Kiracı (1987)
Kiracı filmi, 1 Aralık 1987 tarihinde vizyona girmiştir.
Filmin Senaryosu ve Konusu
Film, bir devlet dairesinde memur olarak çalışan Kerim'in geçim sıkıntısı ve konut krizi kıskacındaki trajikomik mücadelesini anlatır. Kerim, evli ve çocuklu bir aile babasıdır. Düşük maaşıyla hem ailesini geçindirmeye hem de fahiş ev kiralarını ödemeye çalışır. Ev sahibinin sürekli kira zammı yapması ve nihayetinde onu evden çıkarmasıyla birlikte Kerim için İstanbul'da bütçesine uygun yeni bir ev bulma çilesi başlar.
Akla hayale gelmeyecek ev koşulları, açgözlü ev sahipleri ve fahiş emlak piyasası karşısında çaresiz kalan Kerim, bir yandan da iş yerindeki bürokrasi ve geçim derdiyle boğuşarak ayakta kalmaya çalışır.
Yönetmen ve Oyuncu Kadrosu
-
Yönetmen: Orhan Aksoy
-
Senaryo: Suphi Tekniker
Başlıca Oyuncu Kadrosu:
-
Kemal Sunal – Kerim
-
Özlem Onursal – Süheyla (Kerim'in Eşi)
-
Füsun Demirel – Mualla
-
Müfiler Suer – Ev Sahibi Hacı Bey
-
Nevzat Okçugil – Kerim'in Kayınvalidesi
-
Tayfun Çorağan – Seyfi
-
Nurettin Şen – Emlakçı
-
Mustafa Suphi Baltacı – Memur / Ev Arayan Arkadaş
Uyarlanan Kitap ve Yazarı
Film, Türk edebiyatının önemli mizah ve hiciv yazarlarından Muzaffer İzgü’nün aynı adlı "Kiracı" romanından/öyküsünden uyarlanmıştır.
-
Yazar Hakkında: Muzaffer İzgü (1933–2017), Türk toplumunun sosyo-ekonomik aksaklıklarını, dar gelirli insanların yaşam mücadelelerini ve bürokrasinin çarpıklıklarını mizahi, sade ve eleştirel bir dille kaleme almış en üretken yazarlarımızdandır.
Verilmek İstenen Mesaj ve Değinilen Konular
Film, 1980'lerin Türkiye'sindeki ekonomik ve sosyal dönüşümün alt gelir grubu üzerindeki tahribatını acı bir mizahla gözler önüne serer:
-
Konut Kriz ve Fırsatçılık: Hızlı kentleşmeyle birlikte artan ev ihtiyacı, gayrimenkulün bir rant aracına dönüşmesi ve ev sahiplerinin kiracılara karşı insafsız tutumu temel konudur.
-
Geçim Sıkıntısı ve Enflasyon: Sabit maaşlı devlet memurlarının alım gücünün erimesi, temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalması işlenir.
-
Toplumsal Dayanışmanın Zayıflaması: İnsan ilişkilerinin tamamen maddi çıkarlara dayalı hale gelmesi, komşuluk ve insani değerlerin erozyona uğraması vurgulanır.
-
Trajikomik Gerçekçilik: Güldürürken düşündüren yapısıyla, sıradan vatandaşın sistem karşısındaki çaresizliğini ve "yaşama tutunma" direncini simgeler.













