Euripides (MÖ y.484-406) Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında günümüze ulaşan en çok sayıda esere sahip sanatçı olarak özel bir yere sahiptir. Bu durum, şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripides’in oyun kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları trajediler de bu kusurları ile vazgeçemedikleri tutkularından kaynaklanır. İlk kez MÖ 431 yılında sahnelenen ve Dionysos şenliklerinde üçüncülük kazanan bu oyunu en bilinen ve en çok sahnelenen Euripides oyunlarından biri kılan, başkahraman Medea’nın, intikamının şaşırtıcılığı ve nihilist karakteri ile tragedyanın diğer trajik kadın kahramanları arasından görkemli bir şekilde sıyrılmış olmasıdır.
Ari Çokona (1957): İstanbul’un Fener semtinde doğdu. ITÜ’den Kimya Yüksek Mühendisi olarak mezun olduktan sonra bir süre boya sanayiinde çalıştı. Halen özel bir lisede kimya öğretmenidir. Antik ve çağdaş Yunancadan Türkçeye edebiyat, tarih ve felsefe çevirileri yapmaktadır.
Ayrıca İstanbul ve Anadolu Rumlarının tarih ve edebiyatına ilişkin çalışmalar yürütmekte, kitaplar yazmaktadır. Türkiye ve Yunanistan’ın çeşitli edebiyat dergilerinde makale, şiir ve öyküleri yayımlanmıştır.
Hümanizma ruhunun ilk anlayış ve duyuş merhalesi, insan varlığının en müşahhas şekilde ifadesi olan sanat eserlerinin benimsenmesiyle başlar. Sanat şubeleri içinde edebiyat, bu ifadenin zihin unsurları en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir milletin, diğer milletler edebiyatını kendi dilinde, daha doğrusu kendi idrakinde tekrar etmesi; zekâ ve anlama kudretini o eserler nispetinde artırması, canlandırması ve yeniden yaratmasıdır. İşte tercüme faaliyetini, biz, bu bakımdan ehemmiyetli ve medeniyet dâvamız için müessir bellemekteyiz. Zekâsının her cephesini bu türlü eserlerin her türlüsüne tevcih edebilmiş milletlerde düşüncenin en silinmez vasıtası olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyat, bütün kütlenin ruhuna kadar işliyen ve sinen bir tesire sahiptir. Bu tesirdeki fert ve cemiyet ittisali, zamanda ve mekânda bütün hudutları delip aşacak bir sağlamlık ve yaygınlığı gösterir. Hangi milletin kütüpanesi bu yönden zenginse o millet, medeniyet âleminde daha yüksek bir idrak seviyesinde demektir. Bu itibarla tercüme hareketini sistemli ve dikkatli bir surette idare etmek, Türk irfanmın en önemli bir cephesini kuvvetlendirmek, onun genişlemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemiyen Türk münevverlerine şükranla duyguluyum. Onların himmetleri ile beş sene içinde, hiç değilse, devlet eli ile yüz ciltlik, hususi teşebbüslerin gayreti ve gene devletin yardımı ile, onun dört beş misli fazla olmak üzere zengin bir tercüme kütüpanemiz olacaktır. Bilhassa Türk dilinin, bu emeklerden elde edeceği büyük faydayı düşünüp de şimdiden tercüme faaliyetine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okuru için mümkün olamıyacaktır.
23 Haziran 1941
Maarif Vekili
Hasan Âli Yücel
EURİPİDES
MEDEA
ÖZGÜN ADI
ΜΗΔΕΙΑ
YUNANCA ASLINDAN ÇEVİREN
ARİ ÇOKONA
EDİTÖR
HANDE KOÇAK
GÖRSEL YÖNETMEN
BİROL BAYRAM
DÜZELTİ
NEBİYE ÇAVUŞ
1. BASIM, ŞUBAT 2014, İSTANBUL
X. BASIM, EKİM 2022, İSTANBUL
ISBN 978-605-332-062-3 (karton kapaklı)
EURİPİDES
MEDEA
YUNANCA ASLINDAN ÇEVİREN:
ARİ ÇOKONA
Euripides
Euripides MÖ 480’de, Perslerle Yunanlar arasındaki Salamis Deniz Savaşı’nın yapıldığı gün, Salamis Adası’nda doğdu. Babası Mnesarkhos ya da Mnesarkhides meyhaneci, annesi Kleito manavdı. Ancak bu bilgiler, Euripides’in düşüncelerinden ve tiyatro sanatına getirdiği yeniliklerden rahatsız oldukları için, Euripides’in soyunu önemsiz göstermek isteyen Aristophanes ve çağdaşı diğer komedya yazarları tarafından uydurulmuş olabilir. Philokhoros, babasının zengin bir toprak sahibi olduğunu, annesinin de asil bir soydan geldiğini iddia eder. İyi bir eğitim almış olması da, ailesinin ona bu imkânı sağlayabilecek derecede zengin olmasıyla açıklanabilir.
Gençliğinde başarılı bir sporcuydu. Ancak erken yaşlarda spordan uzaklaştı ve resim sanatına gönül verdi. Tragedya yazarı olarak ünlendikten sonra bile, Megara’da resimlerinden övgüyle bahsedildiği söylenir. Daha sonra, Prodikos’tan hitabet, Anaksagoras’tan felsefe dersleri aldı, Protagoras ve Sokrates’le yakın dostluklar geliştirdi. Tiyatroya pek ilgi duymayan Sokrates’in, arkadaşının eserleri sahnelendiğinde mutlaka izlediği söylenir. Genel kültürü bu denli geniş olan Euripides, çağdaşları tarafından “sahnelerin filozofu” olarak tanındı.
v
İki kez evlendi. İlk eşi olan Mnesilokhos’un kızı Khoirili’den üç oğlu oldu (Mnesarkhides, Mnesilokhos ve adaşı Euripides). Karısını ahlaksız bir yaşam sürdüğü için boşadı ama ikinci eşiyle de mutlu olamadı. Antik yazarlar, eserlerinde kadınları kötü göstermelerini başarısız evlilikleriyle açıklamaya çalışırlar. En küçük oğlu Euripides’in de tragedyalar yazdığı ve babasının erken ölümüyle sahnelenemeyen Bakkhalar ile İphigeneia Avlida’da tragedyalarını sahnelediği kayıtlıdır.
Salamis’te iki girişi olan bir mağarada tek başına yaşıyor, çok sevdiği deniz manzarasının karşısında kitap okuyor ve yazıyordu. Yanına teklifsiz gelebilenler, sadık kölesi Kesisophon ve kayınpederinden ibaretti.
Komedi yazarlarının sert eleştirilerinden ve çağdaşlarının değerini anlayamamasından rahatsız olarak, hayatının sonlarına doğru, MÖ 408’de Atina’yı terk etti. Önce Thesalya’nın Magnesia şehrinde kaldı. Ona orada vergi muafiyeti tanındı, büyük sevgi ve saygı gösterildi. Daha sonra Makedonya Kralı Arkhelaos’un davetini kabul ederek Pella’ya gitti. Sanatların koruyucusu Arkhelaos, krallığının başkentinde; tragedya yazarı Agathon, besteci Timotheos, ressam Zeukses gibi sanatçıları toplamıştı. Euripides burada Arkhelaos, Temenides ve Bakkhalar tragedyalarını yazdı. Tarihçiler, Pella’da sahnelenen bu tragedyaları, Makedonya Krallığı’nda halkın Yunanca konuştuğunun kanıtı olarak gösterir.
Euripides, MÖ 406’da Amphipolis’te öldü ve Arethusa’da defnedildi. Bir söylentiye göre, şehir dışında gezintiye çıkan şairi, ava çıkmış olan kralın av köpekleri parçalamıştır. Atinalılar naaşını Atina’ya taşımak istediler ancak Kral Arkhelaos buna izin vermedi. Kaynaklar, meslektaşını anmak üzere, Sophokles’in o yılki tiyatro temsillerine matem elbiseleriyle çıktığını aktarır.
vi
Medea
Medea, MÖ 431 baharında, “Büyük Dionysia” bayramında sahnelendi. Birinciliği Aiskhylos’un oğlu Euphorion’un, ikinciliği de Sophokles’in aldığı o yılki yarışmalarda üçüncülüğü Medea, Philoktetes, Diktyi tragedyaları ve Theristai “satyrikon drama”sıyla Euripides aldı. O tarihlerde Atina, birkaç ay sonra başlayacak olan Peloponez Savaşı’nın arifesinde, Yunan dünyasının tartışmasız lideriydi. Şair belki de yaklaşan savaşın çok sevdiği şehrinin refahına zarar verebileceği endişesiyle, Medea’da (824-845), Atina için yazılmış en güzel methiyelerden birine yer verir.
Medea efsanesi hakkında en ayrıntılı bilgileri, MÖ III. yüzyıl ortalarında Argonautika adlı eseriyle Rodoslu Apollonios verir. Argo gemisi ve Kral Aietes’e değinen Homeros (Odysseia, xiii 70) gibi daha eski tarihli kaynaklarda bu efsaneye atıflar varsa da Aiskhylos ve Sophokles bu konuda hiç yazmadılar. Euripides kurguyu güçlendirmek için efsaneye müdahale ederek, ölümleri hakkında başka kaynaklarda farklı bilgiler bulunan Medea’nın çocuklarını analarına öldürtür. Baş kadın karakterinin acımasızlığını vurgulamak için de, efsaneye göre İason’un işlediği kardeş cinayetini de Medea’ya yükler.
Euripides’in ilk yazdığı eser olan ve günümüze kadar gelemeyen Peliades (MÖ 455) tragedyası, Medea’nın işlediği Pelias cinayetini ve onun kızlarının [Peliades] cinayete tep-
vii
kilerini anlatıyor olmalıydı. Aynı şekilde, günümüze kadar gelen en eski tarihli oyunu Alkestis’in (MÖ 438) eserle adaş başkahramanı da Pelias’ın kızlarından biridir. Eleştirmenler tarafından antikitenin en modern, en çağdaş tragedyası olarak nitelenen Medea’yı da düşünürsek, Euripides’in bu efsaneye özel bir ilgi duyduğunu söyleyebiliriz.
Medea, konusuyla olduğu kadar bazı teknik özellikleriyle de oldukça özgündür. Oyunun başkarakteri, seyirciler önüne çıktığı andan oyunun sonuna kadar sahneden hiç ayrılmaz. Birkaç istisna dışında tragedyalarda tanrılara yer verilmezken, eserde, birkaç kez Güneş’in torunu olduğu vurgulanan Medea tanrıça olarak yer alır. Bir kadın olan Medea, hepsi de kendisine düşmanca duygular besleyen erkeklerle arka arkaya sert diyaloglara girdikten sonra onları ikna etmeyi başarır. Son olarak, eserde seyircilerin hiç de şiirsel bulmadığı gündelik ifadeler, hatta kaba ve müstehcen kelimeler kullanılmıştır.
Euripides, 81 tanesinin adını bildiğimiz toplam 92 eser yazdı. Biri “satyrikon drama” olmak üzere, bunlardan 19’u günümüze kadar geldi. Yarışmalara sıkça katılmasına karşın, biri ölümünden sonra olmak üzere sadece beş birincilik kazandı ancak yazıldıkları tarihlerde çağdaşlarının beğenisine pek hitap edemeyen eserlerinin değeri zamanla anlaşıldı. Aiskhylos’un 7 ve Sophokles’in 8 eseri günümüze kadar gelirken, Euripides’in iki büyük rakibinin toplamından daha fazla eseri bu şansa sahip oldu.
Aristoteles, Poetika'da Euripides’i ozanların en trajiği olarak nitelemesine karşın yapıtlarını pek başarılı bulmaz. Eserinde, Sophokles’in tragedya karakterleri hakkındaki bir değerlendirmesini aktararak ozanı eleştirir: “Sophokles karakterleri olmaları gerektiği gibi gösterirken, Euripides onları oldukları gibi gösterir.” Euripides belki de bu yüzden, çağdaş tiyatroya en yakın eserleri vermiş klasik ozan ya da modern ozanların ilki olarak nitelenmektedir.
viii
Çeviride oyunun aslı J. Diggle edisyonu, Oxford, 1984) kullanıldı. Yapılan çeviri, çağdaş Yunanca (Pandelis Prevelakis, 1956) - (Giotopoulou Dimitra, 2006, Patakis Yayınları) - (Nikos Hourmouziadis, 2011, Stigmi Yayınları) - (Th. K. Stefanopoulos, 2012, Kihli Yayınları) ve İngilizce (Rex Warner, 1993, Dover Publications) - (Ian Jonston, Richer Resourses Publications) - (George Theodoridis, 2005) çevirileriyle karşılaştırıldı. Açıklayıcı bilgiler okuyucunun dikkatini dağıtmamak için sonnot olarak verildi.
Ari Çokona
ix
MEDEA
Kişiler
|
MEDEA |
|
SÜTNİNE |
Medea’nın oğullarının |
|
LALA |
Medea’nın oğullarının |
|
KORO |
Korentli kadınlar |
|
KREON İASON |
Korent kralı |
|
AEGEAS
HABERCİ
MEDEA’NIN İKİ OĞLU |
Atina kralı |
Prologos1
(1-130)
(Oyun Korent’te, Medea’nın evinin önünde geçer.2 Sütnine Medea’nın evinden çıkar.)
SÜTNİNE
Keşke hiç kanatlanıp geçmeseydi karanlık Symblegades3 kayalarının arasından, Kolkhis’e doğru yol alan
Argo gemisi4 ve Pelias’a getirmek üzere altın postu arayan yiğitlerin elinde kürek olmak için, toprağa serilmeseydi çam ağaçları Pelion’un dağ geçitlerinde. (5)
O zaman, İason’un5 aşkıyla yanıp tutuşan hanımım Medea da6 hiç varmayacaktı İolkos surlarının önüne. Pelias’ın kızlarını babalarını öldürmeye ikna etmeyecek,7 kocası ve çocuklarıyla buraya, Korinthos toprağına sürgün (10)
edilmeyecekti. Şimdi, hem şu yaban ilin insanlarına hoş görünmek, hem de İason’un her dediğine hak vermek zorunda. Zaten doğrusu da budur, erkeğine karşı gelmemesi gerekir kadının. (15)
1
Ama şimdi her yerde nefret hüküm sürüyor, sevilen her şey hastalıklı. İason ihanet ederek hanımımla çocuklarına, kral Kreon’un kızıyla8 soylu yataklarda güvey olmanın keyfini sürüyor.
Onuru zedelenen zavallı Medea ise, bağırıp (20)
çağırıyor, İason’a yeminlerini9 hatırlatıyor ve tanrıların tanıklığına başvuruyor, fedakârlıklarına karşılık kendisine yapılanlar için.
Bedenini acılara terk etmiş. Aç kalıyor ve kocasının ihanetini fark ettiği günden (25)
bu güne zamanını gözyaşlarına boğuyor.
Ne gözlerini kaldırabiliyor, ne de ayırabiliyor yüzünü topraktan. Kayaların ya da deniz dalgalarının verdiği kadar kulak veriyor sevdiklerinin nasihatlerine. Sadece bazen, bembeyaz boynunu çevirerek, (30)
kendisini böylesine küçük düşüren bir erkekle buralara gelmek için ihanet ettiği sevgili babası,10 memleketi ve yuvası için ağlayıp dövünüyor.
Zavallı kadın, yaşadığı bu yıkımla, atalarının toprağını terk etmenin ne anlama geldiğini öğrenmiş bulunuyor. (35) Nefret ediyor çocuklarından, görmek istemiyor bile onları.
Aklına kötü düşünceler düşecek korkarım. [Ruhu acımasız ve haksızlığa katlanamıyor. Onu iyi tanıdığımdan çok korkuyorum.
Sessizce gelinle güveyin odasına girerek (40)
böğürlerine keskin bir hançer saplayacak ya da kralla damadını öldürecek ve başına daha da büyük belalar açacak diye ödüm kopuyor.]11 Acımasız bir kadındır Medea! Düşmanları, ona karşı kolay bir zafer beklemesinler. (45)
İşte çocukları,12 koşularını bitirdiler, geliyorlar.
Annelerinin başına gelen felaketten haberleri yok, zaten derler ki, gençlerin kalbi acıları pek bilmez.
2
(Kente açılan girişten [parodos] Medea’nın iki oğluyla onlara eşlik eden Lala sahneye girerler.)
LALA
Hanımımın evinin kadim kölesi, kapının önünde öyle tek başına dikilerek dertlerini mi anlatıyorsun (50) kendi kendine? Nasıl oldu da Medea seni yanında istemeyip yalnız kalmayı yeğledi?
SÜTNİNE
İason’un oğullarına eşlik eden yaşlı lala, sadık köleler için en büyük felaket, efendilerinin şansının bozulmasıdır, yürekleri dağlanır. (55)
Acılar öyle birikti ki içimde, dışarıya çıkarak hanımımın başına gelen felaketleri yere göğe duyurmak arzusuna kapıldım.
LALA
Zavallı kadın, ağlayıp dövünüyor mu hâlâ?
SÜTNİNE
Ortasına bile gelmedi daha üzüntüsünün. (60)
LALA
Ah şaşkın! -efendilerimiz için öyle denebilirse- yeni felaketler hakkında hiçbir şey duymamış demek! SÜTNİNE
Neler oluyor ihtiyar? Sakın bir şey gizleme benden. LALA
Yok bir şey! Zaten bunu söylediğime bile pişman oldum.
SÜTNİNE
Sakalını13 seveyim! Kendin gibi bir köleden sır mı
saklayacaksın? (65) Gerekirse iyi bilirim ağzımı kapalı tutmasını.
LALA
Yaşlıların toplanıp zar attığı14 Kutsal Peirene çeşmesinin önünden geçerken, dinlediğimi belli etmeden kulak kabarttım bir konuşmaya.
3
Ülkenin kralı Kreon, kadınla çocuklarını (70)
Korinthos’tan sürecekmiş. Bu söylenenlerin ne kadar doğru olduğunu bilemem, sadece bir söylenti olmalarını dilerim bütün kalbimle.
SÜTNİNE
Anneleriyle sorunları olsa bile, oğullarının sürülmesine razı mı olacak İason? (75)
LALA
Eski bağlılıklar yenileri kadar güçlü değildir.
Ailesine karşı hiç sevgisi kalmadı artık onun.
SÜTNİNE
Mahvolduk o zaman! Eskisini halledemeden, daha beter yeni bir bela geliyor başımıza.
LALA
Sen yine de ağzını kapalı tut, hiçbir şey söyleme. (80)
Hanımımıza söz etmenin zamanı gelmedi daha.
SÜTNİNE
Çocuklar, duydunuz mu size neleri reva gördüğünü babanızın?
Yine de başına bir kötülük gelmesin - efendim o benim, ama ihanet ediyor yakınlarına, suç işliyor onlara karşı. LALA
Kim işlemiyor ki? Artık anlamış olmalısın, (85)
insanların kendilerini yakınlarından çok sevdiklerini.
[Bazıları haklı olarak, bazıları da sadece çıkarları yüzünden.]
Bu çocuklar da babalarını yeni aşkı yüzünden yitirdiler. SÜTNİNE
İçeriye geçin çocuklar - her şey yoluna girecek.
(Çocuklar biraz uzaklaşırlar.
Sütnine Lala’ya döner.)
Çocukları elinden geldiğince uzak tut (90)
annelerinden, kendini öyle kaptırmış ki öfkesine!
Kötü bir şeyler hazırlarcasına, gözü dönmüş bir boğa gibi baktığını gördüm çocuklarına. Bilirim,
4
kendine gelemeyecek öfkesini birinden çıkarana dek.
Hiç olmazsa, düşmanlarına çatsın, dostlarına değil. (95)
(İçeriden Medea’nın sesi gelir.)15
MEDEA
Ah, ah! Zavallı ben, perişan oldum
acılardan! Bir an önce ölsem keşke!
SÜTNİNE
İşte sevgili çocuklar, size söylediğim gibi, annenizin kalbi altüst olmuş, öfkesi (100)
katlanarak artıyor. Evin içine koşun hemen, görünmeyin gözüne, yaklaşmayın ona sakın.
Korkunç tabiatından, acımasız ruhunun zalim öfkesinden sakının. (105)
İçeriye koşun hemen, haydi!
(Çocuklar içeri girerler, Lala da onları izler.)
Belli oldu artık, yükselen ağıtının bulutu birazdan daha da büyük bir öfkeyle parlayacak. Felaketlerin yaraladığı boyun eğmez muhteris kalbi
neler yapmayı düşünüyor acaba? (110)
MEDEA
(Sesi evin içinden duyulur.)
Ah, ah! Neler geldi başıma neler! Dövünmeye değer nice acılar çektim. Nefret edilen bir annenin lanetli çocukları; babanız da, siz de yok olsaydınız, yeryüzünden silinseydi keşke soyunuz.
SÜTNİNE
Tanrılar korusun, zavallı kadın! Babalarının (115)
işlediği suçta payı mı var ki çocukların?
Neden nefret edersin onlardan? Ah çocuklar, başınıza bir kötülük gelecek diye ödüm kopuyor. Korkunçtur soyluların istekleri, emirler
5
almaya değil de vermeye alıştıklarından (120)
zordur öfkelerinin yatıştırılması. Keşke bütün insanlar, eşitleriymiş gibi davranabilse birbirlerine. Benim yükseklerde gözüm yok, tek istediğim huzur içinde yaşlanabilmek.
Konuşmaya yücelik katar ölçülü sözler, (125)
ama insanlar için en doğrusu, ölçüyü eylemlerinde de tutturmalarıdır.
Ölçülü olmayan davranıştan hiç kimseye hayır gelmez. Bir tanrı öfkelendi miydi herhangi bir aileye, ağır cezalar ödetir ona bedel olarak. (130)
Parados16
(131-213)
(Sahneye Korentli kadınlardan oluşan Koro girer.)
KORO
Sesini duydum, çığlığını duydum
Kolkhisli mutsuz kadının.
Rahatlamadı mı daha? Söyle bana yaşlı kadın, evimin eşiğinde otururken buradan gelen çığlıklarını duydum. (135)
Bu yuvanın acısı beni de üzer, dostlukla bağlanmışım ben ona.
SÜTNİNE
Burada yuva kalmadı artık, her şey yitip yok oldu.
Evin erkeği bir prensesin yatağında tutsak, (140)
hanımım da odasına kapanarak ömrünü tüketiyor, ulaşamıyor kalbine hiçbir dostunun teselli veren sözleri.
6
MEDEA
(Evin içinden konuşmaya devam eder.)
Ah, ah! Göklerden gelen alevler yakıp parçalasaydı başımı! Yaşamamın bir anlamı kalmadı artık. (145)
Sefil hayatıma son verseydi keşke ölüm, alıp beni buralardan huzura kavuştursaydı.
KORO
Ah Zeus, Yeryüzü ve Işık, zavallı genç kadının duydunuz mu ağıtını? (150)
(Kapıya dönerek Medea’ya seslenir.)
Düşüncesiz kadın, neden kapıldın öyle artık yitirdiğin bir yatağın tutkusuna?
İstediğin ölmek mi?
Dileme bunu sakın!
Olağandır başka bir aşka kapılması (155)
erkeklerin, paralanmasın yüreğin,
Zeus senin tarafını tutacak.
Yatağını paylaştığın erkek için ağlayıp dövünme öyle.
MEDEA
(İçeriden.)
Yüce Themis ve Kutsal Artemis,17 (160)
büyük yeminlerle kendime bağladığım
lanetli kocamdan görüyor musunuz neler çektiğimi?
Sebepsiz yere bana haksız davranmaya cüret eden kocamla gelininin saraylarıyla birlikte
yok olduklarını görebilseydim keşke. (165)
Ah babam, ah memleketim, öz kardeşimi acımasızca öldürerek terk ettim sizleri.
SÜTNİNE
Çığlık çığlığa haykırarak, duaları dinleyen Themis’e ve yeminlerin tutulmasını denetleyen Zeus’a
duyuyor musunuz neler dediğini? (170)
7
Hanımımın öfkesi öyle kolay dinmeyecek gibi görünüyor. KORO
Söylediklerimizi dinlemek için, buraya gelip görseydi bizi, belki de yumuşardı (175)
ağır öfkesiyle ruhundaki karanlık tutkular.
Dostluğumu sevdiklerimden esirgemek istemem.
Koş, getir onu buraya sütnine, (180)
dostları olduğumuzu söyle.18
Çabuk ol, içerdekilere zarar vermeden, katlanıyor zaman geçtikçe mateminin şiddeti.
SÜTNİNE
Yapacağım bütün dediklerini, ama ikna olmayacak korkarım hanımım. (185)
Seve seve katlanacağım isteğinin tatsız zahmetine, ona bir şey söylemek için yaklaşan kölelere bir boğa ya da yavrusunu koruyan dişi bir aslan gözüyle baktığını bile bile.
Cahil ve akılsız dense yeridir (190)
eskiden yaşamış olanlara.
Eğlencelerde, yemeklerde ve bayramlarda söylensin diye güzel şarkılar yazdılar, dinledikçe insanın kulaklarını dinlendiren.
Ama kimse düşünmedi, ölümlerle (195)
korkunç felaketlere yol açan, yuvaları yıkan kahredici acılara, müzikle, melodiyle son vermenin yolunu bulmayı.
Büyük bir kazanç olurdu, insanların acılarını şarkılarla dindirebilmesi. (200)
Lezzetli yemeklerle dolu bir masadan şarkı seslerinin yükselmesi neye yarar?
8
Yemekler, bol oluşlarıyla, yeter tek başlarına insanları mutlu etmeye.
(Sütnine eve girer.)
KORO
İnlemelerle dolu feryatlar, çığlıklar duydum. (205)
Medea, dayanılmaz acılar içinde, yatağına ihanet eden kocasını suçlayan ağıtlar yakıyor.
Uğradığı haksızlıklar için tanrılara yakarıyor.
Karanlık dalgalarla dolu tuzlu Karadeniz’i geçerek boydan boya, kendisini karşıya, (210)
Yunanistan’a getiren, yeminlerin şahidi Zeus’un kızı Themis’e yakarıyor.
(Medea, hizmetçileri eşliğinde evden çıkar.
Serinkanlı ve kendine hâkim bir hali vardır.)
MEDEA
Korinthoslu kadınlar, evimden çıktım işte, beni boş yere suçlamayasınız diye. Bazıları insanlardan kaçan, (215)
bazıları kalabalıktan hoşlanan birçok kibirli insan
tanırım.
Bazıları da yaşadıkları sakin hayat yüzünden, uyuşuk yaftasına layık görülürler. Adaleti tanımaz insanların gözleri! Bazıları, zarar görmedikleri halde ve karşılarındakinin içinde neler sakladığını hiç bilmeden, (220) sadece yüzüne bakarak ondan nefret edebilirler.
Yabancılar, uyum sağlamalıdır yaşadıkları kente.
Kendilerini her şeyden üstün görerek, yurttaşlarını inciten kibirlileri de hiç takdir etmem.
Ama başıma gelen bu beklenmedik felaket (225)
perişan etti ruhumu. Yolumu yitirdim dostlarım,
9
hiçbir şeyden keyif almaz oldum ve ölmek istiyorum.
Her şeyim olan adam -bundan eminim- erkeklerin en kötüsü çıktı. Yaşayan ve düşünebilen bütün varlıklar içinde (230)
en acınacak halde olanı biz kadınlarız.
Önce, açık artırmaya girercesine, kendi paramızla bir koca, bedenimize bir efendi satın alırız.20 Kötülük üstüne daha da beter bir kötülüktür bu yaptığımız. Aldığımız adam iyi mi, kötü mü, (235)
tamamen şansa kalır. Boşanmak, kadının kusuru gibi görünür, hayır diyemez hiç kocasına.
Başka bir ortamda, farklı geleneklerle karşılaşan, erkeğine nasıl davranması gerektiğini babasının evinde öğrenemeyen kadın ise kâhin olsa yeridir. (240)
Büyük zahmetlere katlanarak bunları başarır, kocamıza evlilik bağlarının baskısını hissettirmezsek ne mutlu bize, başaramazsak ölsek evladır.
Oysa erkek, eşiyle birlikte yaşamaktan sıkıldı mı [bir arkadaşının ya da bir yaşıtının yanına giderek] 245 evden dışarı çıkıp ruhunu dinlendirebilir.
Kadınlar ise tek bir kişiye yöneltmeli dikkatlerini.
Bizim, evimizde, güya tehlikelerden uzak yaşadığımızı, oysa kendilerinin ellerinde silahlarla savaştıklarını söylerler. Büyük yanlışları var! (250)
Bir kez doğuracağıma, üç savaşta savaşmayı yeğlerdim.21 Ama bu sözlerin anlamları bile senin ve benim için farklı. Burası senin kentin, babaevin var, dostların var, yaşayabiliyorsun hayatın güzelliklerini. Oysa ben yapayalnız ve vatansızım, yaban elden getirilmiş (255)
bir ganimetmişim gibi kocam beni küçük düşürüyor.
Böylesi bir felaketten sonra sığınacak bir limanım, bir annem, bir kardeşim ya da bir akrabam yok. Tek bir isteğim olacak senden: Bana yaptığı kötülükler için kocamdan [ona kızını verenden (260)
10
ve onu yatağına alandan da] intikam almanın bir yolunu bulursan, sessiz kalmanı istiyorum senden.
Kadın her zaman korku içindedir, gücü yoktur savaşmaya, bakmaya bile dayanamaz silahlara.
Ama evliliğinde ihanete uğradığını fark ederse (265)
bulamazsın ondan vahşi kan dökücüyü.
KORO
İstediğini yapacağım Medea, hak ediyorsun kocandan intikam almayı ve hiç yadırgamıyorum kaderine üzülmeni. Ama bak, yeni kararlarını
bildirmek üzere ülkenin Kralı Kreon geliyor. (270)
(Kente açılan girişten Kreon girer.)
KREON
Kocasına öfkelenen asık suratlı Medea, sana sesleniyorum: Yanına çocuklarını da alarak, zaman yitirmeden bu ülkeden gitmeni emrediyorum. Emri uygulatmak için bizzat
buraya geldim ve seni ülkemin sınırları (275)
dışına göndermeden sarayıma dönmeyeceğim.
MEDEA
Ah, ah, ben mahvoldum, çaresizlik içindeyim!
Düşmanlarım yelken açmış üzerime geliyor, acılardan kurtulmak için sığınacak bir limanım yok.
Ama ne kadar ümitsiz de olsam, sormak isterim sana (280) Kreon: Neden sürgün ediyorsun beni ülkenden?
KREON
Gizlememe gerek yok, giderilemeyecek bir zarar vermenden korkuyorum kızıma. Bu korkumu besleyen birçok nedenim var.
Zekisin, bir sürü kötülük gelebilir elinden, (285)
kocanın yatağını yitirdiğin için de öfkelisin.
Kulağıma çalınanlara göre, kayınbabaya, damat ve geline ağır tehditler savuruyormuşsun.
Başıma bir bela gelmeden kendimi korumalıyım.
11
Yumuşak davranıp sonradan ağlayacağıma, (290)
nefretini şimdiden kazanmayı yeğlerim.
MEDEA
Ah, ah! İlk kez olmuyor bu Kreon, sıklıkla zarar verir bana şöhretim.22 Kafası çalışan bir adam, yetiştirirken çocuklarını eğitmemeli onları bilge olacak kadar. (295)
Avarelikle suçlanacak olmaları bir yana, milletin hasedini de çekerler üzerlerine.
Alışkın olmadıkları yeni bilgiler sunarsan aptallara, sana bilge değil, işe yaramaz yaftasını yapıştırırlar. Kendilerini bir şey sananlardan üstün olduğun (300)
anlaşılırsa, kimseye yaranamazsın.
Ben de paylaşıyorum şimdi bu kaderi, bilge olduğumdan kıskanıyor beni kimileri, kimileri de ulaşılmaz buluyor. [Bana aylak diyenler, başka şeyler yakıştıranlar da var]. O kadar zeki değilim oysa. (305) Neden korkuyorsun? Sana zarar vermemden mi? Boşuna endişelenme, krallara zarar verecek kadar gücüm yok benim. Üstelik bana bir kötülük yapmış da değilsin. Sen gönlünün çektiği damada kızını verdin sadece. Benim derdim kocamla. (310)
Bana sorarsan, hareketlerin sağduyunu yansıtıyor ve hiç kıskanmıyorum mutluluğunu. Düğününüzü yapın, mutlu olun, ama beni de bırakın bu ülkede yaşayayım. Benden güçlülere yenildiğime göre, susacağım haksızlığa uğradığım halde. (315)
KREON
Sözlerin kulağa hoş geliyor, ama kötü şeyler planladığına dair bir kuşku kemiriyor içimi. Bu yüzden eskisinden de az güveniyorum şimdi sana. Çabuk öfkelenen bir kadın ya da erkek, zeki ve sessiz biri kadar tehlikeli değildir. (320)
12
Bu yüzden çek git bir an önce buradan.
Fazla lafa gerek yok, kararım kesin. Düşmanım olduğuna göre bizimle kalman mümkün değil.
MEDEA
Yeni evli kızının adını anarak diz çökmüş yalvarıyorum.
KREON
Nefesini tüketme boşuna, değişmeyecek kararım. (325) MEDEA
Bunca yakarışıma kulak vermeden kovacak mısın beni? KREON
Yuvamı senden çok seviyorum.
MEDEA
Güzel vatanım, nasıl arıyorum şimdi seni!
KREON
Çocuklarımdan sonra ben de severim vatanımı.
MEDEA
Ah! Aşk ne acılar yaşatıyormuş insanlara! (330)
KREON
Bu, biraz da kadere bağlı!
MEDEA
Zeus, sakın unutma çekilen bu acıların sorumlusunu.
KREON
Çek git lanetli kadın, kurtar beni bu dertten.
MEDEA
Dertli olan benim, dertten kurtulmuyor başım.
KREON
Adamlarım birazdan seni zor kullanarak kovacak. (335) MEDEA
Hayır, hayır! Sana yalvarıyorum Kreon.
KREON
Canımı sıkmaya başladın kadın!
MEDEA
Tamam, sürgüne gideceğim. Başkadır senden istediğim.
13
KREON
O zaman niye zorluyor, kolumu bırakmıyorsun?
MEDEA
İzin ver sadece bir gün daha kalmama, (340)
gidişimiz için gereken hazırlıkları yapayım.
Babaları hiç ilgilenmediğine göre, çocuklar için bir şeyler ayarlamalıyım. Acı onlara, sen de babasın, bilirsin.
Doğaldır çocuklara karşı bir sempati duyman. (345)
Bana gelince, umurumda bile değil sürgün edilmek, çocuklarımın başına gelen felakete ağlarım.
KREON
Zalim tabiatlı biri değilim. Hatta çoğu zaman bedelini ağır ödedim anlayış göstermenin.
Şimdi de, yanlış yaptığımı bile bile, isteğini (350)
yerine getireceğim! Yalnız seni uyarıyorum;
yarın, seninle çocuklarının üzerine ülkemin sınırları içinde doğarsa güneş, öleceksin.
Diyeceğimi dedim ve sözümü tutacağım.
[Kalman gerektiğine göre, bir gün daha (355)
kalabilirsin. Nasılsa bir günde yapamazsın yapmandan çekindiğim şeyleri.]
(Kreon maiyetiyle birlikte sahneden çıkar.)
KORO
Ah, ah! Bahtsız kadın, acılar içindesin!
Kimin yanına gideceksin Medea?
Hangi evde, hangi ülkede (360)
deva bulacaksın dertlerine?
Tanrı, çıkışı olmayan bir kötülükler denizine düşürmüş yolunu.
MEDEA
Kötülük sarmış dört bir yanımı, kim inkâr edebilir?
Ama sanmayın bu işin böyle biteceğini. (365)
Yeni evlileri zorlu bir mücadele bekliyor,
14
gelinin ailesi de büyük yaralar alacak.
Aklımda bir şeytanlık, bir beklenti olmasa yaltaklanır mıydım sanırsınız bu adama?
Onunla konuşmaz, ona dokundurmazdım (370)
elime bile. Öyle aptal ki, beni sürgün ederek bozabilecekken bütün planlarımı, bir gün daha kalmama izin verdi. İşte bugün, düşmanlarımdan üçü yaşamlarını yitirecek, babayla kızı ve benim kocam. (375)
Birçok yöntemim var onları öldürmek için, hangisiyle başlasam bilemiyorum dostlarım.
Ateşe mi versem gerdek odasını, yoksa yataklarına sessizce yaklaşarak, keskin bir hançer mi saplasam böğürlerine? (380)
Ama bir sorun var beni düşündüren.
Emelime ulaşmak üzere saraya girerken yakalanıp öldürülürsem, rezil rüsvay olacağım düşmanlarımın karşısında.
En iyisi doğru yoldan şaşmayayım, en iyi bildiğim (385) zanaata başvurarak onları zehirleyeyim.
Ama başarılı olursam, beni hangi kent kabul eder bundan sonra? Hayatımı korumak üzere hangi dostum bana güvenli bir köşe, sığınacak bir ev sağlar?
Kimse! Bu yüzden biraz daha kalmalıyım. (390)
Sığınacak bir yer bulursam kendime, sessizce ve kurnazlıkla işlerim cinayetimi. Karşı konulamaz bir engel çıkarsa önüme, en cesur yola başvurur, kendi ölümüm pahasına, bir kılıç kapıp ikisini de öldürürüm. (395) Bütün tanrılardan daha çok saydığım, ocağımın başköşesine oturttuğum, destekçim Hekate adına yemin ediyorum. Kalbimi kıran hiç kimse cezasız kalmayacak.
Acıklı ve acılı yapacağım düğünlerini. Ağır olacak
15
evlenmelerinin, beni sürgüne yollamalarının bedeli. (400) Haydi Medea, planlar kurar ve düşünürken yararlan ustası olduğun zanaatların her birinden.
At o korkunç adımı, burada sınansın cesaretin.
Nasıl acı çektiğini görmüyor musun? Güneşin soyundan gelen soylu bir babanın kızı olarak, milletin diline düşmemelisin (405) Sisyphos’un23 dölüyle evlenen İason’un düğününde.
Neler yapacağını iyi bilirsin! Ayrıca... Biz kadınlar kararsız kalırken iyilikler hususunda, yaratıcı ustasıyız her türlü kötülüğün.
KORO
Gerisin geri, dağlara doğru (1. strophe) (410)
akar oldu kutsal nehirler, tersine döndü adalet ve onunla birlikte her şey.
Yalandır erkeklerin yeminleri, (415)
kalmadı artık tanrılara inanç.
Yeni yaklaşımlarla hayatım değişecek, şöhret kazanacağım. Onura kavuşacak kadın cinsi, çamur atamayacak kimse bundan böyle kadınlara. (420)
Eski ozanlar, türküler yakmaya (1. antistrophe)
son verecek artık ihanetime.
Musikinin piri Apollon, bahşetmedi ruhuma ilahi şarkısını lyranın. (425)
16
Yoksa ben de nice türküler yakardım erkek milletine dair. Ama zaman uzundur, hem erkekler,
hem de bizim için (430)
çok şey var söyleyeceği.
Ve sen Medea, yüreğinde bir ateşle, (2. strophe) Karadeniz’in ikiz kayaları arasından kendine yol açarak, baba evinden uzaklara yolculuk ettin. (435)
Şimdi, yaban ellerde tek başınasın.
Evliliğin perişan, yatağın erkeksiz ve utanç içinde sürgün ediliyorsun ülkeden.
Yeminlere kalmadı sadakat, (2. antistrophe)
havaya uçup yok oldu (440)
ar duygusu Büyük Yunanistan’da.
Bahtı kara kadın, bir limana sığınırcasına gidebileceğin bir baba evin yok ve aşkta senden üstün bir kraliçe hüküm sürüyor yuvanda. (445)
2. Episode
(446-626)
(İason daha önce Kreon’un giriş yaptığı kapıdan girer.)
İASON
İlk kez olmuyor, daha önce de gördüm ne kötülüklere yol açtığını keskin öfkenin. Burası ülken olabilir, evinde kalabilirdin
17
kabul etseydin eğer güçlülerin kararlarını.
Düşüncesizce söylediklerin yüzünden sürgün edileceksin. İason kocaların (450)
en kötüsüdür de dilediğin kadar, umurumda değil. Ama kralın ailesine dair söylediklerinden sonra, sadece sürgünle kurtulduğuna şükretmelisin.
Onları yatıştırmak, burada kalmanı (455)
sağlamak için elimden geleni yaptım, ama sen saçmalamayı sürdürerek ağzına geleni söyledin. İşte bu yüzdendir sürgün edilmen.
Yine de geldim yanına, içime sinmiyor dostlarımı ortada bırakmak. Seni düşünüyorum kadın, (460)
çocuklarla sürgünde yokluk çekmeni, beş parasız kalmanı istemiyorum. Sürgün bir sürü zorluk getirir beraberinde. Nefret ediyorsan da benden, hiçbir zaman istemeyeceğim kötülüğünü.
MEDEA
[Tanrıların, benim ve bütün insanlığın (465)
en büyük düşmanı] rezil ödlek
-daha sert bir ifade bulamıyorum anlatmak için korkaklığını- geldin demek!
Cesaret değil, cüret bile değil, bu kadar çok zarar verdiğin sevdiklerinin (470)
gözünün içine bakabilmek.
Hayâsızlıktır bu, insanlığın en kötü hastalığı. Ama yine de iyi oldu geldiğin. Sana hem içimi dökeceğim hem de beni dinlerken senin ruhun kararacak.
Baştan başlayarak sayıyorum! Seninle (475)
Argo gemisine binen Yunanların bildiği gibi, toprağa ölümün tohumlarını ekmek üzere alev nefesli boğaları sabana koşmaya gönderildiğinde hayatını ben kurtardım.
18
Sayısız koluyla sardığı altın postu, (480)
gözünü hiç kırpmadan koruyan ejderhayı öldürerek kurtuluşunun ışığını ben yaktım.
Yuvamı, babamı terk ettim ve sağduyudan uzaklaşıp duygularıma kapılarak
seninle İolkos taraflarına, Pelion’a geldim. (485)
Pelias’ı -kendi kızlarına öldürterek- ölümlerin en korkuncuyla yok edip ocağını ben söndürdüm.
Benden bunca iyilik gördükten sonra da bize ihanet ettin aşağılık adam. Çocukların varken başka bir aşkın peşine düştün. Onlar olmasaydı, belki de (490)
affedebilirdim böyle bir tutkuya kapılmanı.
Yeminlerine sadakatin nerede? Tanrıların artık hiçbir hükmü kalmadı ya da insanların uyması için yeni yasalar mı geçerli sanıyorsun?
Görmüyor musun yeminlerinden döndüğünü? (495)
Ah, bu sefil erkeğin sıkıca tuttuğu sağ elim, sarıldığı dizlerim, nasıl da kandırdı sizi, bütün umutlarımızı boşa çıkaran o dokunuşlar!
Söylesene! Bir iyilik beklediğimden değil de adiliğin açıkça ortaya çıksın diye, (500)
dostummuşsun gibi sesleniyorum sana:
Nereye gideyim şimdi? Sana yaranmak için ihanet ettiğim vatanıma ve babama mı, yoksa Pelias’ın zavallı kızlarına mı?
Babalarının katilini nasıl karşılasınlar! (505)
İşte böyle! Nefret ediyor benden evdekiler ve senin yüzünden düşman oldum üzmemem gereken insanlara. Sen de, bütün bunlara karşılık, beni Yunan kadınlarının en mutsuzu kıldın!
Mükemmel ve sadık geçinen bir kocanın eşi olarak (510) buralardan kovulacak, hiçbir dostum olmadan, tek başıma çocuklarımla sürgüne gönderileceğim.
Taze damat için ne onur, hayatını kurtaran eşiyle
19
çocuklarının dilenerek dolaşması sokaklarda.
Ah Zeus! Altının sahtesini gerçeğinden (515)
ayırmak için açık işaretler verirken bize, kalp olanları gerçeklerinden ayırmak üzere bir işaret koymayı neden düşünmedin erkeklerin bedenleri üzerine?
KORO
Korkunç ve onulmazdır dostların (520)
dostlarına karşı duydukları öfke.
İASON
Kadın, göründüğü kadarıyla, iyi bir hatip olduğumu göstermeli ve sadece küçük bir yelken açarak tehlikeden sıyrılan usta bir dümenci gibi, bu çekilmez küfür sağanağından kurtulmalıyım! (525)
Sana borçlu olduğum minneti böyle abarttıktan sonra, tanrılarla insanlar içinden, beni o macerada sadece Afrodit’in koruduğunu söylemeliyim.
Açıkgörüşlüsün kuşkusuz, ama beni kurtaranın
Eros’un hedefini şaşmaz okları olduğunu (530)
itiraf etmek gelmiyor işine. Bana yararı dokunan neler yaptıysan iyi yapmışsın, nedenleri üzerinde duracak değilim.
Yine de, şimdi göstereceğim gibi, beni kurtarmana rağmen, verdiklerinden (535)
çoktur benden aldıkların. İlk olarak, barbar bir ülkede değil, Yunan toprağında yaşıyorsun.
Adaletin ne olduğunu öğrendin ve hayatını kaba güç değil adalet yönlendiriyor. Bilgeliğini tanıdı bütün Yunanlar, namın aldı yürüdü. (540)
Anılmazdı bile adın bir ucunda yaşasaydın dünyanın. Mutluluğum duyulmayacak olduktan sonra, ne altın isterdim evimde, ne de Orpheas’ın sesinden tatlı olmasını sesimin. Bu şekilde hatırlatmak istedim sana verdiklerimi, (545)
20
zaten tartışmayı başlatan da şendin. Soylu düğünüme gelince, bu konuda bilgece, basiretli, sana ve çocuklarıma en yararlı olacak şekilde davrandığımı kanıtlayacağım, yeter ki sakin dur! (550)
Sırtımda bunca çare bulunmaz felaket taşıyarak İolkos’tan buralara geldiğimde, kralın kızıyla evlenmekten büyük bir kısmet çıkabilir miydi benim gibi bir sürgüne?
Kafana taktığın gibi, ne seninle yatmaktan (555)
sıkıldım, ne başka bir kadını arzuladım, ne de daha fazla çocuk yapmaya heveslendim.
Fazlasıyla yetiyor bana iki oğlum, şikâyetim yok.
Birinci amacım, bolluk içinde rahat bir hayat yaşatmaktı ailemize. Yoksulları dostlarının bile (560)
dışladığını iyi bilirim. Çocuklarımı ailemin şanına uygun yetiştirmek,25 onlara yeni kardeşler vermek, hiçbirini diğerlerinden ayırmadan kucaklamak, soyumu bir arada tutarak mutlu bir hayat yaşamak istiyordum. Senin başka çocuklara ihtiyacın yok, (565) ama ben yenilerini şimdiden, sahip olduklarıma yararlı olsunlar diye istiyorum! Yanlış mı düşüncem?
Sen bile onaylardın beni, kıvranmasaydın kıskançlıktan. Öyle bir hale geldiniz ki siz kadınlar, cinsel hayatınız iyiyken havalara uçuyorsunuz (570)
mutluluktan, bozulunca da nefret ediyorsunuz bütün güzelliklerden. Başka bir şekilde çocuk sahibi olmalıydı insanlar, var olmamalıydı hiç kadın cinsi. Hiçbir kötülük kalmazdı dünyada o zaman. (575)
KORO
İason, çok güzel süsledin sözlerini.
Ama bana kalırsa -şaşırma sakın- haksızlıktır terk etmen karını.
21
MEDEA
Birçok yönden farklıyım birçok insandan.
Ağzı iyi laf yapan ahlaksıza müstahaktır (580)
cezaların en ağırı. Haksızlığı güzel sözlerle giydirerek büyük kötülüklere cüret eder.
Oysa zeki değildir o kadar, sen de değilsin!
Dilbazlığına güvenerek, dost görünmeye çalışsan da tek bir sözüm yeter seni susturmaya. (585)
Adam olsaydın, onlardan gizli evleneceğine, önce ikna etmeye çalışırdın seni sevenleri.
İASON
Sana bu evlilikten söz etseydim nasıl da desteklerdin planlarımı! Sen şimdi bile dizginleyemiyorsun kalbinin vahşi öfkesini. (590)
MEDEA
Bu değildi sorunun! Bir barbarla evli kalmak yaşlandıkça yıpratacaktı saygınlığını.
İASON
Bunu iyice kafana sok! Bir kadına sahip olmak için yapmadım bu soylu evliliği.
Daha önce de söylediğim gibi, seni ve çocuklarımı (595) kurtarmak, onlara soylu kardeşler vererek geleceklerini güvenceye almak istedim.
MEDEA
Eksik olsun acılarla birlikte gelen mutluluk ve ömür boyu yürek paralayan zenginlik.
İASON
Bilgece davranıp değiştir dileğini. (600)
Vazgeç her güzellikte tatsızlık aramayı ve mutluyken düşünme hiç mutsuzluğu.
MEDEA
Devam et bakalım hakaretlerine! Senin sığınacağın yer hazır, oysa ben sürgüne çıkıyorum tek başıma.
İASON
Senin seçimindi, sakın suçlama başkalarını. (605)
22
MEDEA
Suçum neymiş peki, ben miyim eşine ihanet eden?
İASON
Ağır lanetler okumuşsun kral ailesine.
MEDEA
Ocağın için de canlı bir lanet olacağım bundan böyle!
İASON
Tartışmayı uzatmanın bir anlamı yok, ama sürgüne giderken, çocuklar ve senin için (610)
bir ihtiyacın varsa paradan yana çekinmeden söyle.
Memnuniyetle sağlarım her istediğini, işaretler26 de veririm dostlarım seni kollasın diye.
Bütün bunları reddetmen büyük aptallık olur,
oysa çok kazançlı çıkarsın gemlersen öfkeni. (615)
MEDEA
İhtiyacımız yok dostlarına, senden de hiçbir şey kabul etmeye yok niyetimiz. Hayır gelmez kimseye ahlaksızların armağanlarından.
İASON
Tanrılar şahidimdir ki her yolu denedim
yardımcı olmak için seninle çocuklarıma. Ama sen (620) reddettin her teklifimi, kibirle itiyorsun sana uzanan yardım ellerini. Acın da büyük olacak bu yüzden.
(İason sahneye girdiği kapıdan dışarı çıkar.)
MEDEA
Git artık, nicedir uzak kaldın taze gelininden, yanıp tutuşuyor olmalısın tutkusuyla.
Evlen bakalım onunla! Tanrının yardımıyla, (625)
belki de gözyaşlarına boğar bu evlilik seni.
KORO
Büyük bir tutkuyla gelen aşklar, (1. strophe) ne onur ne de erdem
23
kazandırır erkeklere.
Ama zarafetle gelince Afrodit, (630)
hiçbir tanrıça yaklaşamaz bile güzelliğine. Yüce Tanrıçam, hiç hedef olmasaydım keşke tutkuya batırılmış
o şaşmaz altın oklarına. (635)
Tanrıların en muhteşem armağanı, (1. antistrophe) sağduyu sarsın beni sevgiyle.
Merhametsiz Afrodit hiç salmasın üzerime öfkeyle geçimsizliği ve tutuşturmasın yüreğimde (640)
başka yataklara ilişkin
yakışıksız tutkuları. Onurlandırsın barış içinde yaşayan çiftleri ve bilgece yargılasın kadınların aşklarını.
Ah vatanım, ah yuvam! (2. strophe) (645)
Yazılmamış olsaydı keşke kaderimde yersiz yurtsuz sürünmek.
Girmeseydim hiçbir yere varmayan engebeli yollara, tatmasaydım acısını kederlerin en dayanılmazının. Ölüm alsın (650)
beni o günleri görmeden, ölüm söndürsün gözlerimin ferini. Bütün acılar içinde en ağırıdır baba toprağından yoksun yaşamanın acısı.
Başkasından duymadım, (2. antistrophe)
kendi gözümle gördüm (655)
şimdi anlattıklarımı.
Başına gelen felakete hiçbir şehir, hiçbir dostun üzülmedi.
Yerin dibine batsın,
24
temiz kalbinin kapısını açarak (660)
dostunu onurlandırmayan vefasız.
Hiçbir zaman olmayacak benim dostum.
(663-823)
(Kent dışına açılan kapıdan Aegeas girer.
Mutlu görünmektedir.)
AEGEAS
Günün aydın olsun Medea. Bundan güzel
selamlama yoktur sevilen dostlara söylenecek.
MEDEA
Senin de günün aydın olsun bilge Pandion’un27 oğlu (665) Aegeas. Nereden geliyorsun ve ne işin var buralarda?
AEGEAS
Delphoi’den, Apollon’un kadim tapınağından geliyorum. MEDEA
Neden uğradın kehanetlerin dile getirildiği dünyanın merkezine?
AEGEAS
Sormaya gelmiştim nasıl çocuk sahibi olacağımı.
MEDEA
Tanrılar aşkına! Bugüne kadar çocuksuz mu geçirdin (670) yaşamını?
AEGEAS
Çocuğum olmadı, öyle uygun görmüş tanrılar!28
MEDEA
Eşin var mı yoksa evliliği denemedin mi daha?
AEGEAS
Evlilik bağı bana yabancı değil.
MEDEA
Ne dedi peki Phoibos29 çocuklar hakkında?
25
AEGEAS
Bir ölümlünün anlayamayacağı kadar karmaşık, bilgece (675) laflar etti.
MEDEA
Sakıncası var mı Tanrının kehanetini öğrenmemin?
AEGEAS
Tabii ki yok, hatta ihtiyacım var bilgeliğine.
MEDEA
Sakıncası olmadığına göre, anlat bakalım kehaneti.
AEGEAS
“Çözmeyecekmişim tulumdan sarkan ayağın bağını.30” MEDEA
Neyi yapmadan ya da nereye varmadan önce? (680)
AEGEAS
Atalarımın yurduna geri dönmeden önce.
MEDEA
Peki, nedir gemini buralara sürükleyen?
AEGEAS
Pittheas31 adında biri varmış, Troizina’nın kralı.
MEDEA
Dediklerine göre Pelops’un oğlu ve dindar biriymiş.
AEGEAS
Kehanet hakkında ona danışacağım. (685)
MEDEA
Böylesi konularda uzman bir bilgedir.
AEGEAS
En sevdiğim silah arkadaşlarımdan biridir de aynı zamanda.
MEDEA
Amacına ulaşmanı ve mutlu olmanı dilerim.
AEGEAS
Ama sen neden yorgun ve solgun görünüyorsun öyle?
MEDEA
Kocamdan kötü erkek gelmedi bu dünyaya Aegeas. (690)
26
AEGEAS
Ne diyorsun? Anlat dertlerini bana bütün ayrıntılarıyla. MEDEA
Hiçbir kusurum olmadığı halde bana haksızlık ediyor. AEGEAS
Sana neler yapmış? Biraz daha açsana!
MEDEA
Yuvamıza başka bir kadın getirdi evin hanımı olarak.
AEGEAS
Nasıl cüret edebildi böyle rezilce bir davranışa? (695)
MEDEA
Aynen öyle yaptı, küçük düşürerek daha önceden sevdiklerini. AEGEAS
Âşık mı oldu yoksa, senden sıkıldı mı?
MEDEA
Delicesine âşık olup ihanet etti kendisini sevenlere.
AEGEAS
Dediğin kadar kötü biriyse, defolsun gitsin.
MEDEA
Aslında, o krala damat olmanın şanına âşık oldu. (700) AEGEAS
Böyle bir adama kim kız verir? Lafını bitirsene!
MEDEA
Korinthos’u yöneten Kral Kreon olacak kayınbabası.
AEGEAS
Yerden göğe kadar haklısın durumuna üzülmeye.
MEDEA
Bütün bunlar yetmezmiş gibi, sürgün ediliyorum ülkeden. AEGEAS
Kim kovuyor seni? Bu da nereden çıktı böyle? (705)
MEDEA
Kreon’dur Korinthos’tan sürgün eden beni.
AEGEAS
İason buna izin verecek mi? Ne kadar ayıp!
27
MEDEA
Sözde itiraz ediyor, ama kabul etmeye hazır.
Sakalını seveyim Aegeas, bir dilenci gibi ayaklarına kapanıp sana yalvarıyorum. (710)
Acı bana, kaderin tokadını yiyen ben bahtsıza ve izin verme tek başıma sürgün edilmeme.
Ülkene kabul et beni, buyur et evine.
Dilerim tanrıların yardımıyla çocuk özlemin giderilir, mutlu olursun. (715)
Ne büyük şanstır bilemezsin yanına almak beni, çare bulacağım kısırlığına, bir sürü çocuğun olacak. Her türlüsünü bilirim sihirli otların.
AEGEAS
Bütün kalbimle sana yardımcı olmak isterim, birçok nedenden dolayı, kadın. Önce tanrılar (720)
öyle buyurduğu, sonra da çocuk sahibi olmama yardım edeceğin için, özellikle bunun için.
Şöyle yapacağız! Ülkeme gelirsen, törenin emrettiği gibi seni koruyacağım.
Ama şunu açıklığa kavuşturmak isterim, (725)
yardımcı olamam buradan ayrılman konusunda.
Ülkeme tek başına gelmeyi başarabilirsen, korurum seni, kimselere teslim etmem.
Kendi olanaklarınla yola çıkacaksın buradan, işe karışarak gücendirmek istemem dostlarımı. (730)
MEDEA
Uygundur! Ama sözlerini yeminle bağlarsan güzel bir güvence olur benim için.
AEGEAS
Güvenmiyor musun bana, nedir çekindiğin?
MEDEA
Sana güveniyorum. Ama Pelias’ın ailesi
ve Kreon bana düşman. Sözünü yeminle (735)
bağlarsan teslim edemezsin artık beni onlara.
28
Ama tanrılara yemin etmeden, sadece söz vermekle yetinirsen, onlarla dost olup boyun eğebilirsin isteklerine. Benim hiçbir gücüm yok, oysa
onlar zengin ve krallıklara hükmediyorlar. (740)
AEGEAS
Çok temkinli konuşuyorsun, ama öyle düşünüyorsan itiraz etmem isteğine. Aslında benim de işime gelir yemin etmek, gösterecek bir gerekçem olur düşmanlarına, sen de rahat edersin. Adlarını söyle tanrıların! (745)
MEDEA
Gaia’nın toprağına, babamın babası olan Güneş’e ve bütün tanrıların soyu adına yemin et.
AEGEAS
Ne için yemin etmemi istersin? Devam et!
MEDEA
Beni ülkenden kovmayacağına ve sağ olduğun
süre boyunca düşmanlarım beni kaçırmak (750)
istediklerinde onlara izin vermeyeceğine yemin et.
AEGEAS
Toprak Ana, Güneş’in parlak ışığı ve bütün tanrılar adına bu söylediklerine sadık kalacağıma yemin ediyorum.
MEDEA
Yeterli! Şimdi de yemininden dönersen ne olacağını söyle. AEGEAS
Tanrılara saygısızlık yapanlara verilen ceza verilsin bana. (755) MEDEA
Yolun açık olsun, her şey yoluna girdi şimdi.
Ben de planladığım ve yapmayı arzuladığım işleri bitirir bitirmez şehrine doğru yola çıkacağım.
(Aegeas, sahneye girdiği kapıdan maiyetiyle çıkar.) KORO
Maia’nın oğlu, yolcuların koruyucusu
29
Hermes32 evine sağ salim ulaştırsın (7609
seni Aegeas. Umarım gerçekleşir bu denli içtenlikle dilediklerin, çünkü soylu bir insansın sen kanımca.
MEDEA
Ah Zeus, Zeus’un kızı Dike ve ışınları Güneş’in!
İşte, zafer yolu açıldı önümde artık dostlar, (765)
şimdi alt edeceğim düşmanlarımı, hak ettikleri gibi cezalandırılacaklar.
Tam batmak üzereyken bütün hayallerim, güvenilir bir liman gibi çıktı karşıma bu adam, Athena’nın şehrine vardığımda, gemimin (770)
pupa halatını ona bağlayacağım.
Başından sonuna kadar anlatacağım sana planlarımı, ama bekleme hoş olmasını sözlerimin. İason’a bir köle göndererek gelip beni görmesini isteyeceğim. (775)
Yanıma gelince de, ona tatlı sözlerle her şeyi kabul ettiğimi, bana ihanet edip krala damat olmasını uygun ve zekice bulduğumu söyleyeceğim. Sadece çocuklarımın kalması için yalvaracağım. Onları herkesin (780)
benden nefret ettiği düşman topraklarda hor görülerek yaşamaları için değil, kralla kızını yok edebilmek için burada tutmak istiyorum.
Onlara [sürgünü durdurmak için, özellikle kralın kızma verilmek üzere] değerli armağanlar, ince iplikten (785)
dokunmuş bir duvakla bir taç göndereceğim.
Bu süsleri takıp takıştırdığında, prenses ve ona dokunan herkes korkunç acılar çekerek ölecek, çünkü zehir sürmüş olacağım armağanlara.
Sözlerim burada bitiyor, ancak ardından (790)
yapacaklarımı düşündükçe içim paralanıyor.
30
Çocuklarımı öldüreceğim kendi ellerimle, zor kullanarak alamayacak hiç kimse onları benden. Temellerine kadar dağıttıktan sonra İason’un evini, arkamda sevgili çocuklarımın ölülerini bırakarak, (795) lanetlenmiş bir katil gibi ayrılacağım buradan.
Düşmanlarımın arkamdan gülmesine katlanamam dostlarım. [Artık ne beklentim kaldı hayattan?
Bunca felaketten sonra sığınacak bir evim, bir vatanım bile yok.] Hatalıydım bir Yunan’ın (800)
sözlerine kanarak baba ocağımı terk ettiğimde, ama o tanrıların yardımıyla büyük bir bedel ödeyecek.
Bir daha canlı göremeyecek ona doğurduğum çocukları ve yenilerini yapamayacak, zehirlerimle ölüme mahkûm ettiğim, kaderinde (805)
acılar içinde ölmesi yazılmış olan genç karısıyla.
Kimse beni çaresiz, korkak ve zayıf sanmasın, tam aksine, düşmanlarıma karşı acımasız, sevdiklerime karşı sadığım. Sadece böyle insanların hayatı hak eder onurlandırılmayı. (810)
KORO
Planlarını benimle paylaştığına göre, sana yardım etmek ve insanların yasalarını savunmak adına bu söylediklerini yapmamanı rica ediyorum.
MEDEA
Mümkün değil! Sen başıma gelenleri yaşamadın, bu yüzden konuşuyorsun öyle. (815)
KORO
Kendi kanına, canına kıyabilecek misin be kadın?
MEDEA
Tek yolu budur kocamı derinden yaralamanın.
KORO
Ama sen de kahrolacaksın üzüntünden.
MEDEA
Ne olacaksa olsun artık. Konuşacak bir şey kalmadı.
31
(Sütnineye hitaben devam eder.)33
Bugüne kadar her konuda sana güvendim, (820)
git İason’u çağır, buraya getir. Ama benim gibi kadın ve sadık bir hizmetçi olduğuna göre sakın ağzından kaçırma yapmayı düşündüklerimi.
(Sütnine çıkar.) KORO34
Ezelden beri müreffeh (1. strophe)
ve mutluluklar dağıtan tanrıların (825)
soyundan gelen Erekhtheus’un35 oğulları.
Kutsal ve işgal edilemez topraklarda yaşar, en muhteşem bilgelikle beslenir, pırıl pırıl bir gökyüzü altında (830)
zarafetle yürürsünüz.
Derler ki, dokuz el değmemiş Pierialı Mousa orada can vermiş sarışın Harmonia’ya.
Derler ki, Kiphissos (1. antistrophe) (835)
deresinin berrak sularında serinlenirdi Afrodit ve nefes alıp verdikçe, tatlı, yumuşak bir meltem eserdi toprağa. (840)
Saçlarını mis kokulu güllerden örülmüş bir taçla süsleyerek, Eros’u bilgeliğin yanına gönderirdi,
32
birlikte oluşturmaları için her türlü nimeti. (845)
Kutsal derelerle sulanan (2. strophe)
konuksever bir şehir, senin gibi lanetli bir evlat katilini nasıl kabul edebilir? (850)
Çocuklarına saplayacağın hançeri, planladığın cinayeti bir daha düşün.
Diz çöküyoruz önünde Medea, bildiğimiz her türden yakarışlarla yalvarıyoruz, öldürme çocuklarını. (855)
Çocuklarına reva gördüğün (2. antistrophe)
bu lanetli cinayet için gereken cesareti elinde, kafanda ya da yüreğinde nasıl bulabilirsin ve gözyaşlarına boğulmadan (860)
nasıl kıyarsın onlara?
Önünde diz çöküp sana yalvarırlarken, ellerini katıyüreklilikle nasıl bularsın kanlarına? (865)
4. Episode
(866-975)
(İason dadı eşliğinde kapıdan girer.)
İASON
Çağırdın, ben de geldim. Benden nefret ediyor olsan da, hazırım seni dinlemeye. Daha neler istiyorsun kadın?
33
MEDEA
Sana söylediklerim için özür dilerim İason, ama bunca güzel şeyi paylaştıktan sonra (870)
katlanmalısın şimdi öfkemin patlamalarına.
Söylediklerini sakince düşününce, “Delisin sen!” dedim kendi kendime. “Doğru düşünenlere bunca kızmanın, kraliyet ailesinin ve iyiliğimi isteyen kocamın düşmanlığını kazanmanın (875)
âlemi ne? Adamcağız kralın kızıyla evlenerek yeni kardeşler vermek istiyor çocuklarıma.
Öfkemi gemlemeliyim. Neler oluyor bana tanrılar sadece iyiliğimizi düşünürken?
İki oğlum olduğunu, sürgün edildiğimizi (880)
ve hiç dostumuzun kalmadığını unuttum mu yoksa?” Aklıma getirince bütün bunları, aptalca davrandığımı ve boşuna sinirlendiğimi anladım.
Şimdi seni onaylıyor, bu yeni akrabalığı kurarken bilgece davrandığını kabul ediyorum. (885)
Kararını desteklemesi, bu evliliği onaylaması, yeni geline yardımcı olmaktan mutluluk duyması gereken bendim asıl aptallık eden.
Ama biz kadınlar -kötü bir kelime kullanmak istemem- öyleyiz işte. Kötülüklerime kötülük, (890)
aptallıklarıma aptallıkla karşılık verme.
Şimdi daha iyi düşündüm, geri adım atıyor, yanlış davrandığımı kabul ediyorum.
(Eve doğru dönerek çocuklarına seslenir.) Çocuklar, çıkın artık evden, gelin yanıma, kucaklayın babanızı, konuşun, barışın (895)
onunla ve benim yaptığım gibi, unutun sevdiklerinize karşı beslediğiniz düşmanlığı.
Aramızda barış oldu, eski öfke unutuldu.
(Çocuklar Lala eşliğinde evden çıkarlar.) Uzanın babanızın ellerine. Heyhat!
34
Gözümün önünde gelecekle ilgili korkunç (900)
sahneler canlanıyor. Çocuklarım, daha ne kadar ellerinizi uzatabileceksiniz babanıza böyle?
Ah, ne kadar bahtsızım! Gözlerimden yaşlar akıyor ve korku kaplıyor yüreğimi. Nihayet babanızla barışarak körpe yüzlerinizi yaşlara boğdum. (905)
KORO
Benim gözlerimden de aktı sıcak gözyaşları, keşke fazla uzamasa, burada bitse bu tatsızlık.
İASON
Kadın, şimdi söylediklerini onaylıyor, daha önce söylediklerin için de seni suçlamıyorum.
Yeni bir evlilik tezgâhladıklarında (910)
doğaldır kadınların kocalarına kızması.
Biraz zaman gerekti, ama sonunda yüreğin yumuşadı, neyin doğru olduğunu anlayarak olgun bir kadın gibi davrandın. Sizlere gelince çocuklarım, tanrıların yardımıyla güvende (915)
olmanız için çok çaba harcadı babanız.
Yeni kardeşlerinizle birlikte gözdesi olacaksınız, eminim Korinthos’un. Siz büyümeye bakın, başka her şeyle babanız ve onu seven tanrılar ilgilenecek.
Dilerim, hep güçlü ve hasımlarınızdan üstün olarak (920) büyüdüğünüzü görmek nasip olur bana.
(Medea yüzünü çevirerek ağlamaya başlar.)
Ama sen neden akıtıyorsun gözyaşlarını ve neden kaçırıyorsun benden apak yüzünü?
Hoşuna gitmedi mi yoksa söylediklerim?
MEDEA
Yok bir şey, çocukları düşünüyordum sadece. (925)
İASON
Merak etme, her sorunlarıyla ben ilgileneceğim.
MEDEA
Sana inanıyorum, samimiyetinden kuşkum yok,
35
ama bilirsin, meyilliyiz ağlamaya biz kadınlar.
İASON
Çocuklar için neden üzülüyorsun bu kadar?
MEDEA
Onları ben doğurdum ve sen uzun yaşamalarını dileyince, (930) öyle mi olacak gerçekten diye bir kuşku düştü içime.
Ama sen buraya konuşmaya geldin, bazı konuları ele aldıysak da daha konuşacaklarımız var.
Kral beni ülkesinden sürgün ettiğine göre, burada kalarak ona ve sana zorluk çıkarmak (935)
doğru olmaz, bunu ben de anladım artık.
Saraya düşman olduğuma inanıyor herkes.
Buradan hemen ayrılmaya hazırım, ama çocuklar ülkede kalsın, yanında büyümelerine izin versin diye yalvar Kreon’a. (940)
İASON
İkna edebilir miyim bilmem, ama deneyeceğim.
MEDEA
O zaman genç karından iste çocukların kalması için babasına yalvarmasını.
İASON
Öyle yapacağım ve onu ikna edeceğime inanıyorum.
MEDEA
İkna olur tabii diğer kadınlar gibiyse. (945)
Ama bu konuda ben de yardımcı olabilirim.
Dünyanın en güzel armağanlarını, [altın işlemeli bir taçla ince dokunmuş bir duvak] sunmak üzere, çocuklarımı ona göndereceğim, iyi bilirim bu işleri. (950)
Kölelerden biri eve koşup armağanları getirsin.
(Bir hizmetçi eve girer ve 955. dizede ellerinde armağanlarla geri döner.)
Senin gibi mükemmel bir erkek bulan ve bir zamanlar babamın babası Güneş’in
36
torunlarına bıraktığı armağanlara sahip olan karın bir kez değil, binlerce kez (955)
mutlu olacak. Alın bunları çocuklarım ve şansı güzel geline götürüp verin.
Dudak bükülecek armağanlar değil bunlar.
İASON
Neden düşüncesiz davranarak bunlardan mahrum edersin kendini? Sarayın ihtiyacı (960)
mı var sanırsın altınla duvağa. Verme onları, sakla kendine. Pahalı armağanlar gerekmez, karımın gözünde bir değerim varsa eğer.
MEDEA
Engel olma bana. Derler ki tanrıları bile ikna edermiş armağanlar. İnsanlar için binlerce sözden değerlidir altın. (965) Şimdi onun zamanı, onu kutsuyor tanrılar, kraliçe olmuş bu genç yaşında. Çocuklarımın burada kalışını altınla değil hayatımla bile ödemeye hazırım.
Haydi çocuklar, koşun görkemli saraya, gidin benim de hanımım olan babanızın genç karısına. (970) Armağanları sunarken diz çökün, yalvarın kalmanız için izin vermesine, ama dikkat edin kendi elleriyle alsın ona verdiklerinizi. Haydi, gidin vakit geçirmeden. Annenizin heyecanla
beklediği güzel haberlerle dönmenizi bekliyorum. (975)
(Bir çıkıştan Lala ile çocuklar, diğer çıkıştan da İason sahneden ayrılırlar.)
KORO
Çocukların hayatlarına dair hiçbir umudum (1. strophe) kalmadı ardık. Yürüyorlar cinayet işlemeye.
Altın tacı alacak ellerinden gelin,
37
bahtsız kız felaketi alacak ellerinden.
Kendi elleriyle dolayacak (980)
sarı saçlarına Hades’in süslerini.
Güzelliği ve ilahi parıltısından (1. antistrophe) büyülenerek, altın taçla duvağı başına geçirecek,
Ölüler Dünyası için (985)
süslenecek gelin.
Öyle bir tuzak, öyle bir kader bekliyor ki zavallıyı, kurtulamayacak yaklaşan felaketten.
Ve sen mutsuz bir evliliğe (2. strophe) (990)
mahkûm olan kral damadı, farkında olmadan çocuklarını felakete, karını da korkunç bir ölüme sürüklüyorsun. Zavallı İason, kaderin nasıl da farklıymış hayallerinden. (995)
Büyük acınla kahroluyorum, (2. antistrophe)
yasaları hiçe sayarak evlilik döşeğini terk eden ve başka bir kadınla yaşayan kocan yüzünden çocuklarını (1000)
öldürecek olan mutsuz ana.
(Lala çocuklarla geri döner.)
LALA
Hanımım, çocuklar sürgünden kurtuldu, prenses gelin kendi elleriyle ve sevinçle kabul etti armağanları. Oğulların için barış geldi saraydan.
38
Ama sen neden üzgünsün öyle, olmadı mı bütün (1005) istediklerin? [Neden kaçırarak benden yüzünü, kulak vermiyorsun getirdiğim güzel haberlere?]
MEDEA
Yazıklar olsun!
LALA
Getirdiğim haberlere uygun değil davranışın.
MEDEA
Yazıklar olsun!
LALA
Bilmeden, iyi olduğunu (1010)
sandığım kötü bir haber mi getirdim yoksa?
MEDEA
Haberlerin neyse o. Suçlamıyorum seni.
LALA
Neden boynunu büküp ağlıyorsun öyleyse?
MEDEA
Mecbur kaldım ihtiyar. Tanrılar ve kötü düşüncelerim düşürdü beni bu duruma. LALA
Metin ol! Çocukların bir gün seni geri getirecek. (1015)
MEDEA
Ama daha önce ben binlerini göndereceğim.
LALA
Çocuklarından ayrı yaşayacak olan tek kadın sen değilsin. İnsanlar söylenmeden katlanmalı felaketlere.
MEDEA
Öyle yapacağım. Ama sen içeriye gir şimdi, her zamanki gibi çocukların ihtiyaçlarını karşıla. (1020)
(Lala eve girer.)
Çocuklar, ah çocuklarım! Beni sefaletimle baş başa bırakarak, sonsuza kadar annesiz kalacağınız bir şehirle bir eviniz var artık.
Ben de mutlu olduğunuzu göremeden, gerdek yatağınızı hazırlayamadan, (1025)
39
gelinlerinizi süsleyemeden, evlilik mumlarınızı yakamadan başka bir ülkeye sürgün gidiyorum. Ağır oldu kibrimin cezası. Sizi boş yere yetiştirdim canlarım, boş yere çile çektim, boş yere katlandım (1030)
dayanılmaz acılarına doğumunuzun.
Oysa ne umutlar beslemiştim, yaşlılığımda bana bakacağınıza ve zamanı gelip de bu dünyadan ayrıldığımda herkesi kıskandıracak bir özenle cenazemi kaldıracağınıza dair. (1035)
Şimdi yok oldu artık bu tatlı hayal.
Sizden uzak acı ve kederlerle dolu geçecek hayatım. O tatlı gözlerinizle ananıza bir daha bakamayacak, yaşamın başka bir evresine geçmiş olacaksınız.
Ah, ah, neden bakıyorsunuz o masum (1040)
gözlerinizle, neden gülümsüyorsunuz böyle?
Ah, ne yapacağım şimdi? Çocuklarımın o tatlı yüzlerini gördükçe yüreğim daralıyor kadınlar. Dayanamıyorum, batsın gitsin bütün kararlarım, oğullarımı yanıma alıp gideceğim bu ülkeden. (1045)
Babalarını üzmek uğruna ne anlamı var kendime böyle bir kötülük yapmanın?
Hayır, batsın gitsin bütün kararlarım.
Neler oluyor bana? Düşmanlarımı cezasız bırakıp arkamdan gülmelerine izin mi vereceğim? (1050)
Cesaret etmeliyim, nedir bu korkaklığım, nasıl yumuşamış böyle kızgın yüreğim?
İçeri girin çocuklar!
(Çocuklar içeri girer.)
Hazırladığım kurban etme törenini doğru bulmayan kendi bilir, ama hiç tereddüt etmeyecek benim ellerim. (1055)
Ah, ah! Çocuklara kıyma bahtsız yüreğim, acı onlara, bırak yaşasınlar. Seninle gurbette
40
yaşayarak anlam katacaklar hayatına.
Ama hayır! Hades’in karanlık iblisleri adına, razı olmayacağım buna, düşmanlarımın (1060)
hakaretlerine terk etmeyeceğim çocuklarımı.
[Şart olduğuna göre artık ölmeleri, canlarını onları doğuran anaları alacak.] Her şey bitti, geri dönüşü yok bu yolun.
Prenses başına geçirdi altın taçla (1065)
ince dokunmuş duvağı, ölüyor eminim.
En acı verici yola girmenin, oğullarımı daha da acısına göndermenin vakti geldi. Ama önce onlarla vedalaşmalıyım.
(Medea işaret ederek çocukları çağırır.)
Gelin çocuklar, uzatın ellerinizi öpeyim. (1070)
Ah sevgili eller, sevgili dudaklar, narin bedenler ve güzel yüzler. Dilerim mutlu olursunuz gideceğiniz yerde, çünkü babanız bu dünyada her şeyinizi aldı elinizden.
Ne kadar güzelmiş körpe tenlerinize sarılmak, (1075)
tatlı kokunuzu çekmek içime. Gidin, gidin, dayanamıyorum artık yüzlerinize bakmaya. İyi biliyorum nasıl bir kötülük yapacağımı, ama öfkem aklımdan daha güçlü ve odur
insanlara en büyük kötülükleri yaşatan. (1080)
(Çocuklar tekrar eve girerler.)
KORO
Bugüne kadar çok kez derin düşüncelere dalıp kadınların ilgilendiği sorulardan daha büyüklerine kafa yordum. Ama bizimle birlikte (1085)
hareket ederek bize bilgelik
bağışlayan kendi Musamız da var.
Hepimize değilse de çoğumuza.
41
Birçok kadın arasından çıkar böyle birileri. (1090)
Diyeceğim odur ki, çocuk doğuranlardan daha mutludur hiç çocuk sahibi olmayanlar.
Çocuksuz yaşayanlar, anne baba olmanın insana (1095)
mutluluk mu yoksa mutsuzluk mu getirdiğini bilmezler ve hiç tanımazlar birçok sıkıntıyı.
Ama evlerinde çocuk olanlar
onları nasıl yetiştireceklerini, (1100)
onlara ne imkânlar sağlayacaklarını düşünmekten sonu gelmez kaygılar içinde geçirirler zamanlarını.
Üstelik evlatları hayırlı mı değil mi bilemeden sarf ederler emeklerini. (1105)
Şimdi de, ölümlülerin başına gelebilecek en büyük kötülüğü anlatayım.
Birinin evladına mal mülk sağladığını, evladının da gelişip serpildiğini, örnek bir insan olduğunu varsayalım. (1110)
Kahpe felek isterse, alır götürür onu birden Hades’in ülkesine.
Tanrıların bunca derdin üstüne insanlara çektirdiği bu acıdan sonra ne anlamı kalır çocuk doğurmanın? (1115)
MEDEA
Uzun süredir haber bekliyorum dostlarım, orada işlerin nasıl gittiğine dair.
İşte, şimdi göründü, İason’un maiyetinden biri.
Koşarak geliyor, nefesi kesilmiş gibi, kötü bir haber getiriyor sanırım. (1120)
(Daha önce İason ve Kreon’un çıktığı kapıdan bir haberci aceleyle sahneye girer.)
42
HABERCİ
[Bütün yasalara ters gelen korkunç cinayetler
işleyen Medea,] araba ya da gemi ayırmadan, zaman yitirmeden, uzaklaş hemen buradan. MEDEA
Nedir aceleyle gitmemi gerektiren sebep?
HABERCİ
Az önce Kral Kreon ile kızı (1125)
onlara verdiğin zehirle öldüler.
MEDEA
Haberlerin en güzelini getirmişsin. Bundan böyle velinimetim ve dostum olarak kabul edeceğim seni.
HABERCİ
Neler diyorsun be kadın, aklını mı yitirdin?
Kralın ocağını söndürdüğüne seviniyor musun? (1130)
Hiçbir şeyden korkun yok mu senin?
MEDEA
Sana verilecek yanıtım varsa da dostum, aceleye gerek yok. Önce nasıl öldüklerini anlat. Acılar içinde kıvranarak öldüklerini
söylersen iki misli olacak sevincim. (1135)
HABERCİ
İki oğlunla babaları saraya gelip
gerdek odasına girdiğinde, çektiklerinize
kahrolan biz köleler çok sevindik.
Anında kulaktan kulağa yayıldı kocanla düşmanlığını sona erdirdiğin. (1140)
Kimimiz çocukların ellerini, kimimiz de
sarışın başlarını öpüp kokladık. Ben de sevinçle peşlerine takılarak onlarla gerdek odasına girdim.
Şimdilerde senin yerine hanımımız olan genç gelin, çocukları görmeden önce (1145)
hayranlık ve sevgiyle bakıyordu İason’a.
Çocukların odaya girmesiyle
43
öyle rahatsız oldu ki, gözlerini kapatarak diğer tarafa çevirdi apak yüzünü.
Kocası tatlı sözlerle gidermeye çalıştı (1150)
kızın öfkesiyle düşmanlığını: “Nefret etme sevdiklerimden, öfkene hâkim ol ve yüzünü bana çevir. Senin de dostun olsun kocanın sevdikleri. Armağanları al ve hatırım için babana rica et sürgün edilmesin çocuklarım.” (1155)
Kız armağanları görür görmez dayanamadı ve hak verdi kocasının her dediğine.
İason’la çocuklar daha saraydan ayrılmadan duvağı sardı bedenine, parlak aynanın karşısına geçerek altın tacı taktı başına. (1160)
Saçlarını tararken, aynaya yansıyan cansız suretine gülümsedi. Sonra, tahtından kalktı ve sarayın odalarında dolaşmaya başladı neşeyle, bembeyaz ayaklarını zarafetle
uzatarak. Ayak parmaklarının ucunda dönerek (1165)
duvağın uçuşup dalgalanışını seyretti.
Sonra korkunç bir şey oldu gözlerimizin önünde.
Birden rengi attı, iki büklüm oldu bedeni ve titreyen ayakları sendeleyerek, yere yıkılmamak için zorlukla tahta tutundu. (1170)
Yaşlı kölelerden biri, kızın üzerine Pan’ın ya da başka bir tanrının laneti çöktü sanarak dua okumaya başladı.
Ama prensesin gözlerinin döndüğünü, ağzından köpükler çıktığını, kanının (1175)
çekilerek teninin bembeyaz kesildiğini görünce duası dövünmeye dönüştü.
Bildirmek için taze gelinin başına gelenleri. bir hizmetçi kralı çağırmaya koştu, bir başkası da yeni evlenen damadı.
Sarayda yer yerinden oynadı koşuşturmalardan. (1180)
44
Hızlı bir koşucunun iki yüz metreyi36 koştuğu süre kadar geçmişti ki, o ana kadar gözleri kapalı sessizce yatan bahtsız kız korkunç çığlıklar atarak yerinden kalkmayı denedi.
Birden çifte bir felaketle çarpıldı acımasızca. (1185)
Başındaki altın taçtan, her şeyi kasıp kavuran doymak bilmez alevler fışkırıyor, oğullarının armağanı zarif duvak da zavallının apak tenini paralıyordu.
Alevler içinde tahtından kalktı, başındaki (1190)
ateşten kurtulmak istercesine, saçlarını sağa sola savurarak koşmaya başladı.
Ama parlak altın yerinden oynamıyor, hareket ettikçe alevler daha da güçleniyordu.
Felaketine boyun eğerek yere yıkıldı. (1195)
Bu haliyle, babası dışında onu kimse tanıyamazdı.
Ne gözleri, ne de güzel yüzü seçilebiliyordu.
Sadece alevler içindeki başının tepesinden kan damlıyor, zehrin görünmeyen çenesiyle çiğnenmişçesine parçalanan etleri, çam ağacından (1200) süzülen sakız gibi akıyordu kemiklerinden.
Korkunç bir sahneydi, gördüklerimizden ders alarak cesaret edemiyorduk ona dokunmaya. Birden odaya dalan bahtsız babası, olan biteni bilmeden ölü bedenin üzerine (1205)
kapandı, öpüp koklayarak onunla konuşmaya başladı. “Zavallı kızım, hangi tanrı layık gördü sana böyle bir sonu?
Bir ayağı çukurda olan beni öksüz kıldı sana.
Ben de ölseydim keşke yavrum seninle.” (1210)
Bir süre sonra durduğunda dövünmesi, yaşlı bedenini doğrultmak isteyince, defne dallarına yapışmış sarmaşık gibi bağlandı kaldı ince dokunmuş duvağa.
45
Bundan sonra korkunç bir mücadele başladı. (1215)
Kral dizine dayanıp kalkmaya çalıştıkça kızı onu aşağıya çekiyor, zorlayınca da yaşlı eti sıyrılıyordu kemiklerinden. Birazdan, son nefesini bırakarak teslim oldu bahtsız kral, yenemedi başına gelen kötülüğü. Şimdi baba kız (1220)
yan yana uzanmış cansız yatıyorlar [görenleri gözyaşlarına boğarak]. Söyleyeceklerim bu kadardı, sana gelince, kendin bulmalısın cezadan kurtulmanın yolunu. İlk kez değil, daha önce de benzetmiştim insanlığı gölgelere ve korkmadan (1225)
söylüyorum, bilge geçinenlerle güzel konuşanlar en akılsızlarıdır insanların.
Çünkü hiçbiri mutlu değildir ölümlülerin.
Zenginlik içinde yaşayan biri, başkalarından şanslı olabilirse de daha mutlu değildir. (1230)
(Haberci çıkar.)
KORO
Göründüğü kadarıyla, Tanrı bugün İason’a hak ettiği birçok acıyı tattırıyor. [Ah Kreon’un bahtsız kızı, çok üzülüyoruz başına gelenlere, şimdi Hades’in yanındasın oysa İason’la evlenmekti tek kabahatin.] (1235)
MEDEA
Planladıklarımı yapmanın zamanı geldi geçiyor dostlar. Hemen çocuklarımı öldürüp ayrılıyorum bu topraklardan, çünkü geç kalırsam daha kaba ellerden olacak ölümleri.
Mutlaka ölmeleri gerekiyor ve onları (1240)
doğuran anneleri alacak canlarını.
Haydi yüreğim, silahlan! Kaçınılmaz cinayeti işlemekte neden kararsız duruyorsun böyle? Haydi zavallı elim, kılıcı kavrayıp
aşıver hayatının bu acı dönüm noktasını. (1245)
46
Çekinme, hatırlama ne kadar çok sevdiğini ve nasıl doğurduğunu çocuklarını.
Bugün, sadece bugün unut, sonra tutarsın yaslarını. Öldürmüş de olsan çok sevmiştin onları ve mutsuz bir kadınsın şimdi. (1250)
5. Stasimon
(1250-1292)
(Medea eve girer.)
KORO
Toprak Ana ve parlak ışınları (1. strophe)
Güneş’in, bakın şu lanetli kadına, bakın acımasız elleri henüz dökmemişken kanını kendi çocuklarının.
Senin altın soyundan geliyor (1255)
Güneş’im ve korkunç bir şeydir ölümlülerin Tanrı kanı akıtması.
Engelle onu, durdur onu tanrısal ışık, evden uzaklara kov bu kana susamış intikam Erinys’ini37 (1260)
Sarp ve karanlık Symblegades kayalarının (1. antistrophe) kapısından geçerek buraya gelen bahtsız kadın, boşa gitti bütün emeklerin, boşuna doğurdun sevgili çocuklarını.
Nasıl da merhametsiz bir öfke (1265)
yönlendiriyor ruhunu cinayetten cinayete.
Ölümlüler akraba kanı akıttıklarında toprağı kirletirler ve tanrılar ağır cezalar yağdırır suçluların ocağına.
Ah! (1270)
(Evin içinden bir çocuk çığlığı duyulur.)
47
KORO38
Duydun mu çığlıkları, duydun mu (2. strophe) çocukları? Ah, zavallı lanetli kadın!
(Evin içinden.)
Annemin ellerinden bizi kim kurtaracak?
(Evin içinden.)
Bilemiyorum kardeşim! İmdat, ölüyoruz!
KORO
Eve mi girsem? Tek kaygım (1275)
iki çocuğun ölmesini engellemek.
(Evin içinden.)
Tanrılar aşkına koşun, ancak yetişirsiniz.
(Evin içinden.)
Kılıcını kaldırdı bile, zamanımız kalmadı artık.
KORO
Zavallı kadın, kendi karnında taşıdığın çocukları öldürmek istediğine göre (1280)
taştan ya da çelikten yapılmış olmalısın.
Derler ki, eskilerden bir, (2. antistrophe)
sadece bir kadın girmiş kanına sevgili çocuklarının.
Tanrının aklını başından aldığı İno39, (1285)
Zeus’un karısı onu evinden kovup gurbet ellerde sürünmeye mahkûm edince, çocuklarını öldürüp atmıştı kendini sarp kayalardan denizin tuzlu sularına.
Bundan kötü ne olabilir? (1290)
Ah kadınların tutku dolu yatakları nice kötülükler yaşatırsınız insanlara.
48
Eksodus40
(1293-1419)
(İason koşarak, nefes nefese sahneye girer.) İASON
Bu evin yanında duran kadınlar, korkunç cinayetlerin sorumlusu Medea buralarda mı, yoksa çoktan kaçtı mı? (1295)
Saray erkânının intikamından korunması için yerin dibine ya da kuşlar gibi gökyüzünün yedi kat üstünde gizlenmiş olmalı. Krallarını öldürerek elini kolunu sallaya sallaya gidebileceğini mi sandı bu ülkeden? (1300)
Ama onu değil, oğullarımı düşünüyorum.
O yaptıklarının cezasını görsün, ben masum çocuklarımın hayatını kurtarmaya geldim, annelerinin iğrenç cinayetlerinin bedelini ödetmek isteyen kralın akrabalarından. (1305)
KORO
Zavallı İason, bilmiyorsun nasıl büyük bir felakete uğradığını. Bilseydin öyle konuşmazdın.
İASON
Neler oluyor? Yoksa beni de mi öldürmek istiyor? KORO
Anneleri çocuklarının ikisini de öldürdü.
İASON
Ne dedin? Hayatımı söndürdü bu kadın! (1310)
KORO
Anla artık, hayatta değil çocukların.
İASON
Nerede öldürmüş? Evde mi yoksa evin dışında mı?
KORO
Eve girersen görürsün ikisinin de kanlar içinde yattığını.
49
İASON
Açın hemen kapıları köleler! Çekin sürgüleri, çevirin anahtarları, göreyim çifte kıyımı. (1315)
Göreyim de acımasız olsun intikamım.
(İason kapıyı yumruklarken, Medea kanatlı yılanlar tarafından çekilen uçan bir araba ile çatıda görünür.41 Kucağında iki oğlunun kanlı cesetlerini taşımaktadır.) MEDEA
Ölüleri ve onların canlarını alan beni ararken kapıları yumruklayıp kırmaya çalışmak niye? Uğraşma boşuna. Bir şey diyeceksen konuş, ama elini süremezsin artık bana! (1320)
Babamın babası Güneş, düşmanlarımdan korunmam için bu arabayı gönderdi.
İASON
Benim, tanrıların ve bütün insanların herkesten çok nefret ettiği, kadınların yüz karası canavar.
Soyumu kurutmak uğruna nasıl saplamaya (1325)
kıyabildin hançeri kendi çocuklarına?
İşlediğin bu korkunç günahtan sonra da ne yüzle çıkıyorsun Güneş’in, Toprağın karşısına?
Ölüm ve yıkım yakanı bırakmasın. Aklım şimdi başıma geldi, ama kendimde değildim,1330
babana ve yetiştiğin toprağa ihanet eden seni vatanından alıp bir Yunan evine getirdiğimde.
Güzel Argo gemisine binmek üzere, ocağının yanında öldürdüğün kardeşinin kanını bana ödetmek istiyor tanrılar. (1335)
Böyle başladın cinayetlerine.
Benimle dünyaya getirdiğin iki çocuğu, bir aşk ve bir evlilik yüzünden öldürdün.
Hiçbir Yunan kadını cüret edemezdi böyle
bir vahşete, ama ben onları elimin tersiyle iterek (1340)
bu nefret ve kıyımlarla dolu ilişkiyi yeğledim.
Kadınla değil, Tyrheneli Skylla’dan42
50
da vahşi dişi bir aslanla evlendim sanki. Ama insanlıktan öyle çıkmışsın ki, hiçbir hakaretim işlemiyor sana. Yıkıl gözümün önünden (1345) iğrenç43 canavar, lanetli evlat katili.
Bana sadece kaderime ağlamak kaldı, yeni evliliğimi kutlamak, can verip yetiştirdiğim oğullarımın yanında olmak, onlarla konuşmak mümkün olamadığına göre. (1350)
MEDEA
Bir sürü yanıtım var saydıklarına karşı söylenebilecek, ama hepimizin babası Zeus iyi bilir sana neler kazandırdığımı ve bunlara nasıl karşılık verdiğini. Mümkün değildi evliliğine ihanet ettikten sonra güzel bir hayat yaşayıp arkamdan gülmen, (1355)
mümkün değildi eşinin ve seni kızıyla evlendiren Kral Kreon’un beni sürgün ettikten sonra cezasız kalması. Seni hak ettiğin şekilde cezalandırdım ya, artık bana dişi aslan ya da
Tyrheneli Skylla desen de hiç umurumda değil! (1360)
İASON
Senin de canın yanmıyor mu, paylaşmıyor musun acımı? MEDEA
Doğru, ama hafifliyor acım senin kahrolduğunu gördükçe. İASON
Çocuklarım, ne kadar acımasız bir anne çıktı kaderinizde. MEDEA
Çocuklarım, babanızın ihanetidir sizi yok eden.
İASON
Benim elimden ölmedi onlar. (1365)
MEDEA
Saygısızlığın ve yakışıksız evliliğin yüzünden öldüler.
İASON
Başkasıyla yatmam yeterli bir neden miydi bu kıyıma? MEDEA
Sence yenilir yutulur bir şey midir kadınlar için ihanet?
51
İASON
Sağduyulu kadınlar için öyle, ama sana göre her şey kötü. MEDEA
Çocuklar yok ve sen kahroluyorsun. (1370)
İASON
O çocukların ruhları yakana yapışacak.
MEDEA
Tanrılar biliyor dehşeti kimin başlattığını.
İASON
Ruhunun ne kadar sefil olduğunu bildikleri gibi.
MEDEA
İstediğin kadar nefret et, iğrenç sesine dayanamıyorum artık.
İASON
Ben de sana dayanamıyorum. Kolay olacak ayrılmamız. (1375) MEDEA
Güzel, ne yapmam gerekiyor? Senin kadar istiyorum ayrılmayı.
İASON
Cenazelerini kaldırıp yaslarını tutmam için oğullarımı ver. MEDEA
Vermeyeceğim! Onları kendi ellerimle
Akraia Hera44 Tapınağı’nda defnedeceğim.
Düşmanlarımdan kimse mezarlarını bulup (1380)
kirletemesin diye. Burada, Sisyphos’un ülkesinde de her yıl kutsal bir bayram ve mütevazı törenler düzenlenmesini sağlayacağım arınmak için cinayetten. Şimdi
Pandias’ın oğlu Aegeas’ın yanına, Erechtheus’un (1385)
ülkesine gidiyorum. Sen de yaptıklarına layık bir ölümle gideceksin. Argo’dan başına bir kalas düşecek ve ödeyeceksin evliliğimizi bitirmenin bedelini.
İASON
Dilerim seni de çocuklarımızın Erinys’i ve döktüğün kanın laneti öldürür. (1390)
52
MEDEA
Hangi tanrı ya da şeytan dileğini yerine getirir senin gibi sevdiklerini aldatan bir yalancının?
İASON
Yazıklar olsun sana iğrenç evlat katili!
MEDEA
Evine dön, karını gömmeye.
İASON
Gidiyorum, iki oğlumdan öksüz kalmış halde. (1395)
MEDEA
Şimdiden ağlama, daha yaşlılığın var göreceğin!
İASON
Sevgili çocuklarım.
MEDEA
Onları sen değil asıl ben sevdim.
İASON
Bunun için mi öldürdün?
MEDEA
Kalbini kırmak istedim.
İASON
Ben mahvolmuşum! Çocuklarımı tatlı
dudaklarından öpmek istiyorum. (1400)
MEDEA
Şimdi konuşmaya heveslendin ve öpücükler dağıtıyorsun, ama az önce onları evlatlıktan reddediyordun.
İASON
Tanrılar hakkı için, izin ver körpe tenlerine dokunayım.
MEDEA
Mümkün değil, boşuna tüketiyorsun nefesini.
İASON
Duyuyor musun Zeus beni nasıl kovduğunu? (1405)
Görüyor musun bu rezil yaratıktan, bu evlat katili dişi aslandan neler çektiğimi?
Ama elimden geldiğince ve gücüm yettiğince ağlayıp dövüneceğim bu acılı olaylar için.
Tanrıların tanıklığına başvuruyorum, çocuklarımı (1410) öldürdüğün yetmiyormuş gibi, onlara dokunmama
53
ve cenazelerini kaldırmama da izin vermiyorsun.
Ah, keşke hiç doğmasalardı ve hiç görmeseydim bu şekilde vahşice öldürüldüklerini.
(Medea uçan arabasıyla uzaklaşır,
İason da sahneden çıkar.)
KORO
Çok şeye karışır Zeus Olympos Dağı’nda (1415)
ve beklenmedik birçok karar verir tanrılar.
Olması beklenenler gerçekleşmezken olmazları mümkün kılarlar.
İşte bu öykü de öyle bir sonla bitti.
(Koro, İason’un çıktığı yönden sahneyi terk eder.)
54
Sonnotlar
-
1. Prologos [Öndeyiş], koro sahneye çıkmadan önce gerçekleşen bütün olayları özetleyerek seyircileri tragedyaya hazırlayan bölümdür. Aiskhylos’un Persler’i gibi bazı istisnalar dışında tragedyaların çoğunda bulunur. Euripides prologos’larında geçmiş olayları anlatmakla yetinmez, izlenecek oyunun ana hatları hakkında ipuçları da verir. Prologos’u bazı oyunlarda bir tanrı (Alkestis, Hippolytus, Troialı Kadınlar), nadiren de bir köle (Medea, Aeskhylus’un Agamemnon’u) sunar. Sophokles bu konuda bir yenilik deneyerek bazı oyunlarında diyalog halinde verir (Antigone, Elektra).
-
2. Oyun ilk sahnelendiğinde dönemin sahnesi ahşaptı ve en önde iki kanatlı bir kapı bulunuyordu. Koronun yer aldığı, tiyatronun merkezindeki “orkhestra”nın [ορχήστρα] dikdörtgen mi yoksa IV. yüzyıl sonlarındaki gibi daire şeklinde mi olduğu bilinmiyor.
-
3. Mitolojiye göre, İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açıldığı noktada bulunan Symblegades (Öreke) kayaları açılıp kapanıyor, gemilerin geçmesine izin vermiyordu. Kafkasya’dan Altın Post’u getirmek üzere yola çıkan İason yönetimindeki Argonotlar, geçip geçemeyeceklerini denemek için bir güvercin uçurdular. Kayalar kapanırken güvercinin kuyruğunu koparması üzerine bütün
-
55
-
güçleriyle kürek çekerek süratle geçtiler ve kayalar arasında ezilen gemilerinin pupası dışında zarar görmediler. Efsaneye göre o günden sonra kayalar sabit kaldı. Odysseia’da (xiii 69-70) kayalar Kolkhis’ten dönüşte sorun yaşatırken, Euripides burada tam tersini iddia ediyor.
-
4. İason’un Argos adlı ustaya yaptırdığı geminin adı “Süratli” anlamına geliyordu. Odysseus’un emektar köpeği Argos’un adı da aynı anlama gelir. Geminin elli beş ya da altmış tayfası (Argonotlar) vardı ve başta Herakles, Peleas ve Orpheas olmak üzere hepsi de başka mitlerden tanıdığımız önemli kahramanlardı.
-
5. İolkos (bugünkü Volos şehri) kralı Pelias, Tanrı Poseidon ve nymphe Tyro’nun oğluydu. Tek sandaletli bir gencin tahtını ele geçireceğini söyleyen Delphoi Tapınağı’nın bir kehanetinden çekinerek yeğeni İason’un tek sandaletle görünmesi üzerine ondan sakınmaya çalıştı. Yeğenine, eğer kral olsa ve birilerinin yerine geçmeye çalıştığını öğrense ne yapacağını sordu. İason da “Tahtıma göz diken adamdan yapılması imkânsız bir kahramanlık yapmasını isterdim.” yanıtını verdi. Bunun üzerine Pelias, yeğeninden Kafkasya’nın Kolkhis (Batı Gürcistan) ülkesinden Altın Post’u getirirse tahtını ona vereceğini söyledi.
-
6. Medea, babası Kral Aietes’in Altın Post’u vermek için İason’dan yapmasını istediği iki kahramanlıkta ona yardım etti. Bunlar, bakır ayaklı ve ağızlarından alevler çıkaran iki boğayı sabana sürmek ve bir ejderhanın dişlerini toprağa ekmekti. İason, bedenine Medea’nın verdiği bir büyülü merhemi sürerek yenilmez oldu ve iki isteği de yerine getirdi. Buna karşılık, duyduğu aşk yüzünden değil de, amcası Pelias’ın vaat ettiği tahtı ele geçirmek uğruna, iktidar hırsıyla prensesle evleneceğine söz verdi. Bu evlilik vaadi piyesteki gelişmelerin ana sebebidir. Medea adı μέδομαι=medomai (düşünüyorum) fiilinden türetilmiştir.
-
56
-
-
7. Bu, Medea’nın aşkı uğruna işlediği ikinci cinayettir. Birincisini, Altın Post’u aldıktan sonra Kolkhis’ten hareket etmeye hazırlanan Argo’yu durdurmak isteyen babası Aietes’i geciktirmek için işlemişti. Yanına aldığı erkek kardeşi Apsyrtos’u öldürüp parçalara ayırarak bu parçaları denize atmıştı. Efsane, cinayeti İason’un işlediğini söylediği halde, Euripides tragedyasının konusunu güçlendirmek için efsaneyi biraz değiştirir. İkinci cinayet ise, 3. dipnotta anlatılan, İason’un tahta geçişinin başka bir versiyonudur. Buna göre Medea, Pelias’ın kızlarına yaşlı babalarını tekrar gençleştirebileceğini söyler. Kanıt olarak da yaşlı bir koçu parçalara ayırarak parçaları bir kazanda kaynatır, sonra da kazandan bir kuzu çıkarır. Bunun üzerine kızlar babalarını doğrayıp kaynar kazana atarlar ama beklendiği gibi babaları bir daha canlanmaz. Daha sonra, Pelias’ın oğlu Akastos, İason ile Medea’yı ülkesinden kovarak Korinthos’a sürgün etti. Farklı kaynaklara göre üç ya da beş tane olan, Pelias’ın kızlarından biri de Alkestis idi. Aynı adlı tragedya, Euripides’in günümüze gelen eserlerinin (MÖ 438) en eskisidir.
-
8. Prensesin metinde değinilmeyen adı başka kaynaklara göre Kreousa ya da Gklauke idi.
-
9. Orijinal metinde “sağ koluyla onayladığı yeminler” ibaresi var. Antik Yunanistan’da yeminler sağ kolun kaldırılmasıyla teyit ediliyordu. Çeviride akıcılığı sağlamak üzere bu kısım çıkarıldı.
-
10. Metinde Medea’nın babasından uzak kalışına mı yoksa ölümüne mi üzüldüğünü açıkça belirtilmiyor. Efsanenin bir versiyonuna göre, öldürülen oğlunun parçalarını denizden toplayan Aietes, birkaç askeriyle Argo’ya binmeyi başarmış, ancak Meleagros adında bir Argonot tarafından öldürülmüştü.
-
11. Köşeli parantezle Euripides’in yazmadığı kesin olan, daha sonraki yıllarda yapılan ekler belirtiliyor. Eseri
-
57
-
çoğaltan yazıcılar, bazen kendi düşüncelerine göre konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamak üzere metne bu müdahaleleri yapmıştı. Uzmanların araştırmalarına göre, bu kısımlar yazarın üslubuna uyup uymamalarına ve kullanılan kelimelere göre tespit edilmiştir.
-
12. Efsaneye göre, Medea İason’dan olma iki oğlu Pheris ve Mermeros’u öldürdükten sonra Atina’ya giderek Kral Aegeas ile evlendi ve Medos adında bir oğlu oldu. Orada, münakaşa ettiği Theseus’u öldürmeye teşebbüs edince oğlu Medos’la Asya’ya kaçtı ve yerleştiği ülke kendi adını (Medya=İran) aldı.
-
13. Antik Yunanistan’da, yemin edildiğinde ya da birinden bir dilekte bulunulduğunda erkek bedeninin iki uzvuna atıfta bulunulur. Sakal olgunluğu, sağ el de güvenilirliği simgeler.
-
14. Metinde yaşlılar “zar” atmaz, πεσσός [pessos] oynar. Tahta ya da kemikten yapılmış oval pullarla oynanan, dama ya da satranca benzeyen bu oyun antik Yunanistan’da çok yaygındı. Oyuncuların dikkatini acıkma ve susama gibi temel ihtiyaçları unutturacak derecede yoğunlaştırdığı söyleniyordu.
-
15. Medea oyuna alışılmadık teatral bir giriş yapar. Antik tiyatroda evin içi gizemli olanı, kadınlara özgü olanı, sırlar içeren mekânı simgeler ve evin içinden duyulan sesler genelde kötü şeylerin habercisidir. Bu oyunda olduğu gibi (1270 -1280), ölüm ve cinayetler sahnede gösterilmez ve evin içinden duyulan çığlıklarla verilir.
-
16. Koronun sahnede sunduğu ilk şiirsel bölüme parodos denir. Parodos genel olarak bir ode [όδή=şarkı] olduğu halde, burada Medea, Sütnine ve Koro arasındaki bir diyalog olarak veriliyor. Korinthoslu kadınlardan oluşan koro Medea’ya sempatiyle yaklaşır ama Kral Kreon aleyhine açıkça taraf tutmaktan çekinir. Korodaki kadınlar, Medea’nın haksızlığa uğradığına inanırlar ve
-
58
-
adaletin tanrılar katında sağlanacağını (157 - “Zeus senin tarafını tutacak.”) söylerler.
-
17. İntikam almaya odaklanan Medea, Themis’e Adalet Tanrıçası olduğu için çağrıda bulunur. Artemis’e ise Yeraltı Tanrıçası Hekate ile olan ilgisi dolayısıyla değinir. Büyücülük sanatını bulduğuna inanılan Hekate, büyücü Kirke’nin annesi ve Medea’nın babası Aietes’in ablasıydı.
-
18. Korodaki kadınların ifadesinden Medea ile dost oldukları anlaşılıyor. Bazı kaynaklar, Medea’nın daha önce büyülerini kullanarak Korinthos’u kıtlıktan kurtardığını söyler. Tragedyadan daha geç tarihli bazı kaynaklarda ise Medea ile İason’un Korinthos’ta on yıl yaşadıkları kaydedilir.
-
19. Koronun şarkıları arasındaki bölüm, çağdaş bir piyesin bölümleri anlamına gelen “sahne” terimine eşanlamlı sayılabilir. MÖ V. yüzyıldan itibaren her oyunda en az üç episode [ἐ²εισόδιον=epeisodion] olması bir kural durumuna geldi.
-
20. Medea burada, günümüz Yunanistan’ında hâlâ yaşatılan “drahoma” geleneğini, gelin ailesinin damada mal, mülk ya da para vermesini kastediyor.
-
21. Kadını erkek karşısında yücelten bu yaklaşım dönemin örf ve âdetlerine ters düşüyordu.
-
22. Araştırmacılar Euripides’in burada kendi portresini çizdiğinde birleşirler. Eserlerinde kullandığı yenilikler yüzünden katıldığı yarışmalarda üst üste başarısız oluyordu. MÖ 455’te sahnelediği Peliades’ten MÖ 431’de sahnelediği Medea’ya kadar hangi eserleriyle yarışmalara katıldığı ve ne dereceler aldığı ayrıntılarıyla bilinmiyor. Ama birkaç yıl sonra, MÖ 425’te, henüz yirmi yaşında olan Aristophanes (Akharneis 407-479), Euripides’e acımasızca saldırır. Daha sonra, MÖ 405’te bu kez Euripides ile Aiskhylos’u karşılaştırarak (Kurbağalar, 8301523) bu yaklaşımını sürdürür. Bazı kaynaklara göre
-
59
-
Aristophanes’in eleştirileri Euripides’in kariyerini olumsuz etkilemiştir.
-
23. Aiolos ile Enarete’nin on iki oğlundan biri olan Sisyphos, Korinthos’un kurucusu ve kralıydı. Odysseus’la birlikte ölümlülerin en kurnazı olarak bilinir. Öldükten sonra, Tanrı Hades’i esir alıp hapsetmiş, ölülerin yeraltına gidişini engellemişti. Bunun üzerine, yüksek bir tepeye bir kaya taşımakla cezalandırıldı. Kaya tepeye varır varmaz geriye yuvarlanıyor, Sisiyphos da onu tekrar tepeye çıkarıyordu.
-
24. Koronun sahnede [oρχήστρα=orkhestra] yerini aldıktan sonra söylediği lirik bölüm. Genellikle, koronun yarısı bir yöne doğru hareket ederek stasimonun bir kısmını [σtρoφή=strophe] söyler, diğer kısmını [αvτıστρoφή=antistrophe] da koronun diğer yarısı karşı yöne doğru hareket ederek söylerdi. Stasimon, bazen bütün koronun bir arada söylediği [επῳδός=epodos] bölümüyle biterdi. Koro, tragedyanın kişileriyle diyaloğa girdiğinde replikleri tek başına korobaşı söylerdi.
-
25. Yunan hukukuna göre çocuklar babaya aitti. Boşanma durumunda çocukların babanın yanında kalması doğal sayılırdı. Ancak burada sadece anne değil, çocuklar da anneleriyle birlikte sürgüne gönderiliyorlar. Kendi ülkesi İolkos’ta Pelias’ın yerine kral olmayı başaramayan İason, ancak taht varisi çocukların babası olarak iktidara ortak olabilirdi. Bu yüzden Medea ile olan çocuklarına sahip çıkmakta o kadar istekli değil.
-
26. Yeni bir dostluk kurulduğunda, dostlar küçük bir eşyayı ikiye bölerek paylaşırdı. Birbirine uyan bu parçalar, nesiller sonra bile dostluğun kanıtı olarak kullanılabilirdi.
-
27. Bazı kaynaklara göre Atina’nın kurucusu olan Erekhtheus’un torunu Pandion, Megara Kralı Pylas’ın kızı Pylia ile evlenerek en büyükleri Aegeas olan dört oğul sahibi olmuştu.
-
28. Mita ve Khalkippe ile iki evlilik yapan Aegeas, bilinmeyen nedenlerle Tanrıça Afrodit tarafından cezalandırılmıştı, çocuk sahibi olamıyordu.
-
29. Aydınlık anlamına gelen, Tanrı Apollon’un bir lakabı.
-
30. Kehanet, Aegeas’a Atina’ya varmadan önce şarap tulumunun bağını çözmemesini ve içki içmemesini buyuruyordu. Ancak kehanet, şarap tulumu derken göbeği, tulumdan sarkan ayakla da erkeklik organını kastediyordu.
-
31. Kâhin Pittheas Delphoi kehanetini doğru yorumlayarak Aegeas’ın kısırlığını tedavi etti. Pittheas, Attika Kralı’nı iyice sarhoş ettikten sonra, ondan kendi kızı Aithra ile yatmasını istedi. Bu birleşmeden Atina’nın efsanevi kahramanı Theseus doğdu.
-
32. Zeus ve Maia’nın oğlu Hermes, Zeus’un habercisidir. Tanrıların en kurnazı ve hızlısı olarak bilinir. Tüm atletlerin koruyucusu olduğu gibi, akıllı ve kurnaz olduğundan hırsızların, kumarbazların ve tüccarların da koruyucusudur. Liri, kavalı, notaları, astronomiyi, ölçü birimlerini ve sporu icat etmiştir. Ayrıca ölülerin ruhlarını yeraltına götürür. Çocukları Pan, Eros, Hermaphroditos, Priapos, Abderos ve Odysseus’un dedesi Autolykos’tur.
-
33. Medea’nın hitap ettiği kişi 822. dizeden anlaşılacağı üzere sütninedir. Bu durumda, kendisine hitap edilmesinden kısa bir süre önce sahneye giriş yapmış olması gerekir.
-
34. Atina için yazılmış en güzel methiyelerden biri olan Koro’nun bu stasimon’u, yüksek bir duyarlılıkla, kısa süre sonra başlayacak olan Peloponez Savaşı’nı ve Atina’nın uğrayacağı hezimeti öngörür gibidir. Euripides aynı şekilde, on beş yıl sonraki Sicilya seferi döneminde, daha savaşın akıbeti belli olmadan yazdığı Troialı Kadınlar tragedyasıyla Atina’nın onur kırıcı yenilgisini
-
61
-
öngörür. Medea’nın konusunun Sparta gibi oligarşik bir yönetime sahip Korinthos’ta geçmesi, halkın bilinçaltında savaşın sorumlusu olarak algıladığı “demokrasi”ye bir gönderme olabilir. Aynı şekilde, eserin bolca atıfta bulunduğu İason’un ihanet ettiği yeminler, Atina’nın Otuz Yıllık Barış’ı tek taraflı bozarak yükümlülüklerine bağlı kalmamasına bir atıf olarak da görülebilir.
-
35. Erekhtheus Atina’nın efsanevi kurucusuydu ve Atinalıların ezelden beri ülkelerinin sahibi olduğunu simgelemek üzere onun topraktan doğduğuna inanılıyordu.
-
36. Orijinalde -spor karşılaşmalarında yapılması gelenekleşen- “altı plethron’luk koşu” ibaresi vardır. Plethron [πλέθρον] 100 ayak ya da 29,57 metreye karşılık geliyordu ve antikitenin temel uzunluk birimi stadion’un altıda biriydi.
-
37. Doğaya ve törelere aykırı suçlar işleyenleri cezalandıran yeraltı tanrıçaları. Kimilerine göre vicdanın, vicdan sesinin ve vicdan azabının sembolüdürler. Sayıları hakkında fikir birliği yoktur. Başları yılanlarla kaplıydı ve ağızlarından alevler çıkıyordu.
-
38. Çocukların çığlıklarından sonra koro ilginç bir strophe-antistrophe çiftine başlar. İkinci bölümde, koronun yarısına çocuklar da bir çeşit diyalogla strophe’ye katılır.
-
39. Kadmos ve Armonia’nın kızı İno, kız kardeşi Semele’nin ölümünden sonra onun oğlu Dionysos’u evlatlık alır. Kıskanç Hera, kocası Zeus’un bir gayrimeşru çocuğunun evlat edinilmesine kızarak İno ile kocası Athamas’ı delirtir. Akıl sağlığını yitiren Athamas öz oğlu Learkhos’u geyik sanarak avlar, İno da diğer oğulları Melikertes’i kucağına alarak denize atlayıp intihar eder. Euripides tragedyanın kurgusuna daha iyi hizmet etmesi için efsaneyi biraz değiştirerek İno’nun intiharını cinayet olarak gösteriyor.
-
40. Çıkış anlamına gelen έξοδος [eksodus] tragedyanın diyaloglar içeren son bölümüdür.
-
62
-
-
41. Bire bir çevirisi “makineden tanrı” olan deus ex machina [από μηχανής θεός=apo mekhanes theos], hikâyenin gidişi karmaşık ve içinden çıkılamaz bir hale girdiğinde, vinç yardımıyla yukarıdan bir tanrı karakterinin indirilmesi anlamına geliyordu. Tragedyaya bu şekilde dâhil olan Tanrı, beklenmedik çözümler üretebiliyordu. Medea’ya bu yöntemin uygulanması Tanrıça oluşuyla açıklanabilir.
-
42. Mitolojiye göre, İtalya ile Sicilya arasındaki Messina Boğazı’nın iki kıyısında, birbirinin karşısında, Skylla ile Kharybdis adlı iki canavar duruyordu. Poseidon ile Gaia’nın kızı olan Skylla’nın uzun birer boynun ucunda bulunan altı kafası vardı ve bu kafalarını uzatarak yakaladığı yunus, köpekbalığı ve foklarla besleniyordu. Boğazdan geçmeye çalışan gemicileri de yakalayıp yiyordu. Odysseia ve Argonotlar efsanelerinde canavara atıfta bulunulur. Günümüzde kullanılan “Skylla ile Kharybdis arasında kalmak” deyimi, birbirinden kötü iki tehlike arasında kalmak anlamına gelir.
-
43. Euripides Medea’yı tanımlamak için ağır bir küfür olarak algılanan αισχροποιός [aishropoios= iğrençlikler yapan] kelimesini türetir. Tragedyanın ilk sahnelenişinde, bu kelimeyi kullandığı için seyirciler Euripides’i yuhalamıştı.
-
44. Yıkıntıları günümüze kadar gelen Korinthos’un meşhur tapınağı. Akraia sıfatı “yükseklerdeki” anlamına gelir.
-
63
-
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder