyılara doğru yaklaşıp büyümekte olduğu görülüyormuş. Bizim birinci hattımız düşmanın iki yüz, üç yüz metre karşısında bulunuyormuş. Bu suretle gittikçe tekasüf eden düşmanın karşısında beklemektense kat’î neticeyi kazanmağa kifayet edecek kadar kuvvet celbi için Mustafa Kemal Bey mafevk kumandanlara maruzatsa bulunmuş. İstediği kuvvetleri alınca cephesi genişlediğinden muhtelif kumandanlarla daimî münasebatta bulunmak zorlaşmış. Onun için cephesini muhtelif mıntaka kumandanlıklarına ayırmış.»
« 16 Nisan:
«Düşman sağ cenahımıza taarruz teşebbüsünde bulunmuşsa da durdurulmuş.»
« 17 Nisan:
Sağ cenahımızdaki siperlerimize düşman taarruz etmiş. Fakat kıt’alarımızın mukabil süngü hücumları ile geri püskürtülmüş: Fakat tamamiyle yerleşen düşmanın yeniden mühim bir hücuma kalkışacağını muhtemel gören Mustafa Kemal B ey taze kuvvetlerle düşmandan evvel düşmana vurmağı kararlaştırmış. O zaman mıntaka kumandanlarını Kemalyeri’ne nezdine celbedip, şifahî talimatta bulunmuş.»
«O gün maiyetinde bulunan erkâna karşı söylediği
23
sözlerden bâzı kısımlarını bize vermesini kumandandan rica ettim, ve şunları aldım: Zira taarruz emri vermeden evvel Mustafa Kemal Bey ruhlara hitap etmekten pek kuvvetli neticeler bekliyor. Onun için diyor ki:
«Düşmanın, altı gündenberi iki defa taarruz ederek sarstığınız ve arazinin menaatinden dolayı neticeye kadar şiddetli takip edememek yüzünden barınabilen aksamı himayesinde Çıkarmakta olduğu ve fakat şimdiye kadar mahvettiğimiz kuvvetlerinin iki fırkadan fazla olduğu anlaşılmıştır. Seddülbahir’de Kumkale, cihetinde de hal hemen aynı olmuştur.»
«Karşımızda bulunan düşmanı bire kadar hepimiz ölerek behemehal denize dökmek lâzım olduğu kanaati vicdaniyesindeyim. Vaziyetimiz düşmana nazaran zayıf değildir. Düşmanın kuvvei maneviyesi tamamen mahvolmuştur. Mütemadiyen siper yapmakla kendisine bir melce aramaktadır. Siperleri civarına bir kaç mermi düşmekle derhal kaçtığım kendi gözlerinizle gördünüz.»
*
«Düşmana büsbütün kaçırmak için daha çok teemmüle lüzum yoktur.»
«İçimizde ve kumanda ettiğimiz askerlerde Balkan hacaletinin ikinci bir safhasını görmektense burada ölmeği tercih etmiyenlerin bulunacağını kat'iyyen kabul etmem. Şayet böyleleri olduğunu hissederseniz derhal onları kendi ellerimizle kurşuna dizelim.»
«Şimdiye kadar ihraz ettiğimiz muvaffakiyeti tamamlamak için emrime verilen taze kuvvetler hattı harbe vasıl olmaktadır.»
«Ve ruhları bu hitapla dolan kumandanlara, edecekleri taarruz hakkında lâzımgelen emirleri veriyor, teribatı-
24
nı da kolordu kumandanlığına arzediyor. Kararı oraca da tasvip görüyor.»
«Bunun üzerine 18 Nisan taarruzu vukubuluyor ki onun neticesinde husule gelen vaziyet, Paşaya nazaran o günden sonraki hareketlerin hiç birisiyle kabili tebeddül olmıyan vaziyettir.»
«Şöyle ki: «Saat beş evvelden itibaren bir taraftan topçularımızın ateş açması ile, diğer taraftan müteakiben yeni gelmiş olan 14 üncü alayın Boyun ve Merkeztepe’ye doğru ilerlemeğe koyulmasiyle bütün cephe üzerinde topçu ve piyade muharebesi başlamış oluyor. Düşmanın karada yalnız bataryası varmış. Kıt'alarımızla düşman hatları arasında mesafe pek az olduğu için düşman bataryaları piyademiz üzerine hiç bir tesir yapamıyorlarmış.»
«Yalnız düşmanın harp gemileri, bilhassa Kabatepe cihetinden muharebe hatlarımızın gerilerini şiddetli ve devamlı ateşler altında bulundurmaktan bir an hâli kalmıyormuş.»
«Paşadan kendisinin bu muharebeyi nereden idare ettiğini sordum:
«— Ben bu muharebeyi Kemalyeri’nden idare ediyorum dedi.
«Çünkü o yerden bütün düşman mevzilerini, sağ cenahtaki bazı kısımlar müstesna olmak üzere, bütün düşman mevzilerini, sonra da hemen bütün kıt’alarımızın hareketlerini göz altında bulundurabilmesi mümkünmüş.»
«Paşa dedi ki: Düşmanın şiddetli piyade ve mitralyöz ateşleri karşısında 14 üncü alayın taarruzu betaetle ilerlemekte idi. Yalnız cebelden ibaret olan topçumuz düşman siperleri üzerine endaht ederek piyademizin ilerlemesini himaye hususunda pek ziyade, amma fevkalâde ziyade çalışmakta idi. Sol cenah kuvvetlerimizin taarruzları da görül-
25
meğe başladı. Saat 6.45 evvelde 14'üncü alayın gerisinde bulundurulan 125 inci alayın kısmı küllisi Merkeztepe istikametinde 14'üncü alaya takrip edilmişti. Sol cenah kuvvetlerimizin daha ciddî taarruz etmesini, sağ cenah kuvvetlerimizin de taarruzla 14'üncü alaya muavenette bulunmasını emrettim. Fakat saat 10.30 evvele kadar devam eden safhada düşmana pek müessir olmamakta bulunduğumuzu görüyordum.»
«Bunun üzerine tertibatta bir çok teferruata müdaheleye lüzum görmüş. Bu baptaki emirlerinin kumandanlara vusulüne kadar, geriden sevkolunan takviye kıtalarının muharebe cephesine muvasalatına kadar geçen zaman zar fında taarruzlarımızda bir durgunluk peyda olmuş, kumandanlardan bazıları taarruzun tevkifini, yahut hiç olmazsa geceye talikini rica etmekte imişler. Halbuki Mustafa Kemal Bey düşmanın hakikaten büyük bir tazyik karşısında bulunduğunu bildiği için mutlaka taarruza karar veriyor.»
«—Bu tazyikin mevcut olduğunu ne suretle takdir edebiliyordunuz efendim?»
«— Bir defa bulunduğum yer pek müsaitti. Bütün vaziyeti tekmil cüzütam kumandanlarından daha iyi görebiliyordum. Sonra da muhtelif membalardan malûmat alabiliyordum. Meselâ düşman kumandanının «buraya imdat yetiştiriniz» tarzındaki bir telsiz telgrafını mevkii müstahkemde bulunan telsiz telgrafımız kapmış. Bunu bana bildirdilerdi. Binaenaleyh başlanılan taarruza devam etmek lüzumlu idi. Düşmanın imdat kuvvetleri yetişmeden evvel taarrumuzu kat’î bir neticeye iktiran ettirmek lüzumu aşikârdı. Sonra düşmanı bir an evvel sahillerimizden atmak gayet vatanî bir vazife idi.»
«Maksadımı cüzütam kumandanlarına bildirdim. Bu
26
maksadın tatbiki için askerlerimizin süngüsünden başka güvenilecek hiçbir çare yoktu. Elimde bulunan kuvvetler ileriye yaklaşmış bir halde idi. Bir hücum savletiyle düşman mevzilerine girmeleri için borazanlarla, trampetlerle geriden şiddetli bir hücum eniri verdirdim. Saat 4 sonra idi. Umum cephede ileri hareketi canlandı. Bilhassa merkez gurubu savletle ilerlemeğe başladı. Doğrusu bütün kıt’alarımız şayanı takdir bir surette ilerliyordu.»
«... Birçok efrat bazı yerlerde düşman siperlerine kadar girmeğe muvaffak oldu. Fakat asıl keşif avcı hatlarımız düşman siperlerinin yirmi — otuz, hattâ sekiz — on metrosunda durdu.»
«Bizim askerlikçe- bu mesafede hâlâ muharebenin bitmemiş olması şayanı istiğraptır. Çünkü eski nazariyata göre bu mesafenin pek çok fevkindeki bir mesafede muharebe neticesi taayyün etmiş olmak lâzımgelir. Halbuki düşmanın sebat ve İsrarı, kahraman askerlerimizin ölümden yılmaması böyle burun buruna gelindikten sonra da daha aylarca müddet pek kanlı muharebe safhaları görmek imkânını muhafaza etmiş oluyor.»
«Bu muharebe böyle saat dörtte burun buruna gelmekle taarruz durdu. Fakat muharebe olanca şiddetile devam ediyordu. Ben kemali ciddiyet ve şiddetle taarruz edilmek, bu taarruz ihtiyat ve istinat kuvvetleriyle iyi takip olunmak şartile neticei kafiyenin kazanılacağına kanidim ve bu kanaatimde musirdim. Bilhassa düşmana bu kadar yaklaşıldıktan sonra gecenin zulmetinden istifade edilerek düşman siperlerine atılmak pek mümkün olacaktı. Gece yarısına kadar bazı tertibatla iştigal edildi. Sonra bir gece hücumu yapılmasını emrettim. Fakat sabaha kadar
27
cereyan eden ahvale, hâsıl olan vaziyete nazaran düşman mevzii asliyesine girilemediği anlaşıldı.»
Yirmi dört saatten beri devam eden muharebe askerin pek ziyade yorgunluğunu mucip olmuştu. Onun için verdiğim bir emirle taarruzu kestim. Fakat kazanılmış olan hattı tahkim etmekten, orada mıhlanıp kalmaktan başka vatanı kurtaracak çare yoktu. Binaenaleyh lâzımgelen emri verdim.»
«Kıymetli bir harp tarihi vesikası olmak üzere Paşadan bu emrin son sözlerini aldım. Diyor ki:
«Benimle beraber burada muharebe eden bilcümle askerler kat’iyyen bilmelidir ki uhdemize tevdi edilen namus vazifesini tamamen ifa etmek için bir adım geri gitmek yoktur. Hâbü istirahat aramanın bu istirahatten yalnız bizim değil, bütün milletimizin ebediyyen mahrum kalmasına sebebiyet verebileceğini cümlenize hatırlatırım. Bütün arkadaşlarımın hemfikir olduklarına ve düşmanı tamamen denize dökmedikçe yorgunluk âsârı göstermiyeceklerine şüphe yoktur.»
«Mustafa Kemal Paşa’nın umum Arıburnu kuvvetlerine şâmil olan kumandanlığı 4 Mayıs 1331 gününe kadar devam etmiş, bu müddet zarfında cereyan eden vak’alar içinde öyle mevziî mütekabil taarruzlardan başka hiç büyük muharebe yok. Fakat cidden kahramanlık sahneleri var. Meselâ bakınız Paşa ne anlattı:»
«— Biz ferdî kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz. Yalnız size Bombasırtı vak’asını anlatmadan geçemiyeceğim. Mütekabil siperler arasında mesafeniz sekiz metro, yani ölüm muhakkak, muhakkak... Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor, ikincidekiler, onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şayanı gıpta
28
bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz! Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kur’anı Kerim, cennete girmeğe hazırlanıyorlar. Bilmiyenler kelimei şehadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.»
Uluğ Iğdemir
Türk Tarih Kurumu Başsekreteri
MUSTAFA KEMAL
ANAFARTALAR MUHAREBATINA AİT TARİHÇE
31
METHAL
Anafartalar hâdisatı Arıburnu cephesindeki muharebat ile alâkadardır. Bu sebeple, Anafartalar mıntakasının cenubunda ve Arıburnu muharebe cephesinin sağ cenahında bulunan 19 uncu fırka’nın (doğrudan doğruya Anafartalar muharebatiyle münasebettar) bazı tedabir ve tertibatından bahsedeceğim. Mezkûr fırkanın kumandanlığı 26/27 Temmuz 1331 (1) gecesine kadar uhdemde idi.
Bahsedeceğim hususat 19 uncu fırka ve Arıburnu kuvvetleri kumandanı sıfatiyle Arıburnu cephesinde cereyan eden muharebata dair yazdığım ve Harbiye Nezareti’ ne takdim eylediğim raporda da tafsil edilmiştir.
20 Mayıs 1331 (2) günü 19 uncu fırkanın cephesi tevsi edilmiş idi. Bunun sebebi fırkanın sol cenahında bulu nan beşinci fırka Arıburnu cephesinden geriye alınmıştı. 19 uncu fırkanın sol cenahı Gedikdere’ye kadar temdit edildi. Bundan başka Anafartalar mıntakası’na ait olan, (Sazlıdere ile Anafartalar Azmağı arasındaki) mıntaka dahi 19 uncu fırkanın tahtı emrine verildi. Bu münasebetle mezkûr mıntakada bulunan 45 inci alayın 3 üncü taburu ile bir süvari bölüğü de fırkanın emrine geçti.
21 Mayıs günü yeni cepheye nazaran 19 uncu fırkaca alınan tertibatta, beşinci fırkanın cephesini 57 nci alaya
-
(1) — 8/9 Ağustos 1915
-
(2) — 2 Haziran 1915
32
teslim ettirdim. Ağıldere mıntakası’nda da 45 inci alayın üçüncü taburuna ve süvari bölüğüne aldırdığım tertibat şu idi: Azmak’la Ağıldere arasındaki sahayı süvari bölüğü tarassut ve temin edecek, ve Ağıldere ile Sazlıdere arasındaki kısmı da piyade taburu temin edecekti.
Taburun işgal ettiği mıntakada, bir bölükle Halit ve Rızatepesi, Mahmuztepe’ye karşı tutulmuş, buna istinat olmak üzere de bir bölük Çatlakderesi’nde yerleştirilmiş, taburun diğer iki bölüğü de Yaylatepe şimalinde ikame edilmişti.
Tabur efradı, bu tabura verilen, (bidayette 11'inci fırka ve müteakiben Edirne kale) istihkâm bölüğü tarafından Halit ve Rıza tepesi’nde, Pilav ve Yayla tepelerde muntazam nıkatı istinadiye vücude getirildi. Şahinsırt, Damakçılık bayın cihetlerinde de icap eden tahkimat yapıldı.
Alınan yeni tertibata göre ve bilhassa Ağıldere mıntakası’nın tahtı emir ve mesuliyetime verilmiş olması hasebiyle 22 mayıs günü 19 uncu fırka karargâhını Düztepe'ye naklettim.
-
§ İşbu tevsii cephe ve bu tevsii cephenin istilzam ettiği yeni tertibat neticesinde hasıl olan şekle göre fırka mıntakası, emir ve kumanda ve tâbiye noktai nazarından iki mühim parçaya ayrılmış bulunuyordu. Bu kısımlardan biri, Arıburnu mıntakası’ndaki faal cephe olup, fırka, kuvayı külliyesiyle mezkûr cepheye merbut bulunuyordu. Diğeri, Ağıldere kısmı idi. Halen burada mühim düşman kuvvetleri yoktu. Fakat bu kısımda düşman Mahmuztepe’ye yerleşmiş bulunuyordu. Binaenaleyh mezkûr kısım gerek Arıburnu’ndan geceleyin mesturen gelmesi ve gerek doğ-
-
33
nidan doğruya sahile çıkması daima mümkün olan düşman kuvvetlerinin tahtı tesir ve tehdidinde bulunmakta idi.
Bu mıntaka haddi zatında arızalı görülüyordu. Fakat 17 ve 18 Mayıs günleri cereyan eden Ağıldere muharebesi, burasının muharebe ve harekete mani teşkil edemediğini gösterdi. Bu mıntaka bilhassa Conkbayırı’na temas etmek dolayısiyle Arıburnu cephesi için bir kıymeti mahsusayı haizdi. Anafartalar rnıntakası kumandanı tarafından başlanan bu Ağıldere muharebesinin idare ve intacı bana tevdi edildi.
İşte bu sebeplere binaen Arıburnu faal cephesinde vuku bulabilecek mühim ve vâsi bir hareketin Ağılderesi’ne de intikali pek ziyade muhtemel idi. Buna nazaran her iki kısmın, yani Arıburnu ve Anafartalar kısımlarının başında ayrı ayrı şayanı itimat kumandan bulundurmak lüzumuna kani idim.
Bu münasebetle, 19 mayıs 1331 (1) günü 180 rakımlı tepe civarında karargâhıma gelen ordu erkânıharbiye reisine, Şimal Gurubu cephesinin emir ve kumanda noktai nazarından inkısamına dair dermeyan eylediğim mütaleatı serdedeceğim:
Benim tetkikatıma göre, Kumtepe’den Anafartalar’a kadar olan sahada:
Evvel emirde, düşmanın karadaki kuvvetleriyle hali temas ve faaliyette olan Arıburnu kuvvetleri, karargâhı Kemalyeri’nde bulunacak müstakil ve mesul bir kumandanın tahtı emrinde bulunmak,
Saniyen; düşmanın, yeni kuvvetler ihracı mümkün ve buna müsait olan Kabatepe mıntakası ile,
Salisen; kezalik düşmanın yeni kuvvetler ihracı pek
(1) — 1 Haziran 1915
34
muhtemel ve mümkün olan Ağıldere ve Anafartalar mıntakasını emin ve müstakil birer kumanda heyetinin uhdei mesuliyetine tevdi etmek:
Bu üç mühim mıntakanın heyeti umumiyesi bir gurub vücude getirir ki, bunun da başına (Karargâhı Bigalı veyahut Maltepe’de bulunacak) Şimal Gurubu kumandanı geçmek lâzımdı. Bence umum Şimal Gurubu cephesinin en emin ve en salim bir tarzda idaresi, ancak izah ettiğim veçhile olabilirdi. Başka türlü bir şekil ve irtibat gevşek olurdu ve mahzurdan sâlim kalamazdı.
Orda erkânıharbiyesi reisi, bu mütaleatımı muvafık bulduğuna ve ordu kumandanına da arzederek emir ve kumandanın bu şekilde tesbit edileceğini söylemişti. Fakat buna rağmen maatteessüf tasvip ve ittihaz edilen şekil ve vaziyet serdeylediğim mütaleata mugayir olmuş ve izah etmeğe çalıştığım ruhî meseleyi ihatadan uzak kalmıştı.
Ordunun, kabul ve tatbikini emreylediği vaziyet, 20 Mayıs gününe ait icraat sırasında beyan ettiğim veçhile bir piyade taburiyle bir süvari bölüğüne malik olan Ağıldere mıntakası’nı 19 uncu fırka mıntakası’na ilâve etmekten ibaret olmuştur.
Diğer taraftan ordu erkânıharbiye reisi telefonla verdiği bazı malûmat ve izahata göre; Şimal Gurubu Kumandanlığı vasıtasiyle tatbiki emrolunan işbu yeni vaziyetin şimdilik hüsnü telâkki edilmesini ve tertibatın benim serdeylediğim mütaleata göre ıslah ve ikmal edileceğini ve her halde Anafartalar mıntakasına lüzumu kadar kuvvet dahi tahsis olunacağını bildirdi. Bunun üzerine mümkün mertebe intizar etmeği münasip gördüm. Lâkin
35
günler geçmekte ve vaziyetin nezaketi beni tazip etmekte idi.
§ Sazlıdere ile Anafarta azmağı arasındaki Ağıldere mıntakasının da tahtı emir ve mesuliyetime verilmesi fırka karargâhının 180 rakımlı tepeden Düztepe’ye naklini istilzam eylemişti.
Düztepe, bir fırka karargâhına nazaran, fırkanın Arıburnu cephesinden, uzak bir mevki addedilemezdi. Fakat Arıburnu cephesinde vukua gelecek mühim bir hal ve harekette muharebe meydanını görmek ve muharebeyi idare etmek noktainazarından gayri muvafık idi. Filhakika Düztepe’de yapılacak bir tarassut mahallinden fırka cephesini görmek mümkün olmuyordu. Halbuki fırkanın Arıburnu cephesinde, düşmanın vaziyeti daima mühim ve faaliyeti mütemadi idi.
Mezkûr cephede düşman 22/23 Mayıs gecesi bâzı siperlerimize girmeğe muvaffak olmuştu. Mukabil hareketleri tanzim ve idare etmek için yine bizzat fırka cephesine gitmek zarureti hasıl oldu. Siperler istirdat olunduktan sonra tekrar yeni Karargâha döndüm. Bir kaç gün sonra düşmanın hücumları tekerrür etti.
Bu şerait dahilinde Ağıldere mıntakasına da emir ve kumanda etmek bittabi müstahil değildi. Fakat, beni, fırkanın Arıburnu cephesinde bağlı bulundurabilecek mühim bir düşman hareketi vukua gelirse Ağıldere mıntakasında, aynı zamanda vukubulacak hâdisatı, doğrudan doğruya, bizzat, emniyetle takip ve idare etmekliğim mümkün olamazdı. Mezkûr mıntakanın mukadderatını herhangi bir kıta kumandanına terketmekle de müsterih olamıyordum. Çünkü Conkbayırı’nı ihtiva eden bu mıntakayı herhalde bütün ta’biye icabatını müdrik ve tatbike
36
muktedir, nufuzu nazarı askerî ve karar sahibi bir kumandanın uhdei mesuliyet ve ihtimamında bulundurmak lüzumu kat’îsine kanidim. Bundan başka bu mıntakanın teminine tahsis edilen kuvveti de hiç bir vakit kâfi bulamıyordum.
Arıburnu ve Seddülbahir mıntakalarına vuku bulan ilk ihraç hareketinden sonra düşmanın, maksadı aslisini, istihsal için yeni harekâtını düşündüğüm zaman bana kanaat gelmişti ki, hasmın yeni teşebbüsatı ancak Arıburnu cephesini şimale doğru temdit etmek suretiyle Kocaçimen silsilesine hâkim olmak gayesine mâtuf bulunacaktır. Anadolu cihetinden veya Bolayır taraflarından hiç bir harekete intizar etmiyordum. Buna dair mütaleatım Arıburnu muharebatı hakkındaki raporumda münderiçtir. Bu fikir ve telâkkimi 19 uncu fırkanın alay kumandanla rina da, erkânıharbiyeme de bildirmiştim. Hattâ muharebesiz geçen bazı sükûnetli gecelerde, bu noktai nazardan harita üzerinde, alay kumandanlariyle kısa harp oyunları da yapardım. Binaenaleyh bu derece büyük bir ehemmiyet atfettiğim, mevzuubahs mıntakayı bir piyade taburu ve bir süvari bölüğü gibi zayıf bir kuvvetle tahtı mesuliyetimde emin göstermeği muvafık bulmuyordum. Ordu erkânıharbiye riyasetinin şifahî mevaidinin yapılmamakta olduğunu da gördüğüm için Şimal Gurubu Kumandanlığına mütaleatımı dermeyan ederek Sazlıdere — Azmak mıntakasının fırkadan fekki irtibatını rica ettim.
Bu baptaki iş’aratıma müşarünileyhin verdiği cevap / aynen şudur:
«C 26 - 3 - 331 tarih ve 1914 numaralı tahrirata:
Azmak munsabına kadar sahil kısmının setr ve tarassudu vazifesinin de on dokuzuncu fırkaya itası ordu
37
kumandanlığının iş’arı üzerine olmuştur. Fırkanın bu işle de iştigalinde beyan edilen müşkilât nazarı dikkate alındı. Ordu kumandanlığının rey ve muvafakati istihsal olunursa mezkûr mıntaka sizden tefrik olunacaktır. Şimdilik kemakân vazifeye devam olunması lâzımdır. Sazlıdere’deki tabura kumanda etmek asıl cephedeki düşmana karşı faal bulunmağa mani teşkil etmiyeceğini zannederim.»
Şimal Gurubu Kumandanı
ESAT
Bu emre nazaran, Şimal Gurubu kumandanlığınca, mevzuubahis mıntakaya benim atfettiğim ehemmiyet derecesi takdir edilmemekte olduğuna zahip oldum. Çünkü Sazlıdere cihetinin fekki irtibatı meselesinde mezkûr mıntakaya memur olan 45 inci alayın 3 üncü taburuna kumanda etmek veya edememek ciheti bittabi şayanı ehemmiyet değildi. 23 gün Arıburnu umum cephesinde ve en mühim safahat içinde bir kolordudan fazla bir kuvvet muvaffakiyetle kumanda ve idare edildikten sonra başında bir kumandanı bulunan ve kumandası mumaileyhe ait olan bir taburun kumandası gayet basit bir mesele idi. Esas maksat yalnız bir tabura kumanda etmek olunca bunda hiç bir müşkül ve mahzur olmıyacağı tabiî idi. Herhalde gurup kumandanı ile aramızda nazar ve telâkkice ihtilâflar büyük idi. Bu sebeple, mezkûr Ağıldere mıntakasına atfettiğim ehemmiyeti tekrar ve teyit etmeğe lüzum gördüm ve Şimal Gurubu erkânıharbiye riyasetinin şu suretle nazarı dikkatini celbettim:
Düztepe’den
27 - 3 - 331
Şimal Gurubu Erkânıharbiye Riyasetine
Olbaptaki maruzatıma cevaben Kumandan Paşa
38
Hazretlerinin 27 - 3 - 331 tarih ve 1179 numaralı emirnamelerinde on dokuzuncu fırkanın Azmak munsabına kadar olan sahil kısmının setir ve tarassudu vazifesiyle de iştigalinde arzedilen müşkilâtın nazarı dikkate alındığı beyan buyrulmakla beraber emirnamenin nihayetinde «Sazlıdere’deki tabura kumanda etmek asıl cephedeki düşmana karşı faal bulunmağa mani teşkil etmiyeceğini zannederim» buyuruyorlar. Vakıa mesele bir tabura kumanda etmek derecesinde basit olsa bunun hiç bir mahzuru olmayacağı tabiîdir.
Sazlıdere ile Azmak arasındaki mıntakanın bendenizce görülen ehemmiyeti ve buna nazaran sureti setr ve temini hakkında 26 - 3 - 331 tarih ve 1914 numaralı tahrirata tamamen arz ve izahı maksat edememiş olduğuma hükmederek tekrar ederim, ki düşman ilk malik olacağı fazla kuvvetlerini buraya çıkaracak ve Kocaçimen silsilesini tutmağa teşebbüs edecektir!
Bu itikatta bulunulduktan sonra bir tabura kumanda etmekle burasının tahtı teminde bulundurulduğuna iman etmek ve yalnız on dokuzuncu fırka cephesindeki faaliyete hasrı iştigal eylemek bilmem ne dereceye kadar mümkün olabilir. Bu sebeple şeraiti hâzıra dahilinde Sazlıdere (dahil) olmak üzere Azmak’a kadar olan mıntakanın temini mesuliyetini kabul etmekte mazur olduğumu ve buna nazaran iktizasının ifasına lütfen müsaade buyurmalarım Kumandan Paşa Hazretleri’nden istirham eylemenizi hassaten rica ederim.
F. 19 Kumandanı
Miralay
M. KEMAL
39
Bunun üzerine mezkûr mıntaka 19 uncu fırkadan alındı ve «Ağıldere mıntakası» namiyle doğrudan doğruya kolorduya ilhak edildi. Bu yeni tertibe nazaran Ağıldere mıntakası’ndaki tabura kumanda etmek vazifesi 19 uncu fırka kumandanından kolordu kumandanına intikal eylemiş oluyordu.
Bu yarım ve nâ kâfi tedbirin, Almanya’dan vüruduna intizar edilen bir Alman kumandanının muvasalatına kadar muvakkat olduğu beş—on gün sonra taayyün etti.
19 UNCU FIRKA MINTAKASI İLE ANAFARTALAR MINTAKASI HUDUDU HAKKINDA MÜNAKAŞAT
Âtide, aynen dercettiğim emir muhteviyatına nazaran, Arıburnu mıntakası’nın şimalindeki sahaya affolunan ehemmiyetin mezkûr mıntakaya Almanya ordusunda süvari binbaşısı olan Vilmer’in ordumuzda kaymakam olmak üzere kumandanlığa celbini istilzam eylediği anlaşılıyordu.
Bahsettiğim emir sudur: 5-4-331
On dokuzuncu Fırka Kumandanlığına
Anafartalar mıntakası Ece limanı’ndan Sazlıdere ve Şahinsırt’a kadar temdit ve kumandanlığına kaymakam Vilmer ve erkânıharbiyesine binbaşı Haydar Beyler tayin edilmiştir. Sizinle irtibatta bulunacak ve bir kısım topçusiyle Arıburnu’ndan münasip hedefleri ateş altında bulunduracağı gibi siz de iş’arı sabık veçhile mezkûr mıntaka ile irtibatı muhafaza ve ledelhace topçunuzla onlara muavenet edeceksiniz.
Sazlıdere’deki istihkâm bölüğünü celbedebilirsiniz.
Şimal Gurubu Kumandanı
ESAT
40
Bu emirde iki mıntaka hududu sarih ve kat’î olarak irae edilmemektedir. Halbuki mezkûr hududu teşkil eden Sazlıdere’ye tarafımdan atfedilen ehemmiyet o kadar azîm idi ki, mezkûr derenin sahibi katisinin müphem bırakılmasına sükûtü gayri caiz gördüm. Bu ciheti münasip surette hatırlatmak maksadiyle berveçhi âti müracaatta bulundum;
Düztepe’den
5-4-331
Şimal Gurubu Kumandanlığına
Anafartalar mıntakasının cenup hududunun Sazlıdere (dahil) olarak temdit buyrulmuş olduğu fırkaca malûm ise de Anafartalar mıntakası kumandanlığına yeni tayin edilen Kaymakam Vilmer Bey tarafından malûm olup olmadığı bilinemediğinden mezkûr mıntaka ile aramızda bir gûna sui tefehhüme mahal bırakılmamak ve ana göre tedabiri irtibat ittihaz olunabilmek üzere keyfiyetin tasrihen emir buyrulması müsterhamdır.
On dokuzuncu Fırka Kumandanı
Miralay
M. KEMAL
Lüzumı istimalini ima etmek istediğim «dahil» tabiri nizamisinin medlûlünün ve burada vücubı istimalinin gurubca haizi ehemmiyet görülmemekte olduğu âtideki cevaptan müsteban oldu:
5-4-331
On dokuzuncu Fırka Kumandanlığına
İki mıntaka arasında hudut evvelce Sazlıdere olarak gösterilmiş ve fırkanızdan bir irtibat postasının Sazlıdere şimalindeki Şahinsırt'ta bulundurulması bildirilmiş idi. Bu gibi küçük dereler bir tarafa dahil veyahut hariç ola-
41
maz. Dere cenup maileleri on dokuzuncu fırkanın, şimal maileleri Anafarta mıntakası’nındır. Sazlıdere’nin memba cihetleri doğrudan doğruya sizin tahtı işgalinizdeki mıntaka dahilindedir. Munsap ciheti ise düşmanın elindedir. Bu dere her iki mıntakanın hattı fâsılıdır ve derenin yatağı istikametini her iki taraf tarassut eder. Yekdiğeriyle irtibat hasıl ederler. Eğer Sazlıdere’ye dahil demekle başka bir mâna murat olunuyorsa izahı matluptur.
Şimal Gurubu Kumandanı
ESAT
Şimal Gurubu Kumandanlığına Sazlıdere ve bunun şark ve şimalindeki mıntakaya atfolunması lâzımgelen ehemmiyet ve bu hususta ittihazı icabeden tedabire sarfı elzem olan dikkat ve işin takdiri için ihtiyaç görülen vukuf ve nüfuz derecesini anlatamamaktan mütehassıl teessürat içinde âtideki tahriratı yazdım:
Düztepe’den 5-4-331
Şimal Gurubu Kumandanlığıma
5-4-331 tarihli emirnameleri arizai cevabiyesidir: Sazlıderesi düşman cihetinde bulunan 500 metrelik munsap kısmı hariç olduğu halde menbaı Conkbayırı’ndan başlayan takriben iki kilometre imtidadında bir deredir.
Conkbayırı — Şahinsırtı — Keskintepe ve bunun garbındaki tepecik mezkûr derenin payelerini teşkil eder. Ve ahiren Ağıldere mıntakası namı verilmiş olan mıntaka ile tabiyece münasebettardır.
Suyatağı, 161, Düztepe, Kabaksırt, Sazlıdere’nin cenubundan başlayan mailedir. Ve on dokuzuncu fırka kuvvetlerini ihtiva eden mıntaka ile alâkadardır.
Düşman Sazlıdere içinden yürüteceği bir baskın ko-
42
liyle (bizim bu gece düşman mevziine karşı yürüttüğümüz baskın kolu gibi) Keskintepe’ye Şahinsırt'a ve onun daha şarkındaki Conkbayırı’na gece hücum teşebbüsünde bulunabilir. Veyahut on dokuzuncu fırka bütün kuvvetiyle Arıburnu cephesinde ciddi bir surette meşgul olduğu her hangi bir sırada düşman Sazlıdere istikameti asliyesinden Conkbayırı’na mühim bir harekete kıyam edebilir.
Düşmanın böyle bir hareketi Conkbayırı, Ağıl ve Pilavtepe şimalinde bulunacak olan yakın ihtiyatlarla karşılanmak iktiza eder. Düşmanın böyle bir hareketine maruz kalacak olan Şahinsırt ve garbindeki tarassut ve irtibat küçük müfrezeleri Düztepe cenubundaki derelerde bulunan on dokuzuncu fırka ihtiyatlarının muavenetine mazhar olamaz. Bu ihtiyatlar ancak Kabaksırt ve Düztepe’ye Çataltepe istikametinden tevcih edilecek düşman teşebbüsatını men’e muktedirdir. Ve buna nazaran on dokuzuncu fırka Sazlıderesi’nin cenubunu tamamen tahtı emniyette bulundurduğu halde Sazlıderesi’ni tahtı emniyette bulundurmuş olmuyor. Olbaptaki emri devletinize ittibaen Şahinsırt’ta bulundurmakta olduğu bir irtibat postasının vakıa irtibat vazifesini ifa edeceğine şüphe yok ise de, bu postanın Sazlıdere’yi ve Şahinsırtı’nı tahtı emniyette bulundurmuş olacağını kabul etmek muvafıkı ihtiyat olamaz.
Binaenaleyh Sazlıderesi’ni mevhum bir hattı fasıl gibi telâkki etmeyip, dahilinden küçük ve fakat cesur keşşaflardan itibaren esaslı bir maksadın istihsali için gece karanlıktan bilistifade ilerleyebilecek bir hücum kolunun hareketine müsait bir dere olarak nazarı dikkate almağı ve bunu ehemmiyetle mes’ul olacağı sarahatiyle bir kumandanın uhdesine tevdi etmeği lâzım addederim. Bu
43
derenin teminini deruhte edecek kumandandır ki Conkbayırı, Ağıl ve Çatlakdere membaında kâfi ihtiyat kuvvetleri bulunduracaktır. Mezkûr derenin sâhibi taayyün etmezse arzettiğim noktalarda ihtiyat kuvveti bulundurmak lüzumu dahi taayyün edemez. «Anafartalar mıntakası Ece limanından Sazlıdere ve Şahinsırt’a kadar temdit edilmiştir.» ifadesinden Sazlıdere’yi, -bendenizin telâkki ettiğim surette- tahtı emniyette, hangi mıntaka kumandanının bulunduracağı anlaşılamaz. Sazlıdere’ye dahil demekle bendenizin murat ettiğim mâna, mezkûr derenin arzettiğim nıkatı nazardan temini için iktiza eden bilcümle tertibât ve tedabirin kimin tarafından ahzedileceğinin anlaşılmış olabileceğidir. Ve bu noktayı mükerreren arza cür’etyap oluşumun esbabı berveçhi âtidir;
-
1 — Muhtelif kumanda altında bulunan kıtaatın setir ve temine ve müdafaa ve muhafazaya memur oldukları mıntakaların hudutları tayin edilirken o hudutları pek büyük dikkat ve sarahatle tefrik ve tahdit etmek ve hiç bir vakit iki hükümet hududu gibi bitaraf bir hat telâkki etmeyip behemehal mıntakalardan birisine ithal etmek elzem olduğuna ilmen ve tecrübeten kani bulunuyorum.
-
2 — Anafartalar mıntakasiyle fırka mıntakası ilk defa tefrik olunurken dahi mebhus Sazlıdere’nin hangi mıntakaya dahil veya hariç olduğu tasrih edilmemiş olduğundan idi ki düşman suhuletle Mahmuzsırt, ve Çataltepe’yi işgal etmiş ve maattessüf derecei mevcudiyetinden bir çok zamanlar haberdar bile olunamamıştı, Sazlıdere’nin temini için elyevm ittihaz edilmiş bulunan tertibata nazaran Anafartalar mıntakasiyle on dokuzuncu fırka mıntakasının hattı fâsılı Sazlıderesi değildir, Göksu
-
44
ve bunun Pilavtepe cenubundan geçen şubesidir. Bunu tasrihen ifade etmek lâzımgelirse on dokuzuncu fırka mıntakasının sağ cenahı Şahinsırt'ı — Keskintepe hattı bâlâsı (dahi!) demek lâzımdır. Maksut, matlup bu ise Şahinsırt’ta bir irtibat postası bulundurmakla iktifa edilemez. Bu hattı bâlânın şamil olduğu sırtı ve istikameti umumiyesini doğrudan doğruya Conkbayırı ve Ağıl'da bulundurulacak bir kuvvetle temin etmek lâzımdır. Halbuki bendenizce on dokuzuncu fırkanın mevcut kuvayı ihtiyatiyesinden oraya kuvvet tefrik ve izamı caiz değildir. Telâkkiyât ve mütâleatı âcizaneme nazaran iktizayı hâlin emir ve ifası menutu reyi devletleridir.
On dokuzuncu Fırka. Kumandanı
Miralay
M. KEMAL
§ Bu lüzumundan ziyade izahatlı tahriratımla da iraei hakikate muvaffakiyet hâsıl olamadı. Fazla olarak tasavvurrâtımda isabet olmadığı kanaatine sapılmış ve beni de bu sakim gördükleri telâkkilerden vaz geçirmek üzere kolordu kumandanı erkânıharbiye reisiyle birlikte karargâhıma geldiler ve yazılarımla anlatmak istediğim hususatın bilfiil arazi üzerinde irae ve izahını talep eylediler.
Hep birlikte Düztepe’ye çıktık. Buradan Sazlıdere ve bunun şimal ve cenubundaki arazi ve daha ileride deniz sahili ve şimale doğru Suvla limanı ve oraya müntehi olan düz ova içinde Tuzla gölü ve oradan şarka doğru yükselen tepeler ve en yüksekte Kocaçimen" tepesi bir panorama gibi görülüyordu. Bütün bu saha bulunduğumuz yüksek Düztepe’den kartal bakışıyle küçük bir siai nazar içine sığdırılabiliyordu. Filhakika bütün sahil ve ona
45
müntehi olan ova kısmı tamamen hâkim nazarlarımız altında küçülmüş ve bize doğru olduğu gibi şimali — şarkiye doğru da kademe kademe yükselen manialı — arazi teferruatı gölgelere karışarak, heyeti umumiyesiyle çıkılmaz bir sathı mail halinde görülüyordu.
Bu manzara karşısında, kolordu erkânıharbiye reisi: «Bu arazide ancak çeteler yürüyebilir» dedi. Kolordu kumandanı bana tevcihi hitap ederek dedi, ki:
— Düşman nereden gelecek?
— (Elimle Arıburnu cihetini ve Suvla’ya kadar bütün sahili göstererekten) buradan! dedim.
— Peki, farzedelim, ki oralardan gelsin! nereden hareket edebilecek?.
— (Tekrar elimle Arıburnu cihetinden başlayarak Kocaçimen tepesine doğru bir nısıf daire işaret ettim) buradan hareket edecek! dedim.
Kolordu kumandanı gülerek omuzumu okşadı ve:
— Merak etme Beyefendi gelemez! dedi.
Tefhimi meramın gayrı mümkün olduğunu görünce, artık tatvili münakaşaya lüzum görmedim. Yalnız «inşallah efendim sizin takdiriniz veçhile olur» demekle iktifa ettim.
[Tasavvur ettiğim ve tasvirine çalıştığım hasım teşebbüsatı 24 Temmuzdan itibaren aynen vaki olmağa başladığı zaman, iki ay evvel maruzatımı takdir etmemek te ısrar edenlerin nasıl mütehassis olduğunu bilemem. Yalnız fikren hazırlanmamış oldukları harekâtı hasmane karşısında pek nakıs tedbirlerle vaziyeti umumiyeyi ve vatanı pek büyük tehlikeye maruz bıraktıklarına vekayi şahit oldu.] (1).
1 Parantez içine aldığım bu kısım somadan kırmızı kalemle - çizilmiştir.
-
46
-
§ 24 Temmuz 331 tarihine kadar 19 uncu fırka cephesinde mühim hâdise olmamıştır. Bu müddet zarfında Anafartalar mıntakasıyle de doğrudan doğruya alâkadar bulunuyordum.
Şimal Gurubu kumandanlığına merbut olan Anafartalar mıntakası kumandanı Vilmer Bey’in malik olduğu kuvvet ve aldığı tedabir ve tertibatın teferruatından dahi haberdar değildim.
Mücaveret itibariyle edindiğim malûmata göre:
Ağıldere mıntakası’nda beşinci fırkaya mensup 14 üncü alay vardı. Mestantepe ve Kireçtepe mıntakaları’nda bir iki jandarma taburu bulunuyordu.
*
MÜHİM HABER
Düşmanın Temmuz ayının nihayetlerine doğru, yani, efrenci Ağustos iptidalarında büyük mikyasta umumî bir taarruz hareketi yapmağa hazırlandığı haber alındı. Ordu ve kolordu kumandanlıklarınca, bu hareketin Saros körfezi veya Asya cihetinde yapılacak bir ihraç hareketiyle tevhit edileceği muhtemel görülüyordu.
Fırka cephesinde vukuu muhtemel düşman taarruzuna karşı iktiza eden tedabiri aldırdım. Kıtaat günlerce gayet müteyakkız ve muharebeye hazır bulunduruldu. Bu sayede, bilâhare, fırka cephesine tevcih edilen düşman taarruzlarının büyük telefatla akim kalması temin edildi.
ARIBURNU — ANAFARTALAR MUHAREBATI
[24 TEMMUZ 1331 — 6 AĞUSTOS 1915]
-
§ 24 Temmuz 1331 günü, düşman Arıburnu cephesine topçu ateşine başladı. Öğleden sonra ateşin şid-
-
47
deti peyderpey arttı. 19 uncu fırkanın solunda 16 ncı fırka bulunuyordu. Düşman bilhassa bu fırka cephesine ve 19 uncu fırkanın sol cenahına, bir taarruz hazırlığı ima. eder surette, obüs topçusiyle ateş ediyordu. Filhakika, müteakiben Kanlısırt’a taarruza geçti. Düşman bu teşebbüste suhuletle muvaffak oldu. Bu manzaraya, 19 uncu fırkanın tarassut mahallinden, bizzat şahit oluyordum. Fırka topçusiyle ve mümkün olan mitralyözlerle Kanlısırt’ı derhal yandan ateş altına aldırdım. Elli yedinci alaydan bir tabur göndermek suretiyle 16 ncı fırkaya müavenete şitap ettim.
Düşman 19 uncu fırkanın sol cenahındaki siperlere de müteaddit ve cesim lâğımlar attıktan sonra hücuma kalkmış ise de telefatla püskürtülmüştür.
Düşmanın .16 ncı fırka cephesinde, Kanlısırt’ı sühuletle zapta muvaffak olması sebebine bilâhare muttali oldum. Oradaki kumandanlar, düşmanın topçu ateşi icra ettiği zamanlar siperlerde, yalnız, müterassıtlar bırakıp askeri zayiattan vikaye maksadile, geriye almağı usul ittihaz etmişler. Bu gün de, düşman topçu ateşi esnasında, ilk siperler âdeta boş bulunuyordu. Düşmanın ilk hücuma kalkan, ve onu takviye için arkadan sevkolunan avcı hatlarının cepheden hemen ateşe maruz kalmaksızın ileri atıldıklarını gördüm. İki taraf siperleri arasındaki mesafe o kadar az idi, ki açıktan koşarak gelen muhacimlerin geride bulunup bir takım rahı mesturlardan gelmeğe çalışan müdafilerden evvel Kanlısırt siperlerine vasıl olacakları tabiî idi.
-
16 ncı fırka cephesinde cereyan eden bu muharebatın safahatı mezkûr fırka ve Şimal Gurubu kumandanlıklarınca malûmdur.
-
48
24/25 TEMMUZ 331 6/7 AĞUSTOS 1915 GECESİ
-
§ Fırka cephesi bütün gece şedit düşman topçu ateşi altına alındı. Anafartalar mıntakasına ait Ağıldere cihetlerinden de sürekli piyade ateşi işidiliyordu. Düşmanın işbu mıntakaya taarruza geçtiği anlaşılıyordu. Gece vakti veya fecirle beraber düşmanın 19 uncu fırka cephesine taarruza geçeceğine katiyen hüküm verdim.
Bu sebeple, bütün kıtaat müteyakkız ve kumandanlar, zabitler muharebe mevzilerinde istinat ve ihtiyatlar uyanık ve cepheye yanaşmış olarak bulunduruluyordu. Ben de maiyetimle beraber tarassut mevkiinde ve telefon başında geceyi geçirmekte idim.
Düşman gece yarısından yarım saat sonra fırkanın sol cenahına taarruza geçti. Bütün cephemize ve gerilere doğru da vesaitinin azamî derecesini istimal ediyordu. Yağlı paçavralar, tahtezzemin lâğım infilâkları, envaı bombalar, kara ve deniz topları fırkanın cephesini sarsmakta idi.
Gece yarısından sonra saat 1.10 da şu kısa emri verdim:
«Vaziyeti umumiye pek mühimdir. Kumandanlar ve zabitandan her vakitten ziyade fevkalâde intibah ve mesaii fedakârane talep ederim.»
Gece yarısından sonra saat 3.30 da da âtideki emirle kıtaatın teyakkuzunu teşdit ettim:
«Düşmanın sabahleyin cephemize bir hücuma kalkması muhtemeldir. Mesafenin yakınlığı cihetiyle âni olan hücumlara derhal mukabele etmek için kıtaatın uyanık
49
ve efradın silâhını kullanmağa amade bulunması lâzımdır. Buna göre zabıtan, efradı, uykularına galebe çalmağa sevk ve teşvik ve tabiye vaziyetinin nezaketiyle mütenasip hazırlık derecesinin her an ve zaman mükemmel tutulması hususunu rica ederim.»
-
§ Fırka cephesinde geçen bu anlar pek mühim idi. Şimal Gurubu kumandanlığından verilen malûmatta, Ağıldere mıntakası’nda düşmanın takviye kıtaatı almakta ve taarruzlarında şiddetle ısrar eylemekte olduğu bildiriliyordu. On dördüncü alaydan bazı efrat ile bir zabit karargâhıma kadar gelmişlerdi. Bunların kâffesi süngü ile mecruh edilmişlerdi. Bunların ifadelerine nazaran, Ağıldere mıntakasında, kuvvetli düşman kıtaatı baskın icra ve on dördüncü alayı kısmen esir ve kısmen geriye tart etmişti;
Herhalde, fırkanın ve bütün Arıburnu kuvvetlerinin vaziyeti pek ziyade nezaket kesbediyordu. 24 Temmuz günü 16 ncı fırkaya verilen bir tabura mukabil, Şimal Gurubu kumandanı 14 üncü alayın 1 nci taburunu fırkanın emrine vermişti. Bu tabur fırkaya iltihak etti. Ancak Ağıldere mıntakası’ndaki vaziyet şayanı dikkat görüldüğünden bu taburun tekrar iadesi emrolunmuştu. İşbu taburun, bidayette, iki bölüğü Conkbayırı’nı tutmak üzere oraya sevk ve diğer iki bölüğü Düztepe’ye yakın tutulmuştu.
-
DÜŞMANIN, 19 UNCU FIRKA CEPHESİNDEN, CONKBAYIRI İSTİKAMETİNDE TAARRUZU
25 temmuz 1331 — 7 Ağustos 1915 günü saat 4 evvelden itibaren düşman topçusu âzamî faaliyetle ateşe başladı. Siperlerimiz ve rahı mesturlarımız ehemmiyetli bir surette yıkılıyorlardı. 45 dakika sonra, düşman tek-
50
50
mil fırka cübbesine hücuma kalktı. Bu şedit ve katî hücumlar, askerimizin metaneti sayesinde kâmilen ve pek büyük telefatla derhal bertaraf edildi. Düşmanın bir kısmı sağ cenah ve merkezdeki alaylarımızın bazı siperlerine girmeğe muvaffak olmuş ise de onlar da siperler içinde imha edildi.
Saat 5 e doğru, düşman fırkanın sağ cenahına, Cesarettepesi’ne, ikinci bir hücum tevcih etti. Bu da pek çok telefatla püskürtüldü. Bundan sonra da düşman, siperlerinden bize atılmak üzere musirrane teşebbüslerde devam ediyordu. Fakat, bütün bu teşebbüsler, ateşlerimizle, kendi siperleri üzerinde erimekle idi.
§ Düşmanın fırka cephesine, yaptığı bu hücumlardan maksadı: bu cihetteki kuvvetlerimizi tesbit edip Ağıldere mıntakası’na muavenetten men’etmek gibi bir nümayiş hareketinden ibaret değildi. Düşmanın asıl maksadı, harekâtı umumiyesinde hedefi katî ittihaz eylediği Kocaçimen silsilesi’ne 19 uncu fırkayı da ezerek vasıl olmaktan ibaretti. Bu hakikat, fırka cephesinin, vaziyeti umumiyeye nazaran Arıburnu — Kocaçimen istikametini, doğrudan doğruya seddetmesinden zaten ötedenberi, fırkaca tahmin edilmekte idi. Bugün, düşmanın, icra eylediği musirrane hücumlar da bu tahmini teyit etti.
*
Fırka cephesine tevcih olunan hücumlar, izah edildiği veçhile, tardedildi. Ancak, fırka için, daha azim bir tehlike vardı. Düşman Ağıldere ve Şahinsırt üzerlerinden Conkbayırı’na, fırkanın tamamen arkasına ilerliyordu. Bu vaziyet, tekmil Arıburnu cephesinin sukutunu intaç edebilecek mâhiyette idi.
Fırka cephesinde, düşmanın eksik olmıyan ateş fa-
51
aliyeti, zaten ancak bu cehpeye kâfi gelebilen fırka kuvvetlerini kamilen cezbetmiş idi. Conkbayırı’na yetiştirilecek fırkada kuvvet yoktu. Yalnız, 72 nci alayın birinci taburundan iki bölük Sazlıdere’nin memba taraflarına sevkedilebilmiştir.
Tahtı emrime verilmiş iken tekrar alındığını beyan ettiğim 14 üncü alayın birinci taburu kumandanı Binbaşı Reşit Efendi’den en son, saat 8,5 evvelde alınan raporda; taburiyle Conkbayırı’nı işgal eylediği, 72 nci alaydan giden bölüklerin de bunun solunda bulunduğu bildirilmişti. Fırkadan, istihkâm bölüğünü de bu tabura terfik etmiştim.
Bu kuvvetler, Şimal Gurubu kumandanlığınca sevk ve tahrik edilen dokuzuncu fırkanın muvasalatına kadar, Conkbayırı ile Şahinsırt’ta mümkün mertebe düşmanı tevkife muvaffak olmuşlardır. Sazlıdere cenup yamaçlarında bulunan 72 nci alayın üçüncü taburu dahi Sazlıdere dahilinden ve Keskinsırt ile Şahînsırt’ın cenup yamaçlarından ilerlemek isteyen düşman akşamını tüfenk ve mitralyöz ateşi altında tutarak hareketlerini akim bırakmakta idi.
-
§ Conkbayırı’na göndermiş olduğum, fırka mülhakı, mülâzim Hayri Efendi’den saat 9 evvelde âtideki raporu aldım:
-
«1 — Tahkimatla meşgul olan düşman Conkbayırı’ na 2,5 kilometre mesafededir.
-
2 — Alay 14, T. l’i buraya (Conkbayırı’na) getirdim.
-
3 — Alay 25 den iki tabur da Conkbayırı’nı tutmak üzere geliyor. Aynı zamanda burada bulunan 64
52
üncü alay, 9 uncu fırka kumandanının emriyle Kocaçimen'i tutmak üzere yaklaştırılıyor.»
Artık Conkbayır’ı ve Kocaçimen’de kumandayı dokuzuncu fırkanın deruhte ettiğini anlıyordum. Bu fırkanın kumandam miralay Kaninkiser Bey idi. Mumaileyh bilâhare kolordu kumandanı olarak maiyetimde bulundu. Kendisi ordumuzda bulunan Alman zabitanının en muktedirlerindendi. Conkbayırı muharebatında yaralanıp geriye gitmeğe mecbur olmuştur.
-
§ Zevale doğru idi, ki düşmanın devam ettiği topçu ateşlerinden maada, fırka cephesi karşısında, bazı mahallerde tel örgülerini kaldırdığı bildiriliyordu. Bu hazırlık yeni bir taarruza delâlet ederdi. Bu sebeple fırka cephesine çok dikkat sarfetmeğe mecbur bulunuyordum. Bununla beraber, fırkaya alâkai katiyesi itibariyle Conkbayırı cihetiyle de uğraşmaktan hali kalamıyordum.
Conkbayırı’nda dokuzuncu fırka kumandanına:
«Cenkbayırı — Sazlıdere cephesinin mühim olduğunu, 19 uncu fırka cephesindeki düşmanın taarruz ihtimalini ve fırkanın ihtiyat kuvveti kalmadığını, düşmanın Şahinsırt’tan atılmasının cidden pek mühim olduğunu» bildirdim.
Zevalden sonra, dokuzuncu fırkanın 64 üncü ve 25 inci alaylarda ve 14 üncü alay aksamı mevcudesiyle Conkbayırı cephesini tuttuğu anlaşılmakta idi.
25/26 Temmuz gecesi, düşman fırka cephesinde saat §.40 sonradan itibaren şiddetli piyade ve mitralyöz ateşi açtı. Sol cenahımıza karşı taarruz teşebbüsleri de izhar etti. Müteyakkız askerlerimizin ateşleri karşısında her düşman teşebbüsü akamete duçar ediliyordu. Düşman topçusu ise bütün kesafetiyle cephedeki siperlerimizle,
53
rahı mesturları ve gerileri ateş altında tutuyordu. İki gündenberi devam eden muharebe sebebiyle mühim zayiat verdik. Fırkada tüfenk adedi azaldı. Binaenaleyh gerek 19 uncu fırka ve gerek Conkbayırı cephesi şayanı teemmül bir halde bulunuyordu. Buna binaen, fırka cephesinde, istihdamına lüzum hasıl olmazsa Conkbayırı’na sevk edilmek üzere, 25 Temmuz günü saat 7.10 sonrada Şimal Gurubu kumandanlığına yazılan bir raporda «sağ cenahdaki vaziyeti mühim gördüğümden fırkaya ihtiyat olarak münasip kuvvetin gönderilmesi maruzdur.» dedim.
26 TEMMUZ 1331 — 8 AĞUSTOS 1915 GÜNÜ
Düşman, Bugün, pek erkenden, tasviri mümkün olmıyan bir şiddetle Arıburnu mıntakasındaki obüs ve sahra toplariyle ve Ağıldere sahili açıklarındaki harp gemileriyle Düztepe’den itibaren Conkbayırı’nı ateş altına aldı.
Bu sırada, dokuzuncu fırka kumandanının tahtı emrinde olan bâzı kıtaat kumandanlarının, raporlarını bana göndermekte olmaları nazarı dikkatimi celbetti. Bundan başka bu raporlar muhteviyatı Conkbayırı vaziyetini, oradaki emir ve kumandayı şayanı memnuniyet olarak tasvir etmiyordu. Meselâ:
-
1) «Conkbayırı’na taarruz emrolunmuş, bu emri kime vereyim. Tabur kumandanlarını arıyorum bulamıyorum. İş karışıktır. Vaziyet fenadır. Herhalde araziye vâkıf bir zatın tayini lâzımdır. Rapor yok, haber yok. Ben de ne yapacağımı şaşırdım. Bu bapta en kıdemli alay 64 kumandanına da emir verilebilir. Olursa teşriki mesaî edelim.»
-
2) «Cephede alay 14 den, alay 64 den, alay 25 ten, hülâsa muhtelif taburlardan asker var. Cümlesi biri-
-
54
birine karışmıştır. Zabitandan kimseye tesadüf edilmiyor. Sabık alay kumandanının vurulduğu mahalde bulunuyorum. Ahval hakkında hiç bir malûmat alamadım. Zabitanın kısmı küllisi şehit ve yaralıdır. Hattâ bulunduğum mevkiin ismini bile bilmiyorum. Tarassudattan bir şey göremiyorum. Mıntakayı iyi bilir bir zatın tayinini selâmeti vatan namına rica ederim.»
Bu gibi raporlardan maada, Düztepe’de bulunan, fırka istihkâm taburu kumandanı tarafından saat 5.40 evvelde gelen bir raporda «fecirle Şahinsırt’tan, Conkbayırı’ na doğru bîr askerin çekildiği ve Conkbayırı’nda bir tahkimat yapılmakta ise de bunu yapanların dost veya düşman olduğunun belli olmadığı» zikrediliyordu.
Tahkimat yapanların düşman olmasına pek ziyade ihtimal veriyordum. Conkbayırı'ndaki vaziyeti yakından tetkik ve bana bildirmek üzere fırka mülhakı mülâzım Hayri Efendi’den başka yaverim mülâzım Kâzım Efendi’ yi de göndermiştim. Bu kahraman zabit, avcı hatlarına kadar giderek şehit olmuştu. Fırka erkânıharbi İzzettin Beyi de Düztepe taraflarına göndermiştim. İzzettin Bey hem vaziyeti tetkik edecek ve hem de orada icap eden tedabiri bizzat aldıracaktı. Mumaileyhin verdiği malûmat ta Conkbayırı’ndaki ahvalin şayanı memnuniyet olmadığım teyit ediyordu.
Ben de, bizzat, 180 rakımlı tepe civarında bulunan karargâhımdan Conkbayırı ve civarında tarafeynin karıştığını görüyordum. Conkbayırı istikametinden, benim karargâhını istikametinde piyade mermileri geliyordu. Hattâ karargâh mensubininden vurulanlar olduğu haber verildi.
Şimal Gurubu kumandanlığından 25 Temmuz günü
55
ihtiyat kuvveti talep etmiştim. Bunun üzerine tahtı emrime verilen 10 uncu alay bugün saat 7.30 evvelde Düztepe’ye geldi. Fırka erkânıharbi İzzettin Bey'in delâletiyle, bu alayın iki taburu alay kumandam erkânıharbiye kaymakamı Kemal Bey’in kumandasında olarak Conkbayırı istikametinde gönderildi. Bazı telefon muhaberatından, Cenup Gurubundan ve Gelibolu’dan kuvvetler celbedilmekte olduğu anlaşılıyordu.
Bir aralık, Şimal Gurubu kumandanlığı karargâhından telefon başına çağırıldı m. Cenup Gurubundan celbedilen sekizinci fırkanın 24 üncü alayı kumandanı Nuri Bey: (1)
«Gurub kumandanından, Conkbayırı’na hareket ve orada düşmana taarruz emrini aldım. Anladığıma göre orada muhtelif kıtaat varmış. Buna ve bilhassa kumanda hususuna dair malûmat rica ettim. Asabi bir halde bulunan kumandan Paşa ve erkânıharbiye reisi fazla söze lüzum yok dediler. Oradaki vaziyet hakkında beni tenvir et! ortada kumandan yok!» dedi.
Nuri Bey pek eski bir arkadaşımdır. Kendisine: «serian Conkbayırı’na hareket et. Hâdisat kumandanı tayin edecektir.» dedim.
Filhakika Conkbayırı'nda emir ve kumandanın mefkudiyetini ben de anlıyordum. Conkbayırı’na, 9 uncu, 4 üncü ve 8 inci fırkalara mensup alaylar gönderildi. Her taraftan mümkün olan kuvvetler yetiştirildi. Bir müddet, Kocaçimen ve Conkbayırı mıntakası Anafartalar mıntakası kumandanı Vilmer Bey’den alınarak doğrudan doğruya, Arıburnu cephesinde Kemalyeri’ndeki karargâhında bulunan Şimal Gurubu kumandanı tarafında de-
1 Merhum Nuri Conker.
56
ruhte edilmiş, sonra 9 uncu fırka kumandanı Kocaçimen mıntakası kumandanı sıfatiyle muharebe meydanında kumandaya başlamış. Bu vurulmuş, bir zaman bunun erkânıharbi Hulûsi Bey ana vekâleten vazife ifa etmiş, o da vurulmuş, dördüncü fırka kumandanı Cemil Bey vazifeyi deruhte etmiş, sekizinci fırka kumandanının muvasalatiyle kumanda ana intikal ettirilmiş, bittesadüf karargâhı umumî şömendöfer şubesi müdürü kaymakam Potrih ve erkânıharbi Refik Bey İstanbul’dan Akbaş’a gelmişler, Liman Paşa bunları dokuzuncu fırka kumandan ve erkânıharpliğine tayin ile Kocaçimen’e göndermiş, bu defa da Potrih Bey daha büyük rütbelileri tahtı emrine almak suretiyle kumandanlığa kalkışmış...
Bir taraftan da Gelibolu’dan gelen 16 ncı kolordu kumandanı Miralay Feyzi Bey’e «Anafartalar Gurubu Kumandanı» ünvaniyle umum Anafartalar ve Kocaçimen mıntakaları kumandanlığı tevdi olunmuş, Conkbayırı 8 inci fırka kumandanına ait olarak Şimal Gurubu’na merbut bırakılmış.
§ Herhalde Conkbayırı’na lüzumundan fazla kuvvetler yığılmıştı. Fakat, toplanan kuvvetler intizam ve maksat dahilinde sevk ve idare edilmemek yüzünden kâffesi mağlûp ve perişan olmuşlardı.
Muharebede kuvvetten ziyade, kuvveti maksada muvafık sevk ve idare etmek mühim olduğu düşünülmüyordu.
Ben aldığım malûmatı ve gördüğüm menazırı alelusul raporlarımla Şimal Gurubu kumandanına bildiriyordum. Bir aralık Gurup erkânıharbiye reisiyle bizzat telefonla görüşerek kumanda hususunun tanzimine nazarı
57
dikkati celbetmek istedim. İmkânın müsaade ettiği her şeyin yapıldığını söyledi.
Şimal Gurubu kumandanına da resmen âtideki istirhamda bulundum:
«Conkbayırı’ndaki vaziyetin henüz şayanı dikkat ve nazik olduğu anlaşılıyor. Bu hususta ordu kumandanının ciddî surette nazarı dikkatlerini celbe delâlet buyurmanızı selâmeti memleket namına istirham eylerim.»
§ Bütün telefon muhaberatından ve hattâ tahrirî emirler ve raporlardan, artık umum kumandanlarda büyük bir asabiyetin hükümferma olduğu anlaşılıyordu. Bazı kumandanlarca mesuliyet yükünü başkalarına yükletmek cihetlerine sapılmağa başlandığı zehabına bile düşüldü. Hakikaten mesuliyet yükü her şeyden, ölümden de ağırdır.
Saat 5 sonrada Şimal , Gurubu Kumandanlığından âtideki emri aldım:
«Fırkanızın sağ cenahı size ilhak olunan onuncu alayın sağ cenahıdır. Bu alayın solunda yirmi beşinci alaydan kalan guruplar sizin fırkanıza merbuttur.»
Vakıa onuncu alay benim tahtı enirime verilmişti; fakat Conkbayırı’ndaki hâdisat alayı oraya göndertmişti. Ve orada bulunan kıtaatla muharebeye girmişti. Conkbayırı’nda onuncu alayla beraber bir çok kıtaatın muharebesini idareye memur kumandanlar tayin ediliyordu. Conkbayırı’nda boğaz boğaza yapılan hücum ve mukabil hücumlarla ve parça parça gönderilen takviye kıtaatının kendinden evvelkilerin aralarına girmesinden oradaki kıtaatın karma karışık olduğuna şüphe yoktu. Bu sebeple Şimal Gurubu Kumandanına âtideki cevabı vermeğe lüzum ve mecburiyet hissettim:
58
«Bu anda temdit olunan fırka 19 un sağ cenah noktası meçhuldür. Bunun tahdidini rica ederim.»
Şimal Gurubu Kumandanının verdiği cevap aynen şudur:
19 uncu Fırka Kumandanlığına
«C — Cenahınızın temdidi meselesi mevzuubahs değildir. Ancak sizin emrinize verilmiş olan bir kıtanın işgal ettiği yer bittabi size aittir. Alayın sağ cenahını her halde siz oradan daha seri tahkik ve tayin edebilirsiniz. Mâmafih sağ cenahınızın haritada 261 râkımlı mahallin 200 metre kadar cenubi - garbisinde kalın münhanînin noktalı yolu kat’eylediği mahalde tahdidini münasip görürüm.»
Bu cevabî emrin ilk cümlesi pek doğrudur. Hakikaten Arıburnu cephesinin sağ cenahında bulunan on dokuzuncu fırkanın berayi muavenet onuncu alayı Conkbayırı’na gönderilmiş olduğu için cenahın oraya kadar temdidi mevzuubahs olamazdı. İkinci cümlede ise mademki onuncu alay Conkbayırı’na gitmeden evvel on dokuzuncu fırka emrine verilmiştir. Ve Conkbayırı’na bu fırka tarafından imdada koşturulmuştur, öyle ise onun işgal ettiği yer on dokuzuncu fırkaya aittir denilmek isteniliyor. Fakat unutuluyor ki Conkbayırı’nda doğrudan doğruya Şimal Grubu Kumandanına merbut müstakil bir kumanda caridir. Dördüncü cümlesinde fırkanın sağ cenahı haritada 261 râkımlı mahallin 200 metre kadar cenubı-garbîsinde kalın münhaninin noktalı yolu kat’eylediği mahal olmak üzere tensip ediliyor. Bu, ne demektir?! Bu ifadenin delalet ettiği zihniyet ve muharebe idare etmek sıfatiyle olan münasebet hakkında fazla izahat vermeğe lüzum görmüyorum. Yalnız burada şunu ilâve, etmeden geçemiyeceğim ki, bu emir muh-
59
teviyatı o zaman beni cidden müteessir ve mütehayyir bıraktı.
[On dokuzuncu fırkanın sağ cenahını karmakarışık bir takım kıtaatı cami olan kısımla böyle sümmettedarik temdit etmek ve zaten tedbirsizlik ve kumandansızlık yüzünden zaptedilmek üzere bulunan Conkbayırı’na karşı fırkanın vaziyetini temin hususunu emreylemek bence mes’uliyeti başkasına yükletmek için düşünülmüş bir çareden başka bir şey değildi. Bu fikrimi telefonla alenen Üçüncü kolordu erkânıharbiye reisine söyledim. Ve ilâve ettim ki, böyle bir emir vermekle mes’uliyetten kurtulmuş olunacağı zannolunuyorsa, benim de mezkûr emre istinaden Ve imtisalen yirminci alay kumandanına verdiğim emirle iktifa etmek lâzım gelebilir; fakat bu gibi âdi tedbirler vatanı kurtaramaz. Ciddî tedbir almak lâzımdır.] (1)
-
§ 26 Temmuz - 8 Ağustos günü sabahtan akşama kadar aldığım muhtelif malûmattan ve 180 râkımlı tepe civarındaki karargâhımdan bizzat vukubulan müşahedatımdan Conkbayırı’nın tehlikeli vaziyette olduğu anlaşılmakla beraber Conkbayırı tepesinin hakikaten düşman eline geçip geçmediğinde tereddüt devam ediyordu. Yevmi mezkûrda saat 4 sonrada üçüncü istihkâm taburu kumandanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey’den vürut eden raporda «düşman Conkbayırı’nda siper hafriyatına devam etmektedir. Siperler derununda düşman efradı gezmekte ve kum torbaları vazetmektedir.... ilâh.» denilmekte idi.
Conkbayırı’nda bulundurduğum yaverim Mülâzımıevvel Kâzım Efendi’nin saat 5.30 sonrada verdiği malûmattan da
(1) Parantez içine aldığım bu kısım sonradan kırmızı kurşun kalemle çizilmiştir.
60
düşmanın askerimizle yirmi beş - otuz metre mesafede karşı karşıya bulunduğu, 64 üncü alayın ikinci taburunun icra eylediği hücumda muvaffak olamadığı, 32 nci alaydan gelen üçüncü taburun ilerletilemediği bildiriliyordu.
Vaziyetin ehemmiyet ve nezaketi büyük olduğundan Conkbayırı emir ve kumandası için mafevk karargâhların nazarı dikkatlerini celbetmekten hâli kalamıyordum.
Ordu erkânıharbiye reisi (1), ordu kumandanı Liman Von Sanders Paşa hazretleri tarafından beni telefon başına çağırdı. Müşarünileyhin ahvali nasıl gördüğümü ve mütaleamı sorduğunu bildirdi. Kendisine Conkbayırı vaziyetinin nezaketini izah ettim ve ıslahı vaziyet için daha bir ân kaldığını ve bu ânın zıyaı halinde felâketin pek muhtemel olduğunu söyledim.
Vaziyet umumileşmiş, Anafartalar’a çıkmış ve çıkmakta olan büyük düşman kuvvetlerini nazarı dikkate almak. ve ana göre umumî tedbirler ittihaz ederek sevk ve idareyi tevhit ve temin etmek lâzımdı. Bu sebeple erkânıharbiye reisinin çare kalmadı mı? sualine verdiğim cevapta, bütün mevcut kuvvetlerin tahtı kumandama verilmesinden başka çare kalmadığını söyledim.
— Çok gelmez mi? dedi.
— Az gelir! dedim.
[Tarih ne güzel aynadır. İnsanlar, bahusus ahlâkta mütekâmil olmıyan kavimler en büyük mukaddesat karşısında bite hasis hissiyata tâbi olmaktan men’i nefs edemiyor. Tarihin sinesine geçen büyük hâdisatta, bu hâdiseler içinde âmil ve fâil olanların etvar ve harekât ve muamelâtı onların ahlâk seciyelerini ne bariz gösterir.] (2)
(1) Eski Samsun valisi Kâzım Paşa.
-
(2) Parantez içindeki kısımlar sonradan kırmızı kurşun kalemle çizilmiştir.
-
61
§ Kocaçimen mıntakasında tecemmü eden kuvvetler, Anafartalar mıntakasının aksamı sairesinde kalan kıtaat ve Saros mıntakası’ndan gelmiş olan 7 nci ve 12 nci fırkalar Anafartalar Grubu namı altında, Saros Grubu kumandanı Miralay Feyzi Bey’in tahtı emrine verilmişti. Bu, ordu kumandanının tamiminden anlaşılmıştı. Ordu kumandanı ta-
miminde, Conkbayırı’na hareketi için Feyzi Bey’e emir ve talimatı lâzime verdiğini de zikrediyordu.
26 Temmuz 331 saat 5.55 raddelerinde Şimal Grubu kumandanı, Esat Paşa Hazretleri, «7 nci fırkanın şimdi Anafarta cenubundan Damakçılık istikametine taarruz edeceğini» ordu kumandanlığının iş’arına atfen tebliğ ediyordu.
Böyle bir taarruz vukubulmadı. Bunun sebebi hakkında muhtelif rivayetler işittik. Bazı menabiin verdiği malûmata nazaran, Anafartalar Grubu kumandanı olan Feyzi Bey, ordu kumandanı Liman Von Sanders Paşa’dan Gelibolu’dan gelmekte olan kolordusiyle düşmana taarruz etmek emrini almış ve fırkalarına taarruz emri dahi vermiştir. Fakat sahnei muharebeye giren fırka kumandanları, vaziyeti gördükten sonra, grup kumandanı Feyzi Bey’e «taarruz edilemez» demişler, Feyzi Bey de telefonla ordu kumandanına, fırka kumandanları «taarruz edilemez» diyor diye maruzatta bulunmuş. Liman Paşa cevaben grup kumandanı sizsiniz. Siz ne diyorsunuz? demiş. Feyzi Bey, ben de bu mütaleadayım. cevabında bulunmuş. Bunun üzerine, derhal, kumandadan ıskat edilmiş.
Diğer bazılarının, beyanatına göre, Liman Paşa taarruzun 26/27 Temmuz gecesinde icrasını talep etmiş. Feyzi Bey, taarruzun ertesi güne talikini münasip görmüş ve bunun için askerin yorgunluğu ve araziyi tanımadığı esba-
62
bını dermeyan etmiş. Bu ihtilâftan dolayı kumandadan ıskat olunmuş.
Hakikati hal, ordu karargâhınca malûm olan bir keyfiyettir. Benim, bunu tahkik ve teyide zamanım olmadı. Bilâhare, merak edip Liman Paşa’ya da sormadım. Bu bapta, beyanı mütalea edebilmek için, buna dair, ordu ve Feyzi Bey nezdindeki vesaika muttali olmak lâzımdır.
★
§ 26/27 Temmuz 1331. de gece yarısından takriben bir iki saat evvel Şimal Grubu kumandanlığı vasıtasiyle aldığım ordu emrinde: Anafartalar Grubu kumandasını deruhte etmek üzere hemen Çamlıtekke’ye hareketim ve 27 Temmuz günü fecirle beraber taarruz icra etmekliğim lüzumu bildiriliyordu. Bu taarruz hakkındaki malûmatın Anafartalar Grubu erkânıharbiye riyasetinden alınacağı ilâve ediliyordu.
§ Böyle, zulmet ve müphemiyet içinde tanımadığınız kuvvetlerle yeni bir işin - üç gündenberi deruhte eden her kumandan ve kıt’anın mağlûbiyet ve perişanisini intaç eden [ve vatanın ya hayat veya ölümüne sebep olunabilecek mühim bir işin - başkaları tarafından başlanmış kanlı ve kaybedilmiş] (1) bir mârekenin mes’uliyetini deruhte etmek o kadar basit bir keyfiyet olmasa gerek. Fakat, ben, kemali iftiharla bu mes’uliyeti kabul ettim.
Yirmi yedinci alay kumandanı Kaymakam Şefik Bey’i yerime tevkil ettim. Ona fırka cephesine ait icap eden noktai nazarlarımı söyledim. 24 Temmuzdan beri devam eden muharebat, beni üç gün ve üç gece uykusuzluğa ve müte-
(1) Parantez içindeki cümleler sonradan kırmızı kurşun kalemle çizilmiştir.
63
madi mesaiye mecbur etmişti. Âdeta hasta bir halde idim. Zaten üç dört aydan beri Arıburnu cephesinin kanlı muharebatı beni o kadar yormuş, o kadar zayıf düşürmüştü ki, bu son günlerin yorgunluğu olmasaydı da gene hasta denecek bir halde idim. Bunun için, fakat bundan daha mühim bir sebep için, fırka sertabibi Hüseyin Bey’i beraber almak istedim. Bu sebep şu idi: Hüseyin Bey gayet metin, muktedir, vazifeşinas, emsalsiz gayyur ve muakkip bir asker doktorudur. Pekâlâ tahmin ediyordum ki, Anafartalar Grubu’nda cereyan eden ve edecek olan muharebattan fevkalâde mecruhinimiz muharebe meydanlarında yığılmış ve yığılacaktır. İşte, bu kahraman mecruhinin derhal hayatını kurtarmak ve onları izhar eyledikleri kahramanlıklarına nadim, etmemek için fevkalâde bir sıhhiye reisine ihtiyacım derkâr idi. Bu zat da bence Hüseyin Bey olabilirdi.
Binaenaleyh Hüseyin Bey’i ve bir de o gün şehit olan kahraman yaverim Mülâzım Kâzım Efendi’nin yerine bir süvari zabiti alarak gece yarısından yarım saat evvel 19 uncu fırka karargâhından Çamlıtekke’ye hareket ettim. Hareketimi Anafartalar Grubu erkânıharbiye riyasetine telefonla bildirdim.
Hareketimden evvel 19 uncu fırkaya âtideki vedanameyi tamim ettim:
«Anafartalar Grubu kumandanlığını deruhte etmek üzere şimdi hareket ediyorum. 27 nci alay kumandanı Şefik Bey fırka kumandanlık vekâletine tayin edilmiştir.
Bugüne kadar bana, gayret ve fedakârlığınızla kazandırdığınız muvaffakiyatı, işbu yeni deruhte ettiğim vazifede dahi bana olan muhabbet ve itimadınızla itmam edeceğime büyük itminan ile sizinle veda ediyorum.»
*
İKİNCİ FASIL
ANAFARTALAR MUHAREBATI
Bu fasla «Anafartalar muharebatı» serlevhasiyle başlıyorum. Vakıâ, 24 Temmuzdan beri Anafartalar mıntakası’nda muharebe cereyan etmekte idi. Fakat, bu muharebat, Arıburnu ve Anafartalar yekpare bir cephe imiş gibi müttehit düşman taarruz ve hücumlarından mürekkeptir. Bu sebeple bugüne kadar cereyan eden muharebata Arıburnu - Anafartalar muharebatı namını verdim.
24 Temmuz gününden başlayan muharebe silsilesini bu suretle iki fasla ayırmak için, bence, başka sebepler de vardır. 24 Temmuz’dan 26/27 Temmuz’a kadar, ben, bizzat Arıburnu cephesinde vazifedardım. Anafartalar mıntakası’nda bir kumanda tezebzübü devam edip duruyordu. Bu sahada cereyan eden hâdisattan gayrimes’ul idim. Ahval hakkındaki malûmatım mücaveret münasebetiyle olabilecek. dereceyi geçemez. Binaenaleyh, Anafartalar muharebatını tafsile, ancak kumandayı deruhte eylediğim 26/ 27 Temmuz saat 9.50 sonradan itibaren başlamak selâhiyetine malikim.
ARIBURNU CEPHESİNDEN ANAFARTALAR GRUBU KARARGÂHINA HAREKETİM
Bu hareketimi ve grup karargâhına muvasalatımı zikretmeden geçemiyeceğim. Çünkü, bende, buna dair kalan hâtıranın rûhî, ahlâkî ve vatanî noktai nazarlardan, yalnız Osmanlı tarihi için değil, tarihî umumî için de ibrete şayan cihetleri vardır.
65
§ 26/27 Temmuz gece yarısından evvel saat 11.30 da, gecenin karanlıkları içinde, on dokuzuncu fırka karargâhından hareket ettim. Kemalyeri civarından Kocadereköy şimaline çıktım. Dört aydan beri, ilk defa bir dereceye kadar saf hava teneffüs ediyordum. Filhakika Arıburnu j mıntakası’nın ateş hattında ve o hatta muttasıl karargâhlarda yaşayanların teneffüs ettikleri hava, insan ecsadının taaffüniyle mahiyeti kimyeviyesini zayi etmiş bir hava idi.
Güzergâhımda evvelâ Matik deresinde beşinci fırka karargâhına tesadüf ettim. Bu fırkanın 14 üncü alayı Ağıldere mıntakası’nda yalnız başına baskına uğrayan alaydı. Diğer kıtaatı, düşmanın Kanlısırt’ta yaptığı nümayiş hareketinin tesiriyle oraya celbedilmiş idi.
Fırkanın kumandanı, erkânıharbiyesi ve umum karargâhı burada ne yapıyordu? Vatanın bağrına hançer saplandığı bu sırada, ötedenberi uhdesine mevdu fırkasiyle meydanı kâruzarda bulunmak lâzım gelen bu kumanda heyeti burada nasıl işsiz bırakılmıştı? Bilâhare bu karargâhı Anafartalar sağ cenahına celbederek hali faaliyete koydum.
Bu karargâhta, kısa bir tevakkufu müteakip yoluma devam ettim. Ordu kumandanlığı emrinde, Anafartalar Grubu karargâhı diye tayin edilen Çamlıtekke’ye vâsıl oldum. Zulmetlerin koyu kesafet kesbettiği bir dere.. Hayata eser olacak ne bir ışık, ne bir ses.. Herkes derin uykuda! Etrafa seslendik! Gecelik entarisi ile çadırından çıkmış bir şahıs seslenerek cevap verdi. Burasının ne olduğunu, sordum. Vilmer Bey’in karargâhı olduğunu söyledi, fazla bir şey bilmiyordu. Kumandanın yanına, beni, götürmesini istedim. Benim kim olduğumu bilmeyen, bu şahıs bu işi zahmetli gördü. Eliyle karanlıkları göstererek işaretle iktifa
66
etmek istedi. İcbar ettim. Bizi Vilmer Bey’in yattığı barakamsı bir odanın yanına götürdü.
Vilmer Bey uyuyordu. Erkânıharbi Haydar Bey’le görüştüm. Anafartalar Grubu kumandanı karargâhının nerede olduğunu sordum. Cevaben:
— Bugün burada idi, fakat sonra, -eliyle şimali göstererek- şu istikamette bir tarafa naklettiler, Gümbürdekbayırı civarında bir dere...
Bu ismi ilk defa işitiyordum. Fazla tevakkufa zamanım müsait değildi. Hemen gösterilen istikamette yürüdük. Karanlığın müsaade ettiği derecede hayvanlarımızı sürüyorduk.
Gece yarısından sonra saat 1.30 da Gümbürdekbayırı’nın bir buçuk kilometre cenubundaki bir mahalde Anafartalar Grubu karargâhını bulabildim.
Grup erkânıharbiye reisi Hayri Bey, ve bütün erkânıharbi ye muvasalatıma intizar ediyordu.
Derhal Hayri Bey’den: 1) düşman nerede, kuvvetini anlayabildiniz mi, 2) 7 nci ve 12 nci fırkalar şimdi nerelerde ve ne vaziyette bulunuyorlar, 3) grupça fırkalara verilen en son emir nedir? dedim.
Hayri Bey, sorduğum şeylerin hiç birinde beni kat'i bir surette tenvir edemedi.
Sabık kumandan Feyzi Bey’in nerede olduğunu sordum. Çadırında uyuyor dediler. Uyandırılıp kendisinden, verdiği en son emrin alınmasını söyledim. Biraz sonra erkânıharbiye reisi, o anda yazmış olduğu imzasız bir notu gösterdi. Verdiği emir bu ise, Feyzi Bey imza etsin, dedim. Erkânıharbiye reisi gitti, geldi. Feyzi Bey emir diye gösterilen notu imza etmiyordu.
Bunun üzerine, ben de, erkânıharbiye reisinin bana grup kumandanının emri diye verdiği notu bir tarafa bı-
67
raktım. Derhal tekmil erkânıharbiye zabitanını nezdime celbettim ve cümlesinden, fırkalar nerelerde ve nerelere taarruz etmek için emir almış olduklarını bilip bilmediklerini sordum. Her biri bir dereceye kadar malûmat verdi. Bilhassa, ordu karargâhından haber zabiti sıfatiyle grup karargâhında bulunan erkânıharbiye Yüzbaşısı Neşet Efendi berveçhiâti malûmatı verdi:
«Efendim, haber zabiti sıfatiyle bulunuyorum. Bu münasebetle vaziyeti takip ettim. Benim bildiğime göre, 12 nci piyade fırkası Turşunköyü’ne gelmişti. Şimdi onun garbındaki sırtlarda olacaktır. Anafartalar müfrezesini teşkil eden kuvvetler de muvakkaten bu fırkanın emrine verildi. Bugün saat 5 sonrada mezkûr fırka kumandanı, grup kumandaniyle görüştüğü zaman Mestantepe istikametinde taarruz emri almıştı.
Yedinci fırkanın Büyük Anafarta istikametinde yürüdüğünü ve Kocaçimen’e taarruz eden düşman kuvvetlerinin sol cenahına taarruz etmesi emrolunduğunu söyledi. Bu istikamet Damakçılık bayırı’na müntehi olur.
Kocaçimen mıntakasındaki kuvvetlerimizin miktarını tamamen bilmiyorum. Yalnız 4 üncü, 9 uncu, 8 inci fırka karargâhları mezkûr mıntakada bulunmaktadırlar.»
Bu malûmattan kıtaatımızın vaziyetlerini vâzıh öğrenmek mümkün olmadığı gibi, düşman hakkında da hiç malûmat verilmiyordu.
Neşet Efendi’nin düşman hakkında verdiği malûmat da şu idi: «Düşman zayıf kıtaatla Kireçtepe - Kükürtlü Mestantepe hattında ve kuvayı külliyesiyle Kocaçimen dağı eteklerinde bulunuyor. Mestantepe düşman tarafından takviye olunmuştur. Maamafih düşman piyade kuvveti henüz tahmin edilemedi.»
-
§ İşte 27 Temmuz günü icra edilen taarruzu idare et-
-
68
mek için saat 1.30 zarfında edinebildiğim malûmat bundan ibaret kalmıştır. Saat dörde geliyor, fecir yaklaşıyordu. Daha fazla tamika zaman ve imkân kalmamıştı. 27 Temmuz sabah saat 4 evvelde kıtaata âtideki emri verdim:
Telefonla
Beşinci Ordu Kumandanlığına
Şimal Grubu Kumandanlığına
berayı malûmat
Kocaçimen dağında F. 4, 8, 9 (telefonla)
-
F. 7. 12 (tahriratla. Henüz telefon tertibatı yapılmamıştı.)
Gümbürdekbayırı cenubundan
26/27 Temmuz 331 saat 4 evvel
-
1 — Anafartalar Grubu kumandanlığına tayin edildim. Şimdi kumandayı deruhte ettim.
-
2 — On ikinci fırkanın Mestantepe, ve yedinci fırkanın Damakçılıkbayırı istikametinden taarruzuna dair 26 Temmuz 331 öğleden sonra saat 5 de sabık grup kumandanlığı tarafından taarruz emri verilmiş olduğuna nazaran Kocaçimen - Conkbayırı hattında bulunan fırkalar bidayette mezkûr taarruzu temin ve teshil edeceklerdir.
-
3 — Kumandanlar bu emrin vusulü ânındaki vaziyetlerini ve tertibatlariyle bulundukları mıntakaları bana bildireceklerdir.
-
4 — Raporlar Anafarta-i Kebir kariyesinin iki kilometre kadar şarkı-şimalisindeki Çamlıtekke’ye gönderilecektir.
Anafartalar Grubu Kumandanı
M. KEMAL
-
§ Bu yazdığım emrin suretlerini birer zabitle 7 nci ve 12 nci fırka kumandanlarına gönderdim. Bu zabitleri mez-
-
69
kûr fırkalar nezdinde bir müddet haber zabiti sıfatiyle kalarak doğrudan doğruya bana vaziyet hakkında malûmat vermekle tavzif etmiştim. 7 nci fırka nezdine giden Mülâzımıevvel Cevat Efendi idi. (1)
Mumaileyh o günkü vazifesini cansiperâne ifa etmiş ve o günden sonra da nihayete kadar refakatimde kalmıştır. Elyevm dahi Yüzbaşı olarak yaverimdir.
-
12 nci fırka nezdine gönderilen erkânıharp Yüzbaşısı Hidayet Efendi idi. Mumaileyh gerek bugün ve gerek bundan sonraki günlerde büyük mehalik içinde emirlerimi tatbik ettirmek hususunda fedakârane vazifeler ifa etmiştir.
*
-
§ İcra edilecek taarruz esnasında hidematı sıhhiye ve iaşe ve muhabere noktai nazarlarından da müstacel tedbirler almak lâzımdı.
Beraber getirdiğim 19 uncu fırka sertabibi Hüseyin Bey’i grup sıhhiye reisliği ile tavzif ettim. Kendisine icap eden talimatı verip hemen işe başlattım.
Grubun henüz bir iaşe heyeti yoktu. Feyzi Bey’in beraber getirdiği on altıncı kolordunun iaşe heyeti de Gelibolu’dan daha gelmemişti. Bu kolordunun yalnız idare reisi Arif Bey mevcut idi. Mumaileyhe mümkün olan şeyleri bizzat yapmasını ve icabında Şimal Grubu ve orduya müracaat etmesini emrettim. İaşe hususunda muavenet etmesini Şimal Grup kumandanından rica ettim.
Taarruz edecek fırkalarla henüz telefon muhaberesi de tesis edilmemişti. Miktarı kâfi telefon malzemesi yokmuş. Derhal orduya müracaatla icap eden malzemeyi talep ve serian gruba göndermesini rica ettim. Grup telgraf za
(1) Merhum Cevat Abbas Gürer.
70
bitine de hemen 7 nci ve 12 nci fırkalarla telefon irtibatı tesisi için emir verdim.
Bu kadar dar ve mühim bir zamanda bu gibi işlerle de bizzat iştigale lüzum ve mecburiyet görmekten cidden müteessir oluyordum. Nihayet saat 4.30 da, muharebeyi bizzat idare etmek üzere Çamlıtekke şimalinde Anafartalar mıntakasının tarassut mahalli olan bir tepeye hareket ettim. Karargâhtan icap edenler refakatimde bulunuyordu. Anafartalar müfrezesi kumandanı da orada yanıma geldi.
27 TEMMUZ 1331 — 9 AĞUSTOS 1915 GÜNÜ
§ 2 nci, 7 nci fırkalarla Anafartalar müfrezesi’nin 27 Temmuz günkü nizamı harpleriyle taarruza geçmeden evvel ve taarruzun neticesinde aldıkları vaziyeti gösterir kroki merbuttur. (1)
Muharebeyi idare etmek üzere geldiğim tarassut mahallinden saat 6 evvel raddelerinde gördüğüm manzara şu idi:
Küçük Anafarta’nın şark ve cenup sırtlarındaki bataryalarımız düşmanın ilerleyen kolları üzerine ateş etmekte.
12 nci fırka kıtaatı Teketepe ve Kavaktepe sırtlarında düşmanla muharebeye başlamış. Teketepe üzerinde ileri geri bir takım dalgalar oluyor. Kendi askerlerimizi gördüğüm gibi düşman efradını da görüyorum.
Bir aralık gördüğüm bütün askerlerin düşman efradı olduğuna ve şimale doğru tepenin hattı bâlâsını aştıklarına hükmettim, bu vaziyetin devamlı surette dürbünle takibini erkânıharbiyeme emrettim. Fırkanın heyeti umumiyesini görmeğe arazi müsaade etmiyordu.
(1) Bu kroki defterin içinde bulunamamıştır.
71
Küçük Anafarta’nın garbında, münhat arazide kalan düşman aksamını da göremiyordum.
-
7 nci fırkayı iki alayı yan yana açılmış ve yayılmış olduğu halde Büyük Anafarta cenub-ı garbisinden Damakçılık sırtlarına doğru taarruza geçmiş gördüm.
Kocaçimen mıntakasındaki kuvvetlerimiz karşılarındaki düşmanla ateş teati ediyor. Ve bu mıntakadaki topçularımız bilhassa 7 nci fırkanın karşısındaki düşmanı ateş altında bulunduruyor.
-
*
-
§ 7 nci fırka kumandanının saat 5.50 evvelde yazılıp emir atlısiyle gönderdiği ilk raporunu aldım. Bu raporda taarruza saat 4.30 da başladığı ve taarruzun muvaffakiyetle ilerlemekte olduğu bildiriliyordu. Tertibatından da bahsederek: Alay 20 sağda, alay 21 solda olarak Kayacıkderesi’ne doğru ilerlemekte oldukları, ihtiyat olarak bir taburun Asmadere’de bulundurulduğu ve fırka karargâhının Dağçeşmesi civarındaki 91 râkımlı tepenin garbında topçu tarassut mevkiinde olduğu zikrediliyordu.
Saat 6.30 evvelde yazılan 7 nci fıkranın diğer bir raporunda düşmanın Lâlebaba civarında karaya çıkardığı tahminen 2-3 tabur kadar piyadesinin Lâlebaba tepesinin cenubunda müçtemi bir halde durduğu haber verildi.
-
7 nci fırka nezdine göndermiş olduğum Cevat Efendi 7 evvelde nezdime avdet etti. Mumaileyh bizzat müşahedatını ve fırkanın tertibatını arazi üzerinde irae ederek raporlarla aldığım malûmatı teyit etti. Tekrar vaziyetin takibine memuren fırka nezdine iade ettim. Bir müddet sonra tekrar avdet ederek fırka taarruzunun muvaffakiyetle ilerlemekte olduğunu haber verdi ve artık yanımda kaldı.
Yalnız saat 7.55 evvelde fırkaya âtideki emri ver-
72
meğe lüzum gördüm: «Fırkanın ve karşınızdaki düşmanın vaziyet ve kuvveti hakkında son malûmatı ita ediniz ve bundan sonra uzun müddet aynı vaziyette kalındığı halde tebeddül olmadığını dahi bildirmeli.»
Fırkalarla henüz doğrudan doğruya telefon irtibatı tesis edilememişti. Emirler ve raporlar mahallerine pek geç isal edilebiliyordu. Bu sebeple muharebenin idaresi müşkül oluyordu.
-
7 nci fırkadan saat 8.15 de aldığım raporda Lâletepe cenubunda müçtemi bulunduğu evvelce bildirilen düşman kuvvetinin Mestantepe ve Damakçılık sırtlan arasına doğru ilerlediği haber veriliyordu. Bu rapor saat 7.5 evvelde yazılmış idi.
Bu bapta 12 nci fırka kumandanına malûmat verilip nazarı dikkati celbedildiği gibi, yanımda bulunan Anafartalar müfrezesi kumandanına da malûmat verildi. Bu müfrezenin İsmailoğlu tepesi civarındaki kıtaatının 12 nci fırkaca müessir bir surette istihdam edilememekte olduğunu gördüğümden İsmailoğlu tepesinin sureti mutlakada elde tutulması lüzumunu doğrudan doğruya mezkûr müfreze kumandanına emrettim.
-
12 nci fırka kumandanından aldığım ilk raporda kıtaata vermiş olduğu taarruz emri suretini raptettiği ve fakat bu emrin alaylarca nasıl tatbik edilmekte bulunduğunu henüz bilmediği zikrediliyordu.
Mezkûr fırka kumandanı tarafından saat 5.15 evvelde yazılmış olan bir raporda da:
«Düşmanın dün akşam Ece limanı’ndaki harp sefaini ile Turşun köyü ve civarını bombardıman etmesi, balon ve tayyarelerinin mütemadi istikşafatı hasebiyle gruptan evvel hareket kabil olamamış ve maamafih bugün saat 4 ev-
73
velden itibaren kıtaat açılarak taarruza iptidar olunmuştur.
Düşmanın bazı küçük kıtalarının Teketepe ve Anafarta sırtları eteklerine doğru ilerledikleri görülmüştür. Düşmanın İsmailoğlu tepesi’ni ve Küçük Anafartalar civarını topçusiyle döğmekte olduğu» denilmekte idi.
-
12 nci fırka nezdine gönderdiğim haber zabiti erkânıharp Yüzbaşı Hidayet Efendi’den de saat 9.15 evvelde aldığım bir raporda kıtaatın ilerlemekte olduğu ve fakat ileriden henüz haber alınamadığı bildiriliyordu.
On ikinci fırkanın 26 Temmuzda aldığı tertibatın, Ece limanı’nı ve Kireçtepe’yi nazarı dikkate almak yüzünden biraz dağınık olduğunu anladım. Fırka kumandanının da bizzat kıtaatını görecek mahalde bulunup bulunmadığında tereddüt ettim. Bu sebeple kendisine verdiğim emirde:
«Kıtaatınızın teferrüatı icraiyelerine dair malûmat itasını alacağınız raporlara taliken, şimdiden düşmana ve kendi kıtaatımıza dair malûmat veriniz. Ne görüyorsanız ve taarruzunuzun ne dereceye kadar ilerlemekte olduğunu ve nasıl bir şekil aldığını serian bildiriniz. Bulunduğunuz yerden bu malûmatın bilmüşahede husulü mümkün değilse münasip bir nokta bulunmasını rica ederim.» dedim.
-
§ Düşman, denizden gemi topları vasıtasiyle ve karaya çıkardığı bataryalariyle Küçük Anafarta civarını ve Büyük Anafarta gerilerini ve Ağıldere mıntakası’na yerleştirdiği bataryalarla da 7 nci fırka cephesinin yan ve gerilerini şiddetli ateş altına aldı.
-
12 nci fırkadan henüz malûmat alamadığımdan, Hidayet Efendi’den başka bir zabit daha gönderdim.
Nihayet 12 nci fırka nezdindeki haber zabiti Yüzbaşı Hidayet Efendi’nin saat 8.40 evvelde yazdığı bir ra-
74
poru saat 9,43 evvelde aldım. Bu raporda 12 nci fırka vaziyeti berveçhiâti tasvir olunuyordu:
«34 üncü alayın bir taburu 12 nci fırka ile 7 nci fırka arasındaki irtibatı muhafaza etmek üzere İsmailoğlu tepesinin cenubunda; bu alayın kısmı küllisi 2 tabur, Mestantepe’nin şarkındaki İbrikçe tepelerini zaptetmiş.
(Gerek haber zabitinin bu raporunda ve gerek ondan sonra fırka kumandanının verdiği malûmatta yanlış olarak Mestantepe’nin zaptı bildirilmiş ve bunda ısrar edilmiştir. Bilâhare 31 inci alayın ikinci taburu kumandanının verdiği raporla hakikat anlaşılmıştır.)
-
35 inci alay kıtaatı Kanlı köprü deresini geçmekte.
-
36 ncı alaydan yalnız iki bölük Kanlıdere köprüsünün şimalinde Bakababa tepelerinin 500 metre garbında.
-
36 ncı alaydan diğer iki bölük Teketepe sırtlarında.
-
36 ncı alayın bir taburu Teketepe - Kapanca arasında.
Bu alayın birinci taburu henüz fırkaya iltihak etmemiş.»
(Bu taburun Kireçtepe civarında Anafartalar müfrezesi kumandanının emrine evvelce terkedilmiş olduğu da ayrıca bildirildi. Fırkaca taburun celbine tevessül olunmuş.)
Bu raporda düşmandan alınan 35 esirin grup karargâhına izam e dildiği ve Büyük Kemikli ile Küçük Kemikli arasında 30 kadar muhtelif düşman sefaini bulunduğu da zikrediliyordu.
Yedinci fırkanın saat 8.55 evvelde yazılıp saat 9.55 evvelde vâsıl olan bir raporuna nazaran mezkûr fırkanın vaziyeti de şu idi:
-
«20 nci alay Kayacıkderesi şimali-şarkî eteklerine ka-
-
75
dar ilerlemiş. Sağ cenahı takriben Kabakkuyusu civarında bulunuyor.
-
21 inci alay Kayacıkderesi şimal-i garbîsindeki yamaçlarda.»
Bu raporda, Damakçılık sırtlarının düşman tarafından iyice tahkim ve mitralyözlerle teçhiz edildiği bildiriliyor. Ve düşman piyadesi hakkında henüz esaslı malûmat alınamadığı ilâve ediliyordu.
-
7 nci fırkadan saat 10.15 evvelde alınan diğer bir raporda da düşmanın Damakçılık’taki tahkimatı ve birçok mitralyözler yerleştirdiği ve fazla olarak bir ganbotla yandan ateş ettiği ve birçok zabitanın şehadeti yüzünden taarruzun betaatle devam edebildiği bildiriliyordu.
*
Öğleden evvel saat 10 raddelerinde bence taayyün eden vaziyet şu idi:
Kireçtepe’de, düşmanın mahsus bir tazyiki yoktur. Kükürtlüpınar - Sülecek - Mestantepe hattı umumisine ve bilhassa Mestantepe mevziine taarruz eden 12 nci fırkanın henüz tekmil kuvveti istimal edilmediği halde Küçük Anafarta’yı geçip Teketepe sırtlarına kadar ilerlemeğe muvaffak olan düşman kuvvetleri mağlûp ve ric’ate mecbur edilmiştir.
İsmailoğlu tepesinde bulunan, Anafartalar müfrezesi kıtaatı on ikinci fırka ile faalâne ve fedakârane bir surette teşrik ve tevhidi mesai edebilmektedir.
-
7 nci fırkaya gelince; zaten iki alaydan ibaret olan bu fırkanın Damakçılık sırtlarında mühim mukavemete tesadüf ettiği anlaşılıyordu. Binaenaleyh bu fırkaya muavenet lüzumu aşikâr idi. Bu sebeple 12 nci fırka kumandanına: «Damakçılık’taki düşmanın kat’î olarak sarsılması fırka-
-
76
nızın mezkûr istikamette taarruz ederek ibrazı himmet etmesine mütevakkıf bulunduğu anlaşılıyor. Sağ cenahınızın Kireçtepe istikametine karşı temini Anafartalar mıntakası kumandanlığına emrolunmuştur. Maamafih gerek bu istikamete karşı ve gerek Lâletepe’de mevcut olduğu bildirilen bazı düşman kıtaatına karşı ittihazı tedabir buyurmanız münasip olur.»
On ikinci fırka kumandanı «34 üncü alayın, düşmanın takviye kıtaatı alması üzerine, sıkı bir vaziyette olduğunu ve 35 inci alayın birinci taburu henüz iltihak etmediğinden ve 36 ncı alay Teketepe - Kireçtepe arasına açılmış olduğundan fırkanın elinde ihtiyat kuvveti bulunmadığını ve binaenaleyh şimdilik yedinci fırkaya doğrudan doğruya muavenet mümkün olamıyacağını» bildirdi. Bunun üzerine dördüncü ve dokuzuncu fırka kumandanlarına: «Mıntakalarında bulunan bütün topçularla yedinci fırkanın hücum cephesine müsadif Damakçılık bayırını şiddetle ateş altına alarak mezkûr' fırkanın taarruzunu himaye ve teshil» etmelerini emrettim.
Yedinci fırka kumandanına, taarruzunun kesbi betaat etmesine mâni olacağını ümit ettiğimi ve kendisine muavenet için icap edenlere verdiğim emirleri bildirdim. Kuvvei maneviyece hüsnü tesir edeceği cihetle «Cenup Grubu’ndan gelmekte olan üç bataryayı emrine vereceğimi ve grup emrine bugün verilen obüs bataryalarını da fırkayı ateşle himaye etmek üzere Çamlıtekke civarında mevzie yerleştireceğimi» haber verdim.
-
§ Öğle den sonra saat 3’e kadar vürut eden raporlardan ve müşahede olunan ahvalden vaziyetin berveçhiâti olduğu anlaşıldı:
-
12 nci fırka; 34 üncü alay kâmilen Azmak’tan itibaren İsmailoğlu tepesi - Yusufçuk tepesi hattını işgal etmiş.
-
77
Anafartalar müfrezesi’nin İsmailoğlu tepesindeki kıtaatı da bu meyanda bulunuyor.
-
35 inci alay; 2 nci ve 3 üncü taburlariyle takriben Yusufcuktepe - Sülecek hattında. Bu alayın birinci taburu kısmen Kireçtepe’de muharebeye iştirâk etmiş ve tabur oradaki kumandanın emrine girmiş.
-
36 nci alay; bu alayın yalnız birinci taburundan iki bölük 35 inci alayın sağında muharebeye iştirâk etmiş. Bu taburun diğer iki bölüğünden biri fırka istihkâm bölüğiyle beraber 34 üncü alayın takviyesine gönderilmiş, Diğer iki bölüğü de Teketepe’de
Alayın ikinci taburu Ece limanında terkedilmiş. Üçüncü taburu öğleden sonra saat 1 raddelerinde 3 bölüğiyle Kavaktepe’de toplanmak emrini almış. Bu taburun bir bölüğü Kireçtepe mıntakasında kalıyor. Tabur Kavaktepe Kapancalar - Kireçtepe hattında bulunuyormuş.
Bu vaziyete nazaran 12 nci fırkanın taarruz eden kuvveti 5 - 6 tabur kadar olup mütebaki 3-4 taburu taarruza iştirâk edememiş bulunuyor. Fırkanın o günkü silâh kuvveti 7.000 kadardı. Fırka, 5 kilometreden aşağı olmıyan bir cephe üzerinde yayılmağa ve taarruz etmeğe mecbur olmuştu. Bu cephe üzerindeki taarruz kuvveti 4.000 i tecavüz etmiyordu. Makinelitüfek de dört adet idi.
Kireçtepe ve İsmailoğlu civarında bulunan Anafartalar müfrezesi zaten pek zayıf olduktan başka düşmanın ihracında yalnız başlarına icra eyledikleri mukavemet yüzünden büsbütün erimişlerdi.
O halde Kireçtepe - İsmailoğlutepe her ikisi dahil olmak üzere 9-10 kilometrelik bir cephe üzerinde muharebe eden bütün piyade kuvvetimiz âzamî 8.000 tüfeği
78
tecavüz etmiyordu. Bu sahada iş gören topçu kuvveti dahi 7 sahra bataryasından ibaretti.
*
Fırkanın Kireçtepe’de muharebeye giren kuvvetlerini tabiatiyle elden çıkmış kabul etmek lâzımdı. Alayların bu âna kadar uzakta kalmış kıt’alarının muharebe hattına girebilmelerini akşama kadar mümkün görmüyordum. Bundan başka düşmanın inkişaf eden kuvvetine karşı zayıf kıtaatımızın istihsal eylediği muvaffakiyeti pek parlak ve kâfi buluyor ve efrat ve zabitlerimizin savletteki besalet ve kahramanlığını takdir ediyordum.
§ 7 nci fırkanın vaziyetinde daha ziyade müşkülât görülüyordu: 20 nci alaydan bir kısım kuvvet Kabakkuyusu’nun ilerisine geçmiş ise de faik düşman kuvvetleri karşısında mezkûr kuyunun şimalindeki sırtlarda kalmağa mecburiyet görülmüş.
Düşman Damakçılık bayırı sırtlarında kuvvetli tahkimata malik olduktan başka piyade ve çok miktarda mitralyöz ateşleriyle 7 nci fırkanın daha ileri taarruzuna mümaneat ediyordu.
Fırka her iki alayı ile Kayacık ağılı sırtlarını işgal ettikten sonra ilerleyememekte idi.
-
§ Düşmanın, taarruzumuzla mağlûp ve ric’at eden kuvvetleri öğleden sonra Tuzla gölü şarkında tutunarak müdafaaya başlamışlardı. Savla limanından gelen kıtaatla bozgun kıtaat takviye olunuyordu. Lâlebaba taraflarında yeni düşman bataryalarının mevcudiyeti haber veriliyordu.
-
7 nci fırkanın cephesindeki düşman dahi mütemadiyen takviye ediliyordu.
Kıtaatımız Anafartalar ovası’na ve Azmak cenubuna indikten sonra düşmanın denizden ve karadan mütemadi-
79
yen icra eylediği büyük çaplı vesair top ateşlerinden daha ziyade müteessir oluyordu.
§ Elde edilen üseranın ifadesinden yalnız Suvla limanına ihraç edilmiş kuvvetin 10 uncu ve 11 inci fırkalardan mürekkep bir kolordu olduğu ve 7 nci fırka ile Kocaçimen mıntakasındaki diğer fırkalarımızın karşısındaki kuvvetten başkaca Avustralya ve Yeni Zelanda kıtaatı bulunduğu anlaşıldı.
Düşmanın fevkalâde tefevvuku adedîsi ve muharebe vesaitinin bizimkilerle kıyas olunamıyacak derecede kesret ve mükemmeliyeti karşısında bugün istihsal eylediğim muvaffakiyet maksadımı tamamen temin etmişti.
Filhakika düşmanın bir kolordusunu zayıf bir fırkamla, Kireçtepe - Azmak arasında mağlûp ve Tuzla gölüne kadar takip ve orada tesbit. etmiştim.
-
7 nci fırka da Damakçılık istikametindeki taarruziyle düşmanın ilerlemiş bazı aksamını geriye attıktan maada Conkbayırı ve Kocaçimen sırtlarına müteveccih olan düşman kuvvetlerini üzerine celbederek orada tesbit etmiş bulunuyordu.
Bu suretle düşmanın hedefi aslî ittihaz eylemiş olduğuna şüphe kalmayan Conkbayırı ve Kocaçimen silsilesine tamamen sahip olması tehir edilmiş oldu. Conkbayırı elinde bulunan düşman bugün orada faaliyetine devam edebilseydi, şüphesiz bizim için vaziyet tamiri müşkül bir şekil alırdı.
Fakat bugünkü muvaffakiyetle, Conkbayırı düşman elinde kaldıkça melhuz tehlike bertaraf edilmiş sayılamazdı. Binaenaleyh 12 nci ve 7 nci fırkalarla başladığım taarruzu tevkif ve Conkbayırı cihetinde ciddî tedbir ittihazına karar verdim.
-
80
-
12 nci ve 7 nci fırkalara kazandıkları hattı tahkim ederek elden çıkarmamaları lüzumu bildirildi ve bilâhare verilen grup emriyle de bu husus teyit edildi.
Kireçtepe’de muharebe devam etmekte ve bazı düşman nakliye gemileri Ece limanı civarında görüldüğü cihetle 12 nci fırkanın sağ cenah ve gerisinde bulunan bu mıntakanın daha ciddî olarak temini için o zamana kadar İsmailoğlu tepesi civarındaki kuvvetleriyle alâkadar bulunan Anafartalar müfrezesi kumandanını yalnız mezkûr mıntakanın muhafaza ve müdafaasiyle tavzif ettim.
*
Yeni kuvvet: Cenup Grubuna (Seddülbahir mıntakası) mensup 28 inci ve 41 inci piyade alaylarının tahtı emrine verildiği ve iki topçu bataryasının da mezkûr mıntakadan gönderileceği ordudan haber verilmişti. Bu kuvvetler Conkbayırı istikametinde hareket ettirildi.
Conkbayırı’nda icrasını tasavvur ettiğim harekette bu yeni gelecek olan iki piyade alayına güveniyordum. Bu alayların yorgunluğunu izale ve zindegisini muhafaza pek mühim idi. Bunun için Kocaçimen ve Conkbayırı mıntakasında bulunan sekizinci ve dokuzuncu fırka kumandanlarına âtideki emri verdim. Bu iki fırka kumandanından hangisi Kocaçimen mıntakası kumandanlığını deruhte ettiğini kat’î olarak henüz anlayamamıştım. Sekizinci fırka kumandanı Miralay Ali Rıza Bey, dokuzuncu fırka kumandanı Kaymakam Potrih Bey idi. Buna nazaran Ali Rıza Bey’in mıntakanın kumandasını deruhte etmiş olması tabiî görülür. Fakat Kaymakam Potrih Bey bir raporunda «Kurt geçidi’nden grubun sol cenahına kadar olan mıntakayı tahtı kumandama aldım.» «Mıntakamın emir ve ku-
81
mandası için bugün sabahleyin (27 Temmuz) sekizinci fırka kumandaniyle itilâf peyda ettim.» diyordu.
Bu kumanda hususunu bizzat mahallinde halledecektim, fakat istediğim şeyin herhalde yapılmasını temin için aynı emri her iki fırka kumandanına verdim:
Çamlıtekke tarassudundan
27-5 -331
Saat 3 sonra (telefonla)
«Bu gece Conkbayırı’nda kendilerinden büyük faaliyet talep edeceğim iki piyade alayı için orada bulunan kıtaat vasıtasiyle hiç olmazsa sıcak bir çorba hazırlatmağa imkân bulmanız çok muvafık olur.»
Anafartalar Grubu Kumandanı
M. KEMAL
CONKBAYIRI MINTAKASINA HAREKETİM
-
12 nci ve 7 nci fırkaların taarruzunu tevkif ettikten sonra Conkbayırı mıntakası’na gitmek üzere bulunduğum tarassut mahallini terkettim. Evvelâ yolumuz üzerinde bulunan Çamlıtekke’ye uğradım.
Yeni taarruz hakkında müdavelei efkâr
Ordu kumandanı Liman Von Sanders Paşa da oraya gelmişti. Kendisiyle kısa bir müdavelei efkârda bulunduk. Müşarünileyh bu yeni gelecek alaylarla iki suretle hareket olunabileceğini düşünüyordu.
-
1) 7 nci fırkayı takviye ederek Ağıl ve Conkbayırı, Kocaçimen mıntakalarında bulunan düşman kuvvetlerinin nevama yan ve gerisine taarruz etmek.
-
2) Conkbayırı’ndan taarruz etmek.
Ben birinci tarzda hareketin münteci muvaffakiyet olacağını memul etmiyordum. Çünkü 7 nci fırkanın karşı-
82
sundaki düşman Damakçılık sırtlarında muhkem bir surette yerleşmişti. Ve bu mevzi düşman tarafından suhuletle takviye olunabilirdi. Bundan başka, bu taarruzumuz âdeta denize, düşman donanmasına karşı yanını vermiş olurdu. Bir de Mestantepe düşmanın kuvvetli piyade ve topçusu tarafından tutulmuş olduğuna göre, bu cihetten de taarruzumuz yan ve geriden tahtı tesirde kalacaktı. Bu taarruzda muvaffak olunmadığı takdirde elimizdeki son kuvvet de israf olunduğu halde Conkbayırı’ndan gelecek mühlik ve gayrıkabili telâfi darbenin önüne geçilmiş olmıyacaktı.
Conkbayırı’ndan taarruzda; vakıâ düşmanın cephesine karşı hareket olunacaktı. Ve bunun neticesinde Kocaçimen mıntakasında bulunan tekmil düşman kuvvetlerini kamilen denize dökmek veya imha etmek müşkül idi. Fakat böyle bir neticeden evvel vaziyetimizin tahtı emniyete alınması mevzuubahs idi. Kocaçimen mıntakasındaki kuvvetlerimizin izmihlâl ve perişanisi ve bunların karşısındaki düşman kuvvet ve vesaitinin tefevvukı kat'îsi artık malûmumuz olmuştu. Binaenaleyh bu taarruzda düşmanı mağlûp etmeğe muvaffakiyet hasıl olmadığı takdirde de en mühim olan bu cephe yeni kuvvetlerimizle takviye edilmiş olacaktı. Muvaffakiyet halinde hâkim sırtlar elimize geçecek ve Ağıldere sahasında bulunan düşman kuvvetleri tamamen mahkûm bir vaziyete düşecekti.
Binaenaleyh taarruzun Conkbayırı’ndan yapılmasını elzem buluyordum. Bu taarruza pek çok ehemmiyet verdiğim için ve benden evvel muhtelif kumandanların burada yaptıkları taarruzlarla netice alamadıklarını bildiğim için işbu yeni taarruzu bizzat başında bulunarak kendim idare etmeğe karar vermiştim.
83
Liman Paşa; «Harekâta mes’uliyetini kabul eden sizsiniz. Kafiyen tasmimâtınız üzerinde tesir yapmak istemem. Vâridi hâtırım olan hususatı mütalea olarak söyledim.» sözleriyle ibrazı nezaket eyledi.
Çamlıtekke ile Conkbayırı arasında
Saat 5.30 sonrada bütün erkânıharbiyemle Çamlıtekke’den atlı olarak hareket olundu. Nazarı dikkati calip küçük bir kol halinde idik. Büyük Anafarta kariyesinin şark hizalarında idi, bir düşman tayyaresi semtürre’simizde uçmağa başladı. Erkânıharbiyem heyeti yolun sağ ve soluna açılıp dağılmak suretiyle, düşman tayyaresine hedef teşkil etmemeğe mecbur oldular. Ben, yol üzerinde kaldım. Süvari zabit vekili Zeki Efendi (1) namında kıymetli bir genç yanımdan ayrılmamıştı.
Düşman tayyaresinin takibi altında hayvanlarımızı dörtnal sürerek Kocaçimentepesi yolunu takip ettik. Kocaçimentepesi’nin cenup yamaçlarından, Kurtgeçidi’ni geçerek Conkbayırı tepesine gitmek istiyordum. Kurtgeçidi’ne tekarrüp ettiğimiz zaman, Conkbayırı tepesinden ve onun daha şimalindeki Boyun noktası civarından düşmanın piyade ateşiyle karşılandık. Düşman buraları tahtı işgalinde bulunduruyordu. Kocaçimentepesi'nde bize mensup hiç bir muntazam kıt’a yoktu. Derelerde, şurada burada bir takım perakende, bozgun efrat görüyordum.
Kurtderesi’ne cenuba saptım. Besimsırt'ı şarktan dolaştıktan sonra Kördere boyunca garba yürüyerek Conkbayırı ile Suyatağı arasında sekizinci fırka karargâhına
(1) Millî Müdafaa Vekâleti Hava Müsteşarı General Zeki Doğan.
84
vâsıl oldum. Erkanıharbiyemden ve yaverlerimden hiç biri mülâki olamamıştı. Yolların mefkudiyeti, arazinin fevkalâde ârızası, düşmanın topçu ateşi ve tayyare takibatı yüzünden ancak kısmen gece yarısına doğru, kısmen de ertesi gün bulunduğum yere gelebilmişlerdi.
SEKİZİNCİ FIRKA KARARGÂHINDA VAZİYETİN TETKİKİ
Conkbayırı ve Kocaçimen mıntakalarında 27 Temmuz akşam üzeri bulduğum vaziyet şu idi:
Düşman vaziyeti. — Düşman Şahinsırt’ı en yüksek zirvesi dahil olmak üzere ve Sazlıdere memba cihetlerini kamilen ve Conkbayırı pilâtosunun en yüksek kısmını işgal etmişti. Düşmanın Conkbayırı’ndaki muharebe hattı, pilâtonun şark versanını yalayıcı ateş altında bulundurabilecek kadar ileri sürülmemişti. Binaenaleyh, Conkbayırı ile Suyatağı arasındaki derecikler zaviyei meyyitede kalmışlardı. Sekizinci fırkanın muharebe karargâhı da burada bulunuyordu.
Düşman ateş hattı, Conkbayırı tepesinden sonra Kurtgeçidi'ne doğru Boyun noktası'nı takip ediyordu. Burada da düşman avcı hatları Kimlere istikameti umumiyesini müessir ateş altına alacak surette değil idi.
Kurtgeçidi’nden sonra düşman hattı Çamcıkpınarı sırtlarından bir miktar şimali-garbî istikametini takip ediyor, sonra da, Karaağılderesi şimalindeki sırtlardan Damakçılık bayırı’na doğru garba gidiyordu.
Bu mıntakadaki düşman kuvvetinin mecmuu iki fırkadan fazla tahmin ediliyordu.
Bizim vaziyetimiz. — Düşmanın ilk taarruzunda bu mıntakada yalnız 14 üncü alay varmış. Bu alay bir çok
85
esir ve şehit verdiğinden enkaz halinde kalmış. 25 inci ve 26 ncı Temmuz günlerinde muhtelif alaylar vürut etmiş. Alayların bazısı Şahinsırt’a, bazısı Kurtgeçidi cenubundaki Boyum noktası'na 25 ve 64 üncü alaylar dokuzuncu fırka kumandanının emrinde Conkbayırı’na taarruz etmişler. Bu fırka evvelâ muvaffak olmuş, sonra düşmanın mukabil taarruziyle zayiatı külliyeye duçar olarak kâmilen dağılmış ve Conkbayırı düşmanın elinde kalmış.
Sekizinci fırka 24 üncü alayile 26/27 Temmuz gecesi Conkbayırı’ndaki düşmana taarruz eylemiş ise de muvaffak olamamış. Mâahaza diğer alaylardan bazı enkaz ile Conkbayırı ve Şahinsırt’ta bulunan düşmana karşı bir cephe muhafaza edebilmiş olduğu halde duruyordu.
Yirmi üçüncü alay 24 üncü alayın gerisinde henüz muharebeye girmemiş olduğu halde duruyordu.
Bütün bu taarruzlarla düşmanı tamamen Conkbayırı’ndan atmağa muvakkiyet hasıl olmamakla beraber, düşmana da zayiat verdirilmiş ve düşmanın Conkbayırı pilâtosunu kâmilen ve şark istikametine tamamen hâkim olacak surette işgaline mümaneat edilmiş olduğu anlaşılıyordu.
Benim muvasalatımda, bu saydığım alaylar âtideki vaziyette bulunuyorlardı.
23 üncü ve 24 üncü alaylar sekizinci fırka kumandanının tahtı enirinde olarak, Conkbayırı - Şahinsırt hattında bulunan düşmanın yirmi otuz hatve karşısında muharebe etmekte.
Sahra topçu 14 üncü alaydan vüruduna intizar olunan iki batarya da bu fırkanın emrine verildi. Henüz gelmemişlerdi. Yalnız Besimsırt’ta iki top vardı. (Y. 5 T. 1 Batar. 2)
86
Sekizinci fırkanın sol cenahında 261 râkımlı tepe civarında 10 uncu alay bulunuyordu.
9 uncu fırka nizamı harbine dahil olan 64 üncü, iki tabur halinde 33 üncü, bir tabur halinde yirmi beşinci alaylar kâmilen Kocaçimen ile Suyatağı arasındaki derelerde dağılmış, kumandadan çıkmış bir halde. Alay kumandanları tek başına kalmışlar. Fırka kumandanı olan Kaymakam Potrih Bey ve erkânıharbiyesi karargâhının düşman topçu ateşi ile tarumar edilmesi yüzünden geride bir tarafa gitmiş. Mumaileyhi ertesi gün muharebeden sonra buldurup yanıma celbedebildim.
4 üncü fırka kumandanı 14 üncü ve 11 inci alayların ikişer tabur enkaziyle ve 33 üncü alaydan bir tabur ve 32 nci alaydan bir bölük halindeki bir taburu tahtı emrine almış. Bu kuvvet Kurtgeçidi’nden itibaren 7 nci fırkanın sağ cenahına kadar Abdurrahman bayırı ile Asmaderesi cenubundaki sırtlarda bulunuyordu. Sağda 11 inci, solda 14 üncü alay kıtaatı birinci hatta idi. Topçu cebel 5 inci ve 7 nci alaylardan birer ve bir de âdi cebel batarya bu fırkanın tahtı emrinde olarak Abdurrahman bayırı sırtlarında yerleştirilmiş idi.
§ Ekser kıtaat Conkbayırı civarında birbirini müteakiben ve yekdiğerini takviye suretiyle muharebeye girmiş oldukları için üç muhtelif fırka nizamı harbinde gösterilen alaylar efradı karmakarışık bir halde bulunuyordu. Conkbayırı’nda, cephe muhafaza eden ve kumandanları başında bulunan kıtaat en son taarruz eden sekizinci -fırkanın 23 üncü ve 24 üncü alayları idi. Bu alaylar meyanında 11 inci alayın buradaki perakendelerinden mürettep bir tabur ile bu alayın iki mitralyöz tüfeği vardı. Alay 23 iki ve alay 24 üç tüfekli birer mitralyöz bölüğüne malik idi.
87
§ İşte taarruzu tasmim ettiğim, Conkbayırı cephesinde bulunan kuvvet, 23 üncü ve 24 üncü alaylardan ibaret idi. Taarruz için istinat ettiğim iki alay da henüz gelmemişti.
Gece hulûl etmişti. Bu alayların yollarını şaşırıp hiç gelmemeleri ihtimal dahilinde idi.
§ Nezdinde bulunduğum fırka kumandanının yeri ateş hattına o kadar yakın idi ki, münasebettar olan alay ve hattâ tabur kumandanları için de orası tabiî olarak durabilecekleri bir yerdi. Binaenaleyh bu kumandanlarla dahi görüşüyordum.
Vakıâ kıt’a namına elde henüz muharebeye girmemiş olan 23 üncü alaydan başka sağlam bir şey yoktu. Fakat, temasa geldiğim büyük küçük kumandan ve zabitlerde fevkalâde yüksek bir kuvvei maneviye, sarsılmaz bir metanet eseri görüyordum. Herkes duçar oldukları felâketin kumandadaki inzibatsızlıktan ileri geldiğine kani idi.
Öğleden soma saat 10’a geliyordu. 28 inci alayın gelmekte olduğu bildirildi. 41 inci alaydan haber yoktu. Başka kuvvet gelmediği halde dahi muvaffak olabileceğime hükmetmiştim.
Fırka kumandanının benim için ihzarını emrettiği bir nefer çadırının içine girdim. O zamana kadar kıt’a kumandanlarının dağılmış olan kıt’alarını toplamak ve kabili istimal bir hale getirmek için her türlü tedabire tevessül ve en son gayret ve fedakârlıklarını sarf etmeleri lüzumunu bildirdim. Her rütbe sahibi, cidden bütün mevcudiyetiyle çalıştı. Fakat arazinin insanları bel’eden ve suhuleti harekete mâni olan sert kayalıklı, dik yamaçlı dere ve tepeleri ve buna inzimam eden düşman topçu ateşi ve daha sonra zulmeti leyi her türlü mesaiyi semeresiz bırakıyordu.
88
Sekizinci fırka kumandanı miralay Ali Rıza Bey’e (elyevm kolordu kumandanı Ali Rıza Paşa): «yarın fecirle beraber Conkbayırı—Şahinsırt hattında bulunan düşmana taarruz edeceğimi ve bu maksat için muvasalatına intizar eylediğim 28 inci ve 41 inci alaylarla sekizinci fırkayı takviye edeceğimi ve bu noktai nazardan icabeden tertibatın alınmasını ve bunun için sabaha kadar bütün gece alâkadaranın ciddiyet ve fedakârlıkla çalışması lâzım olduğunu ve benim de bizzat burada kalacağımı» söyledim. Bir aralık fırka kumandanı, erkânıharbi Galip Bey’ le (1) beraber yanıma geldiler. Fırka erkânıharbinin bazı mütaleatı olduğunu ve bu mütaleatın bana da söylemeğe müsaade olunmasını beyan etti.
Bu tarzdan memnun olmamakla beraber Galip Bey’in mütaleasını da anlamak istedim. Galip Bey iki gündenberi Conkbayırı’na mütemadiyen ve müteakiben taarruz edildiği halde muvaffak olunamadığını ve bu yüzden kıtaatın azim zayiata düçar olduklarını ve el’an gayrı kabili istifade perişan bir halde bulunduklarını, yeni bir taarruzda kuvayı mevcudenin dahili hesap edilemiyeceğini, yeni gelmekte olan yalnız iki alayın bugüne kadar daha çok alayların başaramadığı bir taarruzda muvaffak olacağına hükmedilemiyeceğini (ve bahusus bu iki alaydan biri meydanda yoktur), o halde yalnız yeni bir alayla bu taarruza kalkışmanın neticesini vahim gördüğünü beyan ve izah etti.
Galip Bey en kıymetli erkânıharblerimizdendir. Cesaret ve metaneti tab’ına ateş altında bizzat şahit oldum. Mütaleatı da hesap ve mantığa göre gayrı kabili red idi.
(1) Korgeneral Galip Türker.
89
Bu sebeple idi, ki kumandanı dahi mütaleatı dinlemiş ve bizzat bir kerre de bana söyletmeği muvafık bulmuştu.
§ Bazı kanaatler vardır ki anların hesap ve mantıkla izahı pek güçtür. Bahusus muharebenin kanlı ve ateşli safhasındaki duygularını tevlit ettiği kanaatler... Bittabi her kanaat ve karar içinde bulunulan ahval ve şeraiti tetkik ve bu tetkikat netayicini teferrüs ve takdir sayesinde tevellüt eder.
Galip Bey’in dermeyan eylediği mütaleat hakikaten vaziyeti ve kıtaatın halini olduğu gibi tasvir ediyordu.
Fakat bu mütaleatı beni tebdili karar ettirecek mahiyette bulmadım. Çünkü ben düşmanı şedit ve seri bir baskın ile mağlûp edebileceğimize kanaat hasıl etmiştim. Bunun için çok kuvvetten ziyade çok dikkatli ve fedakârane bir sevk ve idarenin maksadı temin edeceğine hükmetmiştim.
§ Fırka kumandanı ve erkânıharbine kararımın katî olduğunu ve hattâ 41 inci alay gelmediği takdirde dahi yine tatbik edeceğimi beyan ettim. Zaman geçirmeksizin kıtaatı taarruz için ihzar ve tertipten başka düşünecek ve yapacak bir şeyimiz olmadığını beyan ettim.
Bence, yapılacak iş gayet basit idi. Şöyle, ki: hücum cephesinde 24 üncü alayla bazı perakende efraddan bir avcı hattı vardı. Bu hattın düşmana mesafesi azamî 20 — 30 hatve idi. İhtiyatta bulunan 23 üncü alay Conkbayırı’na karşı ve yeni gelmekte olan 28 inci alay bunun solunda olarak Şahinsırt’a karşı karanlıkta fevkalâde sükûnet ve intizam ile avcı hattının 20 - 30 hatve kadar gerisinde taarruz cephesi imtidadınca saffı harp nizamında
90
bir vaziyet alacaktı. Gecikmiş olan 41 inci alay da muvasalatındaki vaziyete göre istimal olunacaktı. Düşmana katiyen tüfenk ve bittabi top ateşi yapılmıyacaktı. Efrat süngü takacaklardı. Tekarrür edecek anda, saffı harp nizamındaki asker hücum yürüyüşiyle düşmana atılacak ve önündeki avcı hattı da ana iştirak edecekti.
Bir dakika sonra mesele halledilmiş olacaktı. Ondan sonraki safha için şimdiden bir karar veremezdim.
-
§ Fırka kumandanına, tertibatın hitam bulduğunu haber vermesine intizar eyliyeceğimi söyledim.
*
Fırka kumandanı, erkânıharbiyesi ve bütün kumandan ve zabitler şayanı takdir bir gayret ve himmetle hücum tertibatı ve hazırlığiyle bütün gece uğraştılar.
Taarruz için verdiğim gurup emri şu idi:
Conkbayırı’nda sekizinci fırka taarruzundan
27 -5 -331
-
1 — Sekizinci fırka, kendine ilhak olunan taze kuvvetlerle yarın fecirle beraber Conkbayırı - Şahinsırt’taki düşmanı tart ve teb’it edecektir.
Diğer fırkalar, bidayette, piyade ve topçulariyle ateş etmeyüp sekizinci fırkanın hücumundan sonraki taarruzunu teshil edeceklerdir.
-
2 — Yedinci ve on ikinci fırkalar bugün ileriledikleri hatları tahkim ve muhafaza edeceklerdir.
On ikinci fırkanın Kireçtepesi istikametinde cenahının tenlini hususunu hatırlatırım.
-
3 — Ben bu geceyi Conkbayırı’nda ve sekizinci fırka karargâhında geçireceğim. 7 nci ve 12 nci fırkalarla Anafartalar mıntakası kumandanı raporlarını kemakân
-
91
Çamlıtekke’ye, diğer fırkalar Conkbayırı’na göndereceklerdir.
Anafartalar Grubu Kumandanı
M. KEMAL
Saat 10.20 sonra da berveçhi âti tamimen tebliğ edilmişti:
-
4 üncü fırka kumandanlığına (telefonla)
-
7 » » » (emir atlısı ile)
-
8 » » » (not ettirilmiştir)
12 » » »
-
9 » » » telefonla
Anafartalar mıntakası »
ANAFARTALAR CİHETİNE BİR NAZAR
Anafartalar cihetindeki kumandanlardan vürut eden raporlarda: Düşmanın Suvla limanında üç noktadan ihracata devam ettiği ve düşman kuvvetlerinin kısmı küllisinin Kireç ve Karakol tepelerin cenup mailesinin ovaya müntehi olduğu mahalde denizden 1000 - 1500 metre kadar mesafede bulunduğu bildiriliyordu. Düşman Kireçtepe ve Damakçılık bayırı’ndaki kıtaatını takviye ediyordu.
Dördüncü fırka, 7 nci fırkanın taarruzunu teshil maksadiyle Asmadere garp sırtlarından teşebbüs ettiği taarruz ileri gidemedi.
Conkbayırı cihetine takarrüp etmek isteyen düşman kıtaatı, dördüncü fırkanın bataryaları tarafından müessir ateş altına alınarak telefatı külliye verdirilmişti.
Yanlış malûmat. — Saat 12.30 da on ikinci fırkadan gelen bir raporda düşmanın Ece limanına asker çıkarmakta olduğundan bahsediliyordu.
92
Anafartalar mıntakası kumandaniyle bizzat telefonla görüşerek, düşmanın boş nakliye gemilerinin limana geldiğini ve tekrar gittiklerini anladım. Mezkûr mıntaka kumandanına, Ece limanının ehemmiyetli bir surette nazarı dikkatte bulundurulmasını ve bu babda sık sık malûmat vermesini emir ve talep ettim. 12 nci fırka kumandanına da varit malûmatın sahih olmadığını bildirdim.
27/28 gecesi bütün gurup mıntıkasında hadisesiz geçti.
28 TEMMUZ 1331 — 10 AĞUSTOS 1915
Conkbayırı Taarruzu
Bütün geceyi pek rahatsız ve uykusuz geçirdim. Bir taraftan Anafartalar mıntakasından gelen raporlar ve bahusus yanlış fakat mühim haberler beni bizzat işgal ettiği gibi, bir taraftan da evvelki günlerin nekbetli neticelerinde kıtasını, âmirini kaybetmiş ve hâlâ bulamamış bir takım kumandanların doğrudan doğruya bana müracaatı bir dakika bile istirahate imkân bırakmadı. Karargâhımda bana mülâki olabilen bazı zabitleri sekizinci fırkanın iştigal ve tertibatını anlamak üzere gönderdim. Bu zabitlerden bilhassa erkânıharbiye yüzbaşısı Hidayet Efendi hücum istihzaratını tetkik için fedakârane ifayı hizmet etti.
41 inci alay hücum ânına kadar gelmedi. Yanlış yere gitmiş. Badehu gelebildi. 8 inci fırka tertibatını almıştı: 23 üncü alay iki taburu birinci hatta saffı harp nizamında, bir taburu da bu hattın gerisinde olmak üzere Conkbayırı’na taarruza hazırlanmıştı. 28 inci alay da aynı hizada Şahinsırt'a hücum tertibatını ikmal etmişti. Fecir olmak üzere idi.
Çadırımın önüne çıktım. Hücum edecek askeri görüyordum. Oradan hücumun icrasına intizar edecektim.
93
Şayanı endişe bir ân
Gecenin perdei zalâmı tamamen kalkmıştı. Artık hücum ânı idi. Saatime baktım. Dört buçuğa geliyordu. Birkaç dakika sonra, ortalık tamamen ağaracak ve düşman askerlerimizi görebilecekti.
Düşmanın piyade, mitralyöz ateşi başlarsa ve kara ve deniz toplarının mermileri bu sıkı nizamda duran askerlerimiz üzerinde bir defa patlarsa hücumun ademi imkânına şüphe etmiyordum. Hemen ileri koştum. Fırka kumandanına tesadüf ettim. O da ve her ikimizin refakatimizde bulunanlar beraber olduğu halde hücum safının önüne geçtik. Gayet seri ve kısa bir teftiş yaptım. Önünden geçerek yüksek sesle askerlere selâm verdim ve dedim, ki:
«Askerler, karşımızdaki düşmanı mağlûp edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Evvelâ ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız!»
Kumandan ve zabitlere de işaretime askerlerin nazarı dikkatini celbetmelerini emrettim.
Ondan sonra hücum safının önünde bir yere kadar gidildi ve oradan kırbacımı havaya kaldırarak hücum işaretini verdim. ...
Bütün askerler, zabitler, artık her şeyi unutmuşlar, nazarlarını, kalplerini verilecek işarete merküz bulunduruyorlardı. Süngüleri ve bir ayakları ileri uzatılmış olan askerlerimiz ve onların önünde tabancaları, kılınçları ellerinde zabitlerimiz kırbacımın aşağı inmesiyle ahenin bir kitle halinde şîrâne bir savletle ileri atıldılar. Bir saniye sonra düşman siperleri içinde âsumâni bir gulguleden başka bir şey işidilmiyordu: Allah Allah Allah!...
94
Düşman silâh istimaline vakit bulamadı. Boğaz boğaza kahramanca mücadele neticesinde ilk hatta bulunan düşman kâmilen imha edildi.
Dört saat mücadeleden sonra 23 üncü ve 24 üncü alaylarımız Conkbayırı’nı kâmilen düşmandan tathir ve 28 inci alay dahi Şahinsırt’ın en yüksek sırtını istirdat eyledikten sonra Sarıtarla, Ağıl üzerine garba saldırdılar. Önüne tesadüf eden düşman kıtaatını mağlûp ve münzehim ediyordu.
-
28 inci alayın bir kısmı Şahinsırt'ın Boyun noktası’nda yerleştirilmiş olan düşman mitralyözlerinin müessir ateşinden daha ileri gidememişti.
Conkbayırı tepesi askerlerimizin eline geçdikten sonra düşman karadan ve denizden tevcih ettiği seri’ ve kesif topçu ateşiyle Conkbayırı’nı cehenneme çevirmişti.
Semadan şarapnel, demir parçaları yağmuru yağıyordu. Büyük çaplı deniz toplarının tam isabetli daneleri yerin içine girdikten sonra, patlıyor, yanımızda, kenarımızda büyük lâğımlar açıyordu. Bütün Conkbayırı kesif dumanlar ve ateşler içinde kaldı. Herkes mütevekkilâne akıbete muntazır duruyordu. Etrafımız şüheda ve mecruhin ile doldu.
Muharebe meydanında cereyan eden hali temaşa ederken bir şarapnel parçası göğsümün sağ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati parça parça etti. Vücuduma nüfuz edemedi. Yalnız derince bir kan lekesi bıraktı. (Bu saat enkazını bilâhare, bugünün hâtırası olmak üzere, Liman Paşayı verdim. O da, aile asalet armasını hâvi, kendi saatini bana verdi.)
-
§ Büyük Anafarta civarında mevzi alan obüslerimizden lüzumu kadar istifade edilemedi. Sekizinci fırka em-
-
95
rine verilen iki sahra bataryasından biri Suyatağı civarında faaliyete geçebildi. Hücumdan sonra Kocaçimen mıntakasında bulunan topçularımız düşmana ateş ediyorlardı.
Pek geç vasıl olan 41 inci alaydan cüz’i bir kuvvetle Conkbayırı ile Boyun noktası arasını takviyeye lüzum gördüm.
Düşman Mestantepe cihetini takviye ediyordu. 12 nci fırkaca buna karşı mukabil tedbir alınıyordu.
Kireçtepe civarında da faik düşman kuvvetleri faaliyet gösteriyordu.
Sekizinci fırkanın taarruzunu teshil maksadiyle 4 üncü fırkadan 14 üncü alay efradiyle 7 inci fırkadan 21 inci alayın ikinci taburu müttehiden karşılarındaki Kayacıkderesi cenubı-garbî sırtlarına taarruz ederek kısmen mezkûr derenin cenup yamaçlarına çıkmışlardır.
Son karar
Düşmanın, Ağıldere mıntakasında, Pilavtepe, Yaylatepe, Damakçılık bayırı mevaziiyle deniz arasındaki kuvvetleri, bizim hücum eden askerlerimizden pek çoktu. Düşmanın denizden ve karadan icra eylediği topçu ateşi faikıyeti bizim cüz’i topçumuzla mukayese kabul etmiyecek derecede idi. Düşmanın Şahinsırt’ın garp dilinde tutunabilen mitralyözlerinin hücum eden efradımıza yaptıkları yan ateşleri pek müessirdi.
Vakıa, arslanlar gibi köpürmüş olan askerlerimizi durdurmak güçtü. Kısım kısım deniz dahiline kadar ilerleyenler bile vardı. Fakat muharebenin temadisi halinde askerlerimiz kamilen düşman kıtaatına karışacak ve o kesif faikıyet içinde kaybolacaklardı.
Saat zevale yaklaşıyordu. Askerlerimiz sekiz saat-
96
ten beri Ölümle pençeleşmekten bittabi yorulmuşlardı. Arazinin vaziyeti, düşmanın göz açtırmayan kesif ateşleri boğuşan askerlerimize geriden her türlü muaveneti adimülimkân kılıyordu. Zaiyatımız da mühim idi.
Düşmanı mağlûp eden faikıyetimiz olmayıp müthiş ve seri’ bir darbe halinde vuku bulan savletimiz olduğunu takdir ediyordum. Binaenaleyh saat 12.15 de sekizinci fırka kumandanına âtideki emri verdim:
«Taarruzu kat'ediniz. Conkbayırı ve Şahinsırt’ın garba en hâkim noktası daima elde bulundurulacak surette kıtaatınızla işgal ettiğiniz hattı tahkim ediniz.»
Anafartalar Grubu Kumandanı
M. KEMAL
Sekizinci fırka kumandanı derhal cephesini mıntakalara ayırdı. Cephede sağdan itibaren 23, 24, 28 inci alayları birinci hatta ve 41 inci alayı sağ ve sol cenah gerilerinde ihtiyatta bulundurdu.
Conkbayırı’nda ve 261 rakımlı tepe’de birer noktai istinat inşasına teşebbüs etti.
Her tarafa ateş ve demir yağdığı ve mermiler iğne gibi etrafa saplandığı bir hengâmede arzu edildiği gibi tahkimat icrası elbette mümkün değildi. Mevziin asıl tahkimatı gece olacaktı.
Bundan sonraki tedabiri umumiyeyi derpiş ve ittihaz etmek için, gurup karargâhına gitmek üzere sekizinci fırkaya veda ettim. Avdetim esnasında 28 inci alay kumandanı Hunker Beyi pek geride gördüğüm için memnun olmadığımı söyledim. Mumaileyh mıntaka kumandanı tayin edildiğinden oraya geldiğini ve bu mahallin, mezkûr kumanda mevkiile mütenasip bulunduğunu söyledi.
97
Mumaileyhe nazariyat ile ameliyat arasında ve bilhassa fevkalâde ahvaldeki farkı izaha mecbur oldum. (1)
*
-
3 AĞUSTOS MUHAREBESİ
Düşman 2 Ağustos günü akşamı saat 6.30 sonrada bir liva kadar bir kuvvetle gurubun sağ cenahına taarruz ve Kireçtepe’nin bazı aksamını zapteylemişti. Fakat aynı geçe beşinci fırkayı takviye eden kıtaatın mukabil taarruzlariyle bizzat Kireçtepe mevzii istirdat edilmiş bulunuyordu. Düşman 3 Ağustos günü daha faik kuvvetlerle tekrar Kireçtepe’yi tazyike başlamıştı. Düşmanın pek ciddî olduğu anlaşılan bu taarruzlarına karşı tedabir ittihaz etmek üzere Turşun’daki beşinci fırka karargâhına gittim. Ordu kumandanı da buraya gelmiş bulunuyordu. Kireçtepe ile Turşun arasında telefon hattı olmadığından irtibat ve haberlerin isali emir atlılariyle icra edilmekte idi.
127 nci alay kumandanı Kireçtepe muharebesini idare etmekte ve beşinci fırka kumandanı Kaymakam Vilmer Bey Turşun’da durmakta idi. Pek geç gelen haberler düşmanın Kireçtepe’ye ciddî taarruzlar icra etmekte olduğu ve takviye kıtaatının yetiştirilmesi lüzumundan bahsediliyordu. Gurup cephesinin aksamı sairesinde bir tebeddül ve düşmanın taarruzuna delâlet edecek bir hal görülmüyordu. Fırka kumandanını, hemen ileriye giderek kıtaatını doğrudan doğruya idare etmesi için muharebe meydanına göndermekle beraber eldeki kuvayı ihtiyatiyeyi
1 Atatürk’ün el yazısı ile yazılmış olan defter burada bitmektedir. Bundan sonraki kısımlar başka bir yazı ile esericedit kâğıtlarına yazılmıştır.
98
de Turşun istikametine tahrik ettirdim. Bir kısım kıtaatiyle Kurtgeçidi cephesinde ve iki alayiyle Kördere’de bulunan dokuzuncu fırkaya saat 7.20 evvelde telefonla âtideki emri gönderdim:
«Düşman Kireçtepe’ye kuvvetli taarruz ediyor. Birinci hatta bulunmayan tekmil kuvvetlerinizi bilistihsal en kısa yoldan Turşun’a hareket ve oradan beşinci fırka kumandanlığiyle irtibat peyda ederek anın gösterdiği istikamette hareket ediniz. Bundan sekizinci fırka kumandanını haberdar ediniz. Ve cephenizin mesuliyetini sekizinci fırkaya veriniz. Ve zamanı hareketinizi Turşun’a bildiriniz.»
Aynı zamanda yedinci, on ikinci, dördüncü, sekizinci fırkalara da fırka topçularının ve bilhassa obüslerin Kireçtepe istikametinde ateş ettirilerek muavenet etmeleri emredildi. Kireçtepe’de cereyan etmekte olan muharebe mühim idi. Bilhassa Kireçtepe mevzii gurup vaziyeti umumiyesince icrayi tesir edebilecek mahiyette bir noktai esasiye idi. Bu sebepten Kireçtepe muharebe meydanına kuvayı kâfiyenin serian toplanmasını nazarı ehemmiyete alarak en yakın olmak itibariyle Ece limanında tarassud vazifesini ifa eden 127 nci alayın birinci taburundan ihtiyatta bulunan iki bölüğün beşinci fırka karargâhında bulunan bir istihkâm takımının derhal sevkı beşinci fırka kumandanlığına emredildiği gibi, gurup karargâh süvari bölüğü yedinci ve on ikinci fırka karargâh süvari takımları süratli ile celbedildi. Aynı zamanda altıncı fırkadan Sivli’ye gelmiş olan on yedinci alayın birinci taburu da Kireçtepe istikametine sevkedildiği gibi Asya gurubundan saat 4.30 da Akbaşla geçmiş olan birinci alayın ikinci ve üçüncü taburlarının hareketleri tesri ve yürüyüş ka-
99
biliyetlerini tezyit için çantaların geride bırakılması emrolundu. Bu iki tabur saat 10 evvelde kolbaşısiyle Turşun’a yaklaşmış bulunuyordu. Bu kuvvetlerden maada ordu kumandanına da Şimal Gurubu’ndan 126 ncı alayın celbi lüzumu arz ve teklif edildi. Bu suretle gurubun sağ cenahına Kireçtepe cephesinde mevcut olan 127 nci alayın birinci, ikinci, üçüncü; 39 uncu alayın birinci ve Gelibolu jandarma taburlarından maada marrülarz kıtaat yâni 64 ve 25 inci alaylardan ibaret, altı taburlu dokuzuncu, 17 nci alaydan bir tabur, birinci alaydan iki tabur, 3 taburlu 126 nci alay ki ceman 12 taburdan ibaret bir kuvvet celbolunarak düşmanın harekâtı muhtemelesine karşı bu suretle kuvayı kâfiye ihzar edilmiş bulunuyordu.
Alınan haberler, düşmanın, ihraç ile meşgul olduğu ve bir taraftan Büyük Kemikli ve şarkında ve Tuzgölü şimalinde görülen kıtaatın parça parça Kireçtepe eteklerine doğru çıktığı, Büyük Kemikli’de müçtemi kıtaatı bulunduğu haberlerinden ibaret idi. Balâdaki hususat temin olunduktan sonra saat 10.30 evvelde Kireçtepe vaziyetini yakından görmek üzere Küçük Masırlık cenubışarkisindeki 161 râkımlı tepeye gidildi. 190 rakımlı tepenin şimaligarbisinden itibaren 161’e kadar olan saha tamamiyle açık ve Masırlıklar’da bulunan düşman torpidolarının ateşi altında bulunduğundan buralardan yaya ve koşar adımla geçmek mecburiyeti hasıl oldu. 161’den görülen vaziyet, Kireçtepe’de hâkim nıkatın gerek şimale sahilden çıkan yamaçlara karşı ve gerek garba Sivritepe’ye karşı elimizde bulunmakta, muharebe bilhassa sahil ciheti ile Sivritepe istikametinde şiddetle devam etmekte idi. Burada harp eden kıtaatımız otuz dokuzuncu alayın birinci taburu ve Gelibolu seyyar jandarma taburu ile
100
100
alay 127 akşamı idi. Vaziyetimizde mucibi tehlike bir hal görülmemekte, kıtaatımız cesurane ve metinane harp et-
mekte oldukları anlaşılmakla beraber evvelden mevcut kuvvetlerle zevale kadar 17 nci alayın birinci ve birinci alayın ikinci ve üçüncü taburları ve Ece’deki 127 nci alayın birinci taburundan iki bölük muharebe meydanına gelmiş bulunuyordu.
Öğleden sonra saat 1.30 a kadar mevkii muharebede nezdimde beşinci fırka kumandanı da olduğu halde kendisine tertibat ve sureti hareket hakkında icap eden evamir ve talimatı verdikten ve geri ile muhabereyi tesis için Turşun’dan itibaren Masırlık çeşmesine kadar telefon hattı temdit ettirdikten sonra Turşun’da bulunan ordu kumandanı ile vaziyet hakkında görüşmek ve vürut eden sair takviye kıtaatını karşılamak üzere maiyetimle beraber Turşun'a avdet edildi. Saat 3 den sonra Turşun’a muvasalat edilmişti. Bu âna kadar gelen haberler çok müsait bulunuyordu. Bu saata kadar dokuzuncu fırka kumandanı da Turşun’a gelmişti. Dokuzuncu fırka kıtaatı ve 126 ncı alay saat 6 sonraya kadar ancak kâmilen muvasalat edebilmişti. Bunun üzerine saat 3:40 sonrada şu emri verdim:
«Büyük Masırlık dahil Kireçtepe ve Kireçtepe’nin cenub mailesinin Azmak’a kadar olan mıntaka beşinci fırkaya tevdi edilmiştir. Beşinci fırka karargâhı 161 râkımlı tepe civarında Büyük Masırlık çeşmesi yanındadır. Dokuzuncu fırka gurup ihtiyatı umumîsi olarak Turşun’un şimali-garbisinde 112 ile 67 râkımlılar arasındaki mıntakada bulunacak ve Ece limanını temin ve muhafaza eyliyecektir. Ece limanının fırkaya ilhak olunan 126 nci alaydan şimdilik bir taburla muhafazası münasiptir. El-
101
elyevm Ece limanını temin eden iki bölük, mıntakanın 127 nci alayın taburu tarafından teslim edildiği mevazile iyice öğrenildikten sonra beşinci fırkaya gönderilecektir (1). Dokuzuncu fırka 241 râkımlı tepede sabit bir tarassut postası bulunduracak, mezkûr tepede istihkâm bölüğü marifetiyle bir taburluk tahkimat yapacaktır.»
Saat 7 sonraya kadar muharebe meydanına celbedilen yeni kıtaatın emri iaşesi hakkında tedabiri mukteziye ittihaz edildikten sonra Çamlıtekke’ye avdet etmiştim. Bu saate kadar alınan malumattan düşmanın Kireçtepe'deki bütün taarruzlarının zayiatı külliyen ile püskürtüldüğü, düşmanın buradaki kuvasının tahminen üç livadan ibaret olduğu (onuncu İngiliz fırkası) anlaşılmıştı.
Gurup cephesi Ece mıntakası hariç olduğu halde dahi 15-16 kilometreden ibaret vâsi bir cephe olduğundan emir ve kumandayı teshil etmek maksadiyle Anafarta Azmağı’nın cenubundaki cephe Kocaçimen mıntakası namiyle tevhit edilerek sekizinci fırka kumandanı miralay Ali Bey’in emrine verilmişti. Bu muharebede düşmanın telefatı pek çok idi. Tarafımızdan kazanılan muvaffakiyet te o nisbette büyük idi. Çünkü düşmanın maksadı Kireçtepe’yi kâmilen elde ederek Kapancalar istikametinde Kavaktepe silsilesine sahip olmaktan ibaret olup Kireçtepe’lerin düşman tarafından elde edilmesi beşinci ve on ikinci fırkaların cephelerinin sukutuna sebebiyet verebilirdi. Bugünkü muharebede bizim zayiatımız 1636 neferden ibaret oldu.
*
4 Ağustos günü düşmanın istihzarat ile iştigal ettiği görüldü. 5 Ağustos’ta düşmanın yedinci fırka sağ cena-
1 Bu cümle bozuktur.
102
hına öğleden sonra bazı piyadelerinin ileri hareketi görülmüş, bir alay kadar piyadesinin dahi beşinci fırka cephesinde on yedinci alayın birinci taburiyle 127 nci alay arasındaki boyun noktası istikametinde ilerlediği görülmüştü. Düşman faaliyet göstermekte olduğundan bizim tarafça dahi müteyakkız bulunulmakta idi. Mahaza beşinci fırka cephesine ilerleyen alayın açılan ateşlerle geriye atıldığı anlaşılmıştı. Ve düşmanın Mestantepe ile Kayacıkağılı arasındaki kısımdaki faaliyetine karşı da bir tedbir olmak üzere dördüncü fırka cephesinde bulunan otuz üçüncü alay, yedinci fırkanın sağ cenahına, Dervişali kuyusu’na doğru ilerletilmiş idi. Altıncı fırka dahi bugün aksamı sairesiyle (18 inci alay müstesna) Sivli’ye gelmiş ve gurup emrinde olarak orada kalmıştı. Bugün Anafarta Gurub’u kuvası 35 bin muharipten ibaret oluyordu.
Buna mukabil düşman kuvvetleri 10, 11, 13, 53, 54 üncü Kiçner fırkalariyle Avustralya ve Zeland kolordusundan ibaret olmak üzere bugüne kadar vermiş oldukları zayiat itibariyle 60 binden aşağı değildi. Bittabi elimizde bulunan hâkim nıkatta kuvvetli nıkati istinadiye vücude getirmek ve tekmil cephe üzerinde tahkimat ve yollar vücude getirmek hususunda âzamî bir faaliyetle çalışılıyordu. 5/6 gecesi öğleden sonra saat 8-9 raddelerinde kuvveti tamamiyle malûm olmayan bir düşman müfrezesi grup cephesinin sol cenah mıntakasında Şahinsırt’taki siperimize taarruz etmiş ve pek çok bomba atarak üç neferi de mezkûr sipere girebilmiş ise de mukabil bir süngü hücumu ve bombalarımızla girenler itlaf ve diğerleri firar etmişlerdir. Taarruz eden düşman kuvvetinde iki zabit görülmüş olmasından mütearrızın ta-
103
kundan küçük bir kuvvet olmadığı anlaşılmıştı. Taarruz cephesinin darlığı mukabil süngü hücumu icra eden efradın kesafeti yüzünden tarafımızdan 13 şehit ile 89 nefer mecruh verilmişti.
6 AĞUSTOS GÜNÜ
Düşman 12 nci fırka cephesinde sabahleyin 34 üncü alayın ikinci bölük mıntakasına iki bölük kadar bir kuvvetiyle hücum etmiş ise de bu hücumu muvaffakiyetle püskürtülmüş ve düşmana ikisi zabit olmak üzere yüzü mütecaviz maktul bıraktırılmıştır.
Bugün Despot limanından Koyun limanına kadar olan ve dördüncü süvari alayı tarafından tarassut ve temin edilen Tayfur mıntakası dahi Anafartalar Gurub’u emrine verilmişti. Bu suretle gurup cephesi Sazlıdere’den Despot limanına kadar imtidat etmiş bulunuyordu ki, sol cenahtan Kireçtepe’ye kadar olan cephe faal cepheyi ve Masırlıklar’dan Despot limanına kadar olan kısım da sahil mıntakasını teşkil ediyordu. Yedinci günü düşmanın faaliyeti yalnız topçusunda idi. Öğleden evvel Abdurrahmanbayırı’na öğleden sonra Kavaktepe şimalindeki tarassut mahalline giderek cepheyi yakından bir daha tetkik ve bazı tedabir ve tadilât icra ettirmiştim. Ezcümle dördüncü fırka cephesindeki hâkimiyet nazarı dikkate alınarak 6 ncı fırkaya mensup bir sahra şinayder bataryası mezkûr mıntakaya tahsis ve tabiyesi emredilmiş ve oradaki topçuların muayyen hedefe karşı ateş tevcih etmeleri hususu da temin edilmişti. Bu meyanda kuvvetine nazaran cephesini vâsi gördüğüm (3,5 kilometre) on ikinci fırkayı daha toplu bir cehpe dahiline almak hususunu kararlaştırdım. Filhakika bu fırkanın cephesi Küçük Azmak şi-
104
malinden itibaren Büyük Anafarta Azmağı (dahil) olan cephe idi. Bizzarur fırkanın her üç alayı cephede bulunduğundan bu cephe yakını gerisinde kâfi derecede ihtiyat. kuvveti bulunmuyordu. Hattâ bugünlerde mezkûr fırkanın alayları üçer taburlu idi. Dördüncü taburları henüz gelmemiş idi. Yalnız burada 31 inci alayın ikinci taburu ve Bursa seyyar jandarma taburu bulunuyordu ki bunlar da fırkanın sol cenahında ova kısmında idi. On ikinci fırka ile altıncı fırka arasındaki saha bir az zayıf tutulmuştu. Halbuki Anafarta ovası dahilinden cepheyi yarmak üzere İsmailoğlu - tepesi Kayacık ağılı hattından düşmanın bir taarruzu daima mümkün olabilirdi. Bu sebepten dolayı dördüncü fırkadan 33 üncü alay yedinci fırkanın sağ cenahına yaklaştırılmış bulunmakla beraber dokuzuncu fırkayı da cepheye ithal etmeği nazarı dikkate aldım. Ve bu hususu bizzat ve daha yakından tetkik ve tesbit etmek üzere 8 inci günü sabahı 12 nci fırka cephesine gittim.
-
8 AĞUSTOS GÜNÜ VE MUHAREBESİ
Bugün sabahtan itibaren düşmanın bir taraftan diğer tarafa asker sevketmekte ve gemilerden bazı kıtaat ihraç eylemekte olduğu haber alınmakta idi. Cephede sureti umumiyede bir sükûnet mevcut idi. Dünkü kararım veçhile öğleden evvel 12 nci fırka cephesine gittim. Tetkikat neticesinde beşinci fırkanın sol cenahında Kanlıköprü deresine kadar olan kısmı dokuzuncu fırka kumandanının tahtı idaresinde 25 ve 64 üncü alaylara tevdie ve altıncı fırkayı Sivli’den Turşu’na celbe karar vermiştim.
Karargâhıma avdette orayı teşrif eden ordu ku-
105
mandanı Liman Paşa hazretlerine hususi vakıı teklif ettim. Tasvip ettiler. Bu tâdilâta hazırlık olmak üzere öğleden sonra saat 1'e doğru dokuzuncu ve altıncı fırkalara telefonla silâh başına etmeleri emredildi. Bunun için muktazi emirler ihzar olunurken gittikçe mütezayit top sesleri işidiliyordu. Tam saat 2.30 sonrada birdenbire başlayan bu şiddetli top sedaları üzerine düşmanın taarruza geçtiği telefonla yapılan tahkikattan anlaşılmıştı.
Bu taarruz on ikinci ve yedinci fırkalar cephesine karşı vukubuluyordu. Taarruz istikametleri, 12 nci fırka cephesinden Yusufçuk ve İsmailoğlu tepesi, yedinci fırka cephesinden fırkanın sağ cenahını teşkil eden 20 nci alay cephesi (Azmak ile Kayacık ağılı arasında) idi. Taarruz olunan cepheye sevkolunabilecek kuvvetler Turşun şimali-garbisindeki dokuzuncu fırka ile Sivli civarında bulunan 5 taburlu altıncı fırka ve sekizinci fırka ile dördüncü fırkaların ihtiyat taburlarından idi. Dokuzuncu fırka İsmailoğlu tepesi’ni dördüncü ve sekizinci fırkaların ihtiyatları yedinci fırkayı en seri ve en mütenasip olarak takviye edebiliyordu. Altıncı fırka uzakta idi. Düşmanın bir az sonra Kireçtepe mıntakasından da taarruza kıyam etmesi muhtemel idi. Böyle bir halde Ece limanı muhafazasında bulunan alay 126 gönderilebilirse de bunun yerine başka kıta ikame etmek icap edecekti. Bu mülâhazata binaen altıncı fırkaya evvelâ Turşun istikameti verildi. Bunun üzerine saat 2.50 sonrada dokuzuncu fırkanın 25 ve 64 üncü alaylarla on ikinci fırkayı Sülecik ve İsmailoğlu tepesi mıntakalarında takviye etmek üzere hemen Küçük Anafarta, ve altıncı fırkanın Turşun istikametinde hareket etmesi ve beşinci fırka ile Kocaçimen mıntakası kumandanlığına topçularla bilhassa İsmailoğlu tepesi ve
106
Kayacık ağılı istikametinde bu taarruzun def’ine muavenet etmeleri, ihtiyatların birinci hatta yanaştırılması emredildi. Sivli’de bulunan 11 inci süvari alayı da saat 3.37 sonrada mümkün olduğu süratle İsmailoğlu tepesi istikametinde hareket ve piyade takviye kıtaatı yetişinceye kadar en hafif noktayı işgal emrini aldı. Her ihtimale karşı Ece limanı muhafazasına memur olan alay 126 nın ileride bulunan taburundan maada diğer iki taburunun da harekete hazırlanması emrolundu. Düşmanın deniz ve kâra topçuları İsmailoğlu tepesi’yle Azmak’ın şimal ve cenubundaki mevaziimizi şiddetle ateş altına alıyor ve henüz natamam olan siperlerimizi barınılmaz bir hale getiriyordu. Bilhassa Yusufçuk tepesi’ne pek çok düşman bataryaları ateşlerini temerküz ettirmişlerdi. Bu suretle bir saat kadar şiddetli bir topçu ateşini müteakip düşman on ikinci fırkanın sol cenahı karşısındaki muharebe hattını Mestantepe’nin garbından ilerlettiği ihtiyatlarla takviye ederek, on ikinci fırka cephesinde Yusufçuk tepesi’nden Azmak’a kadar, ve yedinci fırka mıntakasında da yirminci alay cephesine taarruza başladı. Bunun üzerine topçularımız da ilerleyen düşman piyadesini şiddetle ateş altına alarak piyade ateşinin de inzimamiyle bütün zikrolunan cephelerde düşmanın bu ilk taarruzu telefatı külliye ile püskürtülmüştür.
Bunun üzerine öğleden sonra dört ile dört buçuk arasında tahminen bir fırka kadar kuvvetin birbirini müteakip bir kaç kademe olarak açılmış olduğu halde Lâletepe’den ilerlediği görülmüş ve her taraftan şiddetli topçu ateşi altına alınmıştır. Düşman açıktan Mestantepe ve yedinci fırka cephesine doğru yetişinceye kadar cepheden ve yandan, Kocaçimen’den topçu ateşlerimizle pek çok
107
telefat verdirilmiş ve pek çok defa tevakkufa mecbur olmuş ve bazı düşman kıtalarının darma dağınık olduğu görülmüştür.
Düşman bu suretle takviye kıtaatı alarak aynı cephelere karşı taarruzunu ikinci defa olarak tekrar eylemiştir. Bu defa da Yusufçuk tepesine karşı vaki olan hücum defedilmiş ve yalnız alay 34 cephesinde bir jandarma bölüğü geri çekilmeğe mecbur olmuş ise de icra edilen bir süngü hücumiyle istirdat olunmuştur. Altıncı fırka saat 5.10 sonrada Turşun civarına takarrüp etmiş idi. Bu zamana kadar Kireçtepe mıntakasında düşmanın bir taarruz teşebbüsü vukua gelmediğinden icabında İsmailtepe veya yedinci fırkayı takviye edebilmek üzere mezkûr fırka ile Küçük Anafarta’ya doğru tebdili istikamet edildi.
Düşman altıya doğru bu tarafa olan taarruzunu faik kuvvetlerle -efradı İngiliz asilzadelerinden mürekkep ikinci süvari fırkasiyle- üçüncü defa olarak tekrar eyliyerek 34 üncü alayın sağ cenahından iki bölüğü geriye püskürtmüş ve Yusufçuk tepesine dahil olmuştu. 35 inci alayın ihtiyatı ve bu sırada henüz muvasalat eden 64 üncü alaydan bir bölükle mukabil taarruza geçilmiş ve düşman ikinci defa olarak dahil olduğu bu siperlerimizden yediye doğru def ve tardedilmiştir. Dokuzuncu fırkanın 25 inci alayı İsmailoğlu tepesi gerisinde ihtiyatta bırakılmıştır. Gerek 12 ve gerekse 7 nci fırka cephesinde düşmanın esas taarruzu kırılmış olduğundan Küçük Anafarta şarkına vasıl olan altıncı fırka burada tevkif edilmiştir. Dörtten sonra vaki olan ikinci düşman taarruzunda Azmak’ın cenubunda yirminci alay cephesinde vaki olan taarruz püskürtülmüş fakat 21 inci alayın üçüncü taburu mıntakasında Kayacıkağılı tepesi'nin yamaçlarına bir kısım siperlerimize girmeğe muvaffak olmuştur.
108
Düşmanın ilk taarruzunda yedinci fırkanın sol cenahında ihtiyatta bulunan 33 üncü alayın 2, 3 üncü taburları fırkanın sağ cenahına yirminci alay emrine gönderilmiş olduğundan ikinci taarruzda bu taburlar alay 21 mıntakasına vakit ve zamaniyle yetişememiştir. Saat 4.30 sonrada hareket emrini alan on birinci süvari alayı (*) da saat 5.15 sonrada 34 üncü alay mıntakasına muvasalat etmiş ve bu sırada düşmanın iki hucumu da vukua gelmiş olduğundan alaya cephede lüzum görülmiyerek ihtiyatta bırakılmıştır. Yedinci fırka kumandanı ilk taarruzda iki ihtiyat taburunu sağ cenaha sevketmiş olduğundan Kocaçimen rnıntakası ihtiyatından bu fırkaya sevki emrolunan iki tabur da ( ) ancak saat 6.30 sonrada fırka karargâhı civarına muvasalat -etmişlerdi. Gece on bire doğru 21 inci alay mıntakasına vürut eden ihtiyat kuvvetleriyle yapılan mukabil taarruzla siperlerin istirdadı mümkün olamamıştır. Bu sırada düşman efradı teslim olmak arzusunu ihzar eyliyerek vakit kazanılmak hilesine müracaat etmiş ve takviye kıtaatı alır almaz ateş etmişlerdir. Aynı siperi istirdat için ikinci defa hücum edilmiş ise de yine istirdat olunamamıştır.
Bu suretle 8 Ağustosta düşmanın lâakal biri taze olmak üzere üç fırka ile yaptığı taarruz neticesinde beş bin maktul ve bir buçuk misli mecruha mukabil yalnız
(*) Kaymakam Esat Bey kumandasında bulunan 11 inci süvari alayı cidden büyük bir sürat ve çâlâki ile Sivli’den Çamlıtekke üzerinden ve düşman donanma ateşleri altından Büyük Anafarta’yı geçerek 12 ve 7 nci fırkaların arasına yetişmiş ve bir süvari kıtasından matlup olan sürat ve manevra hassasını şayanı takdir bir surette ibraz eylemiştir.
109
yedinci fırka cephesinde 40 - 50 metrelik bir siper hattına girmeğe muvaffak olmuştur. Buna mukabil zayiatımız iki bin beşyüz mikdarındadır. Düşmanın maksadı Kayacıkağılı, İsmailoğlu tepelerini, Yusufçuk tepesi’ni zaptederek gurubun cephesini yarmak ve bu hat dahilinden şarka ilerlemek idi. Düşman büyük bir azim ile ve pek muannidane taarruzlar yaptı. İngiliz asılzadegânından mürekkep süvari fırkasını bu uğurda feda etti. Düşmanın en ziyade müzdehim bir surette hücumlar icra eylediği cephe 12 nci fırka cephesi idi. Bu fırka kıtaatı ve bilhassa 34 üncü alay ile bunu serian yetişerek vakti lâzımında takviye eden 9 uncu fırkanın 64 üncü alayının aksamı, yaya süvari fırkasının son ve muannidane yaptığı hücumları göğüs göğüse, süngü süngüye karşılayarak imha etmiş ve neticei muvaffakiyeti ihraz etmişlerdi.
*
-
9 Ağustos günü düşmanın ahvalinde bir faaliyet meşhut oluyordu. Öğleden evvel saat 6 raddelerinde Küçük Kemikli’den mavnalarla bir tabur kadar asker çıkarıldığı görüldü. Ve bu taburun Damakçılık bayırı istikametinde yedinci fırka cephesine gittiği anlaşıldı. Topçusu ile bilhassa Kayacıkağılı siperlerini bombardıman etti ve şayanı dikkat zayiata sebebiyet verdi.
Müteferrik düşman kuvvetlerinin guruba yakın Mestantepe’ye doğru ilerledikleri görüldü.
Gurup cephesinde Yusufçuk tepesi (dahil) Azmak (dahil) arasındaki mıntaka, on ikinci fırkadan alınarak dokuzuncu fırkaya bu cephe verildi. 126 ncı alay da dokuzuncu fırkaya iltihak ettirildi. Ece limanının muhafazası şimdiye kadar Kireçtepe’de bulunan Gelibolu ve Büyük Anafarta Azmağı cihetlerinde bulunan Bursa seyyar
110
jandarma taburlariyle yine bu mevkide bulunan 31 nci alayın ikinci taburundan mürekkep olan müfrezeye tevdi ve kumandanlığına Bursa taburu kumandanı binbaşı Tahsin Bey tayin edilmiştir,
-
10 , 11, 12, 13 Ağustos günlerinde mühim hâdisat yoktur. Mahaza düşmanın halinde faaliyet ve fevkalâdelikler meşhut olmakta idi.
-
14 AĞUSTOS KAYACIKAĞILI MUHAREBESİ
-
14 üncü günü düşman kesif topçu ateşiyle yedinci fırka cephesini bilhassa Kayacıkağılı siperlerimizi şiddetle döğmeğe başladı. Bu ateş öğleden sonra saat 4 de büsbütün kesbi şiddet etmiş ve buna gemi topçuları da iştirak etmişti. Düşmanın bir taarruz ihzar eylemekte olduğu katî bir surette tahakkuk ediyordu. Saat 4.40 sonrada düşman piyadesinin taarruza geçmiş olduğu haberi alındı. Saat 4.45 de yedinci fırka kumandanlığına şu emri verdim:
«Avcı hatları teksif edilsin; istinat ve ihtiyatlar takviye edilsin; icap ederse fırka kumandanının taarruz cephesinde muharebeyi bizzat idare etmesi muvafıktır.»
Aynı zamanda Kayacıkağılı cihetini en ziyade tesirli ateş altına alabilen on ikinci fırka topçularına düşmanın Damakçılık ve Kayacıkağılı’ndaki topçularını ateş altına alması emri verildi. Bir taraftan Küçük Anafarta şarkında bulunan altıncı fırkaya da hazırlık emri verildi. Düşmanın taarruzu tekmil yedinci fırka cephesine müteveccih idi. Yirminci alay cephesine tesadüf eden düşman taarruzu telefatı külliye ile tardedildi. Fakat saat 5.20 sonrada gelen haberlerden düşmanın Kayacıkağılı ile bunun şimalindeki siperlerimize ve takriben üç bölüklük kadar
111
bir cepheye girmeğe muvaffak olduğu anlaşılıyordu. Bu haber dokuzuncu fırka tarafından yapılan tarassudata nazaran mezkûr fırka tarafından veriliyordu. Yedinci fırka kumandanından sahih haberler alınamıyordu. Düşmanın kısa bir zaman içinde böyle bir kısım siperlerimize girmeğe muvaffak olması şayanı dikkat görüldü. Yedinci fırka kumandanının âtideki emir ile nazarı dikkati celbedildi:
Saat 5.20 sonra
«İlerideki kuvvetleri istimal edecek kimsenin orada bulunmadığını anlayarak müteessir oluyorum. Herhalde birinci hatlar teksif edilmeli ve düşmanın hücumu halinde derhal süngü ile karşılanacak surette ihtiyat taburları birinci hatta takrip edilmeli ve bunun yapıldığından ben emin olmalıyım. Rica ederim icraatınızı hemen bana bildiriniz.»
Bunu müteakip aynı saatte altıncı fırka kumandanlığına en ileride bulunan on yedinci alayın Anafartaisagir üzerinden ilerleyerek en kestirme tarik ile yedinci fırka merkezine doğru hareket etmesi ve hareketinin guruba bildirilmesi ve diğer alayın şimdilik yerinde kalarak- intizar etmesi ve giden alayın kumandanının yedinci fırka karargâhında benimle telefonla irtibat peyda etmesi ve alay hakkında emir alması emrolundu.
Bu alay saat 5.30 da Anafartaisagir şarkından hareket etmiş bulunuyordu. Aynı zamanda altıncı fırkadan bir cebel bataryası da derhal Kayacıkağılı muharebesine iştirak etmek üzere İsmailoğlu tepesi’ne dokuzuncu fırka kumandanının emrine gönderilmişti. Düşman umum cephedeki kuvvetlerini de takviye ederek nazarı dikkatimizi her tarafa celbetmeğe çalışıyordu. Yedinci fırka kuman-
112
danından vaziyet hakkında sahih bir malûmat alınamıyordu. Vakıa karargâhımdan erkânıharp yüzbaşısı Pertev Efendi’yi muharebe mevkiine koşturdum ise de o da bu saate kadar yetişememişti. Yedinci fırka mülhakı saat 5.55 sonrada şöyle bir malûmat veriyordu. «Düşman Kayacıkağılı’ndaki tepeyi bombardıman etti. Beş dakika evvel piyadelerini ilerletti. Orada bizden evvelce zaptettiği siperin önündeki bir iki mangalık sipere girdi ve orada kaldı. Şimdi gerileri bombardıman ediyor. Fırka kumandanı Şemseddin Bey’e emir verdi. Alay 33 ile düşmanın alay 21 den zaptettiği siper kısmını istirdat edecek ve 8 Ağustosta bizden aldığı bir kaç siperin de istirdadına çalışacak.»
Bir az sonra yani saat 6 da yirmi birinci alay kumandanının verdiği haberlere atfen yedinci fırkadan şu malûmatı şifahiye gelmişti: bizim takviye kıtaatı siperlere yaklaştı. Bu siperlere hücum eden düşman serilmiştir. 4.1 inci alayın dördüncü taburunun işgal ettiği siperler, ki düşmanın geçende bizden işgal ettiği yani Kayacıkağılı tepesinin garbındaki sipere hücum eden düşmanın püskürtülmekte olduğu.
Bütün bu malûmat vaziyeti tenvir etmiyordu. Vaziyet meşkûk kalıyordu. Saat 6.15 sonrada fırka kumandanına şu emri verdim:
«Ben şu habere intizar ediyorum: Siperlere giren düşman mahvedilmiş, düşman siperlerine askerlerimiz girmiştir. Bundan başka hiç bir haber bence haizi ehemmiyet değildir.»
Saat 6.30 sonrada fırka erkânıharbinden gelen malûmat yine vaziyetin şüpheli kalmasını intaç etmekte idi. Mezkûr saatte verdikleri raporda düşmanın taarruzunun
113
durduğu zannedildiği, düşmanın takriben 20 dakika evvel bazı neferlerinin geriye gittiği görülmüş ise de tamamiyle çekildiği zannedilmediği, herhalde 21 inci alayın düşman elinde kalan siperlerini hava karardıktan sonra ihtiyat kuvveti ve bombalarla almak istenildiği, şimdi topçu ateşinin şiddetli olmasından muvaffakiyetin mümkün olmayıp havanın kararmasına intizar olunduğu hususatından bahsolunuyordu. Bunun üzerine saat 6.40 da yedinci fırka kumandanına şu emri verdim:
«Düşmanın tardı için gecenin hulûlüne intizaren bir an dahi fevtetmek caiz değildir. Düşman dahi karanlıktan istifade ederek fazla takviye kıtaatı alır. Siperlerimizde bulunan düşmanı faalâne hareket ederek hemen tart etmeniz matlûptur. Altıncı fırkadan nezdinize gönderilmiş iki taburla münasebet peyda ettiniz mi? Bu taburları yapacağınız taarruzları himaye etmek üzere cephe gerisine tekarrüp ettiriniz ve bana bildiriniz.»
Fırkaca 33 üncü alayın iştirakiyle ilk bir mukabil taarruz yapılmış ise de düşman bu zamana kadar işgal ettiği siperlerde iyice yerleşmiş olduğundan icra ettiği makineli tüfenk ve bomba ateşleriyle taarruza muvaffak olunamadı. Bunu müteakip zaptettiği siperlerin sağ ve solundan tazyik edilerek kısmen istirdat edilmiş ve yalnız merkezde bir bölüklük kısım düşman elinde kalmıştır. Her ne kadar fırkaya iltihak ettirilen on yedinci alaydan iki bölüğün iştirakiyle üçüncü defa olarak saat 9.30 sonrada bir mukabil taarruz daha yapılmış ise de düşmanın elindeki bir bölüklük siper istirdat olunamamıştı.
Düşman bugünkü muharebede istihdaf eylediği Kayacıkağılı tepesini ve buradaki noktai istinadımızı elde
114
etmeğe muvaffak olamamış ve yalnız noktai istinat ilerisinde bulunan mebhus bir bölüldük siperimizde tamamen yerleşmeğe muvaffak olmuştu.
Düşmanın zapt ve işgale muvaffak olduğu siperler kırk birinci alayın dördüncü taburu tarafından muhafaza olunuyordu. Bu taburun talim ve terbiye ve zapt-u rapt hususunda kıymeti askeriyesi az idi. Esasen jandarmadan nizamiyeye kalbedilmiş olup efradı müsin askerlerden mürekkep idi. Mahaza fırkanın elindeki ihtiyat kuvvetleri vakit ve zamaniyle siperlere yetiştirilmiş ve yahut düşmanın işgal ettiği siperlere iyice yerleşmeden mukabil taarruz yaptırılmış olsa idi, düşmanın hiç bir muvaffakiyeti görülmiyecek idi. Bugünkü muharebenin yedinci fırkaca müdebbirane idare edilemediği ve fırka karargâhında vaziyetin daima meşkûk ve meçhul bulunduğu fırka kumandanına bâlâda verdiğim emirlerden vazıhan anlaşılmaktadır.
*
14/15 gecesi nısfılleylden sonra düşman Mestantepe’den Yusufçuk tepesi’ne doğru taarruza teşebbüs etmiş ise de piyade ateşiyle tevkif edilmişti. Bu hareket münasebetiyle altıncı fırkanın on altıncı alayı bidayette dokuzuncu fırka cephesine takrip edilmiş ve fakat düşmanın Yusufçuk tepesi’ne doğru olan hareketinin akim bıraktırılması üzerine mezkûr alay fırka karargâhiyle beraber yedinci fırka cephesine tahrik edilmişti. Kayacıkağılı muharebesinde verdiğimiz zayiat mikdarı 576 nefere baliğ oluyordu. Bu muharebeyi müteakip zaten bidayettenberi yorulmuş olan yedinci fırka kıtaatının geriye alınması tensip edilerek cephe altıncı fırkaya tevdi edilmiş ve yedinci fırka 21 nci alayla Büyük Anafarta şarkına alınmıştır.
115
Bugün 26 ncı fırka dahi gurup cephesine nakledilmiş ve bidayette Sivli’ye yerleştirilmiştir. Yalnız fırkanın başında bulunan 59 uncu alay cepheye daha yakın olmak üzere Turşun köyü’ne nakledilmiştir. 16 ncı günü dahi üçüncü fırka gurup cephesine nakledilmiş ve bu fırka sol cenah gerisinde Matik deresi’ne yerleştirilmiştir. Gurup cephesi dahi Masırlıklar’dan Büyük Anafarta Azmağı'na kadar olan cephede beşinci, on ikinci, dokuzuncu fırkalardan müteşekkil olmak üzere ikinci kolorduya, (bu kolordu kumandanlığı vekâletine üçüncü fırka kumandanı miralay Nikolas Bey tayin edilmişti, kolordu karargâhında esas ikinci kolordu karargâhından ibaret idi) [?] Büyük Anafarta Azmağı’ndan Sazlıdere’ye kadar olan cephe dahi 6, 4, 8 inci fırkalardan ibaret olmak üzere 15 inci kolorduya, (kolordu kumandanlığına sekizinci fırka kumandanı miralay Ali Rıza Bey tayin olunmuştu.) verilmiş ve gurubun doğrudan doğruya tahtı emrinde olarak Sivli ve Turşun’da 26 ncı fırka Büyük Anafarta şarkında 7 nci fırka ve Matik deresi'nde dahi 3 üncü fırka bulundurulmuştu.
Balâdaki Kayacıkağılı muharebesinden sonra fîlen Anafartalar Gurubu kumandanlığında bulunduğum 27 Teşrinisani tarihine kadar hiç bir muharebe vukubulmamıştır. Bu uzun müddet zarfında gerek biz ve gerekse düşman müteaddit hututu istihkâmiye ve nıkatı istinadiyeler ve batarya mevzileri vücude getirmek suretiyle geceli gündüzlü devam eden bir faaliyetle çalışılmış ve düşmanı artık tamamiyle ümitsizliğe duçar edecek kavi ve müstahkem bir cephe vücude getirilmişti. Bittabi bu müddet zarfında tafsilâtı günü gününe harp ceridelerinde mezkûr olan keşif kuvvetleri musamedatı, lâğımlar muharebatı, ateş baskınları vukubulmuş oluyordu.
116
Keza harp ceridelerinde mukayyet olduğu veçhile nizamı harp tebeddülâtı vukua gelmiş, ağır topçu teşkilâtı yapılmış oluyordu.
-
14 Teşrinievvelde ikinci kolordu karargâhının geriye alınması üzerine mezkûr kolordu cephesi vekâleten miralay Kaninkiser Bey’in kumanda ettiği onaltıncı kolordu namını almıştı.
-
14 Teşrinisani tarihinde düşmanın çekilmekte olduğu ve bu noktai nazardan cephede tetkikat ve keşfiyat icrası ve ateş baskınları yapılması hakkında ordu kumandanından evamir ve talimat verilmişti. Her fırka cephesi üzerinde bu noktai nazardan keşfiyata devam olundu. Fakat düşmanın cephede kesbi zaaf ettiğine dair bir kanaat hasıl olmuyordu. Bu hususun tenviri için her iki kolordu cephesinde birer taburdan ibaret bir kuvvetle düşmanın muayyen iki noktasına ciddî bir keşif taarruzu yapılması tensip edilmiş ve buna muktezi tertibatı lâzıme dahi ikmal edilmiş idi ise de ordu kumandanının muvafakatine iktiran etmediğinden neticesiz kalmış ve binnetice düşmanın hal ve vaziyeti hakkındaki efkârımız tenevvür etmediği gibi kanaatimiz de düşmanın Anafartalar cephesinde kuvayı kâfiye bulundurmakta olduğu zemininden ibaret kalmıştı.
-
27 Teşrinisanide ahvali sıhhiyeme binaen gurubun emir ve kumandasını beşinci kolordu kumandanı Mirliva Fevzi Paşa’ya (1) tevdi ederek infikâk eyledim. Tarihi infikâkimden on gün sonra düşmanın vukubulan ricati umumîsi zamanında kumanda başında bulunmadığımdan orada mevcut olan gurup erkânıharbiye reisi tarafından yazılan hulâsa rapor raptedilmiştir.
-
-
1 Mareşal Fevzi Çakmak.
-
117
Çamlıtekke’den
14-10-31 (2)
7-10-31 de düşmanın Anafartalar Gurubu cephesinden ricaline ve gurubun tarzı hareketine dair rapordur:
6-10-31 öğleden sonra İmroz limanında 25 nakliye 4 - 5 harp sefinesi bulunduğu 16 ncı kolordudan bildirilmiş ve saat. 5 sonrada diğer fırkalardan da tahkik neticesinde filhakika İmroz limanına bâlâda zikredilen miktarda sefain bulunduğu anlaşılmış ise de cinslerinin tefrik edilemediği ve 4 geminin Suvla limanına doğru gelmeğe başladıkları bildirilmiştir. Keyfiyet telefon ile ordu erkânıharbiye riyasetine bildirildi. Düşmandan ne suretle bir teşebbüsün melhuz olduğu, yeni kuvvetler getirmek veyahut kuvvet almak gibi orduca umumî bir istihbarat veya istitlâatın mevcut olup olmadığı soruldu. Düşmanın evvelce Anafarta cephesinden Selânik’e kuvvet nakleylediği gibi aynı veçhile Selanik’ten alarak tekrar sahillerimize getirmesi mümkün olacağı söylendi. Bunun üzerine her bir ihtimale karşı düşmanın deniz ve karadaki ahvalinin dikkatle takip edilmesi, müteyakkız davranılması ve keşfe itina edilmesi hakkında gurup kumandan vekili tarafından âtideki emir verilmişti:
-
15 inci Kolordu Kumandanlığına
-
16 ncı Kolordu Kumandanlığına
Tayfur’da Süvari Alay 4 Kumandanlığına
Telefon Çamlıtekke’den
Aceledir 6/10/31
Saat 5.5 sonra
«16 ncı kolordu tarassutlarından bu kerre İmroz
(2) — 27 I. Kânûn 1915.
118
önünde 25 nakliye gemisi île dört - beş harp sefinesi görülmüş ve akşama doğru dört nakliye gemisinin Suvla istikametine hareketleri anlaşılmıştır. Düşman gemilerinin ve karadaki ahvalinin gayet dikkatli olarak takibi ve geceleyin keş f ve tarassut ve teyakkuza itina edilmesi ve istihsal edilecek malûmatın serian bildirilmesi.»
Gece ahval sükünetli idi. Tüfenk ve bomba sesleri de çok değildi.
7/10/31 Saat 3 evvelde 16 nci kolordudan (9 uncu fırkadan) düşmanın Tuzla gölünün ayağı ile Azmak arasında sahile birer büyük fener rekzettiği ve bu hatta düşmanın büyük küçük otuz kadar harp gemisiyle gerisinde miktarı gayrı muayyen sefaini bulunduğu ve sahil ile nakliye gemileri arasında şalopelerin faaliyeti görüldüğü haber verildi. (*) Bu malûmat diğer fırkalardan soruldu. Hepsi sisten dolayı hiç bir şey tefrik edilemediğini beyan etmişlerdir. Dokuzuncu fırka dahi evvelce yerdiği malûmatı sureti katiyede teyit edememişti. Düşmanın bir gün evvel Cenup Gurubu’nda bir taarruz icra etmesinden nazarı dikkati o tarafa celbederek cephemizde yeni bazı kuvvetler çıkararak bir taarruza teşebbüs etmesi müsteb’at görülmedi. Düşmanın Çanakkale cephelerini tahliye edeceği kanaati mevcut değildi. Bunun üzerine birinci hatların teksifi, ihtiyatların ileriye yanaştırılması ve düşmanın ihraç noktalarının ve gemilerin ağır topçularla ateş altına alınması emrolunmuştur. (Hakikati halde mezkûr
(*) Bu malûmat 25 inci alay kumandanı binbaşı Mehmet Ali Bey tarafından ve bizzat kendi tarassudu neticesi olarak, verilmiştir.
119
119
saatte sahilde görülen bu faaliyet düşmanın son akşamının irkâbından ibaret idi.)
Son günlerde düşmanın hal ve vaziyetinde şayanı dikkat bir tebeddül görülmüyordu. Daha evvelki günlere nisbetle tayyare faaliyeti ziyadeleşmişti. Gece ve gündüz cephede mutat olan ahval aynı surette tekerrür ediyordu. Tarassudatla olsun veyahut haricî bir istihbarat ile olsun cephemizden kuvvet çekmekte olduğu hakkında bir malûmat olmadığından iptidayı emirde sahilde bu gece görülen faaliyet düşmanın çekildiği kanaatini bahşetmiyordu. Esasen doğrudan doğruya cepheden yapılan keşifle ve tarassutlar ile düşmanın bu gibi teşebbüsatını katî olarak görmek mümkün değildi. Çünkü keşif kollarının sahai hareketi mahdut olduğu gibi bittabi geceleri vukubulan düşman nakliyatını tarassut ile anlamak da mümkün olamazdı. Düşman cephesinin bir tarafına yapılacak ciddî keşfi taarruzîler ihtimal düşmanın kuvvet ve mahiyetini meydana çıkarabilirdi. Ancak böyle keşfi taarruzîlerin icrası da emrolunmuyordu. Yaptırılmakta olan ateş baskınlariyle bir netice istihsal edilemiyordu. Çünkü pek mahdut mermiyat ile 10 - 15 dakikalık bombardımanlar düşmana tarafımızdan bir taarruz fikri vermezdi. Ve düşman da bu gibi ateşe aldanmıyarak hiç bir şeyi sezdirmiyordu. Ordunun ise hücumı umumî istihzaratı var idi. Cephanelikler ve batarya mevzileri inşa edilmekte ve hücumı umumî için iktiza eden mühimmata ve ağır efvahi nariyeye intizar edilmekte idi.
Ancak bilâhare Küçük ve Büyük Kemikli’de Karakol dağı’nda ve Pınartepe’de yangınlar müşahede edilmesi ve bazı infilâkların işidilmesi gibi alâmetler ve bu meyanda cephede bir sükûnet hissedilmesi hali daha ziyade
120
düşmanın çekilmekte olduğuna delâlet eylediğinden düşmanın birinci hattaki vaziyetini behemehal anlamak üzere umum fırkalar cephesinden kuvvetli keşif kollarının ilerletilmesi emrolunmuştur. (Harp ceridesinde saat 5.15 evvelde verilen emir kaydı.)
En evvel yedinci fırka cephesinde ve alay 21 den çıkartılan bir keşif kolunun düşman siperlerine girdiği ve düşman birinci hattında sükûnet hükümferma olduğu hakkında malûmat alınmış ve bu sırada Şimal Gurubu cephesinde de bazı düşman siperlerinin boş bulunduğu haber alınmakla umum keşif kollarının düşman siperlerine kadar, giderek boş ve zayıf olanlarını işgal ve ihtiyatların ileri alınarak düşmanın çekilmiş olması halinde takip olunması emrolunmuştur. (Harp ceridesinde saat 6.10 evvelde verilen emir.)
12 nci fırkanın sağ, 11 nci fırkanın sol cenahiyle alay 16 dan çıkarılan keşif kollarımız düşman siperlerini boş bulmuş olduklarından çekilen düşmanın kuvvetli hatlarla takip olunması emrolunmuştur. Saat 6.30 evvelde Şahinsırt, alay 24 cephesindeki düşman siperleri işgal olunmuş ve Mestantepe’ye ilerleyen kıtaatımız düşmanın burada bulunan zayıf dümdar kıtaatını bomba ile tardetmiş ve Mestantepe, Pınartepe’yi işgal etmiştir.
11 ve 9 uncu fırka kıtaatı Karakoldağı ve Pırnartepe’den Lâlebaba’ya doğru ilerlerken [düşman’ın] Kemikli açıklarında bulanan iki kruvazöriyle iki torpidosunun ateşine maruz kalmışlar ve Mestantepe’nin ilerisinde düşmanın vazetmiş olduğu âmili bizzat lâğımlardan bazısı patlamış ve mütebakisi istihkâm müfrezeleri tarafından toplattırılmıştır. Zaiyatımız 15 şehit ve 66 nefer mecruhtan ibarettir.
121
Saat 7.35 evvelde düşmanın şiddetle takip edilerek denize kadar derlenmesi ve sahra bataryalarının kısım kısım ileriye tebdili mevzi etmeleri emrolunmuştur. Bu son tedbir dahi bu saatte maiyeti ile beraber gurup karargâhını teşrif buyuran ordu kumandanı Paşa Hazretleri tarafından emrolunmuştur.
Sekize doğru 6, 7 ve 8 inci fırkalar düşmanın bütün hatlarını işgal ve denize kadar keşif kolları göndermişlerdir.
On beşinci kolordu, Azmak munsabından Sazlıdere munsabına kadar olan sahil kısmının tarassudunu 7 ve 8 inci fırkalardan birer müfrezeye tevdi ile 6 ncı fırkayı kâmilen ve 7, 8 inci fırkaların kısmı küllilerini geride mevzii aslîlerinde toplamıştır.
On altıncı Kolordu siperlerinden sahile nisbeten uzak olduğundan burada kıtaat daha geç sahile varabilmişlerdir. Düşmanın hiç bir tarafta- mukavemetine tesadüf edilmemiştir.
Burada sahil bidayette 11 inci fırkadan iki ve dokuzuncu fırkadan bir alayla işgal olunmuş ve 16 ncı Kolordunun mütebaki kuvveti daha geride mevzii aslîde bırakılmıştır.
Elde edilen ganaim mikdarını mübeyyin bir cetvel harp ceridesinde vardır. Ancak bu mikdar noksandır. Çünkü müteakiben Kolorduların gurup emrinde infikâki ve gurubun emir ve kumandasına nihayet verilmesi hasebiyle takip olunamamıştır.
Mülâhaza:
Düşmanın takriben 20 Teşrinisaniden itibaren tayyare ve balon tarassudu ianesiyle Suvla ve Ece limanlarından sefaini harbiyesiyle Turşun havalisiyle mevaziimi-
122
zin gerilerini ateş altına alması ve tayyarelerinin mutattan fazla cevelan ederek bomba atmaları ve ateşlerimize karadaki topçusiyle az mukabelede bulunarak buna mukabil sefaini harbiyesinin şiddetle mukabelesi düşmanın son on beş gün zarfında topçu ve piyadesinin bir kısmını peyderpey çekmiş olduğuna ve 6/7 Kânunuevvel gecesi de kuvayı mütebakıyesini vapurlara bindirdiğine ihtimal verilmektedir. Düşman son günlerde temadi eden sisten kuvvetini çekmek hususunda istifade etmiş olabilir.
Düşman çekilmek hakkındaki kararını muntazam bir program dahilinde ve bir kaç gündenberi icra ve tatbik eylediği şayanı istifade külliyetli ganaim bırakmamalarından ve hattâ siperlerle ordugâhlarındaki mahalli mahfuzlarında ve râhı mesturlarda bulunan kum torbalarının bir kısmı küllisini kasaturalarla kesmelerinden istidlal kılınmaktadır.
Düşmanın Anafartalar cephesinde daima bir taarruza maruz kalacağı endişesini perverde eylediği tahkimata vermiş olduğu fevkalâde ehemmiyetten anlaşılıyordu. Düşmanın son zamana kadar daima tahkimatla pek ziyade meşgul olması kendisinin burada yerleşmeğe karar verdiğine delâlet ediyordu.
Filhakika bu cephede birinci hattan itibaren sahile kadar mevcut ve müteaddit hatlar gayet iyi tahkim edilmiş ve kâffesinin ilerisi tel örgülerle takviye edilmişti. Bilhassa Mestantepe - Pırnartepe - Lâlebaba ve Karakoldağı tahkimatı şayanı zikirdir. (Harp ceridesindeki krokiye müracaat).
Anafartalar Gurubu Erkânıharbiye Reisi
İZZETTİN
«ATATÜRK KÜTÜPHANESİ»ne abone olmak istiyenler için (Türkiye İş Bankası, İstanbul Şubesi)nde
1 7 5 3 2
numara ile bir hesap açılmıştır.
Altı aylık abone bedeli 12 kitap için 12 (on iki) lira, senelik iki kitap fazlası ile 26 kitap için 24 (yirmi dört) liradır. Abone olmak isteyenler yazılı adresleri ile birlikte bu mezlâğı mezkûr hesaba gönderdikleri takdirde kitapları kendilerine TAAHHÜTLÜ olarak
gönderilecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder