Özer Kızıltan’ın yönettiği 2006 yapımı
Takva, Türk
sinemasının modern klasiklerinden biri olarak kabul edilir. İnanç,
modernite ve insan psikolojisi arasındaki o ince çizgiyi oldukça sarsıcı
bir dille anlatır.
İstediğin detayları aşağıda bölümler halinde düzenledim:
🎥 Künye ve Oyuncu Kadrosu
Filmin başarısında, karakterlerin derinliğini izleyiciye hissettiren
güçlü oyuncu kadrosunun payı oldukça büyüktür.
-
Yönetmen:
Özer Kızıltan
-
Senaryo:
Önder Çakar
-
Oyuncu Kadrosu:
-
Erkan Can:
Muharrem (Başrol)
-
Güven Kıraç:
Rauf
-
Meray Ülgen:
Şeyh Hazretleri
-
Settar Tanrıöğen:
Ali Bey
-
Engin Günaydın:
Erol
-
Erman Saban:
Muhittin
-
Öznur Kula:
Hacer
📝 Senaryo ve Uyarlama Bilgisi
Film bir kitap uyarlaması mıdır?
Hayır, Takva bir
kitap uyarlaması değildir. Senaryosu
Önder Çakar
tarafından kaleme alınmış
özgün bir yapımdır.
Önder Çakar, "Yeni Sinemacılar" kolektifinin bir parçası olarak bu
senaryoyla toplumun ve bireyin dini yaşayış biçimindeki kırılmaları
ustalıkla kağıda dökmüştür.
Senaryonun Odağı:
Senaryo, hayatını ibadetle geçiren, son derece mütevazı ve dindar bir
adam olan Muharrem’in hikayesini anlatır. Muharrem, bir cemaatin mal
varlıklarını ve kiralarını toplamakla görevlendirilince, o zamana kadar
uzak durduğu "dünya işleri" ve para ile tanışır. Bu süreç, onun iç
dünyasında geri dönülemez bir yıkıma yol açar.
🧠 Temalar ve Verilmek İstenen Mesajlar
Film, adını "Allah’tan korkma, günahlardan sakınma" anlamına gelen
takva kavramından
alır. İşlediği temel konular şunlardır:
-
İnanç vs. Dünya İşleri:
Film, saf bir inancın, paranın ve bürokrasinin girdiği
"kurumsallaşmış din" yapısı içinde nasıl ezildiğini gösterir.
Muharrem’in en büyük sınavı, korumaya çalıştığı takvası ile modern
dünyanın acımasız ekonomik gerçekleri arasındadır.
-
Yozlaşma:
Dini yapıların içindeki hiyerarşiyi, güç ilişkilerini ve paranın
yönetimi söz konusu olduğunda ilkelerin nasıl esneyebildiğini
eleştirir.
-
Psikolojik Çöküş:
Muharrem’in yaşadığı vicdan azabı ve rüyalar üzerinden, bireyin
kendi kutsallarıyla çeliştiğinde yaşayabileceği mental dağılmayı
izleriz.
-
Cinsellik ve Bastırılmışlık:
Muharrem’in rüyaları üzerinden, insanın biyolojik doğası ile dini
yasakları arasındaki çatışmayı ve bastırılmış duyguların patlama
noktalarını simgesel bir dille anlatır.
Özetle: Takva, "Para ve güçle kirlenmeden dindar kalınabilir mi?" sorusunu sorarken, izleyiciyi Muharrem’in trajik sonuna ortak eder.
Öznur Kula,
Takva filminde
Hacer karakterini
canlandırmaktadır. Hacer, filmin hikâyesinde hem gerçek bir figür hem de
başkarakter Muharrem’in (Erkan Can) iç dünyasındaki çatışmaların simgesi
olarak merkezi bir role sahiptir.
Filmin anlatısında Öznur Kula’nın canlandırdığı Hacer karakteri ve dahil
olduğu sekanslar şu açılardan önem taşır:
👤 Karakterin Kimliği ve Rolü
Hacer, Muharrem’in bağlı olduğu tarikatın
Şeyh’inin kızıdır.
Muharrem, hayatı boyunca dünyevi arzulardan ve kadınlardan uzak durmuş,
son derece içe kapalı ve muhafazakâr bir yaşam sürmüştür. Şeyh’in
Hacer’i Muharrem ile evlendirmek istemesi, Muharrem için hem büyük bir
onur hem de derin bir korku ve yetersizlik duygusuna dönüşür.
🎥 Önemli Sekanslar ve Sembolizm
Filmde Hacer karakterinin göründüğü sahneler genellikle Muharrem’in
bilinçaltı ve gerçeklik arasındaki gidiş-gelişlerini
yansıtır:
-
Rüya ve Halüsinasyon Sekansları:
Hacer, Muharrem’in bastırılmış cinsel dürtülerini ve "nefs"
mücadelesini simgeleyen rüya sahnelerinde belirir. Bu sahneler
genellikle su, temizlik ya da günah korkusu temalarıyla işlenir. Bu
sekanslarda Hacer, Muharrem’in korumaya çalıştığı "takva"sını tehdit
eden bir "dünyevi cazibe" olarak tasvir edilir.
-
Dergâh Sahneleri:
Hacer’in dergâh içinde veya Şeyh’in evinde göründüğü sahneler,
Muharrem’in üzerindeki toplumsal ve dini baskıyı artırır. Şeyh’in
kızıyla evlenme ihtimali, Muharrem’in kendisini bu makama layık
görmemesi nedeniyle onu derin bir melankoliye ve ruhsal çöküşe
sürükler.
-
Psikolojik Kırılma Noktaları:
Hacer’in varlığı, Muharrem’in modern hayatın getirdiği para ve güçle
tanışmasının ardından yaşadığı "saflığını kaybetme" korkusunu
tetikler. Filmin finaline doğru Muharrem’in yaşadığı zihinsel
dağılmada Hacer ile ilgili imajların payı büyüktür.
✨ Karakterin Önemi
Öznur Kula’nın performansı, filmdeki yoğun erkek egemen ve dini
atmosferin içinde
dişil bir enerjiyi
ve Muharrem’in bastırdığı insani doğayı temsil eder. Hacer karakteri,
Muharrem’in sadece parayla değil, kendi bedeni ve duygularıyla olan
imtihanının da en somut karşılığıdır.
Öznur Kula'nın filmden önce "Karaköy altgeçidindeki piyango bileti satan kız" olarak kaydedilmiş.
Biletçi kıza piyangodan şöhret çıktı
Takva filmindeki oyunculuğuyla dikkat çeken Öznur Kula, "Babam iflas edince piyango bileti satmaya başladım. Nevizade'de bilet satarken, Mustafa Alabora 'Sen yarın okula gel' dedi ve oyuncu oldum."
Babası iflas edince piyango bileti satmaya başlayan, Neve Şalom Sinagogu'na yapılan bombalı saldırı sonucu evi yıkılan Öznur Kula'nın hayatı Mustafa Alabora sayesinde değişti. O artık herkesin tanıdığı bir oyuncu...
Patlamayı TV'den öğrendim
Kuledibi'ndeki sinagoga terör saldırısı yapıldı. Bombanın patlaması sonucu oturduğumuz bina çöktü. Patlamayı televizyondan öğrendim. Çöken bina bizimkiydi. O an bayılıp kalmışım. Ayıldıktan sonra çıplak ayakla dışarı fırlayıp minibüse bindim. Mahalleye geldiğimde kendimde değildim. Oğlumun, annemin, babamın ve kız kardeşlerimin isimlerini haykırdığımı hatırlıyorum.
Büyük ikramiye ona vurdu
Benim için konservatuvar hayalleri bitmişti. Eskisi gibi piyango bileti satmaya devam ettim. Bir gece Nevizade'de bilet satarken, Mustafa Alabora'nın öğrencileriyle oturduğu masaya yanaştım. Öğrencilerine "Oedipus'u biliyor musunuz" diye sordu. Ben başladım Oidipus'u anlatmaya. "Sen yarın okula gel" dedi. Yani Oedipus'un yardımıyla hazırlık sınıfına başladım.
Öznur Kula, "Takva" filmindeki "rüyada bilinçaltı" sahneleriyle ses getirdi. Takva’nın güzeli piyangocu çıktı.
Babası iflas edince piyango bileti satmaya başladı. Neva Şalom Sinagogu saldırısında evi yıkıldı. Yaşamı ödüllü bir belgesele konu oldu. Nevizade’de bilet satarken Mustafa Alabora’nın "Oedipus kimdir?" sorusuna doğru yanıt verince oyuncu oldu. Takva’nın tartışma yaratan sevişme sahnelerinde olay yarattı. İşte Öznur Kula’nın "Film gibi bir hayat" dedirten sıra dışı öyküsü...
Biraz geçmişinizden bahseder misiniz?
- Babam Datça’da kafe işletiyordu, iflas edince İstanbul’a gelip Milli Piyango Bileti satmaya başladı. Ailem yaklaşık 10 yıldır piyango bileti satıyor. Ben de onlara yardım etmek için bu işe başladım. Aynı zamanda da çocuk tiyatrolarında oynuyordum. Daha sonra Gösteri Sanatları Merkezi’ne girdim. Gündüzleri bilet satıyor, geceleri okula gidiyordum. Her şey yolunda giderken aşık oldum ve evlendim. Ama evliliğim yürümedi, ayrıldık. Eşref adında altı buçuk yaşında bir oğlum var. 2000 yılında ayrıldığım Gösteri Sanatları Merkezi’ndeki hocam Mazlum Kiper’le bir gün yolda bilet satarken karşılaştım. Bana "Çok ara verdin geri dön" dedi. Ben de döndüm. Mazlum Hoca ile her gün Şehir Tiyatroları’na gidip çalıştım. Tüm bunlar olurken, Kuledibi’ndeki Neva Şalom Sinagogu’na terör saldırısı gerçekleşti. Bombanın patlaması sonucu oturduğumuz bina çöktü.
Can kaybınız var mı?
- Allah’a şükür yok. Ben patlama anında Levent’teki arkadaşlarımın evindeydim. Patlamayı televizyondan öğrendim. Çöken bina bizimkiydi. O an bayılıp kalmışım. Ayıldıktan sonra çıplak ayakla dışarı fırlayıp minibüse bindim. Mahalleye geldiğimde kendimde değildim. Oğlumun, annemin isimlerini haykırdığımı hatırlıyorum. Polis çöken evimize yaklaşmama izin vermemişti. Ortalık savaş alanına dönmüştü. Tam her şey bitti dediğim anda annem telefonla arayıp biz iyiyiz kızım dedi. O anki mutluluğumu size anlatamam.
Gerçekten çok ucuz kurtulmuşsunuz...
- Kesinlikle öyle. Bu patlamanın ardından Maslak’a taşındık. Benim için yine konservatuvar hayalleri bitmişti. Eskisi gibi piyango bileti satmaya devam ettim. Bir gece Nevizade’de bilet satarken, Mustafa Alabora’nın öğrencileriyle oturduğu masaya yanaştım. Mustafa Alabora, Yunan Tragedyası’ndan bahsediyordu. Öğrencilerine "Oedipus’u biliyor musunuz?" diye sordu. Ben hemen atladım, başladım Oedipus’u anlatmaya. "Oedipus’u bilmeyen, tiyatroyu da bilmez" dedim. Mustafa Alabora döndü ve "Sen ne yapıyorsun?" dedi. "Birazcık tiyatro ile ilgileniyorum, sizin öğrenciniz olabilirim’ dedim bir anda. "Sen yarın gel bakayım okula’ dedi. Anlayacağınız, Oedipus’un yardımıyla Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin hazırlık sınıfında derslere başladım. Başarılı oldum ve bana burs verdiler.
HAYATI BELGESEL OLDU
Peki, Takva’nın kadrosuna girmeyi nasıl başardınız?
- İlk profesyonel işim Takva ama bu filmden önce, 2000 yılında Gösteri Sanatları Merkezi’nden Esin Işık’ın yönettiği İstanbul’un İki Yakası adlı belgeselde oynadım. Belgesel çekildiği dönemde hamileydim. Esin Işık, İstanbul’da yaşam kavgası veren üç kişinin hayatını anlatıyordu. Türk kadınını temsilen benim hayatımı çekti. Piyango bileti satışım, aile hayatımı, evliliğim, hamileliğim, tiyatroya gönül verişim, sınavlara hazırlanmamı, kısacası hayatıma dair her şeyi çekti. Diğer öyküler ise Tan Sağtürk ile bir üniversite öğrencisinin yaşamlarını konu alıyordu. Belgesel, festivallerde ödül aldı. Daha sonra Füsun Demirel ile tanıştım. Onun sayesinde Takva filminde rol aldım.
Takva’da canlandırdığınız şeyhin kızı karakterinin çok cesur sahneleri vardı...
- Evet, hem şeyhin kızı hem de Muharrem’in rüyalarına giren kadındım. Tabii biraz gelgitler yaşadım senaryoyla ilgili. Normalde başı örtülü bir kızdım ama rüya bölümlerinde ise bambaşka bir kadına dönüşüyordum. Bir ara oynamakta tereddüt ettim. Ama hocalarım Takva ekibinin Yeni Sinemacılar olduğunu, onlara güvenmem gerektiğini söylediler. Ben de oynadım.
Fatih Akın’ın da Yaşamın İki Kıyısında filminde oynadınız değil mi?
- Evet, orada devrimci bir kızı canlandırdım. Ayrıca Murat Ergün’ün ’Kiralık Oda’ filminde oynadım. Yakında Limon Yapım’ın Kars’ta çekilecek Piraye adlı dizisine başlayacağım. Bir de TRT’nin ’Dede Korkut Öyküleri’ projesinde yer alacağım.
💃 sahnelerinde zorlanmadım
- Erkan Can ile olan 💃🦵🏻💋 sahnelerinde zorlandınız mı?
Hayır, kesinlikle zorlanmadım. Zaten Hacer’in bu rüyalardan haberi yok (gülüyor). Erkan Can gibi eğlenceli bir insanla sevişme sahnelerinde rol almak en büyük şansımdı. Bana çok yardımcı oldu.
- Bir piyangocu ayda ne kadar kazanıyor?
Ortalama 2-3 milyar (2006) kazanılıyor. İyi para getiren bir iş. Özellikle öğrenci ve gençlerin yapabileceği bir iş.
Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/biletci-kiza-piyangodan-sohret-cikti-5490637 Güncellenme: 24 Kasım 2006 Cuma, 14:34.
💃🏻 sahneler:
Yorumlar
Yorum Gönder