Seneca (MÖ 4 - MS 65): Devlet adamı ve filozofluğunun yanı sıra Roma tarihinin en önemli söylev ustalarından biri ve tragedya yazarıdır. Antik Yunan tragedyalarına ait temaları Roma’ya özgü süslemelerle bir kez daha ele almıştır. Sahneye konmak için değil, daha çok okunmak için yazılan bu tragedyalar 16. yüzyılda İtalyan hümanistleri tarafından yeniden keşfedilmiş, Rönesans yazarlarına örnek oluşturmuştur.
Troialı Kadınlar savaşın acımasızlığını, sınırsız isteklerin ağır bedellerini, hayatın bilinmezlikleri karşısında insanın güçsüzlüğünü yakılan ağıtlar arasında binlerce yıl öteden günümüze taşımaktadır.
Çiğdem Dürüşken: İÜ Edebiyat Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı öğretim üyesidir. Cicero’dan Dostluk Üzerine, Seneca’dan Tanrısal Öngörü, Medea, Phaedra gibi Latin edebiyatının başyapıtlarını Türkçeye kazandırmıştır. Pek çok telif eserinin arasında Antikçağ’da Doğan bir Eğitim Sistemi -Roma’da Rhetorica Eğitimi, Roma’nın Gizem Dinleri, Paulus’un Kutsal Görev Gezileri ve Anadolu Halklarına Mektupları da bulunmaktadır.
Hümanizma ruhunun ilk anlayış ve duyuş merhalesi, insan varlığının en müşahhas şekilde ifadesi olan sanat eserlerinin benimsenmesiyle başlar. Sanat şubeleri içinde edebiyat, bu ifadenin zihin unsurları en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir milletin, diğer milletler edebiyatını kendi dilinde, daha doğrusu kendi idrakinde tekrar etmesi; zekâ ve anlama kudretini o eserler nispetinde artırması, canlandırması ve yeniden yaratmasıdır. İşte tercüme faaliyetini, biz, bu bakımdan ehemmiyetli ve medeniyet dâvamız için müessir bellemekteyiz. Zekâsının her cephesini bu türlü eserlerin her türlüsüne tevcih edebilmiş milletlerde düşüncenin en silinmez vasıtası olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyat, bütün kütlenin ruhuna kadar işliyen ve sinen bir tesire sahiptir. Bu tesirdeki fert ve cemiyet ittisali, zamanda ve mekânda bütün hudutları delip aşacak bir sağlamlık ve yaygınlığı gösterir. Hangi milletin kütüpanesi bu yönden zenginse o millet, medeniyet âleminde daha yüksek bir idrak seviyesinde demektir. Bu itibarla tercüme hareketini sistemli ve dikkatli bir surette idare etmek, Türk irfanının en önemli bir cephesini kuvvetlendirmek, onun genişlemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemiyen Türk münevverlerine şükranla duyguluyum. Onların himmetleri ile beş sene içinde, hiç değilse, devlet eli ile yüz ciltlik, hususi teşebbüslerin gayreti ve gene devletin yardımı ile, onun dört beş misli fazla olmak üzere zengin bir tercüme kütüpanemiz olacaktır. Bilhassa Türk dilinin, bu emeklerden elde edeceği büyük faydayı düşünüp de şimdiden tercüme faaliyetine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okuru için mümkün olamıyacaktır.
23 Haziran 1941
Maarif Vekili
Hasan Âli Yücel
SENECA
TROIALI KADINLAR
ÖZGÜN ADI
TROADES
LATİNCE ASLINDAN ÇEVİREN
ÇİĞDEM DÜRÜŞKEN
EDİTÖR
ALİ ALKAN İNAL
GÖRSEL YÖNETMEN
BİROL BAYRAM
DÜZELTİ
C. CENGİZ ÇEVİK
ISBN 978-9944-88-573-7 (karton kapaklı)
SENECA
TROIALI KADINLAR
(LATİNCE-TÜRKÇE)
LATİNCE ASLINDAN ÇEVİREN:
ÇİĞDEM DÜRÜŞKEN
İçindekiler
Girişix
Çeviri Yöntemixiv
Troades / Troialı Kadınlar1
Dizin72
Kaynakça76
En intuere, turba quae simus super:
tumulus, puer, captiva!
(İşte bak, kaç kişi kaldık o koca alaydan:
bir mezar, bir çocuk, bir tutsak!)
(Seneca, Troades, 507-508)
Giriş
Tutsak Kadınların Yangın Yeri: Troia Sahili
Heinrich Schliemann 1871’de Asia Minor’un kuzey batısındaki Troia’yı keşfedince, alev alev bir savaşın enkazını buldu. Kat kat soyunca kenti, ağlaşan kadınlar göründü dipten; babalarını, kocalarını, oğullarını yitiren, acılar kusan kadınlar; Hecuba, Andromacha, Cassandra, Polyxena ve niceleri. Dalga dalga duman tütüyordu dört bir yan, küle dönmüştü Asia’nın o görkemli hisarı, tanrıların o heybetli, o eşsiz eseri; Ida Dağı odun yetiştiremiyordu cenaze ateşlerine, kara ise boyanmıştı bütün Troas.
Troia’nın bu son sahnesini ve kadınlarının bağırlarına vurarak yaktığı ağıtları merak edip de yüzyıllar öncesine gittiğimizde, Seneca’nın Troades’i (Troialı Kadınlar) çıkar karşımıza, yavaş yavaş çevirmeye başladığımızda sayfaları, birden ete kana bürünür bu enkaz, şiddetin retoriği olanca heybetiyle yükselir, yükselir ve taşar her bir sözcükten. Çünkü on yıllık bir kuşatma ve yıkıcı savaş sonrası Troia’nın düştüğü günü kurgulamıştır bu dizeler; Yunan gemilerinin denize yelken açmak için kıyıda bekleştiği, kuralar çekilip dul kalan Troialı kadınların Yunan efendilerine teslim edildiği en son perdenin resmini çizmiştir, bütün çıplaklığıyla. Yunan Euripides’in Troades (Troialı Kadınlar) ve Hekuba adlı iki traje-
ix
disi yol göstermiştir Seneca’ya, Troia’nın son çığlığını betimlerken; ve bu trajediler yol göstermiştir ona, kraliyet soyundan gelen kadınların Yunanca haykırışlarını, aynı görkemle Latince’ye yansıtırken.*
Dizelere iyice gömüldüğümüzde, Troia sahilinde buluruz kendimizi. Etrafımıza baktığımızda, Hecuba’yı görürüz hemen; Troia kralı Priamus’un dul eşini. Kocasını ve oğullarının yitirmiş olmanın verdiği acıyla ruhu katılmış, zihni allak bullak, takati kesilmiş bir halde. Biraz yana çevirdiğimizde gözümüzü Andromacha ile karşılaşırız, Hector’un vefalı karısıyla. Önce babasını, erkek kardeşlerini, sonra da kocasını kurban vermiştir düşmana. İçinde duyduğu keder, yaşam umudunu tamamen alıp götürmüşken ruhundan, o gece gördüğü korkunç kabus aklını başından almıştır yeniden. Sevgili kocası Hector’u görmüştür düşünde, gözyaşları içinde haykırıyor, “Uyan uykudan, kurtar oğlumuzu, ah sadık kadınım: saklansın; başka yolu yok kurtuluşunun. Bırak ağlamayı. Bu ağlayışın Troia yıkıldı diye mi? Keşke temelden çökseydi! Acele et, al götür nereye olursa, evimizin bu küçücük evladını,”** diyordu. Titreyerek uyanmıştı Andromacha uykusundan, buz kesmişti tüm vücudu. Evet, bir tek oğlu, Astyanax’ı kalmıştır elinde, hâlâ yaşıyorsa sadece bu oğul içindir gayreti. Zihninden hızla geçirir düşünceleri ve oğlunu aldığı gibi babasının mezarına götürür ve içine saklar. O sı-
* Seneca’nın (İÖ 4-İS 65) trajedilerini yazdığı tarih, kesin olmamakla birlikte, İS 41-49 tarihleri arasına rastlar. Seneca’nın yaşamı ve trajedileri hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Seneca, Medea, çev. Çiğdem Dürüşken, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, İstanbul, s. xıx-xxıı. Seneca’nın Euripides’ten aldığı etkiler ve kendisinin özgün kurguları için bkz. William M. Calder, “Originality in Seneca’s Troades,” Classical Philology, Vol. 65, No. 2, (Apr., 1970), The University of Chicago Press s. 75-82.; William Francis Jackson Knight, “Magical Motives in Seneca’s Troades,” Transactions and Proceedings of the American Philological Association, Vol. 63, (1932), The Johns Hopkins University Press, s. 20-33.
** Seneca, Troades, 452-456.
x
rada karşıdan gelen Ulysses’i (Odysseus) görür, dura dura yürüyüşünden, yüzündeki ifadeden şeytanca planlar yapmakta olduğunu anlar. Sonunda yaklaşır yanına Ulysses ve ona oğlunu sorar, Troia saltanatının son hanedanını. O bulunmadıkça ve kurban edilmedikçe, Yunan gemilerinin eve dönüş yolculuğunun gecikeceğini, Troia’da Hector’un dölünün kalmış olmasının bütün Yunanları huzursuz edeceğini, kazanılan bu savaşın hakkınca kütlanamayacağını belirtmektedir, haince. Gelecekte, Yunan anaların ağlamaması için, şimdi, vakit varken, Andromacha’nın oğlunun öldürülmesi gerekmektedir. Ne yapacağını şaşırır Andromacha korkudan, öldüğünü söyler oğlunun, gömüldüğünü. Ama kandıramaz kurnaz Ulysses’i. Sonunda anlaşılır yalanı ve Astyanax çıkarılır saklandığı o mezardan. Demek bitmemiştir hâlâ çilesi viran olan Troia’nın, Troialı kadınların, demek düşman hâlâ vurmamıştır son yumruğunu Troia saltanatına, demek son intikam alınmadan çekip gitmeyecektir düşman gemiler, güvertesine attıkları tutsak Troialı dullarla. Andromacha çaresizdir, kan ağlayarak teslim eder biricik oğlunu, Ulysses’in haris ellerine.
Bir türlü demir almaz gemiler, hâlâ Troia sahillerinde beklemektedir. Troialı kadınlar telaşla sorar, “Bu gemileri, bu Yunanları bekleten ne, hangi tanrı kesiyor eve dönüş yolunu?”* diye merak içinde. Yunan haberci, Talthybius görünür o anda. Şaşkınlık içindedir, Ida Dağı’nın yamaçlarından yarıldığını, toprağın, denizin sarsıldığını söyler. Yeraltından karanlık bir geçit açılıp yeryüzüne, Achilles’in, Yunanların gururu, Troialıların baş düşmanı Achilles’in hayaletinin yükseldiğini belirtir. Dilediğini yerine getirmeyen Yunanlara öfkelidir Achilles. Oğlu Pyrhhus’la iletmiştir bu isteğini, Yunanların komutanı Agamemnon’a. Ama Agamemnon kayıtsız kalmıştır bu isteğe. Priamus ile Hecuba’nın kızı Polyxena’yı ken-
* Seneca, Troades, 166-167.
xi
di mezarına kurban etmelerini istemektedir Achilles, savaştaki başarılarının ödülü olarak. Yunanın onuru için canını vermiştir bu yaban topraklarda, bu yüzden bu ufacık dileğini yerine getirmeleri onların boyun borcudur: “Küllerime adansın Polyxena, katledilsin Pyrrhus’un eliyle, mezarım ıslansın kanıyla,”* derken, bütün Troia saltanatını yerle bir ettiğinde, bütün kral oğullarının kanına girdiğinde nasıl zalimse, aynı şekilde zalimdir. Bu kara haber Hecuba’ya ulaşınca, bir kez daha yıkılır kadın, bir kez daha evlat acısı çöreklenir yüreğine: “Bu adamın külü de, mezarı da bizim kanımıza susamış,”** diye veryansın eder kadere, evlatlarını teker teker yitirirken, kendisinin hâlâ yaşamakta olmasına lanet yağdırır.
Troia’nın heybetli kulesinin kayalığa dönüşen kalıntılarında işlenir ilk cinayet. Yunanlar, Troialılar, askerler, sıradan yurttaşlar çıkar kayalığa, hıncahınç doldururlar ölüm arenasını. Kimi yaslanır yarısı yanmış bir çatıya, kimi sallanır bir defne ağacının dalından, kimi çıkar göçen bir duvarın çıkıntısına. Gözler heyecanla, hüzünle seyreder o sahnede oynanan Troia’nın son sahnesini. Kalabalığı yara yara gelen Ulysses görünür ötelerden. Kurbanını elinden tutmuş sürümektedir heybetli adımlarla. Kayalığın tepesine çıkarır sonra yavrucağı. Ama Hector’a yaraşan bir cesaret gelmiştir Astyanax’a, bir an bile tökezlemeden yürür ardından düşmanının. Tam tepeye ulaşınca, keskin bakışlarla etrafına bakınır. Son kez seyreder, asla saltanat asasım alamayacağı Troia’yı, avlamak üzere ardından koşturamayacağı vahşi hayvanların kaçıştığı ormanları, horonlar tepemeyeceği sunakları. Ulysses’i bile hayran bırakır bu soylu ruhu, bu gururlu bakışı. Sonra bir damla bile yaş akmadan gözünden, atıverir kendini tepeden, atası Priamus’un krallığının tam orta yerine. Taşa çarpar başı, boynu kırılır, paramparça olur bütün kemikleri.
* Seneca, Troades, 195-196.
** Seneca, Troades, 957.
xii
Ama bu da yetmez. Bir başka infaz sahnesi hazırlanır Troia’da, Achilles’in Sigeum burnundaki mezarı başında. Bir düğün alayı gözükür uzaktan, ateşten meşaleler yanar ışıl ışıl, ellerde. Achilles’in külleriyle evlenecek Polyxena’nın düğün törenidir bu. Artık Troia’da düğünler karışmıştır cenaze törenine. Polyxena’nın yanında, Troia’yı yerle bir eden büyük aşkın gelini Spartalı Helena vardır. Yanından geçerken Troialı halkın, lanetler yağar üzerine, kızı Hermione’nin de böyle bir törenle evlenmesi için yakarılar yükselir Troia sahilinden gökteki tanrılara. Polyxena’nın celladı Achilles’in oğlu Pyrrhus’tur. Çıkarır genç kızı babasının mezarının tepesine. Öyle mert bir bakışı vardır ki Polyxena’nın, öyle soylu bir gururu, gözleriyle öyle meydan okuyordur ki Pyrrhus’un elindeki kılıca, Pyrrhus bile bir an tereddüt eder onu öldürmekte. Sonra bir anda çekip saplar uğursuz kılıcını o körpe bedenin ta derinlerine. Oluk oluk kanlar boşalır açılan yaradan; Polyxena olanca öfkesiyle, olanca şiddetiyle düşer Achilles’in mezarı üstüne. Sel gibi akan kanını yutarcasına içer küller, kanı karışır Achilles’in küllerine. Troia Helena’yı gelin almıştı Yunandan, şimdi Polyxena’yı gelin verir yine bir Yunana.
Hecuba son kez haykırır Yunan gemilerine, “Haydi gidin, gidin, Yunanlar, tutun yolunu yurdunuzun barış içinde; donanmanız açsın artık yelkenlerini güven içinde, yarıp geçsin o özlediğiniz denizleri. Can verdi bir genç kız, bir delikanlı: artık savaş sona erdi,”* diye. Bir haberci koşup gelir, bağırır Troialı kadınlara telaşla, “Haydi hızlanın, koşun denize, ey tutsak kadınlar, açmışlar yelkenlerini, gidiyor donanmalar.”**
* Seneca, Troades, 1165-1168.
** Seneca, Troades, 1179-1180.
xiii
Çeviri Yöntemi
Seneca’nın Troades adlı trajedisinin çevirisinde, Latince metin olarak, Seneca, Hercules, Trojan Women, Phoenician Women, Medea, Phaedra, (tr. John G. Fitch), Harvard University Press, Cambridge, 2002 Loeb baskısı ve O. Holtze (ed.), L. Annaei Senecae tropodiae: ad optimorum librorum fidem accurate editae, Lipsiae, 1867, temel alınmış, oyundaki karakterler kısmında, metnin sahnelere ayrılışında ve çevirideki yorumlarda, I.FR. Gronovii F.C. Mattiae (ed.), Medea et Troades, Lipsiai, 1828 ve O. Holtze (ed.), L. Annaei Senecae tragoediae: ad optimorum librorum fidem accurate editae, Lipsiae, 1867, künyeli edisyonlara başvurulmuştur. Çevirinin giriş ve dipnotlarında geçen kişi ve yer adlarının (Türkçe’ye yerleşmiş özelikle bazı kent vs. gibi adlar dışında) Latince yazılımı benimsenmiştir.
Latince ve Yunanca edebi metinlerin, kaynak dilden yayımlanmasına özel bir önem veren, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Yönetmeni Sn. Ahmet Salcan’a, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi’nin editörü Sn. Alkan İnal’a, Latince edisyonu son kez gözden geçiren ve gerekli düzeltmeleri yapan meslektaşım C. Cengiz Çevik’e ve metinlerin Latince-Türkçe karşılıklı hazırlanmasında gösterdikleri titizlikten ötürü yayınevinin çalışanlarına teşekkürü borç bilirim.
İstanbul, 2008
Çiğdem Dürüşken
xiv
TROIALI KADINLAR
Dramatis Personae
HECUBA
CHORUS TROADUM
TALTHYBIUS
AGAMEMNON
CALCHAS
HELENA
PYRRHUS
ANDROMACHA
SENEX
ULYSSES
ASTYANAX
NUNTIUS
POLYXENA (muta persona)
Oyunun Karakterleri
HECUBA
TROIALI KADINLAR KOROSU
TALTHYBIUS
AGAMEMNON
CALCHAS
HELENA
PYRRHUS
ANDROMACHA
YAŞLI ADAM
ULYSSES
ASTYANAX
NUNTIUS
POLYXENA (sessiz karakter)
2
Actus Primus
HECUBA
Quicumque regno fidit, et magna potens dominatur aula, nec leues metuit deos, animumque rebus credulum laetis dedit, me uideat, et te, Troia: non unquam tulit (5) documenta fors maiora, quam fragili loco starent superbi: columen euersum occidit pollentis Asiae, caelitum egregius labor. ad cuius arma uenit, et qui frigidum septena Tanain ora pandentem bibit;
(10) et qui renatum primus excipiens diem, tepidum rubenti Tigrin immiscet freto, et quae uagos uicina prospiciens Scythas ripam cateruis Ponticam uiduis ferit.
Birinci Sahne
HECUBA
Kim krallığına güvenip hüküm sürerse gururla büyük sarayında, kararsız tanrılardan hiç korkmadan, kim kaptırırsa ruhunu mutluluğa safça, baksın bana, bir de sana, ey Troia:
kader bundan daha iyi bir örnek sunmaz sana (5)
ne kayganmış kibirlilerin bastığı toprak, anla;
mağrur Asia’nın direği devrildi, çöktü
göktekilerin o eşsiz eseri; yardımına koştu geldi biri,1 yedi kolundan buz gibi sular akan Tanais’ten içmişti;2 yeni doğan günü ilk selamlayandı bir diğeri, (10)
Tigris karışırken ılık sularıyla kızıl denize,3
bir diğeri, göçmen Scythialıların karşı komşusu, talan ederdi Pontus sahillerini, bakire kavmiyle.4
1 Troia surları, Neptunus ve Apollo tarafından dikilmişti.
2 Rhesus: Ordusuyla birlikte Troialılara destek vermek ve kenti savunmak için gelen Trakya kralı. Tanais: Scythia’da, Avrupa’yı Asya’dan ayıran nehir; günümüzde Rusya’daki Don nehri.
3 Memnon: Troialıların tarafında Yunanlara karşı savaşan Aethiopialı kralı. Achilles tarafından öldürüldü. Memnon, Mısırı işgal edip Susa kentine kadar (Persia’nın eski başkenti) Doğu’yu işgal etti ve Susa’yı surlarla çevreledi. Troia savaşı sırasında, Susa’dan koşarak geldi ve Troialılara destek sağladı. Tigris: Eski çağların en önemli ulaşım yollarından olan Dicle nehri.
4 Amazonların kraliçesi Penthesilea; Hector’un ölümünden sonra Troialılara yardıma geldi ve canını dişine takarak dövüştü, ama en sonunda Achilles tarafından öldürüldü.
3
Excisa ferro est Pergamum: incubuit sibi. (15) En, alta muri decora congesti iacent, tectis adustis; regiam flammae ambiunt, omnisque late fumat Assaraci domus.
Non prohibet auidas flamma uictoris manus: diripitur ardens Troia; nec caelum patet (20) undante fumo: nube ceu densa obsitus
ater fauilla squallet Iliaca dies.
stat auidus irae uictor, et lentum Ilium metitur oculis, ac decem tandem ferus ignoscit annis: horret afflictam quoque;
(25) victamque quamuis uideat, haud credit sibi potuisse uinci: spolia populator rapit Dardania praedam mille non capiunt rates.
Testor deorum numen aduersum mihi, patriaeque cineres, teque rectorem Phrygum, (30) quem Troia toto conditum regno tegit, tuosque manes, quo stetit stante Ilium, et uos meorum liberum magni greges, umbrae minores: quidquid aduersi accidit,
Kılıçtan geçti Pergamum, çöktü kendi üstüne.
İşte bak, o yüce, heybetli surlar, yığılmış üst üste, duruyor öylece (15) küle dönmüş evlerimizle; alevler sarıyor krallığımızı, dört yandan duman tütüyor Assaracus’un vatanı.5 Alev engel olamıyor fatihin o haris ellerine:16 yana yana yağmalanıyor Troia; gökyüzü bulanıyor dalga dalga dumanlara; kalın bir buluta sarılmış
sanki gün ışığı, (20) kararmış, kirlenmiş Ilium’un dumanıyla.7
Öfkeye doymuyor fatih, öyle bekliyor, gözleriyle seyrediyor yavaş yavaş ölen Ilium’u; nihayet affediyor, ah zalim, geçip giden on yılı; ama enkazı başında o bile titriyor; yenildiğini gözleriyle gördüğü halde, hâlâ inanamıyor (25) yenebildiğine; talan ediyor, kapıp kaçıyor Dardania ganimetlerini, oysa binlerce gemi bile almaz hepsini.8
Tanığım ol, ey tanrıların gücü, çevirsen de benden yüzünü, tanığım ol yurdumun külleri, ve sen, Phrygia’nın önderi,9 bütün krallığınla gömülüp Troia örtse de üstünü; ve sen, yaşarken Ilium’u yaşatan oğlumun gölgesi,10 (30) ve sizler, çocuklarım, o koskoca soyum sopum, ufacık birer gölge olsanız da şimdi: ne bela geldiyse başıma,
5 Assaracus’un vatanı: Troia. Assaracus: Kardeşi Ilos ve babası Tros ile Troia’nın kurucularından; Aeneas’ın atası.
6 Fatihin: Yunanların; dizelerde sıkça geçen fatih sözcüğünün içeriğinde düşman ifadesi gizlidir.
7 Assaracus’un kardeşi Ilos, Ilium’a adını vermiştir.
8 Dardania: Dardanus’un Ida Dağı’nda kurduğu kent. Kentin kurulduğu bölge ve bu bölgeye yerleşen halk da aynı adla anılır. Dardanus’un oğlu Tros’un adından dolayı bu halk aynı zamanda Troialılar olarak adlandırılmış ve bu yöreye Troas denmiştir.
9 Phrygia’nın önderi: Priamus’a sesleniyor. Phryges (Phyrigialılar), şiirde Troialılar olarak kullanılır.
10 Hector’un hayaletine sesleniyor.
4
quaecumque Phoebas ore lymphato furens, (35) credi deo uetante praedixit mala,
prior Hecuba uidi grauida, nec tacui metus, et uana uates ante Cassandram fui.
non cautus ignes Ithacus, aut Ithaci comes nocturnus in uos sparsit, aut fallax Sinon: (40) meus ignis iste est, facibus ardetis meis.
Sed quid ruinas urbis euersae gemis, viuax senectus? respice infelix ad hos luctus recentes; Troia iam uetus est malum. vidi exsecrandum regiae caedis nefas, (45) ipsasque ad aras maius admissum scelus
ne kötülük söylediyse Phoebus’un kahinesi, kendisinden geçip de hezeyanlar içinde,11 tanrı ona inanmamamı istediyse de,12 (35)
ben, Hecuba, evvelce görmüştüm hepsini,
daha hamileyken, açıkça söylemiştim tüm korkularımı;13 tekinsiz kahin bendim, Cassandra’dan çok önce. Kurnaz Ithacalı değildi o ateşleri üstünüze fırlatan, Ithacalı’nın yoldaşı da değildi,14 geceleri birlikte sinsi sinsi dolaştığı yalancı Sinon da değildi:15 benimdi o ateşler, benimdi sizleri yakıp kavuran
meşaleler. (40)
Ama ne diye ağlarsın, ey ayak sürüyen yaşlılık,16 viran olmuş bu kentin yıkıntılarına? Baksana, ey bahtsız, şu yeni yaslara; eski bir acı artık Troia.
Lanet olası, o meşum katlini gördüm kralın,17 Aiax’ın zulmünden de beter bu cinayet, tam sunağın yanında işlendi;18 (45)
11 Phoebus’un kahinesi: Cassandra. Kahinlik yeteneği olan, ama Phoebus’un (Apollo) lanetine uğradığından, söylediklerine kimsenin inanıp güvenmediği, Priamus ile Hecuba’nın kızı.
12 Tanrı: Güneş tanrısı Phoebus’tan söz ediyor.
13 Hecuba, Paris’e hamileyken alev alev yanan bir meşaleye can vereceğini gördü. Bu Troia’yı yakacak bir ateşti ve öyle de oldu.
14 Troia’nın düşüşünde büyük rol oynayan Ithacalı Odysseus ve yoldaşı Diomedes’ten söz ediliyor. Odysseus kurnazlığı ve zekasıyla tanınır, yoldaşı Diomedes ise güçlülüğüyle.
15 Sinon, Troialılara yalan söyleyip Yunanların kentten ayrılırken onlara bir tahta at armağan ettiğini söyleyen kişi.
16 Hecuba, yaşlandığı halde hâlâ ölmediğine ve kocasının, çocuklarının ölümüne tanık olduğuna hayıflanmaktadır.
17 Troia kralı Priamus’un. Bu dizelerde, Priamus’un katli, Troia’nın katliyle özdeşleştiriliyor.
18 Locris kralı Oileus’un oğlu olan Aiax, Minerva tapınağında Cassandra’nın ırzına geçmişti.
5
Aecidae ausis, cum ferox, scaeua manu coma reflectens regium torta caput, alto nefandum uulneri ferrum abdidit; quod penitus actum cum recepisset libens, (50) ensis senili siccus e iugulo rediit.
placare quem non potuit a caede effera mortalis aeui cardinem extremum premens superique testes sceleris et quoddam sacrum regni iacentis? Ille tot regum parens
(55) caret sepulcro Priamus, et flamma indiget, ardente Troia.
Non tamen superis sat est: dominum, ecce, Priami nuribus et natis legens sortitur urna: praeda quem uilis sequar?
hic Hectoris coniugia despondet sibi, hic optat Heleni coniugem, hic Antenoris; (60) nec deest tuos, Cassandra, qui thalamos petat. mea sors timetur: sola sum Danais metus.
Lamenta cessant? turba, captiuae mea, ferite palmis pectora, et planctus date,
doladığı gibi kralın saçına sol elini, eğdi başını geri
o vahşi,19 uğursuz kılıcını soktu, koskoca bir yara açarak içeri; iyice derinlere işledikten sonra çekince gerisin geri, kılıç o yaşlının boğazından kupkuru geldi. (50)
Kimleri teskin etmezdi bu hunharca katliyle ölümlü yaşamının son basamağına gelen o kişi, bu günaha tanık olan tanrılar ve çöken bir saltanatın kutsal mazisi? Ama onun, bunca kralın babası,
Priamus’un
bir mezarı bile yok, yok bir ateşi, (55)
Troia yandığı halde, çıra gibi.
Ama göktekilere bu da yetmedi: bak, kura çekiyor urna, seçmek için bir efendi
Priamus’un gelinlerine,20 kızlarına’ ben de düşeceğim değersiz bir ödül olup birinin başına, bak! Hector’un karısını istiyor biri kendine, diğeri göz koymuş Helenus’un eşine, bir diğeri de
Anteneor’unkine:21 (60)
ey Cassandra, senin zifaf yatağını isteyen de yok değil. Ama kurada beni çekmekten ödleri kopuyor,
Yunanların tek korkusu benim.
Ne o dindi mi gözyaşlarınız, ah benim tutsak kızlarım? haydi vurun yumruklarınızı bağrınıza, ağlayın inleyin,
19 Priamus, Achilles’in oğlu Neoptolemus (Pyrrhus olarak da bilinir ) tarafından öldürüldü. Neoptolemus, çok cesur, ama bir o kadar da zalim olarak bilinen bir kişidir.
20 Uma: Ölülerin küllerinin konulduğu ya da kura çekiminde kullanılan ayaklı vazo, kavanoz.
21 Helenus: Priamus ve Hecuba’nın kahinlik yeteneği olan oğlu. Cassandra’nın ikizi. Antenor: Helena’nın Menelaus’a dönmesi için çok dil döken, Troia’nın yaşlılarından.
6
(65) et iusta Troiae facite. iamdudum sonet fatalis Ide, iudicis diri domus.
CHORUS TROADUM, HECUBA.
CHORUS
Non rude uulgus lacrimisque nouum lugere iubes:
hoc continuis egimus annis, ex quo tetigit
(70) Phrygius Graias hospes Amyclas, secuitque fretum
pinus matri sacra Cybebae.
decies niuibus canuit Ide, decies nostris nudata rogis.
(75) et Sigeis trepidus campis decimas secuit messor aristas, ut nulla dies maerore caret, sed noua fletus causa ministrat.
Ite ad planctus,
(80) miseramque leua, regina, manum: vulgus dominam uile sequemur. non indociles lugere sumus.
yapın cenaze törenini Troia’nın, hakkınca.
Çın çın çınlasın (65) bundan böyle o ölümcül Ida Dağı, o lanetli hakimin yuvası.22
TROIALI KADINLAR KOROSU, HECUBA
KORO
Ağlayın diye emrediyorsun da, bilmez değil ki bu halk, acemi değil ki gözyaşlarına: bizler yıllardır zaten ağlıyoruz, en başından beri, konuk oldu olalı Phrygialı, Yunanın Amyclae’ına,23 (70) yardı yaralı derin denizleri
Cybele ananın kutsal çamından yapılmış o gemi.
On kez beyaz karla örtüldü Ida, cenaze odunlarımız için on kez çırılçıplak soyundu.
Orakçı on kez hasat kaldırdı Sigeum ovalarında24 (75)
tir tir titrerken korkuyla;
bir gün bile geçmiyordu ki zaten dertsiz tasasız, ama yepyeni bir nedenimiz var artık ağlayacağımız.
Haydi vurun inleyin, sen de, kraliçe, kaldır o biçare ellerini (80)
biz, zavallı halk da uyacağız hanımımıza, biz yas tutmasını bilmez değiliz.
22 Paris’ten ve tanrıçaların Ida Dağı’nda gerçekleştirdikleri güzellik yarışmasındaki hakimliğinden söz ediliyor. Bu dizeyle, Ida Dağı Troia’nın başına gelen belanın çıkış yeri olarak gösteriliyor.
23 Lacedaemon’un oğlu Amyclas’ın kurduğu, Sparta’nın güney batısında yerleşik bir köy. Paris’in Menelaus’a konuk olup karısı Helena’nın gönlünü çelmesine atıfta bulunuluyor.
24 Sigeum: Troas bölgesinin kuzeydeki burnu.
7
HECUBA
Fidae casus nostri comites, soluite crinem;
(85) per colla fluant maesta capilli
(86) tepido Troiae puluere turpes.
(102) complete manus:
(103) hoc ex Troia sumpsisse licet.
(87) Paret exertos turba lacertos;
ueste remissa substringe sinus, uteroque tenus pateant artus.
(90) cui coniugio pectora uelas, captiue pudor?
cingat tunicas palla solutas, vacet ad crebri uerbera planctus furibunda manus.
(95) placet hic habitus, placet: agnosco Troada turbam. Iterum luctus redeant ueteres, solitum flendi uincite morem: Hectora flemus.
CHORUS
Soluimus omnes lacerum multo funere crinem;
(100) coma demissa est libera nodo; sparsitque cinis feruidus ora.
(104) cadit ex umeris vestis apertis
(105) imumque tegit suffulta latus;
iam nuda uocant pectora dextras. Nunc, nunc uires exprome, dolor. Rhoetea sonent litora planctu,
HECUBA
Dertli günümün vefakâr yoldaşları, çözün saçlarınızı;
dökülsün lüle lüle boynunuzdan aşağı, yas içinde,(85)
bulanmışlar Troia’nın sıcak küllerine.(86)
avuç avuç doldurun ellerinize:(102)
Troia’dan alabileceğimiz bu kadar işte.(103)
Açın kollarınızı, hazır edin, halkım(87)
düşürün giysinizi, bağlayın etrafına sinenizin, açın bedeninizi ta belinize.
Hangi koca için örteceksin artık göğsünü,(90)
ey tutsak utanç?
Sarın pelerininizi düşen giysiniz üstüne,
eller özgür olsun ki vursun çıldırasıya, çıksın iniltileriniz, o hızla.
İşte bu tam istenen giyim kuşam, (95)
işte bu: şimdi tanıdım Troia’nın halkını.
Dönsün gelsin bir kez daha eski acılarınız, ama öyle ağlayın ki eskisini bastırsın, çünkü bu ağlayışımız Hector’a.
KORO
Hepimiz çözdük saçlarımızı, yolduk nice cenaze uğruna; topuzlarımızı açtık, lüle lüle saldık, (100)
sıcak küller sıçradı yüzümüze açtık giysilerimizi, düştü omuzlarımızdan, (104)
inmesin diye daha aşağı, belimize sardık;(105)
artık çırılçıplak bağrımız, çağırıyor ellerimizi.
Şimdi, şimdi göster gücünü, ey acı.
Rhoeteum kıyıları çınlasın iniltilerimizle;25
25 Rhoeteum: Troia sahilinde ünlü burun.
8
habitansque cauis montibus Echo (110) non, ut solita est,
extrema breuis verba remittat: totos reddat Troiae gemitus. audiat omnis pontus et aether. Saeuite, manus, pulsu pectus tundite uasto;
(115) non sum solito contenta sono: Hectora flemus.
HECUBA
Tibi nostra ferit dextra lacertos, umerosque ferit tibi sanguineos, (120) tibi nostra caput dextera pulsat, tibi maternis ubera palmis laniata iacent: fluat et multo sanguine manet quamcumque tuo funere feci rupta cicatrix.
Columen patriae, mora fatorum, (125) tu praesidium Phrygibus fessis, tu murus eras, umerisque tuis stetit illa decem fulta per annos; tecum cecidit, summusque dies Hectoris idem patriaeque fuit.
(130) Vertite planctus:
Priamo uestros fundite fletus; satis Hector habet.
dağın kovuklarını mesken tutan Echo26
yok, hayır, söylemesin her zamanki gibi, (110)
sözlerimizin son hecesini:
bütün bütün yankılasın Troia’nın figanını.
İşitsin denizler, gökler tamamını.
Vahşileşin, ey eller, var gücünüzle vurun bağırlarımıza;
alıştığım sesi duymak, yetmez bana, (115)
çünkü ağlıyoruz Hector’a.
HECUBA
Senin için dövüyor kollarımı şu elim,
kanayana kadar dövüyor omuzlarımı, senin için, senin için vuruyor başıma şu elim,
göğsünü yırtıp açıyor, ah benim, ananın parmakları,
senin için: (120) senin ölümünle açtığım
her yeni yara, açılsın yeniden
aksın, sel olsun kanlar, oluk oluk.
Yurdumun direğiydin sen, göğüs gererdin kötü yazgıya, kalkan olurdun takati kalmayan Phrygialılara, (125)
sur olurdun;
senin omuzlarında
on yıl ayakta kaldı yıkılmadan Troia;
seninle beraber yıkıldı o da,
ve Hector’un son günü
oldu, yurdumuzun son günü.
Değiştirin artık çığlığınızın sesini: (130)
Priamus’a ağlayınız şimdi; bu kadar yeter Hector’a.
26 Echo: Su perisi, Yankı
9
CHORUS
Accipe, rector Phrygiae, planctus, accipe fletus, bis capte senex.
nil Troia semel te rege tulit, (135) bis pulsari
Dardana Graio moenia ferro bisque pharetras passa Herculeas. post elatos Hecubae partus regumque gregem postrema pater funera cludis, (140) magnoque Ioui uictima caesus
Sigea premis litora truncus.
HECUBA
Alio lacrimas flectite uestras: non est Priami miseranda mei mors, Iliades.
(145) “Felix Priamus” dicite cunctae: liber manes vadit ad imos, nec feret unquam
victa Graium ceruice iugum; non ille duos uidit Atridas, nec fallacem cernit Ulyssem;
(150) non Argolici praeda triumphi, subiecta feret colla tropaeis;
non assuetas ad sceptra manus post terga dabit,
KORO
Duy iniltimizi, Phrygia kralı, hisset gözyaşlarımızı, ey çifte esaret yaşayan yaşlı. Senin hükümranlığında bir kez yaşadığı bu bela, iki kez gelmişti Troia’nın başına, (135)
iki kez sarsılmıştı Dardanus’un surları, Yunan kılıcıyla,27 iki kez katlanmıştı Hercules’in oklarına.28 Hecuba’nın bütün evlatları, onca kral soyu gömüldükten sonra, sen, babaları, cenaze alayına oldun en son halka, Ulu Iovis’e bir kurban gibi kesildin,29 (140)
şimdi, başsız, öylece yatıyorsun Sigeum kıyılarında.
HECUBA
Gözyaşlarınızı başkasına akıtın:
benim Priamus’umun ölümüne acımamalısınız ey Iliumlu kadınlar!
“Ne mutlu Priamus’a!” deyin hep bir ağızdan: (145)
özgürce gidiyor yeraltı dünyasının ruhlarına, taşımayacak artık boynunda fatih Yunanın boyunduruğunu;
artık görmeyecek Atreus’un iki oğlunu, artık görmeyecek kurnaz Odysseus’u;
Argos zaferinin ganimeti olup (150)
eğmeyecek omzunu fatihin andaçları altında;
Asa tutmaya alışık bu elleri, hiç kimse bağlayamayacak arkasında,
27 Dardanus: Yunan mitolojisinde, Zeus ve Electra’nın oğlu. Troia krallarının atası. Kuzey Ege’deki Samothrace’den Phrygia’ya gelir. Dönemin kralı Teucer ona kızını ve topraklarının bir kısmını verir. Dardanus, Ida Dağı’nın yamaçlarında Troia kentini kurar ve buraya Dardania denir.
28 Laomedon’un hükümranlığında, Hercules Troia’ya ilk saldırısını gerçekleştirdi. Priamus o sırada çocukluk dönemini yaşıyordu. İkinci kez, Philoctetes Hercules’in oklarını kullanarak kente saldırdı.
29 Priamus kendi sarayında, Iuppiter’in (Iovis) sunağında öldürüldü.
10
currusque sequens Agamemnonios, aurea dextra vincula gestans,
(155) laetis fiet pompa Mycenis.
CHORUS
“Felix Priamus” dicimus omnes: secum excedens sua regna tulit.
nunc Elysii
nemoris tutis errat in umbris, interque pias felix animas
(160) Hectora quaerit.
Felix Priamus;
felix, quisquis bello moriens omnia secum consumpta tulit!
yürüyüp de Agamemnon’un arabasının ardı sıra
bileğine takılı altın kelepçeyle
malzeme olmayacak geçit törenine, Mycenae’ın geniş ovalarında. (155)
KORO
“Ne mutlu Priamus’a!” diyoruz hepimiz:
göçüp giderken alıp götürüyor krallığını da beraberinde.
O artık Elysium’un gölgeli korularında,30
geziniyor güvenle, mutlu mesut, kutlu ruhlar arasında arıyor Hector’unu. (160)
Ne mutlu Priamus’a;
Ne mutlu savaşta ölünce, yıkılan krallığını da yanında götürene!
30 Elysium: Yeraltı ülkesinde, kutlu ruhların mekanı (cennet).
11
Actus Secundus
TALTHYBIUS, CHORUS TROADUM
TALTHYBIUS
O longa Danais semper in portu mora, (165) seu petere bellum, petere seu patriam uolunt!
CHORUS
Quae causa ratibus faciat et Danais moram, effare, reduces quis deus cludat uias.
TALTHYBIUS
Pauet animus, artus horridus quassat tremor.
maiora ueris monstra (uix capiunt fidem)
(170) vidi ipse, uidi. summa iam Titan iuga
(170) stringebat ortu, uicerat noctem dies,
(bis) cum subito caeco terra mugitu fremens concussa totos traxit ex imo sinus;
mouere siluae capita et excelsum nemus fragore uasto tonuit et lucus sacer.
İkinci Sahne
TALTHYBIUS, TROIALI KADINLAR KOROSU
TALTHYBIUS
Ah, Yunanlar ne çok bekler şu limanda, bekler demir atarken savaşa, bekler yelken açarken yurduna! (165)
KORO
Bu gemileri, bu Yunanları bekleten ne, hangi tanrı kesiyor eve dönüş yolunu?
TALTHYBIUS
Endişe içinde ruhum, korkunç bir titreme alıyor bedenimi, kim inanır bunca uğursuzluğun hakikati aşacağına, ama ben gözlerimle görüyorum, görüyorum.
Güneş doğuyor, (170)
vuruyor ışıkları şu yamacın doruklarına,
kovmuş gün geceyi; (170)
boğuk boğuk inleyerek sarsıldı birden toprak (tekrar)
ta derinlerinden titretip göğsünü, kabardıkça kabardı;
başladı ağaçlar başlarını sallamaya, çatırdayıp
ulu ormanlar gümbür gümbür gürledi, gürledi kutsal korular;
12
(175) Idaea ruptis saxa ceciderunt iugis.
nec sola tellus tremuit: et pontus suum adesse Achillem sensit ac uoluit uada.
Tum scissa uallis aperit immensos specus, et hiatus Erebi peruium ad superos iter
(180) tellure fracta praebet ac tumulum leuat. Emicuit ingens umbra Thessalici ducis, Threicia qualis arma proludens tuis iam, Troia, fatis strauit aut Neptunium cana nitentem perculit iuuenem coma,
(185) aut cum inter acies Marte uiolento furens corporibus amnes clausit et quaerens iter tardus cruento Xanthus errauit uado, aut cum superbo uictor in curru stetit, egitque habenas Hectorem et Troiam trahens.
(190) Impleuit omne litus irati sonus: “ite, ite, inertes, debitos manibus meis auferte honores, soluite ingratas rates,
Ida Dağı yarıldı yamaçlarından, yağmaya başladı kayalar. (175) Titreyen sadece toprak değildi; deniz de titredi, hissedince Achilles’ini yanı başında, kabarıp yayıldı dalga dalga.
Vadi ayrıldı iki yana, ortaya çıktı koskoca mağaralar, bir yol göründü, Erebus’un esneyen ağzından yukarı dünyaya toprak yarılınca, gevşemeye başladı o mezar da.31 (180)
Göründü birden Thessalialı önderin dev hayaleti;
Thracia ordusunu yere serdiğinde senin kaderini yazmak üzere, ah Troia, nasılsa, öyleydi gene; yere çaldığında nasılsa, bembeyaz saçları ışıl ışıl parlayan
Neptunus’un oğlunu32 kuduruk Mars’ın cephesinde, öfkeyle33 (185)
doldurduğunda dereleri cesetlerle, Xanthus34 kanlı sularıyla yavaş savaş süzülüp bir yol ararken kendine, nasılsa, zafer kazandığında nasıl durmuşsa arabasında
bütün kibriyle, dizginleri alıp eline, nasıl sürümüşse ardından Hector’u, Troia’yı, öyleydi gene.
Bütün kıyıları doldurdu öfkesi, çığlık çığlık: (190)
“Gidin, sizi beceriksizler, gidin, alın götürün onurunuzu35 benim ellerime borçlu olduğunuz; çözün nankör gemilerinizi,
31 Achilles’in mezarı.
32 Neptunus’un oğlu Cygnus, Achilles tarafından öldürülünce, bir kuğuya dönüştü. Bir önceki dizedeki bembeyaz saçlar, kuğunun beyaz tüylerini ima etmektedir.
33 Mars: Savaş tanrısı. Bu dizede şiddetli savaş anlamında kullanılıyor.
34 Xanthus: Lycia’da ünlü nehir.
35 Achilles’in hayaleti, Yunanlara ateş püskürüyor.
13
per nostra ituri maria! non paruo luit iras Achillis Graecia et magno luet:
(195) desponsa nostris cineribus Polyxene Pyrrhi manu mactetur et tumulum riget.” haec fatus alta nocte diuisit diem, repetensque Ditem mersus ingentem specum coeunte terra iunxit. immoti iacent
(200) tranquilla pelagi, uentus abiecit minas, placidumque fluctu murmurat leni mare. Tritonum ab alto cecinit hymenaeum chorus.
PYRRHUS, AGAMEMNON, CALCHAS.
PYRRHUS
Cum laeta pelago uela rediturus dares, excidit Achilles, cuius unius manu
(205) impulsa Troia, quidquid adiecit morae, illo remoto, dubia quo caderet, stetit? velis licet, quod petitur, ac properes dare, sero es daturus: iam suum cuncti duces tulere pretium. Quae minor merces potest
(210) tantae dari uirtutis? an meruit parum,
gidin yara yara benim denizlerimi! Ucuza mal olmadı Yunan’a,
Achilles’in öfkesini dindirmek, şimdi daha pahalıya mal olacak ama.
Küllerime adansın Polyxena (195)
katledilsin Pyrrhus’un eliyle, mezarım ıslansın kanıyla.” İşte böyle söyledi, ardından da ayırdı kara geceden günü, geri dönerken yeniden Dis’e, dalıp da o koskoca boşluğa36 birleştirip toprağı, kilitledi. Kımıldamaz oldu birden, dinginleşti sular, durdu tehdit yağdıran rüzgârlar (200)
sakinleşti deniz, hafif hafif çarpıyor şimdi dalgalar, Triton korosu bir düğün türküsü tutturdu,
ta derinlerden.37
PYRRHUS, AGAMEMNON, CALCHAS
PYRRHUS38
Yurduna dönmek üzere yelkenlerini açarken denize, sen böyle neşe içinde,
Achilles’i unut bir çırpıda, tek yumruğuyla Troia’yı devirdiği halde, olacak iş mi? (205)
O ölünce, ne olduysa oldu, gecikti kentin düşüşü, nereye devrileceğini bilemedi, şüphe içinde kaldı öylece. Ne dilerse, vermek istiyorsun belki şimdi, heves de ediyorsun, ama geç kaldın vermekte; diğer önderler çoktan aldı bak, hak ettikleri ödülleri. Böyle küçük bir bedel mi ödenir, bu kadar büyük cesarete? Yoksa bu kadarcığını bile
hak etmedi mi? (210)
36 Dis: Yeraltı ülkesi
37 Triton: Poseidon ve Amphitrite’nin oğlu, bir deniz tanrısı. Başı ve gövdesi insan, kuyruğu balık şeklinde betimlenir.
38 Agamemnon’la tartışmaktadır.
14
qui, fugere bellum iussus et longa sedens aeuum senecta degere, ac Pylii senis transcendere annos, exuens matris dolos, falsasque uestes, fassus est armis uirum?
(215) Inhospitali Telephus regno impotens, dum Mysiae ferocis introitus negat, rudem cruore regio dextram imbuit, fortemque eandem sensit et mitem manum. cecidere Thebae, uidit Eetion capi
(220) sua regna uictus; clade subuersa est pari apposita celso parua Lyrnessos iugo, captaque tellus nobilis Briseide;
Savaştan kaçınması emredilince ona oysa, yurdunda
kalırsa
uzun bir yaşlılık süreceği, Pyloslu ihtiyardan bile
daha uzun yaşayacağı söylenince,39 anasının foyasını çözüp soymadı mı sahte giysilerini, alıp eline silahını kendisinin bir kahraman olduğunu haykırmadı mı?40
O konuk sevmez ülkenin dik başlı kralı, Telephus, (215) vahşi Mysia’ya girmesini engelleyince, kral kanına bulamıştı acemi elini,41
o an hissetmişti bu elin hem gücünü, hem merhametini.42
Thebae düştü, Eetion yenildi,43
gördü krallığını kaybedişini; yaşadı benzer bir akıbeti, (220) ulu bir yamacın üstüne kurulu o küçücük Lyrnesos,44 Briseis’in esaretiyle adını duyuran o ünlü ülke de;45
39 Pyloslu ihtiyar: Nestor. Pyloslu Neleus’un uzun yıllara meydan okuyan oğlu. Pylos, Peloponnesus’un batı kıyılarında bir kenttir ve Neleus ile Nestor’un efsanevi krallığı olarak bilinir.
40 Achilles’in annesi Thetis, oğlunun savaşa katılacağını öğrenince bir genç kız kılığına büründü ve onun karşısına çıkıp aklını çelmeye çalıştı.
41 Mysia kralı. Troia’ya savaşa giden Achilles’i ülkesinden geçirmek istemeyince, onun mızrağıyla yaralandı. Telephus, yarasının nasıl iyileşeceğini Delphoi kahinine danıştığında, ancak bu yarayı açan tarafından iyileştirilebileceğini öğrendi. Bunun üzerine, Achilles’in mızrağının ucundaki pasla yara iyileşti. Bu olaydan sonra, Telephus Achilles’e Troia yolunu gösterdi. Acemi elini: Achilles’in Troia savaşından önce hiç savaş deneyimi olmadığı ima ediliyor.
42 Bkz. Dipnot 29.
43 Mysia’da Cilicialılar tarafından mesken tutulan Thebae’ın kralı ve Andromacha (Hector’un karısı) ile Podes’in babası. Achilles tarafından öldürüldü.
44 Lyrnesos (Lyrnessus) Cilicialıların yerleştiği Dardania’da küçük bir dağ kasabası.
45 Briseis: Briseus’un kızı lakabıyla tanınan Lyrnesoslu Hippodameia. Troia savaşında Achilles tarafından esir alınan dul kadınlardan.
15
et causa litis regibus, Chryse iacet, et nota fama Tenedos, et quae pascuo
(225) fecunda pingui Thracios nutrit greges, Scyros, fretumque Lesbos Aegaeum secans, et cara Phoebo Cilla; quid quas alluit vernis Caycus gurgitem attollens aquis? Haec tanta clades gentium ac tantus pauor, (230) sparsae tot urbes, turbinis uasti modo, alterius esset gloria ac summum decus: iter est Achillis; sic meus uenit pater et tanta gessit bella, dum bellum parat.
Ut alia sileam merita, non unus satis
(235) Hector fuisset? Ilium uicit pater, vos diruistis. inclitas laudes iuuat, et clara magni facta genitoris sequi: iacuit peremptus Hector ante oculos patris
kralların kavga sebebi, Chryse de böyle serildi yere,46
tarihiyle meşhur Tenedos da, verimli otlaklarıyla47
Thracia sürülerini besleyen zengin Scyros da,48 (225)
Ege denizinin dalgakıranı Lesbos da,49
Phoebus’un gözdesi Cilla da; ya, unutacak mıyız50
Caycus’un baharda kabaran sularıyla yıkadığı
toprakları?51
Bunca halkın yok oluşu, bunca korku,
dev bir kasırgaya uğramış gibi darmadağın olmuş
bunca kent, (230)
başkası için onur olurdu, ya da ulu bir zafer nişanesi:
Achilles içinse bir yolculuktu sadece; işte böyle geldi benim babam, bunca savaş yaptı, savaşa giderken.52
Diğer yiğitliklerini ise söylemiyorum bile,
bir tek Hector bile
yetmez mi ona? Babam fethetti Ilium’u, (235)
sense katlettin. Kazandığı büyük övgüleri,
yaptığı seçkin işleri hatırlatmak babamın, benim için
gurur vesilesi: Babasının gözleri önünde kılıçtan geçirildi Hector,
yere serildi,
46 Chryse: Troia yakınlarında bir ada. Bu ada Yunanların saldırısına uğrayınca, Apollo’nun rahibi olan Chryses’in kızı Chryseis Agamemnon’a onur ödülü olarak sunuldu. Agamemnon onu cariye olarak aldığını açıkladı ve babasının verdiği fidyeyi kabul etmedi. Chryses kızının kurtuluşu için Apollo’ya yalvardı ve Yunanlar dokuz gün boyunca veba illetine tutuldular. Bunun üzerine Agamemnon kızı geri verdi. Ama bir şartı vardı; Achilles’e ganimet olarak sunulan Briseis’i kendisi alacaktı. Bu isteği yüzünden Achilles’in öfkesini kazandı.
47 Tenedos: Troia savaşı sırasında Yunan donanmaları için önemli bir merkez olan, Ege Denizi’ndeki ada (Bozcaada).
48 Scyros: Euboea’nın kuzey doğusunda, Yunanistan’ın doğusunda yer alan bir ada. Kuzey Sporades adalarının en büyüğü.
49 Lesbos: Ege Denizi’nin kuzeydoğusunda yerleşik Yunan adası.
50 Cilla: Apollo (Phoebus) için kutsal sayılan, Thebae yakınlarındaki kent.
51 Caycus (Caicus): Asia Minor’da bir nehir (Bakırçay).
16
patruique Memnon, cuius ob luctum parens (240) pallente moestum protulit uultu diem;
suique uictor operis exemplum horruit, didicitque Achilles et dea natos mori. Tum saeua Amazon ultimus cecidit timor.
Debes Achilli, merita si digne a aestimas, (245) et si Mycenis uirginem atque Argis petat.
dubitatur et iam placita nunc subito improbas, Priamique natam Pelei nato ferum mactare credis? at tuam natam parens Helenae immolasti: solita iam et facta expeto.
AGAMEMNON
(250) Iuuenile uitium est, regere non posse impetum. aetatis alios feruor hic primae rapit, Pyrrhum paternus. spiritus quondam truces, minasque tumidi lentus Aeacidae tuli. quo plura possis, plura patienter feras.
(255) Quid caede dira nobiles clari ducis aspergis umbras? noscere hoc primum decet, quid facere uictor debeat, uictus pati.
Memnon ise amcasının; kederden sarardı soldu53 anasının yüzü, günü yasa boğdu;54 (240)
yaptığı bu iş korkunç bir ders verdi fatihin kendisine de, ölebileceğini öğrendi Achilles, tanrıça oğullarının bile.
Derken, Amazon da devrildi, en son tehditti kendisi.55 Hak ettiği değeri vereceksen Achilles’in bu başarılarına, ver o zaman
Mycenae’dan, Argos’tan bir cariye istemişse kendine. (245) Duralıyor musun yoksa, eskiden izin verdiğini, yeriyor musun şimdi, vahşilik mi diyorsun Priamus’un kızını Peleus’un oğluna kurban etmeye? Kendi kızını kurban etmiş bir baba olduğun halde
Helena’ya. Senden istediğim, yapılmış, denenmiş bir iş ne de olsa.56
AGAMEMNON
Bir gençlik yanılgısı, dürtülere direnememe; (250)
başkalarının yüreğine ateş salar delikanlılık, Pyrrhus’unkine ateş salan ise babası. Zamanında göz yumdum,
kibirli Aeacus oğlunun küstahlığına, ağır tehditlerine.57 Gücün arttıkça, sabrın da artmalı.
Bu kadar vahşi bir katliamla neden kirletiyorsun, (255) o seçkin önderin soylu hayaletini? İyisi mi sen şunu öğren, yenenin yaptığı işler, yenilene cezadır.
52 Troia savaşından önce Achilles’in yol üstünde kazandığı savaşlar ve başarıları övülüyor.
53 Priamus Hector’un babası, Memnon’un amcasıydı. Memnon, Priamus’un kardeşi Tythonius’un oğluydu.
54 Memnon’un annesi şafak tanrıçası Aurora’dır.
55 Amazonların kraliçesi Penthesilea’dan söz ediliyor.
56 Agamemnon, Troia seferine çıkarken, rüzgarların dinmesi için kızı Iphigenia’yı Aulis’te kurban etmişti.
57 Aeacus’un torunu Achilles.
17
violenta nemo imperia continuit diu, moderata durant; quoque Fortuna altius
(260) euexit ac leuauit humanas opes, hoc se magis supprimere felicem decet, variosque casus tremere metuentem deos nimium fauentes. magna momento obrui vincendo didici. Troia nos tumidos facit
(265) nimium ac feroces? stamus hoc Danai loco, unde illa cecidit. fateor, aliquando inpotens regno ac superbus, altius memet tuli; sed fregit illos spiritus haec quae dare potuisset aliis causa, Fortunae fauor.
(270) Tu me superbum, Priame, tu timidum facis. ego esse quidquam sceptra, nisi uano putem fulgore tectum nomen et falso comam uinclo decentem? casus haec rapiet breuis; nec mille forsan ratibus, aut annis decem;
275 non omnibus Fortuna tam lenta imminet.
Equidem fatebor (pace dixisse hoc tua, Argiua tellus, liceat); affligi Phrygas vincique uolui; ruere, et aequari solo, etiam arcuissem; sed regi frenis nequit
(280) et ira et ardens ensis et uictoria commissa nocti. quidquid indignum aut ferum cuiquam uideri potuit, hoc fecit dolor,
Hiç kimse dizginsiz bir gücü yaşatamaz uzun süre, dizginlediğinse, ömür boyu sürdürür. Şans yükselttikçe, yücelttikçe insanın gücünü, (260)
daha çok asılmalı mutluluğun gemine, titreyerek bakmalı yaşamın değişken hallerine, önüne iyilikler seren tanrılardan daha çok korkmalı.
Ulu krallıklar bile, bir anda çöker, zafer kazanarak öğrendim bunu ben. Troia mı, bunca kibrimizin, bunca zorbalığımızın nedeni?
İşte burada duruyoruz bak, (265) biz, Danaus oğulları, onun tam çöktüğü yerde.
Kabul, bir zamanlar başına buyruktum krallığımda, dağları aşmıştım küstahlığımda; ama kırdı bu kibrimi, başkalarında kibir yaratan, yani Kaderin armağanı.
Şensin beni kibirli yapan ey Priamus, sensin beni korkak kılan. (270)
Krallık nedir artık benim için, sahte yaldızla kaplı bir addan başka, nedir, saçı süsleyen uyduruk bir taçtan başka?
Kader kapıp götürür bunu bir anda, belki de hiç gerek kalmaz hatta, böyle binlerce gemiye, on yıla;
böyle yavaş adımlarla yaklaşmaz talih her adama. (275)
Artık doğruyu söyleyeceğim (izin ver bana,
ey Argos ülkesi, bırak söyleyeyim): ben istedim Phrygialıların dize gelmesini, yenilmesini; devrilirken, yerle bir olurken engel olabilirdim de; ama gem vurulamaz öfkeye, alev alev yanan kılıca, (280)
geceyle kefenlenmiş zafere. Çirkin ve zalimce ne olmuşsa burada, bu acının işi,
18
tenebraeque, per quas ipse se irritat furor, gladiusque felix, cuius infecti semel
(285) vecors libido est. quidquid euersae potest superesse Troiae, maneat; exactum satis poenarum et ultra est. regia ut uirgo occidat tumuloque donum detur et cineres riget, et facinus atrox caedis ut thalamos uocent,
(290) non patiar. in me culpa cunctorum redit; qui non uetat peccare, quum possit, iubet.
PYRRHUS
Nullumne Achillis praemium manes ferent ?
AGAMEMNON
Ferent, et illum laudibus cuncti canent, magnumque terrae nomen ignotae audient.
(295) quod si leuatur sanguine infuso cinis, opima Phrygii colla caedantur gregis, fluat nulli flebilis matri cruor.
Quis iste mos est? quando in inferias homo est impensus hominis? detrahe inuidiam tuo
(300) odiumque patri, quem coli poena iubes.
PYRRHUS
O tumide, rerum dum secundarum status extollit animos, timide, quum increpuit metus regum tyranne! iamne flammatum geris amoris aestu pectus, ac ueneris nouae?
karanlığın işi, bunlar şiddetlendirir öfkeyi; şu muzaffer kılıcın işi, bir kez kanı tattı mı, iştahı taşar aklın dışına. Viraneye dönen Troia’dan ne kalmışsa geri, (285) bırak, kalsın: yeterince ceza çekti, hatta daha da fazlasını.
Bir kral kızı öldürülecek, mezara ödül diye sunulacak, küllere bulanacak, ve bu vahşi cinayete evlilik denecek, öyle mi, hayır, izin vermem buna. Herkesin işlediği suç benim üzerime kalır sonra; (290) günahı yasaklamayan, güç eline geçti mi, emreder günahı.
PYRRHUS
Hiç mi ödül almayacak yani, Achilles’in hayaleti?
AGAMEMNON
Alacak tabii, herkes onu övgülerle terennüm edecek, hiç bilinmeyen ülkeler bile bu büyük adı işitecek.
Küller boyanacaksa ille kan dökülüp de, (295)
Phrygia sürüsünden semiz boğazlar kesilsin üzerine, aksın kanlar, acı vermeden hiçbir ana yüreğine.
Nereden çıktı bu adet? İnsan ne zaman sunu oldu, bir ölünün gömütüne? Kaldır asıl sen şu kıskançlığı, nefreti babanın üzerinden, bize intikamla tapınmamızı emredeceğine. (300)
PYRRHUS
Ah küstah, şansın yaver gitti, kibrin arttı demek, ah korkak, tehlike çanları çaldığında sinersin ama, ah kralların en zorbası! Yine mi yandı yüreğin, aşk ateşiyle, yepyeni bir tutkunun aleviyle?
19
(305) solusne toties spolia de nobis feres?
hac dextra Achilli uictimam reddam suam. quam si negas retinesque, maiorem dabo, dignamque quam det Pyrrhus; et nimium diu a caede nostra regia cessat manus
(310) paremque poscit Priamus.
AGAMEMNON
Haud equidem nego hoc esse Pyrrhi maximum in bello decus, saeuo peremptus ense quod Priamus iacet, supplex paternus.
PYRRHUS
Supplices nostri patris
hostesque eosdem nouimus. Priamus tamen
(315) praesens rogauit; tu, graui pauidus metu nec ad rogandum fortis, Aiaci preces Ithacoque mandas, clusus, atque hostem tremens.
AGAMEMNON
At non timebat tunc tuus, fateor, parens, interque caedes Graeciae atque ustas rates,
(320) segnis iacebat, belli et armorum immemor, leui canoram uerberans plectro chelyn.
Yoksa tek başına mı götüreceksin, bizden çaldığın bunca ganimeti?58 (305)
Öyleyse, ben kendi elimle sunacağım Achilles’e, istediği kurbanı.
Reddedersen, alıkoyarsan kızı, o zaman ben, Pyrrhus, babama daha büyük, daha yakışır bir armağan sunacağım; epeydir kral kanına bulamamıştım elimi, ama Priamus kendine yandaş arıyor, belli ki. (310)
AGAMEMNON
Reddedemem,
Pyrrhus’un savaştaki en büyük başarısı buydu, o zalim kılıçla katledildi Priamus, babana yalvararak yere serildi.
PYRRHUS
Babama yalvaranlar, aynı zamanda düşmanlarıydı, hepimiz biliyoruz bunu.
Priamus bizzat gelip aman diledi; ama sen, derin korkuna yenilip 315
aman dilemeye cesaret edemedin. Aiax’la iletiyordun isteklerini,
Ithacalıyla; saklanmıştın içerlere, düşmandan ürküyordun.59
AGAMEMNON
Kabul ediyorum, baban korkaklık etmedi o zaman, Yunanların cesetleri ve yanan gemileri arasında miskin miskin oturuyordu, savaşı, silahları unutmuştu, (320) vuruyordu mızrabıyla lirin tellerine, kendinden geçiyordu tatlı ezgilerle.
58 İlk ganimet Briseis’di. Burada kastedilen Polyxena’dır.
59 Ithacalıyla: Ulysses (Odysseus).
20
PYRRHUS
Tunc magnus Hector, arma contemnens tua, cantus Achillis timuit, et tanto in metu naualibus pax alta Thessalicis fuit.
AGAMEMNON
(325) Nempe iisdem in istis Thessalis naualibus pax alta rursus Hectoris patri fuit.
PYRRHUS
Est regis alti spiritum regi dare.
AGAMEMNON
Cur dextra regi spiritum eripuit tua ?
PYRRHUS
Mortem misericors saepe pro uita dabit.
AGAMEMNON
(330) Et nunc misericors uirgines busto petis.
PYRRHUS
Iamne immolari uirgines credis nefas ?
AGAMEMNON
Praeferre patriam liberis regem decet.
PYRRHUS
O sıralar yüce Hector senin silahlarına küçümseyerek bakıyordu, ama Achilles’in şarkılarından ödü kopuyordu; bu kadar tehlike arasında, huzur içindeydi, Thessalia gemileri.
AGAMEMNON
Evet, ama o Thessalia gemileri arasında (325)
derin bir huzura erdi Hector’un babası da.
PYRRHUS
Yüce bir krala düşer, bir kralın yaşamını esirgemek.
AGAMEMNON
Neden kendi ellerinle aldın kralın canını o zaman?
PYRRHUS
Merhametli bir insan, yaşatmaktansa öldürür çoğu zaman.
AGAMEMNON
Peki, bir genç kızı mezara sokmak isteyen de merhametin mi yoksa? (330)
PYRRHUS
Genç kızları kurban etmenin günah olduğuna mı inanıyorsun şimdi de?60
AGAMEMNON
Yurdunu, evladına tercih etmek ancak krala yaraşır.
60 Agamemnon’un kızını kurban etmesi anımsatılıyor.
21
PYRRHUS
Lex nulla capto parcit, aut poenam impedit.
AGAMEMNON
Quod non uetat lex, hoc uetat fieri pudor.
PYRRHUS
(335) Quodcumque libuit facere uictori, licet.
AGAMEMNON
Minimum decet libere cui multum licet.
PYRRHUS
His ista iactas, quos decem annorum graui regno subactos, Pyrrhus exsoluit iugo?
AGAMEMNON
Hos Scyrus animos ?
PYRRHUS
Scelere quae fratrum caret.
AGAMEMNON
(340) Inclusa fluctu-
PYRHHUS
Hiçbir yasa mahkûmu bağışlamaz, ya da cezasını vermeden bırakmaz.
AGAMEMNON
Yasa yasaklamıyorsa, utanç yasaklar.
PYRRHUS
Muzaffer kişi gönlünün dilediğini yapma hakkına sahiptir. (335)
AGAMEMNON
Çok hakkı olana, azla yetinmek yaraşır.
PYRRHUS
On yıldır zorbalığınla inim inim inlettiğin insanlara mı bu sözlerin, nihayet Pyrrhus’un özgürlüklerine kavuşturduğu insanlara mı?
AGAMEMNON
Scyroslu olmandan mı kaynaklanıyor bu havan?61
PYRRHUS
Sycros kardeş kanına girmez.62
AGAMEMNON
Denizde bir ada- (340)
61 Pyrrhus Scyros adasında doğmuştur.
62 Agamemnon’un babası Atreus ile amcası Thyestes arasındaki kanlı taht kavgası ima ediliyor. Atreus, Mycenae kralı olunca, kardeşi Thyestes’i ülkeden sürer.
22
PYRRHUS
Nempe cognati maris.
Atrei et Thyestae nobilem noui domum.
AGAMEMNON
Ex uirginis concepte furtiuo stupro, et ex Achille nate, sed nondum uiro-
PYRRHUS
Illo ex Achille, genere qui mundum suo, (345) sparsus per omne caelitum regnum, tenet:
Thetide aequor, umbras Aeaco, caelum Ioue.
AGAMEMNON
Illo ex Achille, qui manu Paridis iacet.
PYRRHUS
Quem nec deorum cominus quisquam petit.
PYRRHUS
Evet, anamız olan denizde.63
Ama Atreus’un ve Thyestes’in soylu hanesini ben öyle iyi tanırım ki.64
AGAMEMNON
Bir genç kızın yasak ilişkisinden doğdun sen,65
Achilles’in dölüsün, daha adam sıfatında bile değildi
o sıra baban.
PYRRHUS
Öyle bir Achilles’ten doğdum ki, evrenin hakimi kendisi, bütün tanrıların krallığından pay almış soyu: (345)
Thetis sayesinde denizlere hükmediyor, Aeacus sayesinde öte dünyaya, Iovis sayesinde de göklere.66
AGAMEMNON
Öyle bir Achilles’ten doğdun ki, ölümü Paris’in elinden oldu.
PYRRHUS
Tanrıların bile göğüs göğse çarpışmaktan korktuğu bir Achilles o.
63 Pyrrhus, babasının annesi Thetis’i ima etmektedir.
64 Pyrrhus kendi soyunun şanıyla övünürken, Agamemnon’un soyunun lanetli bir soy olduğunu ima ediyor. Burada, soylu hanesini ifadesiyle alaycı bir yaklaşım sergileniyor.
65 Scyros kralı Lycomedes’in kızlarından, Deidamia’nın Achilles ile ilişkisinden Pyrhhus doğar.
66 Thetis: Nereus’un kızlarından olan deniz perisi. Thetis’e hem Neptunus, hem de Zeus aşık olmuştur. Babasından daha güçlü bir çocuk doğuracağı kehanet edilince, her iki tanrı da aşklarından vazgeçmiş ve onu Peleus’e vermiştir. Bir ölümlüyle evlenmeyi reddetmesine ve birçok biçime girerek Peleus’ten kaçmasına rağmen, sonunda onunla evlenmiştir.; Aeacus ve Iovis ise atası.
23
AGAMEMNON
Compescere equidem uerba et audacem malo (350) poteram domare; sed meus captis quoque scit parcere ensis. potius interpres deum Calchas uocetur: fata si poscunt, dabo.
Tu, qui Pelasgae uincla soluisti rati morasque bellis, arte qui reseras polum, (355) cui uiscerum secreta, cui mundi fragor et stella longa semitam flamma trahens dant signa fati, cuius ingenti mihi mercede constant ora, quid iubeat deus effare, Calchas, nosque consilio rege.
CALCHAS
(360) Dant fata Danais, quo solent pretio, uiam: mactanda uirgo est Thessali busto ducis; sed quo iugari Thessalae cultu solent, Ionidesue, uel Mycenaeae nurus, Pyrrhus parenti coniugem tradat suo:
(365) sic rite dabitur. Non tamen nostras tenet haec una puppes causa: nobilior tuo,
AGAMEMNON
İstesem, böyle konuşmana izin vermez, küstahlığının bedelini ödetirdim; (350)
ama tutsakları da esirgemesini bilir benim kılıcım.
En iyisi tanrıların sözcüsünü, Calchas’ı çağıralım:
Kader isterse, vereceğim kızı.67
Sen ki Pelasg gemilerine demir aldırdın,68 savaşın önündeki engelleri kaldırdın, hünerinle kilidini açtın göklerin, iç organlarda saklı gizler, gökyüzünde çakan şimşekler, (355) ardında ateşli upuzun bir iz bırakan yıldız sana kaderin işaretlerini verir; çok pahalıya mal oldu bana, senin kehanetlerin: ne buyurdu tanrı, ey Calchas, açıkla haydi, kılavuz ol bize bilgeliğinle.
CALCHAS
Bedeli ağır olan yollar gösteriyor yine Yunanlara, kader: (360) genç kız kurban edilmeli, Thessalialı önderin mezarına;69 bir Thessalialı gelin gibi giyinmeli ama, ya da bir Mycenaelı, bir Ionialı gelin gibi, ve Pyrrhus götürmeli bu gelini babasına: kız ancak böyle verilecek töre gereğince; bir tek bu sebep
değil ama, (365) gemilerimizi alıkoyan burada:
67 Calchas: Yunan mitolojisinin ünlü kahini. Apollo tarafından, kendisine kuşbilicilik (augurluk) yeteneği armağan edilmiştir. Aulis’te, Yunan ordusu Troia seferine çıkmak üzereyken, kahin Calchas Agamemnon’un kızı Iphigenia kurban edilirse, Yunan gemilerinin yola çıkabileceğini söylemiştir.
68 Calchas’a hitap eder. Pelasg gemilerine: Yunan gemilerine. Pelasg (pelasgoi): Hellenlerden önce, Yunanistanın çeşitli yörelerine ve Ege havzasına yerleşleşmiş halk.
69 Genç kız: Polyxena.
24
Polyxene, cruore debetur eruor.
quem fata quaerunt, turre de summa cadat Priami nepos Hectoreus, et letum oppetat.
(370) tum mille uelis impleat classis freta.
CHORUS TROADUM.
Verum est an timidos fabula decipit, umbras corporibus uiuere conditis, cum coniunx oculis imposuit manum supremusque dies solibus obstitit, (375) et tristis cineres urna coercuit?
non prodest animam tradere funeri, sed restat miseris uiuere longius?
an toti morimur nullaque pars manet nostri, quum profugo spiritus halitu
(380) immixtus nebulis cessit in aera, et nudum tetigit subdita fax latus?
Quidquid sol oriens, quidquid et occidens nouit, caeruleis Oceanus fretis quidquid bis ueniens et fugiens lauat,
(385) aetas Pegaseo corripiet gradu.
Quo bis sena uolant sidera turbine, quo cursu properat uoluere saecula astrorum dominus, quo properat modo obliquis Hecate currere flexibus:
(390) hoc omnes petimus fata: nec amplius,
senin kanından çok daha soylu bir kan akmalı, ey Polyxena.
kaderin istediği kişi atılmalı, o kulenin zirvesinden aşağıya, Priamus’un torunu, Hector’un oğlu ölümüyle tanışmalı.70 Ancak o zaman yelkenleriyle dolduracak boğazları, bin gemilik donanma. (370)
TROIALI KADINLAR KOROSU
Hakikat mi, yoksa masal mı, ürkek yüreklerimizi kandıran, bedenler gömülünce yaşar mı sahiden ruhlar, kadın eliyle kapatınca kocasının gözünü, güneşlerimizi karartınca son günümüz o korkunç urna’ya kapanınca küllerimiz? (375)
yoksa boşuna mı teslim ediyoruz ruhumuzu ölüme, hâlâ yaşayacak zaman mı kalıyor biz biçarelere?
Ya da bütünüyle ölüyoruz da, hiçbir şey kalmıyor mu bizden geriye, son nefesimizle çıktıktan sonra canımız, (380)
karışıp havadaki bulutlara, alta konan çıralar çıplak bedenimizi sardıktan sonra?
Doğan güneş ne biliyorsa, ne biliyorsa batan güneş,71 nereleri yıkıyorsa Okyanusun mavi suları, günde iki kez kabarıp alçalarak72 hepsini kapacak zaman, Pegasus gibi hızla koşarak.73 (385)
On iki yıldız gibi, kasırga hızıyla dolanıp duran74 yıldızların şahı gibi, yüzyılların çemberini hızla çeviren,75 inişli çıkışlı yörüngesinde hızla dönen Hecate gibi hepimiz koşuyoruz kendi yazgımıza; (390)
70 Hector’un oğlu: Astyanax
71 Güneşin doğduğu Doğu’dan battığı Batı’ya kadar tüm coğrafya.
72 Sabah ve akşam saatlerinde yaşanan gelgitler ima edilmektedir.
73 Kanatlı at Pegasus’tan söz ediliyor.
74 Burçlar kuşağı kastediliyor.
25
iuratos superis qui tetigit lacus, usquam est: ut calidis fumus ab ignibus vanescit, spatium per breue sordidus; ut nubes, grauidas quas modo uidimus, (395) arctoi Boreae dissipat impetus:
sic hic, quo regimur, spiritus effluet.
Post mortem nihil est, ipsaque mors nihil, velocis spatii meta nouissima.
Spem ponant auidi, solliciti metum: (400) tempus nos auidum deuorat et chaos.
Mors indiuidua est, noxia corpori, nec parcens animae. Taenara et aspero regnum sub domino limen et obsidens custos non facili Cerberus ostio, (405) rumores uacui uerbaque inania, et par sollicito fabula somnio.
Quaeris quo iaceas post obitum loco? quo non nata iacent.
hiç yok üstelik tanrıların yeminler ettikleri o nehre varan.76
Sıcak ateşlerden tüten duman nasıl yitip giderse, havayı bir anda ise bulayarak;
az önce alçalan bulutlar nasıl dağılırsa,
Kuzey rüzgârları buz gibi estiğinde; (395)
uçup gidecek varlığımızın hakimi bu ruh da işte öyle.
Hiçbir şey kalmaz ölümden sonra, ölüm dediğin zaten bir hiçlik, hızla koştuğumuz yaşam yolunun bitiş çizgisi.
Hırslılar bıraksın umutlarını, korkaklar da tasalarım: açgözlü zaman ve boşluk yutuyor hepimizi. (400)
Ölüm bir bütündür ayrılmaz, tahrip ederken bedeni, ruhu esirgemez. Taenara ve zalim kralın ülkesi77 ve Cerberus, ölümün eşiğinin, demirden kapısının
o kül yutmaz bekçisi, hepsi boş dedikodu, yalan sözler (405)
bir masal, kabus misali.
Öldükten sonra nereye gideceğini mi soruyorsun? daha doğmamışların yanına.78
75 Güneş ve mevsimler ima ediliyor.
76 Tanrıların bile onun adını anarak yemin ettikleri, yeraltı dünyasının ünlü nehri Styx.
77 Taenara: Yeraltının en karanlık yöresi. Zalim kral: Hades (Pluto)
78 Bu dizelerde Yunan-Roma mitolojisinin ünlü yeraltı dünyası tümüyle reddediliyor.
26
Actus Tertius
ANDROMACHA, SENEX, ULYSSES.
ANDROMACHA
Quid, maesta Phrygiae turba, laceratis comas, (410) miserumque tunsae pectus, effuso genas
fletu rigatis? leuia perpessae sumus, si flenda patimur. Ilium uobis modo, mihi cecidit olim, cum ferus curru incito mea membra raperet, et graui gemeret sono (415) Peliacus axis pondere Hectoreo tremens.
tunc obruta atque euersa quodcumque accidit torpens malis rigensque sine sensu fero.
Üçüncü Sahne
ANDROMACHA, YAŞLI ADAM, ULYSSES
ANDROMACHA
Ah Phrygia’nın yaslı kadınları, ne diye yoluyorsunuz saçlarınızı, ne diye vuruyorsunuz acılı göğsünüze, sel gibi yaşlara buluyorsunuz (410) yanaklarınızı? Dertlerimiz hafifmiş demek ki, ağlayarak geçecekse. Ilium şimdi yıkıldı size göre, bana göreyse yıllar önce, hızla sürüp arabasını o zalim79 ardında bedenimi sürüklediğinde, Hector’un ağırlığı binince,80
Peleus oğlunun tekeri inim inim inlediğinde, sarsılıp titrediğinde.81 (415) İşte o an çöktüm, o an yıkıldım ben; artık ne gelirse gelsin başıma acıya bilendim, baş eğmeden, hissetmeden çekiyorum artık çilemi.
79 O zalim: Achilles. Andromacha için Troia’nın yıkılış anı, Hector’un Achilles’in arabasının ardında sürüklendiği andır.
80 Bedenimi: Burada Hector’un bedeni kastediliyor. Andromacha bu ifadesiyle kendi bedenini kocasınınkiyle özdeşleştiriyor ve aynı acıyı duyduğunu ima ediyor.
81 Peleus oğlunun: Achilles’in.
27
Iam erepta Danais coniugem sequerer meum, nisi hic teneret: hic meos animos domat,
(420) morique prohibet; cogit hic aliquid deos adhuc rogare: tempus aerumnae addidit. Hic mihi malorum maximum fructum abstulit, nihil timere. prosperis rebus locus ereptus omnis, dura qua ueniant habent.
(425) miserrimum est timere, cum speres nihil.
SENEX
Quis te repens commouit afflictam metus?
ANDROMACHA
Exoritur aliquod maius e magno malum. nondum ruentis Ilii fatum stetit.
SENEX
Et quas reperiet, ut uelit, clades deus?
ANDROMACHA
(430) Stygis profundae claustra, et obscuri specus laxantur et, ne desit euersis metus, hostes ab imo conditi Dite exeunt.
solisne retro peruium est Danais iter?
certe aequa mors est! turbat atque agitat Phrygas
Danaus oğullarından kaçardım şimdi, giderdim kocamın peşi sıra, bu çocuk olmasa; ah bu çocuk gem vuruyor ruhuma,82 ölümü yasaklıyor bana; ah bu çocuk zorluyor beni hâlâ (420) bir şeyler dilemem için tanrılara, çektiğim çileyi uzattıkça uzatıyor.
Acılarımın en büyük tesellisini, korkusuzluğu çekip aldı elimden, ah bu çocuk. Hiç umudum kalmadı, iyi günler gelecek diye, kötü günlerse geliyor bir yol bulup kendilerine.
Ümitler tükenince korkmak, ne korkunç. (425)
YAŞLI ADAM
Nedir böyle aniden korkuya salan senin gibi acılı birini?
ANDROMACHA
Büyük acılar gebedir daha da büyüklerine.
Ilium yıkılıyor ama, henüz yemedi son sillesini.
YAŞLI ADAM
Daha ne bela verebilir ki tanrı, istese bile?
ANDROMACHA
Styx’in kapıları açılıyor derinlerden, açılıyor karanlık mağaralar, (430) korkusu yetmezmiş gibi sanki biz zavallıların, Dis’in derinlerinden çıkıp geliyor bu kez de, gömdüğümüz düşmanlar.
Sadece Danaus oğullarına mı açık yoksa bu dönüş yolu? Ölüm herkese eşit davranır, elbette. Bu korku huzursuz ediyor,
82 Bu çocuk olmasa: Oğlu Astyanax’ı gösteriyor.
28
(435) communis iste terror; hic proprie meum exterret animum noctis horrendae sopor.
SENEX
Quae uisa portas? effer in medium metus.
ANDROMACHA
Partes fere nox alma transierat duas, clarumque septem uerterant stellae iugum;
(440) ignota tandem uenit afflictae quies, breuisque fessis somnus obrepsit genis; (si somnus ille est mentis attonitae stupor): cum subito nostros Hector ante oculos stetit, non qualis ultro bella in Argiuos ferens,
(445) Graias petebat facibus Idaeis rates, nec caede multa qualis in Danaos furens vera ex Achille spolia simulato tulit;
non ille uultus flammeum intendens iubar, sed fessus ac deiectus, et fletu grauis
(450) similisque nostro, squalida obtectus coma. iuuat tamen uidisse. tum, quassans caput, “dispelle somnos” inquit “et natum eripe,
uykusunu kaçırıyor bütün Phrygialıların; benim ruhumu korkutansa, (435) gece gördüğüm dehşet bir kabus.
YAŞLI ADAM
Nasıl bir kabus bu, anlatmak istediğin? Dök ortaya korkularını.
ANDROMACHA
Vakit gece yarısı olmuştu nerdeyse, her şey sakindi, yedi yıldız da döndürmüştü ışıl ışıl sabanını;83 sonra hiç tanımadığım bir rahatlık sardı acılı yüreğimi, (440) hafif bir uyku kandırdı yorgun gözlerimi- sersemlemiş bir zihnin uyuşukluğuna uyku denirse tabii: Aniden Hector’um dikildi gözlerimin önüne, ama canını dişine takarak Argoslularla savaşan
o adam değildi sanki
Yunan gemilerine Ida’nın çıralarıyla saldıran, (445)
Danaus oğullarına öfkesiyle, ceset üzerine ceset yığan kişi değildi, sahte Achilles’den gerçek ganimetler kazanan.84 onun alev gibi yanan yüzü değildi bu yüz;
yorgun bir yüzdü aksine, mahzun, gözyaşları içinde, tıpkı benim yüzüm gibi, dağınık kirli saçlarıyla
gölgelenmişti. (450)
Yine de onu görmek sevince boğdu beni. Birden başını sallayıp şöyle dedi: “Uyan uykudan, kurtar oğlumuzu, ah vefakâr kadınım:
83 Yedi yıldız: Büyük Ayı takımyıldızındaki (Ursa Maior) yedi yıldız. Bunlardan dördü bir kaseyi andırır, diğer üçü ise bir kepçenin sapını. Bu görüntüsünden dolayı, Saban adı da verilir. Bu dizede, yıldızın doruk noktasına eriştiği ve pırıl pırıl parladığı ima ediliyor.
84 Achilles’in dostu Patroclus, Achilles’in zırhını giyip onun kılığına bürünmüş ve Hector tarafından öldürülmüştü.
29
o fida coniux: lateat, haec una est salus. Omitte fletus. Troia quod cecidit gemis?
(455) utinam iaceret tota! festina, amoue quocumque nostrae paruulam stirpem domus.” Mihi gelidus horror ac tremor somnum excutit, oculosque nunc huc pauida, nunc illuc ferens, oblita nati misera quaesiui Hectorem:
(460) fallax per ipsos umbra complexus abit.
O nate, magni certa progenies patris, spes una Phrygibus, unica afflictae domus, veterisque soboles sanguinis nimium inclita nimiumque patri similis! hos uultus meus
(465) habebat Hector, talis incessu fuit, habituque talis, sic tulit fortes manus. sic celsus umeris, fronte sic torua minax, ceruice fusam dissipans lata comam. O nate sero Phrygibus, o matri cito,
(470) eritne tempus illud ac felix dies
quo Troici defensor et uindex soli recidiua ponas Pergama et sparsos fuga ciues reducas, nomen et patriae suum Phrygibusque reddas? Sed mei fati memor
(475) tam magna timeo uota: quod captis sat est, viuamus.
Heu me, quis locus fidus meo erit timori quaue te sede occulam? Arx illa pollens opibus et muris deum,
saklansın; başka yolu yok kurtuluşunun.
Bırak ağlamayı. Bu ağlayışın Troia yıkıldı diye mi?
Keşke temelden çökseydi! Acele et, al götür nereye olursa, (455) evimizin bu küçücük evladını.”
Buz kesmiştim korkudan, titreye titreye uyandım uykumdan, dehşet dolu gözlerle etrafıma bakındım, bir an unutup oğlumu çaresizce arandım Hector’umu:
ama o hayal gölge kayıp gitmişti kollarımın arasından. (460) Ah oğul, ulu bir babanın has dölü,
Phrygialıların tek umudu, viran olan evimizin
biricik umudu, o köklü ailenin kanından doğanların en son dalı, babasının tek benzeri! Yüzü sanki Hector’umun yüzü yürüyüşüyle, duruşuyla, o güçlü elleriyle, (465)
omuzlarının üzerinde heybetli yükselişiyle, buyurgan çatık kaşlarıyla, dik başıyla, savrulan saçlarıyla, Hector’um sanki.
Ah oğul, Phrygialılar için çok geç, anan içinse çok erken doğdun, ah, o gün gelecek mi, o mutlu gün, (470)
Troia toprağını savunup öcünü alacağın, Pergamum’u yeniden kuracağın, sürgüne dağılan insanlarım
geri getireceğin, yurduna, Phrygialılara adını geri vereceğin? Ama yazgım aklıma geldikçe, korkuyorum böyle büyük dua etmeye: şunu dilemek bile yeter biz tutsaklara, (475) yaşayalım.
Vah bana, neresi emin bir yer olacak şimdi benim bu korkuma, seni hangi sığınağa
saklayacağım ben? O kale, zengin hâzineleriyle, tanrı elinden çıkma surlarıyla
30
gentes per omnes clara et inuidiae gravis, (480) nunc puluis altus; strata sunt flamma omnia, superestque uasta ex urbe ne tantum quidem, quo lateat infans. quem locum fraudi legam? Est tumulus ingens coniugis cari sacer, verendus hosti, mole quem immensa parens (485) opibusque magnis struxit, in luctus suos
rex non auarus: optime credam patrisudor per artus frigidus totos cadit: (488) omen tremesco misera feralis loci.
SENEX
Miser occupet praesidia, securus legat.
ANDROMACHA
(496) Quid quod latere sine metu magna nequit, 496
(492) ne prodat aliquis?
SENEX
Amove testes doli.
ANDROMACHA
(493) Si quaeret hostis?
SENEX
Urbe in euersa perit:
(489) haec causa multos una ab interitu arcuit,
(490) credi perisse.
bütün ulusların hayran olduğu, kıskandığı o kale, bir kül yığını artık: yangınlar yayılmış her yere, (480)
saklayacak tek köşe kalmamış şu koca kentte, küçük bir çocuğu bile. Neresini seçsem de kandırabilsem?
Sevgili kocamın şu koskoca, kutsal mezarı var işte, düşmanın bile saygı göstereceği, babasının büyük servet harcayıp diktiği
o devasa anıt; demek kendi yaslarına (485)
hiç cimri değilmiş kral: en iyisi babasına teslim edeyim çocuğumu-
ama soğuk soğuk terler boşalıyor bütün bedenimden: dehşet salıyor çaresiz yüreğime, bu cenaze yerinin
uğursuzluğu. (488)
YAŞLI ADAM
Tehlikede olan bulduğu yere sığınır, güvende olan seçim yapar.
ANDROMACHA
Büyük korku duymadan saklanabilir misin,(496)
ya ele verirse seni biri?(492)
YAŞLI ADAM
Kandırırken, tanık bırakma etrafında.
ANDROMACHA
Ya aramaya kalkarsa düşman?(493)
YAŞLI ADAM
Kent yıkılırken öldü, dersin:
pek çok kişiyi kurtarır ölümden, bu tek bir bahane:(489)
öldüğüne inandır.(490)
31
ANDROMACHA
Vix spei quicquam est super:
(491) graue pondus illum magna nobilitas premit.
(494) Quid proderit latuisse redituro in manus?
SENEX
(495) Victor feroces impetus primos habet.
ANDROMACHA
(498) Quis te locus, quae regio seducta inuia, tuto reponet? quis feret trepidis opem?
(500) quis proteget? qui semper, etiamnunc tuos, Hector, tuere: coniugis furtum piae serua et fideli cinere uicturum excipe. succede tumulo, nate- quid retro fugis? turpesne latebras spernis? agnosco indolem:
(505) pudet timere. spiritus magnos fuga, animosque ueteres, sume quos casus dedit. En intuere, turba quae simus super: tumulus, puer, captiua: cedendum est malis. sanctas parentis conditi sedes age
(510) aude subire. fata si miseros iuuant, habes salutem: fata si uitam negant, habes sepulcrum.
SENEX
Claustra commissum tegunt; quem ne tuus producat in medium timor, procul hinc recede teque diuersam amoue.
ANDROMACHA
Pek kurtuluş ümidi kalmadı:
soyluğu ağırlığınca yükleniyor üzerine.(491)
saklamak neye yarar, düşman eline yeniden düşecekse? (494)
YAŞLI ADAM
Zafer kazananların ilk saldırısı acımasızdır.(495)
ANDROMACHA
Neresi, hangi ıssız, geçit vermez yöre(498)
seni kucağına alacak güvenle? Kim yardım getirecek
şu titreyen yüreklere?
Kim himaye edecek? Hector, tabii, her zamanki gibi, (500) şimdi de koruyacak olan o, sevdiklerini koru, sadık eşinin çaldığını, sar küllerine şefkatlice, yaşasın diye.
Gir mezara oğul- ne o geri mi kaçıyorsun?
Aşağılayıp hor mu görüyorsun sığınılacak yerleri?
Bilirim, bu soyluluk işareti: korkmak utandırıyor seni. Bırak o yüce gururunu, (505)
o eski cesur tavrını, giy şu kaderin sana verdiğini.
İşte bak, kaç kişi kaldık o koca alaydan:
bir mezar, bir çocuk, bir tutsak: boyun eğmeliyiz
kötü kaderimize.
Haydi, metin ol, gir artık babanın yattığı o kutsal gömüte.
Kader yardım ediyorsa çaresizlere, (510)
burası olur kurtuluşun: ama istemiyorsa yaşamanı, burası olur mezarın.
YAŞLI ADAM
Kapalı kapılar koruyor artık emaneti; korkun ele vermesin aman ha çocuğunu, uzaklaş, çekil git buradan, git başka bir yere.
32
ANDROMACHA
Leuius solet timere, qui propius timet; (515) sed, si placet, referamus hinc alio pedem.
SENEX
Cohibe parumper ora questusque opprime: gressus nefandos dux Cephallanum admouet.
ANDROMACHA
Dehisce tellus, tuque, coniunx, ultimo (520) specu reuulsam scinde tellurem et Stygis sinu profundo conde depositum meum. adest Ulysses; et quidem dubio gradu vultuque: nectit pectore astus callidos.
ULYSSES
Durae minister sortis hoc primum peto, (525) ut, ore quamuis uerba dicantur meo, non esse credas nostra: Graiorum omnium procerumque uox est, petere quos seras domos Hectorea soboles prohibet. hanc fata expetunt. (530) Sollicita Danaos pacis incertae fides semper tenebit, semper a tergo timor respicere coget, arma nec poni sinet, dum Phrygibus animos natus euersis dabit,
ANDROMACHA
Daha az korkulur, yanı başındaki korkuyorsa;
ama, sen öyle diyorsan, çekilip gidelim buradan. (515)
YAŞLI ADAM
Birazcık hakim ol sözlerine, durdur yakınmalarını, bak Cephallanialıların önderi Ulysses, lanet adımlarıyla buraya geliyor.85
ANDROMACHA
Açıl, ey toprak, sen de, ey kocam, yar toprağı yırtılsın en dipteki oyuklarına kadar, (520)
sakla Styx’in derin sinesine sana verdiğim emaneti.
Ulysses geliyor, tereddütlü adımları, yüzü: yüreğinde şeytanca tuzaklar kurduğu belli.
ULYSSES
Zalim kaderin hizmetkârı olarak bırak şunu diyeyim ilkin, sözlerim benim ağzımdan çıksa da, (525)
inanma onların benim olduğuna: bütün Yunan
komutanların sesidir bunlar, nicedir eve dönüş yolunda bekliyorlar, ama geciktiriyor onları Hector’un oğlu. Kader istiyor onu. İstikrarsız bir barış yaşayacak hep Danaus oğulları, 530 kuşkulu bir güven içinde, arkalarından gelen korku hep tetikte tutacak onları, silahlarını bırakmaya
asla izin vermeyecek, sizin oğlunuz Phrygialılara cesaret verdiği sürece,
85 Cephallania (Cephalenia): Ithaca’nın yanındaki ada. Troia savaşına katılan ada halkının komutasında bulunduğu için Ulysses bu şekilde adlandırılıyor. Bu tür dizelerden ve Odysseia adlı esere dayanarak, Robert Bittlestone, Odysseus Unbound (James Diggle, John Underhill ile birlikte), Cambridge Univeristy Press, 2005, künyeli eserinde Ulysses’in Ithacası’nın coğrafi konumuyla ilgili yeni bir tartışma başlatmıştır.
33
Andromacha, vester, augur hoc Calchas canit; et, si taceret augur haec Calchas, tamen
(535) dicebat Hector, cuius et stirpem horreo. Generosa in ortus semina exsurgunt suos. Sic ille magni paruus armenti comes primisque nondum cornibus findens cutem ceruice subito celsus, et fronte arduus
(540) gregem paternum ducit, ac pecori imperat; quae tenera caeso uirga de trunco stetit, par ipsa matri tempore exiguo subit umbrasque terris reddit, et caelo nemus; sic male relictus igne de magno cinis
(545) vires resumit. Est quidem iniustus dolor rerum aestimator; si tamen tecum exigas, veniam dabis, quod bella post hiemes decem totidemque messes iam senex miles timet aliasque clades rursus ac nunquam bene
(550) Troiam iacentem. magna res Danaos mouet futurus Hector. libera Graios metu.
Haec una naues causa deductas tenet, hic classis haeret. neue crudelem putes, quod sorte iussus Hectoris natum petam:
(555) petissem Oresten: patere, quod uictor tulit.
ey Andromacha, kahin Calchas böyle diyor, bırak Calchas’ı,
Hector da böyle diyordu, onun çocuğundan bile korkarım ben. (535)
Soylu tohumlar, atalarına çeker.
Büyük bir sürünün o küçücük yoldaşı, daha boynuzları bile tomurcuklanıp çıkmamışken yırtıp derisini, birden nasıl dikleştirir boynunu, heybetle kaldırır başını geçer babasının sürüsünün başına, davara hükmeder; (540) ya da budanmış bir daldan yeni süren körpe filiz, bir anda nasıl boy atıp da annesine erişir, gölgesini düşürür toprağa, ağaç olur yükselir göklere; sönmeden kalan büyük ateşin koru da aynı şekilde güçlenir yeniden.
Kuşku yok, bu acı tarafsız bir yargıç olamaz artık; (545)
kendi kendine düşündüğünde, hak vereceksin bana, tam on kış, bir o kadar yazdan sonra, şu yaşlı askerin artık savaştan korkmasına hak vereceksin, yeni baştan başlayacak katliamlardan, Troia’nın asla tamamen yıkılmayacağından korkmasına. (550) Gelecekte, yeni bir Hector olması, büyük bir dert
Danaus oğullarına.
Kurtar Yunanları bu korkudan. Bir tek bu sebepten gecikiyor gemilerimiz, tek bu sebepten donanmamız bekliyor kıyıda. Zalim biri olduğumu sakın düşünme, kader emretti bana Hector’un oğlunu bulup getirmemi: Orestes bile olsa bulup getirirdim bil ki: sen de çek, zafer kazananın çektiğini.96 (555)
86 Agamemnon ile Clytaemnestra’nın oğlu. Bu dizede, kader emrettiğinde,
Ulysses’in Yunan komutan Agamemnon’un oğlu bile olsa bulup getireceği belirtiliyor. Ayrıca Agamemnon’un kızı Iphigenia’nın kurban edilmesine babası nasıl dayanmışsa, Hector’un oğlunun kurban edilmesine Andromacha’nın aynı şekilde dayanması gerektiği vurgulanıyor.
34
ANDROMACHA
Utinam quidem esses, nate, materna in manu, nossemque quis te casus ereptum mihi teneret, aut quae regio! non hostilibus confossa telis pectus, ac uinclis manus
(560) secantibus praestricta. non acri latus utrumque flamma cincta maternam fidem umquam exuissem. nate, quis te nunc locus, fortuna quae possedit? errore auio vagus arua lustras? uastus an patriae uapor
(565) corripuit artus? saeuus an uictor tuo lusit cruore? numquid immanis ferae morsu peremptus pascis Idaeas aues?
ULYSSES
Simulata remoue uerba. non facile est tibi decipere Ulyssem: uicimus matrum dolos
(570) etiam dearum. cassa consilia amoue. ubi natus est?
ANDROMACHA
Ubi Hector? ubi cuncti Phryges?
ubi Priamus? unum quaeris: ego quaero omnia.
ULYSSES
Coacta dices, sponte quod fari abnuis.;
(587) stulta est fides celare quod prodas statim.
ANDROMACHA
Ah oğul, keşke ananın kollarında olsaydın, keşke bilseydim nasıl bir yazgı seni benden koparıp aldı, hangi diyarlardasın şimdi, keşke bilsem! Düşman silahları delse de göğsümü, bileklerime vurulsa da, bıçak gibi keskin kelepçe, böğürlerimi yakıp kavursa da (560) sıcak ateşler, ananın vefası
asla ele vermezdi seni. Ah oğul, neredesin, hangi yazgının dindesin şimdi? Mecnun gibi dolanıyor musun yoksa, avare avare kırlarda? Yurdundan tüten o koca dumanlar senin bedenini de mi yaktı? Canını aldı da
zalim bir düşman, (565) zaferini mi kutluyor yoksa senin kanınla?
Vahşi bir hayvanın dişlerinde can verdin de, Ida’nın kuşlarına mı yem oldun yoksa?
ULYSSES
Bırak bu yalan sözleri. Öyle kolay kandıramazsın,
Ulysses’i: üstesinden geldim ananın hilelerinin, hatta tanrıçaların. Uyduruk düşünceleri bırak. (570)
Oğlun nerede?
ANDROMACHA
Hector nerede? Phrygialılar nerede?
Priamus nerede? Sen bir kişiyi arıyorsun: ben hepsini arıyorum.
ULYSSES
Kendiliğinden söylemek istemiyorsan, zorla söyleyeceksin; hemen teslim edeceğine, gizlemek ne budalaca bir vefa. (587)
35
ANDROMACHA
(574) Tuta est, perire quae potest debet cupit.
ULYSSES
(575) Magnifica uerba mors prope admota excutit.
ANDROMACHA
Si uis, Ulysse, cogere Andromacham metu, vitam minare: nam mori uotum est mihi.
ULYSSES
Verberibus igni cruce cruciam eloqui quodcumque celas, adiget inuitam dolor
(580) et pectore imo condita arcana eruet: necessitas plus posse quam pietas solet.
ANDROMACHA
Propone flammas, uulnera et diras mali doloris artes et famem et saeuam sitim, variasque pestes undique et ferrum inditum
(585) visceribus ustis, carceris caeci luem, et quidquid audet uictor iratus, tumens:
(588) animosa nullos mater admittit metus.
ULYSSES
Hic ipse, quo nunc contumax perstas, amor, (590) consulere paruis liberis Danaos monet.
post arma tam longinqua, post annos decem.
ANDROMACHA
Ölecek olan, ölmek zorunda olan, ölmeyi isteyen, tehlikeden uzaktır zaten. (574)
ULYSSES
Ölüm yanı başına geldi mi, bu büyük sözler donar ağzında. (575)
ANDROMACHA
Derdin korkuyla baş eğdirmekse Andromacha’ya, ey Ulysses, yaşam vermekle tehdit et: çünkü benim tek dileğim ölmek.
ULYSSES
Kırbaçla, ateşle, çarmıhla, işkenceyle söyleyeceksin gizlediklerini, istesen de istemesen de, acı içinde, en derinindeki sırlarını yüreğinden kusacaksın: (580)
Zorunluluk hep baskın çıkar sadakate.
ANDROMACHA
Savur ateşlerini öyleyse, yaralar aç, ölümcül silahlarınla dayanılmaz acıya sal, aç bırak, dilim damağımı kurut susuzluktan, her türlü işkenceyi et, ne biliyorsan, kılıcı mı gömersin artık yaralı bağrıma, bir zindanın ölümcül karanlığına mı koyarsın, (585) ne yapmaya kalkarsa bir fatih kızdığında, korktuğunda, sen de yap:
korkuya hiç geçit vermez cesur bir ana. (588)
ULYSSES
İnatla direnmeni sağlayan işte bu sevgi yüzünden, Danaus oğulları küçük evlatlarına kol kanat geriyor, 590 bu kadar uzun savaştan sonra, on yıldan sonra.
36
Minus timerem quos facit Calchas metus, si mihi timerem: bella Telemacho paras.
ANDROMACHA
Inuita Ulysse, gaudium ac Danais dabo: (595) dandum est; fatere quos premis luctus, dolor.
gaudete, Atridae, tuque laetifica, ut soles, refer Pelasgis: Hectoris proles obit!
ULYSSES
Et esse uerum hoc qua probas Danais fide?
ANDROMACHA
Ita quod minari maximum uictor potest (600) contingat, et me fata maturo exitu facilique soluant ac meo condant solo, et patria tellus Hectorem leuiter premat, ut luce caruit; inter exstinctos iacet datusque tumulo debita exanimis tulit.
ULYSSES
(605) Expleta fata, stirpe sublata Hectoris solidamque pacem laetus ad Danaos feram.- Quid agis, Ulysse? Danaidae credent tibi,
Calchas’ın uyarılarından inan daha az korkardım, kendim için kaygılansaydım: ama sen savaş açıyorsun
Telemachus’a.87
ANDROMACHA
Ey Ulysses, istemesem de, Yunanlara sevinç vereceğim: vermeliyim ama; sakladığın yası itiraf et, ah acı! (595)
Sevinin, ey Atreus oğulları, sen de ilet bu sevinci, her zamanki gibi, Pelasglara: Hector’un oğlu öldü.
ULYSSES
Ne tür bir yeminle kanıtlayacaksın bunun doğruluğunu, Danaus oğullarına?
ANDROMACHA
Fatihin ettiği tehditlerin en kötüsü gelsin başıma, kaderin tek darbesiyle şu an öleyim, (600)
yurdumun toprağı örtsün bedenimi, baba toprağı insin yavaşça Hector’un başına;
ama inan ışıktan yoksun oğlum artık; ölülerin arasında yatıyor ölenler nasıl gömülüyorsa, onu da verdik öyle mezara.
ULYSSES
Yazgının buyruğu yerine geldi öyleyse, Hector’un oğlu öldüğüne göre, (605) gidip Danaus oğullarına haber vereyim, artık barışın güven altında olduğunu-
Ne yapıyorsun, Ulysses? Danaus oğulları inanacak sana,88
87 Odysseus, kendi oğlu Telemachus’un geleceğini güvence altına alması gerektiğini ve onun için endişelendiğini belirtiyor.
88 Kendi kendine söylenir.
37
tu cui? parenti! fingit an quisquam hoc parens, (610) nec abominandae mortis auspicium pauet?
auspicia metuunt, qui nihil maius timent.
fidem alligauit iureiurando suam.-
Si peierat, timere quid grauius potest?
Nunc aduoca astus, anime, nunc fraudes, dolos, nunc totum Ulyssem; ueritas nunquam perit.
(615) Scrutare matrem. maeret, illacrimat, gemit;
sed huc et illuc anxios gressus refert missasque uoces aure sollicita excipit:
magis haec timet, quam moeret. ingenio est opus.- Alios parentes alloqui in luctu decet;
(620) tibi gratulandum est, misera, quod nato cares, quem mors manebat saeua, praecipitem datum e turre, lapsis sola quae muris manet.
ANDROMACHA
Reliquit animus, membra quatiuntur, labant, torpetque uinctus frigido sanguis gelu.
ULYSSES
(625) Intremuit: hac, hac parte quaerenda est mihi. matrem timor detexit: iterabo metum.-
peki sen kime inanacaksın? Bir anaya! Böyle bir şey uydurabilir mi ama bir ana, hiç korkmadan ölümün o lanet adını alabilir mi ağzına? (610) Kehanetten korkanın, korkacak daha büyük bir şeyi yoktur.
Ama doğruyu söylediğine yemin etti.
Yalan yere yemin ediyorsa, korkacak daha ağır bir şey kalır mı geriye?
Vaktidir artık göster sanatını, ey aklım, hilelerini, hünerlerini, vaktidir, tam bir Ulysses ol artık; hakikat asla yok olmaz. İyice gözle bu anayı. İnliyor, ağlıyor, iç çekiyor; (615)
ama huzursuz, bir oraya bir buraya gidip geliyor, kulakları tetikte, hiçbir sesi kaçırmak istemiyor: korkusu, üzüntüsünden daha büyük. Aklım iş başına.- Yas içinde başka anaları teselli etmek gerekir çoğu kere;89 ama seni kutlamak gerekir, oğlun öldü diye, ey biçare, (620) vahşi bir ölümdü onu bekleyen, atılacaktı çünkü baş aşağı yıkılmış surlar arasında tek başına duran o kuleden.
ANDROMACHA90
Can çekiliyor bedenimden, sendeliyorum, neredeyse düşeceğim, buz kesti kanım, akmıyor, dondu.
ULYSSES91
Tir tir titredi: işte bu, bu zayıf noktasından vurmalıyım onu. (625) korku bir anayı ele verir: daha da korkutmalıyım şimdi.-92
89 Andromacha'ya hitap ederek yüksek sesle konuşur.
90 Kendi kendine söylenir.
91 Kendi kendine söylenir.
92 Kendi kendine söylenir.
38
ite, ite, celeres, fraude materna abditum hostem Pelasgi nominis, pestem ultimam, ubicumque latitat, erutam in medium date. (630) bene est: tenetur: perge, festina, attrahe-
Quid respicis, trepidasque ? iam certe perit.
ANDROMACHA
Utinam timerem ! solitus ex longo est metus.
Dediscit animus sero quod didicit diu.
ULYSSES
Lustrale quoniam debitum muris puer (635) sacrum antecessit, nec potest uatem sequi meliore fato raptus, hoc Calchas ait modo piari posse redituras rates, si placet undas Hectoris sparsi cinis, ac tumulus imo totus aequetur solo.
(640) nunc ille quoniam debitam effugit necem, erit admouenda sedibus sacris manus.
ANDROMACHA
Quid agimus? animum distrahit geminus timor: hinc natus, illinc coniugis cari cinis.
Pars utra uincet? testor immites deos,
Haydi, haydi çabuk olun, anasının kurnazca sakladığı şu düşmanı bulun,93
bulun şu Pelasg halkının son belasını,94 nerede saklanıyorsa, çıkarıp getirin göz önüne.- Âlâ: yakalandı işte. Haydi getirin, çabuk olun, sürüyün-95 (630) Ne o, niye bakıyorsun çevrene, ne diye korkuyorsun?
Ölmüştü ya oğlun.
ANDROMACHA
Keşke korkabilsem! Bu korku eski bir alışkanlık:
uzun zamandır öğrendiğini öyle kolay çıkaramazsın aklından.
ULYSSES
Madem bu çocuk engel oldu (635)
kent surlarına adanan kutsal törene, kahinimizin sözüne uymadı madem,96
daha hayırlı bir yazgıyı yakaladı; Calchas diyor ki gemilerin arınıp kutsanması için, eve dönmek üzere Hector’un külleri dağıtılarak dalgalar yatıştırılmalı mezarı tamamen yerle bir olmalı.
Madem bu çocuk kaçtı alnına yazılan ölümden, (640)
öyleyse o kutsal mezarın sonu benim ellerimden olmalı.
ANDROMACHA97
Ne yapıyorum ben? Yüreğim bölünüyor çifte korkuyla: bir yanda oğlum, diğer yanda sevgili kocamın külleri. Hangi taraf ağır basacak? Tanığım olun
ey acımasız tanrılar,
93 Yanındakilere söyler.
94 Pelasg adına: Yunan soyuna
95 Çocuk bulunmuş gibi yapar.
96 Arınma törenine.
97 Kendi kendine söylenir.
39
(645) deosque ueros coniugis manes mei: non aliud, Hector, in meo nato mihi placere, quam te: uiuat, ut possit tuos referre uultus,- prorutus tumulo cinis mergetur? ossa fluctibus spargi sinam
(650) disiecta uastis? potius hic mortem oppetat.- Poteris nefandae deditum mater neci videre, poteris celsa per fastigia missum rotari? potero, perpetiar, feram, dum non meus post fata uictoris manu
(655) iactetur Hector.- hic suam poenam potest sentire, at illum fata iam in tuto locant. Quid fluctuaris? statue, quem poenae extrahas. Ingrata, dubitas? Hector est illic tuus- erras, utrinque est Hector: hic sensus potens,
(660) forsan futurus ultor exstincti patris- utrique parci non potest: quidnam facis? serua e duobus, anime, quem Danai timent.
ULYSSES
Responsa peragam; funditus busta eruam.
ANDROMACHA
Quae uendidistis?
ve siz gerçek tanrılar, kocamın karıştığı gölgeler: (645)
Oğlumda sevdiğim tek şey sensin, ey Hector,
o yaşasın, yaşasın ki hep senin yüzünü seyredebileyim.-
ama, göz mü yumayım
kocamın mezarından küllerin savrulmasına,
denize batmasına? İzin mi vereyim, kemiklerin saçılmasına, dağılmasına,
ıssız dalgalara? Oğlum ölsün daha iyi.- (650)
ama lanet ölümün kucağına verilmesine seyirci kalabilir mi anası, burçlardan aşağı döne döne düşerken
bakabilir mi oğluna? Evet, bakabilirim, katlanabilirim,
buna dayanabilirim,
yeter ki düşman eliyle zarar verilmesin Hector’uma, hiç değilse ölümünden sonra - Ama oğlum hâlâ
acı hissedebilir, (655) babası ise artık uzanmış yatıyor ölümün emin kollarında.
Ne diye bocalarsın? Karar ver, hangisini acıdan çekip kurtaracağına.
Ah, nankör kadın, niçin kuşku içindesin hâlâ?
Bir yanındaki sevgili Hector’un-
hayır, yanılıyorsun, her iki yanındaki de
sevgili Hector’un: ama, hâlâ yaşıyor oğlum, belki, gelecekte öcünü alacak babasının katlinin- (660)
her ikisini birden koruyamazsın: Peki, ne yapacaksın?
Koru bu ikisinden, ey ruhum, Danaus oğullarının en çok korktuğunu.
ULYSSES
Kehaneti yerine getireyim artık; temelinden sökeyim
şu mezarı.
ANDROMACHA
Bize sattığınız mezarı mı?
40
ULYSSES
Pergam, et e summo aggere
(665) traham sepulcra.
ANDROMACHA
Caelitum appello fidem, fidemque Achillis: Pyrrhe, genitoris tui munus tuere.
ULYSSES
Tumulus hic campo statim toto iacebit.
ANDROMACHA
Fuerat hoc prorsus nefas
Danais inausum. templa uiolastis, deos
(670) etiam fauentes: busta transierat furor.
Resistam: inermes offeram armatis manus, dabit ira uires. qualis Argolicas ferox turmas Amazon strauit, aut qualis deo percussa Maenas entheo siluas gradu
(675) armata thyrso terret, atque expers sui vulnus dedit, nec sensit; in medios ruam, tumuloque cineris socia defenso cadam.
ULYSSES
Yıkacağım, tam tepesinden
alaşağı edeceğim mezarı. (665)
ANDROMACHA
Tanrıların gücüne sığınıyorum, Achilles’in yeminine: ey Pyrrhus, savun babanın armağanını.
ULYSSES
Birazdan yerle bir olacak, bu ovadaki mezar.
ANDROMACHA
Bundan daha büyük bir günaha cüret etmemişti Danaus oğulları, şimdiye kadar. Evet, saygısızlık
etmiştiniz tapınaklara, hatta lütufkâr tanrılara; ama öfke kusmamıştınız
hiç mezarlarımıza. (670)
Karşı duracağım buna, silah almadan elime
vuruşacağım silahlılarla, öfkem güç katacak gücüme. O vahşi Amazon gibi,98 Argoslu askerleri yere deviren; ya da bir maenas gibi,99 tanrısal esinle kendinden geçip elinde thyrsus’uyla100 ormanlarda dolanıp dehşet saçan, bilinçsizce
ölümcül yaralar açan (675) ama yaralandığını bile hissetmeyen; işte ben de
böyle atılacağım cepheye, böyle savunacağım bu mezarı, düşeceğim tam küllerinin
yanına.
98 Penthesilea’dan söz ediliyor.
99 Maenas: Şarap tanrısı Bacchus’un rahibesi. Tanrılarının onuruna düzenlenen ayinlerinde kendinden geçerek tiz çığlıklar atar ve yarı çıplak dans ederler.
100 Thyrsus: Sarmaşık ve asma sürgünlerinin sarıldığı değnek, Bacchus ve Bacchus rahibelerinin taşıdığı değnek.
41
ULYSSES
Cessatis et uos flebilis clamor mouet furorque cassus feminae? iussa ocius (680) peragite.
ANDROMACHA
Me, me sternite hic ferro prius.
Repellor, heu me. rumpe fatorum moras, molire terras, Hector! ut Ulyssem domes. vel umbra satis est.- arma concussit manu, iaculatur ignes! cernitis, Danai, Hectorem?
(685) an sola uideo?
ULYSSES
Funditus cuncta eruam.
ANDROMACHA
Quid agis? ruina mater et natum et uirum prosternis una? forsitan Danaos prece placare poteris. conditum elidet statim immane busti pondus, intereat miser
(690) ubicumque potius, ne pater natum obruat, prematque patrem natus.- Ad genua accido
ULYSSES101
Hâlâ duruyor musunuz, bir kadının hıçkırıklarla attığı çığlıklarından, biçare öfkesinden mi korkuyorsunuz yoksa?
Haydi çabuk olun, yerine getirin size verilen emirleri. (680)
ANDROMACHA
Beni, önce beni yere serin kılıcınızla.
Geri itiyorlar beni, eyvah, kır şu ölümün zincirlerini102 çık toprağın altından, Hector! Ulysses’i dize getirmek için senin gölgen bile yeter.- İşte aldı eline silahı, savuruyor, ateşler fırlatıyor! Görüyor musunuz bakın,
ey Danaus oğulları, Hector’umu?
Yoksa bir ben miyim gören onu? (685)
ULYSSES
Kökünden söküp devireceğim bu mezarı.
ANDROMACHA103
Ne yapıyorsun? Anayım ben, gönlüm el verir mi hem oğlumu, hem kocamı çevirmene tek bir enkaza?
Belki dua etsen, yatıştırabilirsin Danaus oğullarını. Ama şimdi çökecek şu mezar, olanca ağırlığıyla, serilecek sakladığım oğlumun üstüne: başka yerde öleydin
ah oğul, nerede olursa olsun, ah baba gömmeseydi
oğlunu, (690)
oğul ezmeseydi babasını - Ayaklarına kapanıyorum bak, yalvarıyorum
101 Askerlere seslenir.
102 Ulysses’in askerleri Andromacha’yı iteler.
103 Kendi kendine söylenir.
42
supplex, Ulysse, quamque nullius pedes nouere dextram, pedibus admoueo tuis. miserere matris et preces placidus pias
(695) patiensque recipe, quoque te celsum altius superi leuarunt, mitius lapsos preme: misero datur quodcumque, Fortunae datur. Sic te reuisat coniugis sanctae torus, annosque, dum te recipit, extendat suos
(700) Laerta; sic te iuuenis excipiat tuus, et uota uincens uestra felici indole, aetate auum transcendat, ingenio patrem. Miserere matris: unicum afflictae mihi solamen hoc est.
ULYSSES
Exhibe natum, et roga.
ANDROMCHA
(705) Huc e latebris procede tuis, flebile matris furtum miserae. Hic est, hic est, terror, Ulysse, mille carinis.
Submitte manus, dominique pedes supplice dextra stratus adora, (710) nec turpe puta,
quidquid miseros Fortuna iubet. Pone ex animo reges atauos,
ey Ulysses, daha önce kimsenin ayağına sarılmadı şu elim, bak şimdi senin ayağına sarılıyor.
Merhamet et şu anaya, sessizce dinle gönülden ettiğim duaları, sabır göstererek dinle; seni ne kadar yücelere çıkarmışsa (695) tanrılar, sen de o kadar yavaş bas ezilmişlerin başına.
Kadersizlere gösterdiğin şefkat, döner konar
senin Kaderine.
Dilerim, erdemli eşinin yatağına yeniden kavuşursun, dilerim, Laertes’in ömrü uzar sen yurduna dönene kadar;104 dilerim, seni oğlun karşılar,105 (700)
istemediğin kadar güçlü olur doğal yetileri, dilerim, dedesini aşar ömrü, babasını aşar zekası.
merhamet et şu anaya: ıstırabımı teselli edecek tek bu kaldı elimde.
ULYSSES
Göster oğlunu önce, sonra yalvar.
ANDROMACHA
Gel buraya, çık saklandığın yerden,106 (705)
ah zavallı ananın gözyaşları içinde kaçırıp sakladığı.
Bak işte burada, ey Ulysses, işte burada,107 binlerce geminin korku kaynağı.
Uzat elini, eğil yalvararak kapan efendinin ayaklarına, utanç sayma, (710)
Kaderin emrettiğini kadersizlere.
Çıkar aklından krallarını, atalarını
104 Laertes: Ulysses’in babası.
105 Oğlun: Telemachus
106 Andromacha, oğlu Astyanax’a seslenir.
107 Astyanax saklandığı yerden çıkar. Andromacha Ulysses’e hitap eder.
43
magnique senis iura per omnes inclita terras excidat Hector, gere captiuum, (715) positoque genu-
si tua nondum funera sentis- matris fletus imitare tuae.
Vidit pueri regis lacrimas et Troia prior, paruusque minas trucis Alcidae (720) flexit Priamus.
Ille, ille ferox, cuius uastis viribus omnes cessere ferae, qui perfracto limine Ditis caecum retro patefecit iter, (725) hostis parui uictus lacrimis “suscipe” dixit “rector habenas, patrioque sede celsus solio; sed sceptra fide meliore tene.” Hoc fuit illo uictore capi.
(730) Discite mites Herculis iras- an sola placent Herculis arma? Iacet ante pedes non minor illo supplice supplex, uitamque petit;
regnum Troiae, quocumque uolet, (735) Fortuna ferat.
ULYSSES, ANDROMACHA, ASTYANAX.
ULYSSES
Matris quidem me moeror attonitae mouet, magis Pelasgae me tamen matres mouent, quarum iste magnos crescit in luctus puer.
o yüce yaşlının, tüm dünyada nam salan yasalarını, unut Hector’u, bir esir gibi davran, çök üstüne dizlerinin- (715)
henüz ölümünü hissetmiyorsun belki, ama sen de ağla, bakıp gözü yaşlı şu anana.
Tanık olmuştu daha önce de Troia, çocuk yaştaki bir kralın gözyaşlarına; Priamus küçükken daha (720)
vahşi Hercules’in tehditlerini savuşturduğunda.
O zalim bile, o zalim, sonsuz gücüyle boyun eğdiren bütün vahşi hayvanlara, kırıp Dis’in kapısını, ardına kadar açan, o kör karanlık dönüş yolunu, yenildi zamanında o küçük düşmanın gözyaşlarına (725) “Geç başına,” dedi, “al eline halkının dizginlerini, kurul babanın yüce tahtına;
ama daha sıkı sarıl saltanat asana.” İşte böyle hakim oldu o kahraman bu krallığa. Siz de ders alın Hercules’in merhametli öfkesinden- (730) yoksa Hercules’in sadece silahları mı size keyif veren? İşte kapanıyor ayaklarına, yalvarıyor, farkı yok o evvelce yalvarandan, canını bağışlamanı diliyor;
Bırak istediği yere taşısın Kader
Troia tahtını. (735)
ULYSSES, ANDROMACHA, ASTYANAX
ULYSSES
Dertli bir ananın yası kahrediyor beni, ama daha fazla kahrediyor Pelasg analarınınki, yaşarsa oğlun arttıracak onların dertlerini.
44
ANDROMACHA
Has, has ruinas urbis in cinerem datas
(740) hic excitabit? hae manus Troiam erigent? nullas habet spes Troia, si tales habet.
Non sic iacemus Troes, ut cuiquam metus possimus esse. spiritus genitor facit?
Sed nempe tractus. ipse post Troiam pater
(745) posuisset animos, magna quos frangunt mala. Si poena petitur, (quae peti grauior potest? famulare collo nobili subeat iugum, seruire liceat. aliquis hoc regi negat?
ULYSSES
Non hoc Ulysses, sed negat Calchas tibi.
ANDROMACHA
(750) O machinator fraudis, o scelerum artifex, virtute cuius bellica nemo occidit, dolis et astu maleficae mentis iacent etiam Pelasgi, uatem et insontes deos praetendis? hoc est pectoris facinus tui, 755 nocturne miles, fortis in pueri necem, iam solus audes aliquid, et claro die.
ULYSSES
Virtus Ulixis Danaidis nota est satis
ANDROMACHA
Bu enkazı, küle dönen bu kentin enkazını
bu çocuk nasıl ayağa dikecek ki? Bu eller mi diriltecek
Troia’yı? (740)
Hal böyleyse, Troia için hiç umut yok demek ki?
Öyle yere serildik ki biz Troialılar, olamayız artık hiç kimsenin korku sebebi. Babasının gururu ona mı geçti, yerlerde sürülen bir babanınki? Troia yıkıldıktan sonra, vazgeçerdi gururundan o baba da; gurur kırılır
büyük felaketler sonrasında. (745)
İntikam alacaksan illa ki, bundan daha büyük bir intikam olabilir mi?
Vur soylu boynuna esaret boyunduruğunu, kölen olsun, bırak. Bir krala bu lütuf da bahşedilmez mi?
ULYSSES
Bu lütfu sana bahşetmeyen Ulysses değil,
Calchas’ın kendisi. (750)
ANDROMACHA
Ah, hilekârlığın kaşifi, günahların mimarı, cesaret gösterip de öldürdün mü acaba savaşta birini; bozguncu aklından çıkan hilelerle, hünerlerle sen yere serdin Pelasgları bile,108 suçu bir kahine mi, masum tanrılara mı
atıyorsun şimdi de? Bu senin yüreğinin marifeti belli ki.
Ah gecelerin askeri, bir çocuğu katletmekle
yiğit olacaksın öyle mi, (755) tek başına, gündüz vakti bir iş yapacaksın artık demek ki.
ULYSSES
Yeterince bilir Danaus oğulları Ulysses’in cesaretini,
108 Pelasgları: Kendi halkını.
45
nimisque Phrygibus. non uacat uanis diem conterere uerbis: ancoras classis legit.
ANDROMACHA
(760) Breuem moram largire, dum officium parens nato supremum reddo, et amplexu ultimo auidos dolores satio.
ULYSSES
Misereri tui utinam liceret. quod tamen solum licet, tempus moramque dabimus. arbitrio tuo (765) implere lacrimis; fletus aerumnas leuat.
ANDROMACHA
O dulce pignus, o decus lapsae domus, summumque Troiae funus, o Danaum timor, genitricis o spes uana, cui demens ego laudes parentis bellicas, annos aui
(770) melius precabar: uota destituit deus. Iliaca non tu sceptra regali potens gestabis aula, iura nec populis dabis, victasque gentes sub tuum mittes iugum, non Graia caedes terga, non Pyrrhum trahes;
(775) non arma tenera parua tractabis manu sparsasque passim saltibus latis feras audax sequeris, nec stato lustri die
Phrygialılar ise çok iyi bilir. Gerek yok boş sözlerle günü harcamaya: gemilerimiz için artık demir alma vakti.
ANDROMACHA
Birazcık zaman tanı bari, son görevimi yerine getireyim (760) oğluma, bir ana olarak, son kez sarılayım, yakıp kavuran acımı doyurayım.
ULYSSES
Merhamet gösterebilseydim keşke sana, ama elimden gelen bir tek bu, sadece kısa bir zaman verebilirim; ağla, doya doya; merhem olsun gözyaşların acına. (765)
ANDROMACHA
Ah tatlı oğul, göçmüş ocağımın şanı şerefi, ah, Troia’nın son acısı, ah Danaus oğullarının tek korkusu, ah anasının boş umudu; ah deli gibi dualar ederdim savaşlarda baban gibi cesur ol diye, dedeninki gibi uzun bir ömrün olsun diye: ama duymadı tanrılar
dualarımı. (770)
Kral olup taşıyamayacaksın saltanat asam artık heybetle Ilium sarayında, yasa buyuramayacaksın halkına, ulusları yenip vuramayacaksın boyunduruğuna, vuramayacaksın artık arkasını dönüp de kaçarken
Yunanları, sürükleyemeyeceksin yerlerde Pyrrhus’u; o körpe ellerin tutamayacak artık (775) küçücük silahları bile, peşine düşemeyeceksin
o geniş ormanlarda oraya buraya kaçışan vahşi hayvanların yiğitçe, kutsal arınma günü geldiğinde
46
solemne referens Troici lusus sacrum, puer citatas nobilis turmas ages;
(780) non inter aras mobili uelox pede, reboante flexo concitos cornu modos, barbarica prisco templa saltatu coles. O morte dira tristius leti genus! Flebilius aliquid Hectoris magni nece
(785) muri uidebunt.
ULYSSES
Rumpe iam fletus parens; magnus sibi ipse non facit finem dolor.
ANDROMACHA
Lacrimas, Ulysse (parua, quam petimus mora est) concede paucas, ut mea condam manu uiuentis oculos. occidis paruus quidem,
(790) sed iam timendus. Troia te exspectat tua: i, uade liber; liberos Troas uide.
ASTYANAX
Miserere, mater!
ANDROMACHA
Quid meos retines sinus,
kutlayamayacaksın artık Troia Oyunlarının o kutsal şölenini,109 bir kral oğlu gibi yönetemeyeceksin dörtnala koşturan atlıları;
horonlar tepmeyeceksin artık sunaklar arasında, (780)
coşkun ezgiler üflendiğinde kıvrık borazanlardan, geleneksel danslarla onurlandıramayacaksın artık
yabancı tapınakları.110
Ah ne korkunç bir ölüm bu, ölümün kendisinden bile acı! Hector’un ölümünden bile daha büyük bir hüzne tanık olacak demek bu surlar. (785)
ULYSSES
Durdur artık gözyaşlarını, ey ana; kendiliğinden son bulmaz böyle büyük acılar.
ANDROMACHA
Bırak daha ağlayayım, ah Ulysses, biraz daha zaman ver bana, bırak, ellerimle kapatayım gözlerini, yaşarken daha. Ölmek için çok küçüksün henüz,111 ama saldığın korku büyük. Seni bekliyor Troia’n112 (790) git haydi, git özgürce, git de gör özgür Troialıları.
ASTYANAX
Acı bana, ah anam!
ANDROMACHA
Niye asılırsın göğsüme,
109 Troia’da düzenlenen ve genç çocukların at üstünde savaşçı karakterlerinin sergilendiği gösterilerden söz ediliyor.
110 Doğu’da, Cybele ayinlerinde edilen danslardan söz ediliyor.
111 Oğluna hitap eder.
112 Astyanax’a hitap eder.
47
manusque matris, cassa praesidia, occupas?
Fremitu leonis qualis audito tener (795) timidum iuuencus applicat matri latus, at ille saeuus, matre summota leo, praedam minorem morsibus uastis premens, frangit, uehitque: talis e nostro sinu te rapiet hostis. oscula et fletus, puer, (800) lacerosque crines excipe, et plenus mei occurre patri. pauca maternae tamen perfer querelae uerba: “si manes habent curas priores nec perit flammis amor, seruire Graio pateris Andromachen iugo, (805) crudelis Hector? lentus et segnis iaces?
Redit Achilles. “sume nunc iterum comas et sume lacrimas (quidquid e misero uiri funere relictum est), sume, quae reddas tuo oscula parenti. matris hanc solacio (810) relinque uestem: tumulus hanc tetigit meus, manesque cari. si quid hic cineris latet, scrutabor ore.
ULYSSES
Nullus est flendi modus:
abripite propere classis Argolicae moram.
niye boşuna yardım beklersin sarılıp ananın ellerine? Kükremesini duydu mu aslanın, küçük buzağı da ürküp siner anasının böğrüne, (795)
ama o vahşi aslan itip anasını bir yana, o küçücük yemi alıp koca dişlerinin arasına, paramparça eder, çekip götürür peşi sıra: işte seni de öyle koparıyor bağrımdan
o düşman. İşte öpücüklerim, işte gözyaşlarım, ah oğul, işte uğruna yolduğum saçlarım, al götür, yüreğinde ananın aşkıyla (800) koş babana. Şu son sözlerini de ilet ama yaslar içindeki ananın: “Bu dünyadan göçenler
hissediyorsa eski acıları, alevler yok etmiyorsa aşkı,113 nasıl dayanacaksın öyleyse Andromacha’nın
tutsak olmasına bir Yunana, ah, zalim Hector? Böyle cansız yatacak mısın hâlâ, kaygısızca? (805) Bak Achilles geri döndü.” Al bir kez daha şu saçları, şu gözyaşları, al götür (kocamın hüzünlü cenazesinden ne kalmışsa geriye), al öpücüklerimi götür, babana vermek üzere. Ama bırak şu giysini, ananın tek tesellisini: Benim mezarıma, aziz kocamın
ruhuna (810) değen şu giysini. Bir zerre kül sinmişse üzerine, dudaklarım arayıp bulacaktır onu.
ULYSSES
Gözyaşlarının sonu yok: çabuk çekin artık şu Argos donanmasının engelini.114
113 Alevler: Cenaze ateşleri
114 Askerlerine seslenir. Şu (...) engelini: Şu çocuğu
48
CHORUS TROADUM
Quae uocat sedes habitanda captas? (815) Thessali montes et opaca Tempe, (819) an maris uasti domitrix Iolcos? (821) parva Gyrtone sterilisque Tricce,
(822) an frequens rivis levibus Mothone?
(816) an uiros tellus dare militares
aptior Pthie? meliorque fetu (818) fortis armenti lapidosa Trachin,
(823) quae sub Oetaeis latebrosa siluis
misit infestos Troiae ruinis (825) non semel arcus?
Olenos tectis habitata raris, virgini Pleuron inimica diuae, an maris lati sinuosa Troezen?
TROIALI KADINLAR KOROSU
Neresi mesken olur bundan sonra biz tutsaklara?
Thessalia Dağları mı, gölgeli Tempe mi,115(815)
engin denizin ecesi Iolcos mu yoksa?116(819)
O küçücük Gyrtone mi, kıraç Tricce mi,117(821)
dört yanından hafif hafif dereler akan Mothone mi
ya da?118 (822)
Cengaverler yetiştiren topraklarıyla Pthia mı,119(816)
semiz sürüler beslemekte üstüne olmayan
kayalık Trachis mi,120(818)
hani şu pusuya yatıp Oeta’nın ormanlarının altında121(823)
Troia’yı yıkmak için zalim oklarını bir kez yollamakla yetinmeyen
yöre mi yoksa?122(825)
Oraya buraya evler serpiştirilmiş Olenos mu,123
bakire tanrıçaya düşman Pleuron mu,124
geniş körfeziyle denizin kıyısına kıvrılan Troezen mi ya da?125
115 Tempe: Yunanistan’ın kuzeydoğusunda, Olympos Dağı ile Ossa Dağı arasında yer alan görkemli manzarasıyla ünlenen vadi.
116 Iolcus: Thessalia’nın eski kenti.
117 Gyrtone: Eski Thessalia halkı Lapithlerin ana kentlerinden biri. Tricce: Thessalia’da bir şehir.
118 Messenia’da liman.
119 Thessalia’da eski bir kent.
120 Thessalia’daki Spercheos nehrinin güneyindeki bölge ve bu bölgeyle aynı adı taşıyan Anakent (Heraclea Trachinia).
121 Oeta: Yunanistan’da, Lamia Körfezi’nde, Thermopylae’ın batısında yer alan dağ.
122 Troia’nın yıkımı için acımasızca yaylarını gerip oklarını fırlatan Hercules ve Philoctetes’ten söz ediliyor.
123 Olenos: Yunanistan’ın güneyinde, Peloponnesus’un kuzey bölümünü kaplayan ünlü Achaea bölgesinin kentlerinden.
124 Bakire tanrıçanın: Diana (Artemis). Pleuron: Corinthus Körfezi’nin kuzeyinde yer alan Aetolia bölgesinin önemli kentlerinden.
125 Troezen: Kuzeydoğu Peloponnesus’ta, Atina’nın güneyinde yerleşik küçük kasaba. Yunanların yüce kahramanı Theseus 16 yaşına kadar burada büyüyüp yetişti.
49
Pelion regnum Prothoi superbum, (830) tertius caelo gradus? (hic recumbens montis exesi spatiosus antro iam trucis Chiron pueri magister, tinnulas plectro feriente chordas, tunc quoque ingentes acuebat iras (835) bella canendo.) (820) Urbibus centum spatiosa Crete,
(836) an ferax uarii lapidis Carystos,
an premens litus maris inquieti semper Euripo properante Chalcis? quolibet vento faciles Calydnae,
(840) an carens nunquam Gonoessa uento quaeque formidat Borean Enispe? Attica pendens Peparethos ora,
Prothous’un kibirli krallığı126
hani göğün üçüncü basamağı Pelion mu yoksa?127
(Burada, bir dağ yarığındaki mağarada (830)
Chiron, o vahşi çocuğun öğretmeni, yan gelip yatarak128 mızrabıyla vura vura inletirdi çalgısının tellerini savaş şarkıları söyleyip ateşlerdi
çocuğun büyük öfkesini.)(835)
Yüz kenti içine alacak ferahlıkta Creta mı yoksa,129 (820) ya da renkli taşların ocağı Carystos mu,130
ayağını dalgalı denizin kenarına basan Chalcis mi,131(836)
Euripus’un sürekli dönenen akıntılarıyla yıkanan?132
Bağrını her tür rüzgâra açmış Calydnae mı yoksa,133 ya da esintisi hiç bitmeyen Gonoessa mı,134 (840)
kuzey fırtınalarıyla ürperen Enispe mi ya da?135
Attica kıyısına asılı Peparethos olmasın sakın,136
126 Prothous, Tenthredon’un oğlu, Peneius ile Pelion arasında yerleşik Magnesialıların önderi.
127 Pelion: Thessalia’nın güneyinde, Ege kıyısında yer alan ve yarı at, yarı insan bedenli Centaurusların yaşadığına inanılan, ormanlarla kaplı yüce dağ.
128 Bilge Chiron, yan insan, yarı at bir Centaurus’tur. Achilles, Aesculapius ve nice soyluların öğretmenliğini üstlenmiştir. Buradaki vahşi çocuk, Achilles’tir.
129 Creta: Günümüzde Girit adası.
130 Carystos: Güney Euboea’da mermeriyle ünlü bir kent.
131 Euboea’nın ban sahilinde, Yunanistanın güney doğusunda yerleşik eski bir kent. Euripus su kanalının en dar noktasına yerleşmiştir.
132 Euripus: Yunanistan anakarasında, Euboea’yı Boeotia’dan ayıran su kanalı. Gün içinde süreklice yön değiştiren güçlü akıntılarıyla ünlüdür. Euboea’daki Calchis ana limanıdır.
133 Caria sahilinin açıklarındaki takımada. Aralarında en büyüğü Calydna’dır.
134 Agamemnon’un hakimiyetindeki, Peloponnesus’un kuzeydoğusunda küçük bir kasaba.
135 Arcadia’da küçük bir kasaba.
136 Euboea’nın kuzeyindeki ada.
50
an sacris gaudens tacitis Eleusin?
********************
Numquid Aiacis Salamina ueri,
(845) aut fera notam Calydona saeua, quasque perfundit subiturus aequor segnibus terras Titaressos undis? Bessan et Scarphen, Pylon an senilem? Pharin an Pisas Iouis et coronis
(850) Elida claram?
Quolibet tristis miseras procella mittat et donet cuicumque terrae, dum luem tantam Troiae atque Achiuis quae tulit Sparte procul absit, absit
(855) Argos et saeui Pelopis Mycenae,
ya da herkesin suskunluğunu koruduğu gizemleriyle gururlanan Eleusis?137
********************138
Aiax’ın gerçek yurdu Salamis’e gidelim yoksa,139
vahşi domuzuyla ünlü Calydon’a mı,140 (845)
yoksa, Titaressos’un aktığı topraklara mı
denizin altına dalana kadar miskin sularıyla yıkanan?141 Bessa’ya mı, Scarphe’ye mi, yoksa o yaşlı adamın yurdu Pylos’a mı?142
Pharis’e mi, yoksa Juppiter’in gözdesi Pisa’ya mı ya da143 zafer çelenkleriyle ünlü Elis’e mi?144 (850)
Kara kasırgalar nereye götürecekse götürsün
biz biçareleri,
bir toprak sunsunlar nerede olursa,
Troia’ya, Yunanlara zehir saçan Sparta’dan145 uzak olsun yeter, uzak olsun
Argos’tan, zalim Pelops’un Mycenae’ından,146 (855)
137 Eleusis: Yunanistan’ın doğusunda, Atina yakınlarında, Demeter’in tarımı öğrettiği ve uygarlık yoluna soktuğu, Demeter’in gizemlerine eren ilk kent. Gizem dinlerinin ayinleri sadece o dine kabul edilenlere açıktır, dolayısıyla bu ayinlerde ne olup bittiğine ilişkin konuşulması yasaktır.
138 Bu dize kayıptır.
139 Yunan anakarasının açıklarındaki ada, Aiax’ın yurdu.
140 Patras Körfezi’nin kuzeyindeki Yunan kenti. Efsaneye göre, kenti yıkmak üzere Artemis tarafından gönderilen vahşi bir domuz Calydon kralının oğlu Meleager tarafından öldürülmüştür.
141 Titaressos nehri, Olympos ve Titanos dağlarının yamaçlarından güney yönünde akar. Europos olarak da bilinir.
142 Bessa, Scarphe: Locris’deki kasabalar. Peloponnesus’un batı sahilinde yer alan geniş koy ve kasaba. Kralı Yaşlı Nestor’un doğum yeri.
143 Pharis: Peloponnesus’ta kasaba. Pisa: Ulu Iuppiter onuruna Olimpiyat oyunlarının düzenlendiği kent.
144 Elis: Yunanistan’ın güneyinde, Peloponnesus yarımadasında yer alan eski kent. İlk Olimpiyat oyunlarına ev sahipliği etmiştir.
145 Sparta: Menelaus ve Helena’nın anayurdu.
146 Pelops: Agamemnon ve Menelaus’un dedesi, Atreus’un babası.
51
Neritos parua breuior Zacyntho et nocens saxis Ithace dolosis.
Quod manet fatum dominusque quis te, aut quibus terris, Hecabe, uidendam
(860) ducet? in cuius moriere regno?
küçük Zacynthus’dan koru bizi, onun küçük kardeşi Neritos’dan da,147
ve bozguncu Ithaca’nın kalleş kayalıklarından.148
Nasıl bir yazgı, nasıl bir efendi bekliyor seni, hangi topraklara götürecekler seni, ey Hecuba, teşhir etmek için el âleme?
Hangi krallıkta can vereceksin? (860)
147 Zacynthus: Ionia adalarından biri. Neritos: Odysseus’un ülkesi Ithaca’da bir dağ, aynı zamanda Ithaca civarında bir ada.
148 Yunanistan’ın batı sahilinin açıklarındaki ada, Ulysses’in yurdu.
52
Actus Quartus
HELENA, ANDROMACHA, HECUBA, POLYXENA (muta persona)
HELENA
Quicumque hymen funestus, inlaetabilis, lamenta caedes sanguinem gemitus habet, est auspice Helena dignus. euersis quoque nocere cogor Phrygibus: ego Pyrrhi toros
(865) narrare falsos iubeor, ego cultus dare, habitusque Graios. arte capietur mea, meaque fraude concidet Paridis soror. Fallatur: ipsi leuius hoc equidem reor. Optanda mors est sine metu mortis mori.
(870) Quid iussa cessas agere? ad auctorem redit sceleris coacti culpa.- Dardaniae domus generosa uirgo, melior afflictos deus respicere coepit, teque felici parat
Dördüncü Sahne
HELENA, ANDROMACHA, HECUBA, POLYXENA (sessiz karakter)
HELENA
Ne kadar evlilik varsa, ölümcül, kasvetli, gözyaşı ve katliamla dolu, kanlı yaslı, layıktır, nedimesi olsun hepsinin Helena. Zaten yıkılmış Troialılar, bir de onlara ben vurayım istiyorlar:
Pyrrhus’la bir evlilik masalı uydurmamı buyurdular,149 (865) Yunanlar gibi giyin kuşan dediler. Kanıp yalanıma, gelecekmiş oyuna,
Paris’in kız kardeşi, yere serilecekmiş çevirdiğim dolapla. Kansın; eminim, öyle fazla aldırmaz buna.
Ölümden korkmadan ölmek, işte budur özlenen ölüm. Buyurdular madem, neden karşı duruyorsun? (870)
Günaha itilenin işlediği suç, çöreklenir itenin başına.
-Dardanus evinin ey soylu kızı, yıkıldınız yıkılmasına,150 ama artık uğurlu bir tanrı size bakmakta,
çeyizini hazırlıyor senin bak,
149 Pyrrhus: Achilles ve Deidamia’nın oğlu, Helena ile Menelaus’un kızı Hermione’nin kocası. Neoptolemus olarak da tanınır.
150 Polyxena’ya seslenir. Dardanus evinin: Priamus’un evinin.
53
dotare thalamo. tale coniugium tibi
(875) non ipsa sospes Troia, non Priamus daret. Nam te Pelasgae maximum gentis decus
(878) cui regna campi lata Thessalici patent, (877) ad sancta lecti iura legitimi petit.
Te magna Tethys, teque tot pelagi deae
(880) placidumque numen aequoris tumidi Thetis suam uocabunt, te datam Pyrrho socer Peleus nurum uocabit et Nereus nurum. Depone cultus squalidos, festos cape. dedisce captam; deprime horrentes comas, (885) crinemque docta patere distingui manu.
Hic forsitan te casus excelso magis solio reponet. profuit multis capi.
ANDROMACHA
Hoc derat unum Phrygibus euersis malum, gaudere. flagrant strata passim Pergama:
(890) O coniugale tempos! an quisquam audeat negare? quisquam dubius ad thalamos eat, quos Helena suadet? pestis, exitium, lues
mutlu bir evlilik yapman adına. Refah dolu günlerinde bile veremezdi
böyle bir evliliği sana, ne Troia, ne de Primaus. (875)
Pelasg soyunun gözbebeği
talip seninle meşru bir evlilik yapmaya, kutsal bağlarla, (878) krallığı yayılmış bütün Thessalia ovalarına. (877)
Yüce Tethys seni kendinden bilecek o vakit, kendinden bilecek enginlerin onca tanrıçası,151
kendinden bilecek, kabarık dalgaların sakin perisi Thetis. (880) Pyrrhus’a vardığında, gelinim diyecek sana, kayınbaban Peleus,
gelinim diyecek Nereus.152
At şu kirli giysilerini, giy gelinliğini, unut artık esirliğini; tara tarumar olmuş saçlarını, bırak usta ellerime, ayırsın onu lüle lüle. (885)
Düştün ama, daha yüksek bir tahta çıkacaksın belki de.
Yaramıştır esirlik pek çok kişinin işine.
ANDROMACHA
Bir tek bu kötülük gelmemişti viran olmuş
Phrygialıların başına, sevinç duymak! Pergamum enkaz halde,
alev alev her bir yanı:153 hakikaten tam da evlilik zamanı! Öyle ya,
cüret edebilir mi biri (890) karşı koymaya? Gitmemek olur mu hiç, Helena’nın tavsiye ettiği düğüne? Ah lanet,
ölümcül kadın,
151 Tethys: Oceanus’un (dünyanın etrafını çepeçevre saran deniz, bütün nehirlerin babası) kız kardeşi ve eşi, deniz tanrıçası.
152 Peleus: Achilles’in babası, Thessalia kralı. Nereus: Deniz tanrısı, Thetis’in babası.
153 Pergama: Bergama
54
utriusque populi, cernis hos tumulos ducum et nuda totis ossa quae passim iacent
(895) inhumata campis? haec hymen sparsit tuus. Tibi fluxit Asiae, fluxit Europae cruor, cum dimicantes lenta prospiceres uiros, incerta uoti. perge, thalamos appara.
Taedis quid opus est? quidue solemni face?
(900) Quid igne? thalamis Troia praelucet nouis. Celebrate Pyrrhi, Troades, connubia, celebrate digne: planctus et gemitus sonet.
HELENA
Ratione quamuis careat et flecti neget magnus dolor, sociosque nonnunquam sui
(905) maeroris ipsos oderit, causam tamen possum tueri iudice infesto meam, grauiora passa. Luget Andromacha Hectorem, et Hecuba Priamum? solus occulte Paris lugendus Helenae est. durum et inuisum et graue est, (910) seruitia fere? patior hoc olim iugum, annis decem captiua. Prostratum Ilium est,
her iki halka da bela getiren kadın, ah, görmüyor musun şu önderlerimizin mezarlarını,154 ovalar boyunca yayılan şu çıplak, şu toprağa bile gömülmemiş kemikleri?
Bunları böyle dağıtan senin evliliğin. (895)
Senin için kan akıttı Asia, senin için kan akıttı Europa, sense mutlu mesut seyrettin, döğüşen erkeklerini
senin uğruna, bir türlü karar veremedin, hangisini tutacağına.
Haydi git, başla düğün hazırlıklarına, meşalelere ne gerek var, ne gerek var kutsal çıralara, ateşe ne gerek var? Bu garip düğünü aydınlatır Troia. (900) Kutlayın, ey Troialı kadınlar, Pyrhhus’un evliliğini kutlayın, hak ettiği gibi; dövünün, inleyin, sesiniz tutsun her yeri.
HELENA
Akıl falan bırakmaz, bilirim, laf dinlemez büyük acı; nefret edersin kader yoldaşlarından, çektiklerini bile bile aynı ıstırabı; ama ben davamı savunacağım (905) düşman bir hakimin önünde olsam bile.
Ben beter bir acıya katlandım. Andromacha ağlıyor değil mi Hector’una,155 Hecuba da Priamus’una? Helena ise gizli gizli ağlıyor Paris’ine, tek başına. Ne zordur değil mi, ne kötüdür, ne ağırdır köleliğe katlanmak? Vaktiyle bu boyunduruk vuruldu benim boynuma, (910) on yıldır köleyim. Ilium yerle bir edildi,
154 Her iki halka da: Hem Yunanlara, hem Troialılara
155 Yas tutan kadınlara hitap eder.
55
versi penates? perdere est patriam grane; grauius timere. vos leuat tanti mali comitatus: in me victor et victus furit.
(915) Quam quisque famulam traheret, incerto diu casu pependit: me meus traxit statim sine sorte dominus. causa bellorum fui, tantaeque Teucris cladis? hoc uerum puta, Spartana puppis uestra si secuit freta;
(920) sin rapta Phrygiis praeda remigibus fui. Deditque donum iudici uictrix dea, ignosce Paridi. iudicem iratum mea habitura causa est; ista Menelaum manent arbitria. nunc hanc, luctibus paulum tuis,
(925) Andromacha, omissis, flecte-vix lacrimas queo retinere.
ANDROMACHA
Quantum est Helena quod lacrimat, malum! Cur lacrimat autem? Fare, quos Ithacus dolos, quae scelera nectat: utrum ab Idaeis iugis iactanda uirgo est, arcis an celsae edito
ocak tanrılarınız yıkıldı, öyle mi? Ne ağır oysa vatanından olmak,
daha da ağırı ondan korkmak. Bak bunca dostunuz var sizin, kederinizi dindirecek; ya ben, yenen de yenilen de
öfkesini kusuyor bana.
Hâlâ şansınız var, bir efendi gelip birinizi köle alacak, (915) benimse hiç şansım yok, çekip aldı beni efendim anında.
Bu savaşın nedeni benim, öyle mi, Troialıların başına gelen bunca felaketin?
Varsayın bu doğru, Spartalı bir gemi yararak geldiğine göre denizlerinizi;
Ama ben Phrygialı kürekçilerin kapıp götürdüğü bir yem olmuşsam, (920) vermişse beni galip tanrıça ödül olarak o yargıca,156 o zaman sizin bağışlamanız gereken Paris’in kendisi.
Öfkeden kudurmuş bir hakim, benim davama bakacak olan: bırakın Menelaus versin bu kararı.
Kederinden birazcık sıyrıl, ah Andromacha, sen de bir şeyler söyle şu kıza- ama,157 (925)
ben dur diyemiyorum artık gözyaşlarıma.
ANDROMACHA
Ne büyük bir kötülük ki bu Helena’yı ağlatıyor!
Ama niye ağlıyor? Anlat sen hele ne dolaplar çeviriyor şu Ithacalı, anlat ne çoraplar örüyor başımıza; yoksa amacı, Ida Dağı’nın doruklarından atmak mı bu kızı, ya da
156 Galip tanrıça: Venus. Burada Venus’ün güzellik yarışmasını kazanması ve kendisini ödül olarak Paris’e sunması ima ediliyor. Helena, Paris’le birlikte Troia’ya gelmesinin ardında tanrısal bir irade olduğunu belirtiyor.
157 Polyxena’ya hitap ediyor.
56
(930) mittenda saxo? num per has uastum in mare uoluenda rupes, latere quas scisso leuat altum uadosos Sigeon spectans sinus? Dic, fare, quidquid subdolo uultu tegis. Leuiora mala sunt cuncta, quam Priami gener
(935) Hecubaeque Pyrrhus. fare, quam poenam pares exprome, et unum hoc deme nostris cladibus, falli: paratas perpeti mortem uides.
HELENA
Utinam iuberet me quoque interpres deum abrumpere ense lucis inuisae moras,
(940) vel Achillis ante busta, furibunda manu occidere Pyrrhi, fata comitantem tua, Polyxene miseranda, quam tradi sibi cineremque Achilles ante mactari suum, campo maritus ut sit Elysio, iubet.
ANDROMACHA
(945) Vide ut animus ingens laetus audierit necem. Cultus decoros regiae uestis petit, et admoueri crinibus patitur manum.
Mortem putabat illud, hoc thalamos putat.
At misera luctu mater audito stupet;
(950) labefacta mens succubuit. assurge, alleua animum, et cadentem misera firma spiritum. Quam tenuis anima uinculo pendet leui!
o yüksek kulenin dik kayasından fırlatmak mı?
Yuvarlamak olmasın sakın (930) şu uçurumlardan, şu sığ körfeze bakan Sigeum’un dik yamaçlarıyla yükseldiği yerden, engin denize?
Söyle, anlat ne saklıyorsan o hilekâr bakışlarının altında.
Her kötülüğe katlanırız, yeter ki
Pyrrhus damat olmasın, Priamus ile Hecuba’ya. Anlat, ne işkence tasarlıyorsun, (935) söyle, aldatma, bari bir tek şunu bulaştırma, çektiğimiz acılara: görüyorsun bak nasıl da hazırız ölüme katlanmaya.
HELENA
Keşke buyursaydı bana tanrıların yorumcusu, bir kılıçla son vermemi şu nefretlik yaşamıma, Achilles’in mezarı başında can vermemi ya da (940)
Pyrrhus’un cani eliyle, senin yazgını paylaşarak ah zavallı Polyxena, Achilles emretti benim olsun dedi senin için, küllerinin önünde kurban edilmeni istedi, Elysium ovasında kocan olmak için.
ANDROMACHA
Bak şuna, nasıl da seviniyor yüce ruhu ölümünü işitince.158 (945)
Kraliyet giysileri kuşanmaya amma hevesli nasıl da izin veriyor ellerinin saçlarına değmesine. Evlilik ölüm derdi, şimdi ölüme evlilik diyor.
Ama biçare anası taş kesti bu acıyı işitince; (950)
ruhu sarsıldı, göçtü. Kalk haydi, kendine gel159 ah biçare kadın, topla yitip giden cesaretini.
Ah şu gelip geçici ömür nasıl da pamuk ipliğine bağlı!
158 Polyxena’yı kastederek, kendi kendine söylenir.
159 Hecuba’ya seslenir.
57
Minimum est quod Hecubam facere felicem potest.- Spirat, reuixit: prima mors miseros fugit.
HECUBA
(955) Adhuc Achilles uiuit in poenas Phrygum? adhuc rebellat? o manum Paridis leuem! Cinis ipse nostrum sanguinem ac tumulus sitit. Modo turba felix latera cingebat mea.
Lassabar in tot oscula, in totum gregem
(960) diuidere matrem. sola nunc haec est super, votum, comes, leuamen, afflictae, quies; haec totus Hecubae fetus; hac sola uocor iam uoce mater. Dura et infelix, age, elabere anima, denique hoc unum mihi
(965) remitte funus.
ANDROMACHA
Irrigat fletus genas imberque uicto subitus e uultu cadit.
(969) Nos, Hecuba, nos, nos, Hecuba, lugendae sumus, (970) quas mota classis huc et huc sparsas feret;
hanc cara tellus sedibus patriis teget.
HELENA
Magis inuidebis, si tuam sortem scias.
Hecuba’yı mutlu edecek hiçbir şey artık yok gibi.-
Ama soluk alıyor işte, canlanıyor. Demek zavallılardan ilkin ölüm kaçıyor.
HECUBA
Hâlâ mı yaşıyor Achilles, Phrygialılara bela olmak için? (955) Hâlâ mı savaşıyor onlara karşı? Ah, Paris’in elinde hiç güç kalmamış demek ki!
Bu adamın külü de mezarı da bizim kanımıza susamış.
Çoluğum çocuğum sarıyordu etrafımı sevinçle daha düne kadar, yorgun düşerdim onca öpücük arasında, paylaştıracağım diye ana sevgisini onca çocuk arasında. Şimdi bir tek bu kızım kaldı
yanımda, (960) umudum, yoldaşım, derdimin avuntusu, huzurum;
Bu kız, Hecuba’nın tek ailesi, bana ana diyen tek ses.
Haydi çık git artık, seni inatçı, kara bahtlı soluk, bir tek şunu, şu ölümü bari yolla bana. (965)
ANDROMACHA
Ağlamaktan ıpıslak yanakları, yenik düşüyor gözleri gözyaşlarına, hızla boşalıyor, yağmur gibi.
Bize, ah Hecuba, bize ağlamalıyız, bize, ah Hecuba, bize, (969) yelken açtı mı donanma, dört bir yana saçılacak olan
bizlere; (970) aziz toprağımız örtecek kızını, baba ocağında.
HELENA
Öyle kıskanacaksın ki o kızı, öğrendiğinde kendi yazgını.
58
ANDROMACHA
An aliqua poenae pars meae ignota est mihi?
HELENA
Versata dominos urna captiuis dedit.
ANDROMACHA
(975) Cui famula tradar, ede: quem dominum uoco?
HELENA
Te sorte prima Scyrius iuuenis tulit.
ANDROMACHA
Cassandra felix, quam furor sorte eximit, Phoebusque.
HELENA
Regum hanc maximus rector tenet.
HECUBA
(967) Laetere, gaude, nata. quam vellet tuos
(968) Cassandra thalamos, vellet Andromache tuos!
(979) Estne aliquis Hecubam qui suam dici velit?
HELENA
(980) Ithaco obtigisti praeda nolenti breuis.
ANDROMACHA
Çektiğim acılardan daha bilmediğim kaldı mı?
HELENA
Çekildi kuralar, efendisi verildi her bir tutsağa.
ANDROMACHA
Kime tutsak düştüm ben öyleyse? Söyle, ben kime efendi diyeceğim? (975)
HELENA
Scyroslu bir genç ilk kurada seni çekti.
ANDROMACHA
Ne şanslısın, ah Cassandra, kurtuldun şu kuradan deliliğinle, bir de Phoebus sayesinde!
HELENA
Onu tutsak alan krallar kralı.
HECUBA
Sevin, mutlu ol, kızım. Nasıl isterdi senin düğününü160 (967)
Cassandra, nasıl isterdi Andromacha! (968)
Baksana, Hecuba da benim olsun diyen biri. (979)
HELENA
Ithacalı’nın payına düştün sen de, istemese de, hiç değilse kısa bir süre. (980)
160 Polyxena’ya seslenir.
59
HECUBA
Quis tam impotens ac durus et iniquae ferus sortitor urnae regibus reges dedit?
Quis tam sinister diuidit captas deus?
Quis arbiter crudelis et miseris grauis
(985) eligere dominos nescit et (saeua manu
dat iniqua miseris fata? quis) matrem Hectoris armis Achillis miscet? ad Ulyssem uocor: nunc uicta, nunc captiua, nunc cunctis mihi obsessa uideor cladibus. domini pudet,
(990) non seruitutis. (Hectoris spolium feret, Qui tulit Achillis?) sterilis, et saeuis fretis inclusa tellus non capit tumulos meos. Duc, duc, Ulysse, nil moror, dominum sequor. Me mea sequentur fata: non pelago quies
(995) tranquilla ueniet, saeuiet uentis mare,
********************
(et bella et ignes et mea et Priami mala) dumque ista ueniunt, interim hoc poenae loco est: sortem occupaui, praemium eripui tibi.-
HECUBA
Kim bu adaletsiz kurayı çeken, bu kadar pervasızca, bu kadar haşin, bu kadar zalimce veriyor soyluları soylulara?161 Hangi tanrı bu, böyle kindarca dağıtıyor tutsakları?
Biz zavallılara acımasızca, zorbaca davranan hangi yargıç bu, nasıl efendi seçileceğini hiç bilmeyen, uğursuz eliyle biçarelerin başına (985) böyle düşman bir kader biçen? Kim bu, Hector’un anasını Achilles’in silahlarıyla evlendiren? Ulysses, duy sesimi:162 Şimdi yenilmiş bir kadınım belki, şimdi tutsak olabilirim, Acılar sarmış olabilir her yanımı; ama kanıma dokunan efendim, kölelik değil. (Achilles’in ganimetlerini alıp götüren
bu adam, (990) şimdi de Hector’un ganimetini alıp götürecek?)
Vahşi denizlerle çevrili şu çorak toprak bir mezar açmıyor ki bana bir köşesinde. Haydi götür beni, götür, Ulysses, bak hiç oyalanmıyorum, efendimin ardından gidiyorum; ama kaderim de benim ardımdan gelecek: dalgalar hiç dinmeyecek, hiç huzura ermeyecek, deniz rüzgârlarla delirecek (995)
********************163
(savaşlar, yangınlar, benim ve Priamus’un başına gelen bütün kötülükler) senin başına gelene kadar, senin cezan şu olacak: ben düştüm senin payına, çekip aldım ödülünü elinden.
161 Soyluları soylulara: Kraliyet ailesinden gelen kadınları, kraliyet ailelerinden gelen efendilere.
162 Hecuba Achilles’in payına düşmüştür, ama Achilles ölünce Ulysses onu ödül olarak kazanır.
163 Bu dize kayıptır.
60
Sed incitato Pyrrhus accurrit gradu, (1000) vultuque toruo. Pyrrhe, quid cessas? age reclude ferro pectus et Achillis tui coniunge soceros. perge, mactator senum, et hic decet te sanguis.- abreptam trahit. Maculate superos caede funesta deos
(1005) maculate manes! Quid precer uobis? precor his digna sacris aequora: hoc classi accidat toti Pelasgae, ratibus hoc mille accidat, meae precabor, cum uehar, quidquid rati.
CHORUS TROADUM
Dulce maerenti populus dolentum, (1010) dulce lamentis resonare gentes;
lentius luctus lacrimaeque mordent, turba quas fletu simili frequentat.
Semper, a semper, dolor est malignus: gaudet in multos sua fata mitti
(1015) seque non solum placuisse poenae.
Ferre, quam sortem patiuntur omnes, nemo recusat.
Nemo se credet miserum, licet sit: tolle felices. remoueto multo
(1020) diuites auro, remoueto centum rura qui scindant opulenta bubus: pauperi surgent animi iacentes.
Est miser nemo, nisi comparatus.
Dulce in immensis posito ruinis,
İşte Pyrrhus geliyor, hızlı hızlı koşturuyor, ne karanlık bir yüz bu. Ey Pyrrhus, ne duruyorsun? Haydi, (1000) deş kılıcınla yüreğimi, birleştir dünürlerini sevgili Achilles’inin. Haydi gel, ey yaşlıların katili,164 bu kan en çok sana yaraşır - Eyvah, kaptı kızımı, çekip götürüyor.165
Kirletin gökteki tanrıları kanlı kıyımlarla, kirletin ölülerin ruhlarını! Ne diye yakaracağım sizlere?
Dilerim, (1005) böyle cenazeler hak eder bu denizler: benim başıma gelen, gelsin bütün Pelasgların başına, bu binlerce geminin başına, yelken açmış giderken ben, böyle yakaracağım işte.
TROIALI KADINLAR KOROSU
Merhem olur yas tutana, acı çeken insanlar,
Merhem olur, halkın feryat figan ağlaması; (1010)
Istırap, gözyaşı, daha hafif dağlar o an, aynı şekilde ağlayıp bağırırken kalabalıklar.
Her zaman, ah her zaman kıskanç şu insanın acısı, sevinir, kendisi gibi elem çeken gördü mü, tek başına ceza çekti mi, üzülür. (1015)
Herkesin başına gelen yazgıya, dayanamam demez hiç kimse.
Zavallı olsa da, kimse inanmaz zavallı olduğuna: kaldırın hele bir şu mutluları ortadan, alıp götürün hele bir şu altına bulanmış zenginleri, kaldırın hele bir (1020)
şu yüz öküzle sürülen bereketli tarlaları: o an kalkar yoksulun öne eğilmiş başı.
Hiç kimse zavallı değildir, başkasıyla kıyaslanmazsa. Koca koca enkazların ortasına düşmüşse kişi,
164 Achilles’e kurban edilecek Hecuba’nın kızı olduğu için, Hecuba kendisini onun dünürü olduğunu ima ediyor ve kendi kocası Priamus’la öte dünyada buluşmaya can attığını belirtiyor. Sevgili Achilles’inin: Babacığının.
165 Pyrrhus Polyxena’yı alır ve peşi sıra sürükler.
61
(1025) neminem laetos habuisse uultus. Ille deplorat, queriturque fatum, qui secans fluctum rate singulari nudus in portus cecidit petitos. Aequior casum tulit, et procellas, (1030) mille qui ponto pariter carinas obrui uidit, tabulaque litus naufraga spargi, mare quum coactis fluctibus Corus prohibet reuerti.
Questus est Hellen cecidisse Phrixus, (1035) cum gregis ductor radiante uillo aureo fratrem simul et sororem sustulit tergo, medioque iactum fecit in ponto; tenuit querelas et uir et Pyrrha, mare quum uiderent, (1040) et nihil praeter mare quum uiderent, unici terris homines relicti.
Soluet hunc coetum lacrimasque nostras sparget huc illuc agitata classis, cum tuba iussi dare uela nautae
(1045) et simul uentis properante remo prenderint altum, fugietque litus. Quis status mentis miseris, ubi omnis
görmek istemez hiç kimsenin sevinçli yüzünü. (1025)
Üzülür, ağlar kendi kaderine kişi,
gemisinde tek başına dalgaları yara yara giderken, çırılçıplak, özlediği limanlara ulaştığında.
Oysa serinkanlı karşılar belaları, kasırgaları,
binlerce geminin toptan dibi boyladığına tanık olan, (1030) bir kalasa tutunup kıyıya sürüklendiğini gören, dalgaları toparlayıp denizin kabarmasını önlediğinde
karayel.
Helle düştüğünde kedere boğulmuştu Phrixus,166
altın sarısı ışıl ışıl postlu o sürünün önderi (1035)
arkasına alıp da o ikiz kardeşi, yükünün birini atınca denizin ortasına;
tutmuştu gözyaşlarını oysa Pyrrha ve eşi, denizi gördüklerinde,167
ne çıkar artık denizden başka bir şey görmeseler bile (1040) sağ kalan tek insan dahi şu yeryüzünde.
Bu kalabalık ayrılacak, gözyaşlarımız susacak şu gemiler dağıldığında sağa sola.
Borular çalıp da yelken açmalarını buyurduğunda denizcilere, asılıp küreklere, yarışa girince rüzgarlarla birlikte, (1045) derin denizlere açılıp kalınca kıyılar geride.
Neler geçecek aklımızdan kim bilir, biz biçarelerin,
166 Phrixus ve Helle: Thebae kralı Athamas ve Nephele’nin ikizleri. Üvey anneleri Ino’dan nefret ediyordu bu iki kardeş. Ino onlardan kurtulmak istedi ve kente kıtlık saldı. Bu kıtlıktan kurtulmanın tek yolunun da bu iki kardeşin kurban edilmesi olduğunu söyledi halka. Ama anaları Nephele’nin yolladığı altın postlu bir koça binip kurtuldular bu kıyımdan. Yazık ki, kaçarken Helle düştü ve öldü. Phrixus ise canını dişine taktı ve Colchis’e vardı. Orada, Kral Aeetes’in himayesine alındı ve kral kızı Chalciope ile evlendi. Phrixus krala duyduğu minnettarlığı ona altın postlu koçu vererek ödedi. Aeetes bunu krallığında bir ağaca asıp ölümsüzleştirdi. Bkz. Ovidius, Fasti, 3. 185. vd.
167 Büyük tufandan sonrasında yeryüzünde sağ kalan iki kişi, Pyrrha ve kocası Deucalion’du.
62
terra decrescet, pelagusque crescet, celsa quum longe latitabit Ide?
(1050) Tum puer matri, genitrixque nato, Troia qua iaceat regione monstrans, dicet, et longe digito notabit: “Ilium est illic, ubi fumus alte serpit in caelum, nebulaeque turpes.”
(1055) Troes hoc signo patriam uidebunt.
karalar yavaş yavaş küçülüp denizler gitgide büyüdükçe, yüce Ida Dağı, uzaklara gizlenince?
O an oğul anaya, ana oğla (1050)
gösterecek Troia’nın yıkıldığı yöreyi, “İşte Ilium orada, dumanların yükselip göğe, döne döne kara bulutlara karıştığı yerde,” diyecek.
Bu işaretle görecek Troialılar yurdunu. (1055)
63
Actus Quintus
NUNTIUS, ANDROMACHA, HECUBA.
NUNTIUS
O dura fata, saeua, miseranda, horrida!
Quod tam ferum, tam triste bis quinis scelus Mars uidit annis? quid prius referens gemam, tuosne potius, an tuos luctus, anus?
HECUBA
(1060) Quoscumque luctus fleueris, flebis meos.
Sua quemque tantum, me omnium clades premit.
Mihi cuncta pereunt; quisquis est, Hecubae est, miser.
NUNTIUS
Mactata uirgo est, missus e muris puer; sed uterque letum mente generosa tulit.
Beşinci Sahne
HABERCİ, ANDROMACHA, HECUBA.
HABERCİ
Ah zalim kader, insafsız, içler acısı, korkunç kader ah!
bu kadar vahşi, bu kadar kanlı bir cinayet
gördü mü acaba Mars, şu son on yılda? Hangi acıya yanayım önce, senin kederine mi, yoksa, ah ihtiyar, seninkine mi?168
HECUBA
Hangi acıya ağlarsan ağla, ağlayacağın benim acım sonuçta. (1060)
Onlar kendine yanar sadece, bense ezilmişim herkesin derdiyle.
Her ölüm bana bir keder; ne kadar zavallı varsa
hepsi Hecuba’nın.169
HABERCİ
Kızın katledildi, oğlun surlardan atıldı;
ama ikisi de soylu bir ruhla ölümü karşıladı.
168 Senin kederine mi: Andromacha’ya hitap eder. Ah ihtiyar: Hecuba’ya hitap eder.
169 Kendi kayıplarına ağlayan kadınlar, Hecuba’nın acılı kızlarıdır.
64
ANDROMACHA
(1065) Expone seriem caedis, et duplex nefas persequere; gaudet magnus aerumnas dolor tractare totas: ede et enarra omnia.
NUNTIUS
Est una magna turris e Troia super, assueta Priamo, cuius e fastigio
(1070) summisque pinnis arbiter belli sedens regebat acies. turre in hac blando sinu fouens nepotem, quum metu uersos graui Danaos fugaret Hector et ferro, et face, paterna puero bella monstrabat senex.
(1075) Haec nota quondam turris et muri decus, nunc saeua cautes, undique affusa ducum plebisque turba cingitur; totum coit ratibus relictis uulgus. his collis procul aciem patenti liberam praebet loco,
(1080) his alta rupes, cuius e cacumine erecta summos turba librauit pedes. Hunc pinus, illum laurus, hunc fagus gerit, et tota populo silua suspenso tremit. Extrema montis ille praerupti petit,
(1085) semusta at ille tecta, uel saxum imminens muri cadentis pressit, atque aliquis (nefas) tumulo ferus spectator Hectoreo sedet.
Per spatia late plena sublimi gradu incedit Ithacus paruulum dextra trahens
ANDROMACHA
Nasıl öldüler, anlat teker teker, nasıl işlendi bu çifte günah (1065) baştan sona anlat; büyük acılar dinlemeye heves eder tüyler ürpertici her anını, haydi konuş, anlat her detayı.
HABERCİ
Şu büyük kule var ya, Troia’nın son kalıntısı, hani, Priamus’un çok iyi tanıdığı, yüksek siperlerine oturur alınlığından bakıp yönetirdi hani, aşağıda savaşan
alaylarını. (1070) Bu kulede almıştı kucağına torununu, sevip okşamıştı tatlı tatlı, Yunanlar arkalarına bile bakmadan kaçarken Hector’un yarattığı dehşetten, kılıcından, meşalesinden; göstermişti torununa o yaşlı adam, babasının savaşçılığını.
İşte o kule, bir zamanlar dillere destan o kule, surlarımızın heybeti, (1075) korkunç bir kayalık şimdi, sarmış askeri, halkı her yanını, oluk oluk insan akıyor; toplanıp gelmiş bütün ahali, kıyıda bırakıp gemilerini. Uzaktaki bir tepeden seyrediyordu kimi, cephede olan biten her şeyi, yüksek bir kayaya tırmanmış kimi, yükselip ayak uçlarında dikilmişler tepesine, yığın yığın. (1080) Çam ağacına çıkmış biri, biri defneye, biri kayına, sallanıyor bütün orman, üstünden sarkan insanlardan.
Yalçın dağın kıyısında oturuyor kimi, kimi yaslanmış yarı yanmış bir çatıya, kimi yüklenmiş (1085) göçen duvarın çıkıntısı bir taşa, kadir bilmez bir seyirci de oturmuş Hector’un mezarına, vah başımıza!
Yara yara o insan kaynayan kalabalığı girdi içeri heybetli adımlarla Ithacalı, elinden tutmuş sürüyordu,
65
(1090) Priami nepotem, nec gradu segni puer ad alta pergit moenia. ut summa stetit pro turre, uultus huc et huc acres tulit, intrepidus animo. qualis ingentis ferae paruus tenerque fetus, et nondum potens
(1095) saeuire dente, iam tamen tollit minas, morsusque inanes tentat, atque animis tumet: sic ille dextra prensus hostili puer ferox, superne mouerat uulgum ac duces ipsumque Ulyssem. non flet e turba omnium, (1100) qui fletur; ac dum uerba fatidici et preces concipit Ulysses uatis, et saeuos ciet ad sacra superos, sponte desiluit sua In media Priami regna.
ANDROMACHA
Quis Colchus hoc, quis sedis incertae Scytha (1105) commisit, aut quae Caspium tangens mare gens iuris expers ausa? Non Busiridis Puerilis aras sanguis aspersit feri, nec parua gregibus membra Diomedes suis epulanda posuit. quis tuos artus tenet, (1110) Tumuloque tradet?
Priamus’un o küçük yavrucağını; ama çocuğun tökezlemedi bir an bile adımları (1090) böyle çıktı surların en tepesine. Durdu sonra kulenin zirvesinde, bir o yana baktı bir bu yana, keskin bakışlarla, korkudan eser yoktu ruhunda.
İri bir hayvanın küçücük, körpe yavrusu gibiydi adeta, ısırıp koparacak gücü olmadığı halde dişlerinde,
dik dik bakıp da (1095) ısırmaya kalkar ya hani boşuna, yüreği kalır soluk soluğa: tutmuştu elinden düşmanının işte öyle, o çocuk da, gurur vardı öfkeli ruhunda; hayran bıraktı kendisine halkı, komutanları, hatta Ulysses’i bile. Dökülmedi gözlerinden tek bir damla, bütün ahali ona ağlıyordu oysa; kadere ilişkin sözler
söylemeye başlamışken Ulysses, (1100) tam o sıra, başlamışken dualara bir kahin edasıyla, acımasız tanrıları da çağırırken kurbanına, atıverdi çocuk kendini aşağıya, Priamus’un krallığının tam ortasına.
ANDROMACHA
Hangi Cholchisli işledi bu cinayeti, yeri yurdu belli olmayan hangi Scythialı?
Hazar’ın kıyılarındaki hangi yasa tanımaz halk170 (1105)
cüret etti buna? O vahşi Busiris’in sunakları bile171 hiç bulanmamıştı çocuk kanlarına,
Diomedes bile vermedi sürülerine, yem diye,172 böyle körpe etleri. Ah kim alacak şimdi senin bedenini, kim koyacak mezarına şimdi? (1110)
170 Hazar’ın: Caspium mare.
171 Busiris: Mısır kralı; ülkesine gelen yabancıları Iuppiter’e kurban olarak sunduğundan, sunakları lanetli olarak bilinir.
172 Diomedes: Kısraklarını insan etiyle beslediği için zalimliğiyle tanınır.
66
NUNTIUS
Quos enim praeceps locus reliquit artus? ossa disiecta et graui elisa casu; signa clari corporis, et ora et illas nobiles patris notas, confudit imam pondus ad terram datum;
(1115) soluta ceruix silicis impulsu, caput ruptum, cerebro penitus expresso: iacet deforme corpus.
ANDROMACHA
Sic quoque est similis patri.
NUNTIUS
Praeceps ut altis cecidit e muris puer, fleuitque Achiuum turba, quod fecit, nefas, (1120) idem ille populus aliud ad facinus redit, tumulumque Achillis. cuius extremum latus Rhoetea leni uerberant fluctu uada; aduersa cingit campus, et cliuo leui erecta medium uallis includens locum
(1125) crescit theatri more. concursus frequens impleuit omne litus. Hi classis moras hac morte solui rentur, hi stirpem hostium gaudent recidi; magna pars uulgi leuis odit scelus, spectatque. nec Troes minus (1130) suum frequentant funus et pauidi metu partem ruentis ultimam Troiae uident: Cum subito thalami more, praecedunt faces.
HABERCİ
Bu uçurum gibi yerden düşen birinin bedeni kalır mı geri? Parça parça olmuş kemikleri düştüğünde o şiddetle; güzel bedeninin bütün işaretleri, yüzü ve babasından aldığı o soylu çizgileri, silinip gitti, toprağın derinine saplanınca, bütün ağırlığınca: Taşa çarpmış, kırılmış boynu, yarılmış kafası, (1115)
bütün beyni akmış dışarı: yatıyor orada işte, tanınmaz hale gelen o bedeni.
ANDROMACHA
Böyle bile benziyor babasına.
HABERCİ
Çocuk düşünce yüksek surlardan baş aşağı, Yunan ahali ağlamaya başladı, işledikleri günah karşısında, aynı ahali başka bir günaha çevirdi başını sonra, (1120)
Achilles’in mezarına; Rhoeteum kıyılarında hafif hafif dövülüyor arka tarafı dalgalarla, ön tarafı sarılmış hepten düz ovalarla, yüksek bir vadi sarmış orta yerini, hafiften eğimli, bir tiyatro misali. Toplanıp geldi insanlar yığın yığın, (1125) doluştular sahil boyunca. Ölüm işe yaradı diyordu kimi artık gemiler daha fazla oyalanmaz, gider, kimi de seviniyordu, düşmanın kökü kurudu diye.
Oysa halk, nefret duyuyordu bu cinayete ve seyrediyordu sessizce.
Troialılar da geldiler, toplandılar kendi cenazelerinin çevresine,
yürekleri tir tir titremekte, (1130) bakıyorlar öyle, viran olan Troia’nın son sahnesine: Birdenbire meşaleler tuttu yolu, düğündeymişçesine,
67
et pronuba illi Tyndaris, maestum caput demissa. “Tali nubat Hermione modo,”
(1135) Phryges precantur, “sic uiro turpis suo Reddatur Helena.” terror attonitos tenet utrosque populos. ipsa deiectos gerit vultus pudore; sed tamen fulgent genae, magisque solito splendet extremus decor, (1140) ut esse Phoebi dulcius lumen solet iamiam cadentis, astra quum repetunt uices, premiturque dubius nocte uicina dies.
Stupet omne uulgus: (et fere cuncti magis peritura laudant) hos mouet formae decus, (1145) hos mollis aetas, hos uagae rerum uices;
mouet animus omnes fortis, et leto obuius, (Pyrrhum antecedit; omnium mentes tremunt) mirantur, ac miserantur.
Ut primum ardui sublime montis tetigit, atque alte edito (1150) iuuenis paterni uertice in busti stetit, audax uirago non tulit retro gradum; conuersa ad ictum stat truci uultu ferox.
Tyndareus’un kızı eşlik ediyor geline, kederler içinde, başı önde.173
Troialılar yakarıyorlar, “Hermione de böyle evlensin,” diye174 (1135)
“o alçak Helena da kavuşsun kocasına böyle.” Bir korku sardı sonra
her iki halkı, uyuşup kaldılar öylece. Yere indirmiş bakışlarım gelin,175 utanç içinde, gözleriyse ışıl ışıl gene de, alışılmadık biçimde parlıyor o son ışık yüzünde.
Güneş kaybolurken ufukta, daha bir parlak yanar hani,176 (1140) hani yıldızlar yerlerine alınca, gün ezilir ya gecenin kıyısında çaresizce, işte öyle!
İnsanların hepsi şaşkınlık içinde: hep bir ağızdan övgüler yağdıracaklar nerdeyse, az sonra canından olacak geline. O güzel endamı dokunmuştu kimine, kimine o gencecik yaşı, kimineyse dönek yazgısı, (1145)
ölümle burun buruna gelen o cesur ruhu
dokunmuştu kimine de; (Önünden yürüyor Pyrrhus’un, herkesin yüreği titriyor) kâh hayran oluyor, kâh acıyor.
Varır varmaz, o dik dağın tepesine, durdu genç adam babasının mezarının üstünde, yükseğe kurulu o höyükte, (1150) bir an bile geri adım atmamıştı o mert gelin;
döndü yüzünü ölümün darbesine, meydan okuyan bakışlarıyla, öfke içinde.
173 Tyndareus’un kızı: Helena.
174 Hermione: Helena ve Menelaus’un tek kızı. Helena, Paris’le kaçtığında, Clytaemnestra tarafından büyütüldü.
175 Gelin: Polyxena
176 Güneş: Phoebus
68
Tam fortis animus omnium mentes ferit, nouumque monstrum est, Pyrrhus ad caedem piger.
(1155) Ut dextra ferrum penitus exacta abdidit, subitus, recepta morte prorupit cruor per uulnus ingens. nec tamen, moriens, adhuc deponit animos: cecidit, ut Achilli grauem factura terram, prona et irato impetu.
(1160) Uterque fleuit coetus - at timidum Phryges misere gemitum, clarius uictor gemit.
Hic ordo sacri. non stetit fusus cruor, humoue summa fluxit: obduxit statim, saeuusque totum sanguinem tumulus bibit.
HECUBA
(1165) Ite, ite, Danai, petite iam tuti domos; optata uelis maria diffusis secet secura classis. concidit uirgo, ac puer: bellum peractum est. quo meas lacrimas feram? Ubi hanc anilis exspuam leti moram?
(1170) Natam an nepotem, coniugem an patriam fleam? An omnia an me? sola mors uotum meum,
ne cesur bir ruhtu o öyle, şaşkınlık yarattı herkesin yüreğinde,
ne inanılmaz bir şeydi bu, Pyrrhus bile tereddüt etti bir an öldürmekte.
Eliyle çekip kılıcını sapladığında ta derinlere, (1155)
fışkırdı kanlar o koca yaradan, ecel gelmişti bedene.
Ölürken bile hiç taviz vermedi o soylu ruhundan; düştü, Achilles’in toprağını çökertircesine, yüzüstü, öfke soluyan şiddetiyle.
Troialısı, Yunanı, kim varsa orada hepsi ağladı, için için gözyaşı akıttı Troialılar (1160) ürkekçe, Yunanlarsa bağıra çağıra, savaşın fatihiydiler
ne de olsa.
İşte bu cenaze töreni de böyle sonlandı. Dökülen kan durmadı ama, toprağın üstüne de akmadı, anında emdi mezar, vahşice içip bitirdi bütün kanı.
HECUBA
Haydi gidin, gidin, Yunanlar, tutun yolunu yurdunuzun barış içinde;177 (1165) donanmanız açsın artık yelkenlerini güven içinde, yarıp geçsin
o özlediğiniz denizleri. Can verdi bir genç kız,
bir delikanlı:
artık savaş sona erdi. Nereye dökeyim bu gözyaşlarımı?
Nereye kusayım, ihtiyar yaşımda hâlâ çıkmayan bu canımı?
Kızıma mı ağlayayım, torunuma mı, kocama mı,
yurduma mı? (1170)
Her şeye mi yoksa, yoksa kendime mi? Ah ölüm, tek ümidim,
177 Evinizin: yurdunuzun
69
infantibus uiolenta uirginibus uenis, ubicumque properas, saeua; me solam times vitasque, gladios inter ac tela et faces
(1175) quaesita tota nocte, cupientem fugis.
Non hostis, aut ruina, non ignis meos
absumpsit artus: quam prope a Priamo steti!
NUNTIUS
Repetite celeri maria, captiuae, gradu:
iam uela puppis laxat, et classis mouet.
bebek demez, genç kız demez koşar gelirsin, zalimce, dört bir yana saldırırsın vahşice; benden korkuyorsun sadece
benden ürküyorsun, oysa kılıçlar, kargılar, meşaleler içinde aradım seni bütün gece, benden kaçıyorsun, seni çok
istediğim halde. (1175)
Ne bir düşman çıktı karşıma, ne bir ev çöktü başıma, yakıp kül etmedi iliğimi kemiğimi bir ateş bile: nasıl da yakınım oysa bak Priamus’a!178
HABERCİ
Haydi hızlanın, koşun denize, ey tutsak kadınlar, açmışlar yelkenlerini, gidiyor donanmalar.
178 Hecuba yaşının Priamus’a yaklaştım ima ediyor.
70
Dizin
(Yer ve kişi adlarından oluşan bu dizin, Latince özgün metnin dize numaralarına göre düzenlenmiştir.)
Achilles 177, passim.
Achivus 853, 1119
Aeacus 253, 346
Aegaeus 226
Agamemnon 150-155
Aiax 46,316, 844
Amazon 243, 673
Amyclae 70
Andromacha, 530-535, 576, 804, 907, 925, 968
Antenor 60
Argos 150, 245, 277, 444, 672, 810-815, 855
Asia 7, 896
Assaracus 17
Atreus 340-345, 596
Atrides 145-150
Bessa 848
Boreas 395, 841
Briseis 222
Busiris 1106
Calchas 352, 359, 530-535, 592, 636, 749
Calydnae 835-840
Calydon 845
Carystos 835-840
Caspium mare 1105
Cassandra 37, 61, 975-967,
968
Caycus 228
Cephallania 515-520
Cerberus 404
Chiron 832
Cholchis 1104
Chryse 223
Cilla 227
Corus 1033
Creta 820
Cybebe (Cybele) 72
Danai 62, passim.
Danaus 418, 433
Dardania 27, 871
Dardanus 135-140
Diomedes 1108
Dis 198, 432
Echo 109
Eetion 219
72
Eleusis 843
Elis 850
Elysium 155-160, 944
Enispe 841
Erebus 179
Europa 896
Fortuna 259, 269, 275, 697,
710-715
Gonoessa 840
Graecia 194, 319
Graius 70, 135-140, 145-150, 445, 526, 551, 774, 866
Gyrtone 821
Hecate 389
Hector 59, passim.
Hecuba 36, passim.
Helena 249, passim.
Helenus 60
Helle 1034
Hercules 135-140
Hermione 1134
Ida 66, 73, 175, 567, 928, 1049
Ilium 21, 22, 31, 412, 771,
911, 1053
Iolcos 819
Ithaca 857
Ithacus 38, 317, 927, 980
Iuppiter (Iovis) 140, 849
Lesbos 226
Lyrnessus (Lyrnessos, Lyrnesos) 221
Maenas 674
Mars 185, 1058
Memnon 239
Menelaus 923
Mothone 822
Mycenae 155, 245, 855
Neptunus 183
Nereus 882
Neritos 856
Oceanus 383
Oeta 823
Olenos 826
Orestes 555
Paris 347, 867, 908, 922, 956,
Pegasus 385
Pelasgus 353, 597, 628, 737, 753, 876, 1007
Peleus 247, 415, 882
Pelion 829
Pelops 855
Peparethos 842
Pergama 889,
Pergamum 14, 472
Pharis 849
Phoebus 34, 227, 975-967, 1140
Phrixus 1034
Phrygia 29, passim.
Pisa 849
Pleuron 827
Polyxena 195, 367, 942
Pontus 13
Priamus 55, passim.
Prothous 829
Pylos 212, 848
73
Pyrrha 1039
Pyrrhus 196, passim.
Pythia 817
Rhesus 9 (dipnot)
Rhoeteum 108, 1122
Salamis 844
Scarphe 848
Scyros 226, 335-340, 975-967
Scythae 12
Scythia 1104
Sigeum (Sigeon) 75, 932
Sinon 39
Sparta 854
Styx 430, 520
Taenara 402
Tanais 9
Telemachus 593
Telephus 215
Tempe 815
Tenedos 224
Tethys 877-880
Teucer 918
Thebae 219
Thessalia 181, 324, 325, 361, 362, 815, 878
Thetis 346, 880
Thracia 182, 225
Thyestes 340-345
Tigris 11
Titan 170
Titaressos 847
Trachis 818
Tricce 821
Triton 202
Troas 96, 791, 901, 1055
Troezen 828
Troia 4, passim.
Tyndareus 1133
Ulysses (Odysseus) 149, passim.
Xanthus 187
Zacynthus 856
74
Kaynakça
(Bu kaynakçada, çevirinin giriş ve dipnotlarında kullandığımız kaynakların yanında, dolaylı yollardan bilgi edindiğimiz yapıtlara da başvurulmuştur.)
Baden, T. (ed.), L. Annaei Senecae, Tragoediae, Lipsiae, 1821.
Bothe, F. Henricus (ed.), L. Annaei Senecae, Tragoediae, Lipsiae, 1834.
Calder W. M., “Originality in Seneca’s Troades,” Classical Philology, Vol. 65, No. 2, (Apr., 1970), The University of Chicago Press s. 75-82.
Euripides, Opera Omnia, Ex editionibus praestantissimis fideliter recusa; Latina interpretatione, scholiis antiquis, et eruditorum observationibus illustrata: necnon indicibus instructa. 9 vols. Glasguae, A. & J.M. Duncan, 182.
Gronovii, I.FR, F.C. Matthiae (ed.), Medea et Troades, Lipsiai, 1828.
Holtze, O., L. Annaei Senecae tragoediae: ad optimorum librorum fidem accurate editae, Lipsiae, 1867.
Knight, W. F. J., “Magical Motives in Seneca’s Troades,” Transactions and Proceedings of the American Philological Association, Vol. 63, (1932), The Johns Hopkins University Press, s. 20-33.
Lemaire, N. Eligius (ed.), Bibliotheca Classica Latina sive Collectio Auctorum Classicorum Latinorum, L. Annaei Senecae, Opera Tragica, Parisiis, 1832.
Miller, F. Justus (trans.), The Tragedies of Seneca, University of Chicago Press, Chicago, 1907.
Seneca, Hercules, Trojan Women, Phoenician Women, Medea, Phaedra, (tr. John G. Fitch), Harvard University Press, Cambridge, 2002, Loeb.
Seneca, Medea, çev. Çiğdem Dürüşken, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, İstanbul.
76
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder