
Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi, mimarın gerçekleştirilmiş ve halen korunmakta olan yapıtlarını içeren bir çalışmadır. Görme ve
öğrenmenin yolunu açan ve üzerinde düşündürmeyi amaçlayan Rehber, güzergâh izleme kurallarınca düzenlendi.
Mimar Kemaleddin’in meslek örgütlenmesi için adım atmasının 100. yılına girerken, aramızdan ayrılışının 80.
yıldönümünde onun mimarlığımıza yaptığı katkıları anmanın ve saygımızı sunmanın bir borç olduğunu
düşündük.
Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi
Editör:
Prof. Dr. Afife Batur
Koordinatör
Mehtap Serim (İstanbul) Derin İnan (Ankara)
Yazarlar
Prof. Dr. Afife Batur (İstanbul, Edirne)
Prof. Dr. Yıldırım Yavuz (Ankara)
Fotoğraflar
Cemal Emden, Yıldırım Yavuz
Haritalar
Sayısal Grafik
Grafik Tasarım
Ulaş Arıkan
ISBN 978-9944-89-468-5
Kapak Resmi
Berlin'de Osmanlı Hastanesi Projesi
Yapım Organizasyonu
Mimarlık Vakfı İktisadi İşletmesi
Tel: 0212 253 45 35 • Faks: 0212 253 43 04
Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası, Barbaros Bulvarı Beşiktaş 34349 İstanbul Telefon: 0212 227
69 10 • Faks: 0212 236 85 28 www.mimarist.org/mimarist • e-mail: mimarist@mimarist.org
Ofset Hazırlık
Uç İletişim Çözümlemeleri Ltd.
Doktorlar Sitesi A 18 Blok D. 19 Çengelköy 34688 İstanbul Telefon: 0216 316 49 15 - Faks:
0216 316 49 22 www.uc-tr.com • e-mail:
info@uc-tr.com
Katkıda Bulunanlar
Hasan Cevat Özdü, Reyhan Yalpur
Baskı
Esen Ofset Matbaacılık San. Tic. A.Ş.
İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Atatürk Bulvarı No: 103 34260 İstanbul Telefon: 0212 549 25
68 • Faks: 0212 549 25 74 www.esenofset.com
İçindekiler
Mimar Kemaleddin İçin Rehber\Günhan Danışman7
Editörün Notu\Afife Batur9
İstanbul, Ankara ve Edirne Konum Haritası 10
Mimar Kemaleddin: Tarihin Dönüm Noktasında Bir Yaşam11
Mimar Kemaleddin Anıt Mezarı 12
Mimar Kemaleddin’in Özyaşam Öyküsü 13
İstanbul Yapıları
Genel Harita
Tarihi Yanmada ve Galata
Haritası
Tarihi Yarımada 23
Galata Yarımadası 55
Üsküdar ve Kadıköy65
Ankara Yapıları
Gene! Harita
Edirne Yapıları
Gene/
Harita......................................................................................
Kronolojik Yapı Dizini 96
Alfabetik Yapı Dizini97
Seçilmiş Kaynakça98
Fotoğraf Referansları 100
Terimler Sözlüğü101
Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi,
mimarın gerçekleştirilmiş ve halen korunmakta olan yapıtlarını içeren bir çalışmadır. Rehber listemizde,
yapıtlarının büyük çoğunluğunun bulunduğu İstanbul başta olmak üzere, Ankara ve yalnızca bir yapıtının
ayakta kaldığı Edirne yapıları yer aldı. Özellikle İstanbul’un kentsel büyüklüğü ve Kemaleddin yapıtlarının
dağılımı, güzergâh belirleme ve harita işaretlemede ciddi zorluklar içermekteydi. Bu nedenle, kentsel
ölçekte kavramayı sağlayan büyük ölçekli haritalar ile birlikte her yapının kolayca bulunmasını sağlayan
adres/haritalar düzenlendi.
Görme ve öğrenmenin yolunu açan ve üzerinde düşündürmeyi amaçlayan Rehber, güzergâh izleme
kurallarınca numaralandırılıp hazırlandı. Yalnızca yapıt listesinin dışında olmasına karşın bir saygı
düşüncesiyle Kemaleddin Bey’in anıt mezarı, ayrı olarak rehberin başına eklendi.
Mimar
Kemaleddin İçin Rehber
Günhan Danışman
Aralık 1927 tarihinde ebediyete göç eden Mimar Kemaleddin'in aramızdan ayrılışının 80.
yıldönümünde onun mimarlığımıza yaptığı katkılar ile ilgili anılarımızı tazelemek üzere Türkiye Mimarlar
Odası bir anma programı hazırlarken, İstanbul Büyükkent Şubesi olarak bir “Mimar Kemaleddin Yapıları
Rehberi” ile katkıda bulunmak istedik. Bu rehberin UIA 2005 Dünya Mimarlar Kongresi vesilesi ile hazırlanmış
olan İstanbul Mimarlık Rehberi’nin devamı niteliğinde olmasını kararlaştırdık. Rehberin editörlüğünü değerli
üyemiz Prof. Dr. Afife Batur üstlendi. Rehber, özellikle genç mimarlar ve mimarlık öğrencileri için bir
temel başvuru eseri olmaya adaydır. Bu rehberi, başka özel konulu mimarlık rehberlerinin takip etmesini
düşünüyor ve planlıyoruz.
Mimarlarımızın ve kamuoyunun hizmetindeki Mimarlar Odası’nın İstanbul birimi olarak katkımız
ile gerçekleşen bu eseri kıvançla değerli kullanıcılara sunuyoruz.
Editörün
Notu
Afife BATUR
Kent ve mimar ilişkisi büyülüdür. Biri ondan doğar, öbürü onu yeniden doğurur. Doğanlar
güzel de olsa, çirkin de. Döngü değişmez.
Kent İstanbul, mimar da Kemaleddin olduğunda büyü, kendini çoğaltır. Bu yerin ruhu vardır.
Esin vermekle kalmaz; kışkırtır, öğretir, eğitir, dünyaya, geçmişe ve geleceğe açar. Elbet yapıt da onu
değiştirir, ya zenginleştirir ve güzelleştirir ya da eksiltir ve bozar.
Biz, İstanbul’un Kemaleddin’le zenginleşip güzelleştiğini bilerek bir keşif yolculuğu
öneriyoruz. Yalnız İstanbul’da değil, İstanbul’u taşıdığı öbür kentleri, Ankara ve Edirne’yi de katarak
Kemaleddin mimarlığını yeniden görmeye çağıran bir rehberin eşliğini öneriyoruz. Hem kentlerin hem de
Kemaleddin yapıtının genetik kodlarını okumaya girişince mimarın, temsil ettiği birikimle bu kenti nasıl
okuduğunu fark edeceğiz.
Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi’nin amaçladığı ve vaat ettiği budur.
İstanbul, Ankara, Edirne Konum Haritası
Mimar Kemaleddin
Tarihin Dönüm Noktasında Bir Yaşam (1870-1927)
Toplumsal bellekte saygın bir yer,
Mimar Sinan’dan sonra en çok tanınan mimar,
Bir düşün ve sanat insanı,
Tasarlayan ve öğreten,
Yazan ve eğiten,
Kuran ve örgütleyen,
İNŞA EDEN
MİMAR KEMALEDDİN
Mimar Kemaleddin Anıt Mezarı
Anıt mezar, Bayezid Camisi (naziresinde ve Sultan II. Bayezid’in Türbesi’nin batısında
bulunmaktadır. Mimar Can Çinici ve Mimar Zeynep Mennan'ın tasarladığı mezar, Mimarlar Odası’nın öncülüğü ve
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün desteği ile 13 Temmuz 2007’de yaptırıldı.
Mimar Kemaleddin Anıt Mezarı
Mimar
Kemaleddin'in Özyaşam Öyküsü
|
1870...........................
|
Doğum: Bahriye miralayı Ali Bey’in ve Sadberk Hanım’ın oğlu.
|
|
1875-76....................
|
İlköğrenim: İbrahim Ağa Mekteb-i İbtidai.
|
|
1882...........................
|
Ortaöğrenim: Şems-ül Maarif (daha sonra Numune-i Terakki).
|
|
1887...........................
|
Yüksek Öğrenim: Hendese-i Mülkiye (ikinci sınıftan başladı).
|
|
21 Mayıs 1888..........
|
Sanayi Madalyası aldı.
|
|
1891..........................
|
Hendese-i Mülkiye’den mezun oldu.
|
|
12 Mayıs 1891..........
|
Rütbe-i Rabia ibraz etti.
|
|
28 Mayıs 1891..........
|
Hendese-i Mülkiye’de öğretim üyeliğine başladı.
|
|
1895...........................
|
“Charlottenburg Technische Hochschule”ye dört yıl eğitime gönderildi.
|
|
1899...........................
|
İstanbul’a döndü ve Hendese-i Mülkiye’deki görevine yeniden başladı. Özel
bürosunu açtı.
|
|
1901...........................
|
Harbiye Nezareti Ebniye-i Askeriye mimarlığına atandı.
|
|
23 Eylül 1902...........
|
Dördüncü rütbeden Nişan-ı Ali-i Osmani verildi.
|
|
10 Haziran 1907.......
|
Üçüncü rütbeden Mecidi Nişan-ı Zişanı verildi.
|
|
28 Ağustos 1908......
|
Cemiyet kurmak amacıyla bir araya gelen ve Kemaleddin Bey’in de içinde bulunduğu
mühendis ve mimarlar bir “hey’eti muvakkate” oluşturdu.
|
|
18 Mayıs 1909..........
|
Evkaf-ı Hümayun Nezareti inşaat ve Tamirat idaresi Müdüriyeti Sermimarlığı’na
getirildi.
|
|
22 Mart 1910...........
|
Rusya Devleti tarafından ikinci rütbeden Saint Stanislas Nişanı verildi.
|
|
1911..........................
|
Mühendis Mektebi Fenn-i Mimari ve Demir inşaat dersleri öğretim üyeliğine
atandı.
|
|
15 Mart 1919...........
|
Evkaf Nezareti’ndeki görevine son verildi. Yeniden özel büro açtı.
|
|
28 Temmuz 1919....
|
Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti ikinci kez kuruldu. Yeni yönetim kurulunda
Kemaleddin Bey de görev aldı.
|
|
1919..........................
|
Kondüktör Mektebi'nde Fenn-i Mimari
|
|
derslerine başladı.
|
|
1922..........................
|
Mescid-i Aksa’nın tamiri için davet aldı.
|
|
1925..........................
|
İngiliz Mimarlar Kraliyet Enstitüsü (RIBA) Muhabir Şeref Üyesi seçildi.
|
|
8 Ekim 1925.............
|
Evkaf Müdüriyeti Umumiyesi İnşaat ve Tamirat Müdüriyeti’ne atandı.
|
|
12 Mart 1926...........
|
Oğlu İlhan (Mimaroğlu) doğdu.
|
|
8 Kasım 1926.........
|
Sanayi-i Nefise Encümeni Riyaseti’ne seçildi (ek görev).
|
|
1926...........................
|
Emlak Bankası Fenni Müşavirliği’nde görevlendirildi (ek görev).
|
|
1927...........................
|
Ankara Vakıf Oteli (Ankara Palas) şantiyesinin konut olarak kullandığı kısmında
vefat etti.
|
Mimar Kemaleddin’in Hendese-i Mülkiye diploması
İngiliz Mimarlar Kraliyet Enstitüsü (RIBA) Muhabir Şeref Üyelik Belgesi
İstanbul Yapıları
İstanbul
Haritası
Harita
1
Yapı No: 1 - 28

Tarihi Yarımada ve Galata Haritası
H1 01 Birinci Vakıf Hanı. 1910’da
Evkaf Nazırlığı'na atanan Ürgüplü Hayri Efendi’nin İstanbul’da boş vakıf arsalarına ya da harap ve yıkık
vakıf yapılarının yerine, gelir getirecek yeni binalar yapılması önerisi üzerine gerçekleştirilmiş bir
dizi iş hanından ilkidir.
Vani Efendi Medresesi’nin yerine yapılmak üzere, Mimar Kemaleddin tarafından 1911'de
tasarlanan yapı, 1918’de tamamlanmıştır. Hünkâr şeyhi ve Vaniköy’ün kurucusu Vani Mehmed Efendi’nin 17.
yüzyılda yaptırdığı eski medrese ise aynı yılda ve yine Kemaleddin Bey'in tasarımına göre, Gülhane Parkı
girişinin karşısındaki Zeynep Sultan Camisi bitişiğine, yeniden yaptırılmış olup bugün Osmanlı
Araştırmaları Vakfı (bkz. 04) olarak kullanılmaktadır. Bodrumla birlikte yedi katlı ve bitişik nizamda
yapılmış olan han, demir putrellerle güçlendirilmiş taşıyıcı kesme taş duvar ve putrelli volta döşeme
sistemiyle gerçekleştirilmiştir. Hanın zemin katı, tek bir mekân olarak tasarlanmış olup bugün bir banka
şubesi olarak kullanılmaktadır. Üst katlarda, her katta onardan toplam 50 adet büro odası bulunmaktadır.
Üçgen arsanın köşesini eğrise! bir cephe çizgisiyle dönen ve yan cephelerde konsollarla öne çıkan
kitlelerle plastik etkisi güçlü bir tasarım kurgulanmıştır. Cephelerin klasik çizgisi, Osmanlı
revivalist öğelerle bütünleştirilip tarihi dokuya referans veren anlayışla biçimlendirilmiştir. Üst kat
pencere kemerlerinin köşelerine, düz turkuvaz renkli çiniler yerleştirilmiştir. Avrupa ve Amerika'da 19.
yüzyıl sonunda gelişen iş merkezi modelinin anıtsal bir örneğidir. 20. yüzyıl başlarında benzer
tipolojideki çok katlı yapılarla görüntüsü değişen Sultanhamam ve çevresinde, tarihi yarımadanın
geleneksel dokusuna uyumu arayan bir konsepti temsil eder.
Birinci Vakıf Hanı
Vakıf Hanı Sokağı, Sirkeci
H1 02
İkinci Vakıf Hanı. Öteki vakıf
hanları gibi 1911'de tasarlanan yapı, arsadaki eski Saka Çeşmesi ve ona bağlı su deposu yıktırılarak
yapılmış, ancak adı sokağa verilerek anısının yaşatılmasına çalışılmıştır.
Bitişik nizamda, bodrum hariç beş kat olan yapının dışarıdan görülebilen duvarları kesme
taşla kaplanmış, putrelli volta döşeme sistemi kullanılmıştır. Simetrik ve aksiyal bir cephe kurgusu vardır.
Eksendeki giriş, güçlü bir biçimde öne çıkan mukarnaslı konsol öğesi ve çıkma ile vurgulanmıştır. Beş katlı
olan yapıda 1. ve 2. katlar ile 3. ve 4. katlar, kemerli yüksek çerçeveler içine yerleştirilerek kolosal
sistemde klasik bir düzenleme yapılmıştır. Dükkân açıklıkları asma kat düzeyinde Avrupa modellerinde
kullanılan sepetkulpu kemerlerle geçilmiş, giriş üzerine ise sivri bir klasik Osmanlı kemeri
yerleştirilmiştir. Yüzeyden girintili panolar üzerinde bir bütün olarak tasarlanan 1. ve 2. kat pencereleri
altta düz lento ile üstte penci kemerlerle geçilmiş, en üst katta yine penci kemerli ikiz pencereler
yapılmış, binanın geniş saçakları demir payandalarla desteklenmiştir. En üst kattaki kemer dizilerinin üstü,
turkuaz renkli çini döşelidir. Çini zeminin üstünde Türk üçgeni motifli bir silme vardır.
İkinci Vakıf Hanı
Sakaçeşme Sokağı, Sultanhamam, Eminönü
H1 03 Dördüncü Vakıf Hanı. Dördüncü
Vakıf Hanı, eski I. Abdülhamid Külliyesi imaretinin yerine 1911-1926 yılları arasında yapılmıştır. Diğer
vakıf hanlarıyla birlikte 1911'de tasarlanan binanın yapımına 1912’de başlanmış, savaş nedeniyle yarım kalan
yapı ancak 1926’da bitirilebilmiştir. İstanbul’un işgal yıllarında dışı tamamlanan içi yarım kalan bina,
Fransız askerlerince Caserne Victoire adıyla karargâh olarak kullanılmıştır.
Bodrumla birlikte 7 katlı olan bina, çelik iskelet sisteminde gerçekleştirilmiş, ön ve yan
yüzleri kesme taşla inşa edilmiş, bölme duvarları ve arka yüz tuğla ile örtülerek sıvanmıştır. Kırma çatısı
çelik makaslarla yapılmıştır. Çok kenarlı ve yamuk arsasına göre planlanmış olan han, bu nedenle karmaşık
bir plan düzeni içerir. Özellikle arka bölüm, arsa biçimine uyum amacıyla kademelenerek genişletilmiştir.
Plandaki asimetriye karşılık ön cephede simetrik ama aksiyalitesi vurgulanmamış bir kurgu vardır. Zemin
kattan başlayarak “4/1/5/1/4” düzenindeki aks sistemi, girişlerin üzerinde çıkma yapan kitle hareketi ile
hem de dekoratif vurgularla işaret edilmiştir.
Çıkmaların altındaki konsol öğeleri, yeniden yorumlanmış özgün bir mukarnas
kompozisyonudur.
Osmanlı revivalist üslubunda çok zengin bir biçimde ve özenle bezenmiş olan ön cephede,
dükkân açıklıklarını iki yanların köşe sütunçeleri, dükkân aralarına asma kat düzeyinde bezemeli kare
levhalar, kemer köşelerine ve kilit taşları üzerine gülçeler yapılmıştır. Cumbaları taşıyan taş konsollar,
mukarnaslar, madalyonlar, gülçeler ve rumi motiflerle bezenmiştir. Zemin katla ara katın tümü ikişer katlı
24 adet dükkâna ayrılmıştır. Eş planlı diğer katlarda, her katta 37'şerden, toplam 148 kiralık ofis odası
bulunmaktadır. Pasaj girişlerinin üzerine gelen odalarda köşe odaları kapalı cumbalar biçiminde dışa ya
doğru taşınarak ön cephedeki simetrik düzenleme vurgulanmış, köşelerde çatı düzeyinde, üzerleri kubbeli
birer
oda daha yapılarak bu bölümlerin birer kule görünümü kazanması sağlanmıştır. Boyutları,
özenli tasarım ve işçiliği, kente yaptığı olumlu katkı, bir dönemin mimari anlayışını yansıtan görkemli
cephesiyle Mimar Kemaleddin Bey’in başyapıtı olan Dördüncü Vakıf Hanı, İstanbul’un dikkatle korunması
gereken anıtlarından biridir, yapılarak bu bölümlerin birer kule görünümü kazanması sağlanmıştır.
Boyutları, özenli tasarım ve işçiliği, kente yaptığı olumlu katkı, bir dönemin mimari
anlayışını yansıtan görkemli cephesiyle Mimar Kemaleddin Bey’in başyapıtı olan Dördüncü Vakıf Hanı’ndan
biridir.
World Park Hotel
Hamidiye Caddesi, Eminönü
H1 04 Vani Efendi Medresesi.
Sultan IV. Mehmed’in (hd. 1648-1687) şehzadelerinin hocası ve sultanın bağışladığı geniş arazi ve
koruluk alanda gelişen Vaniköy’ün kurucusu olan Vani Efendi’nin yaptırdığı küçük medresedir. Sirkeci
Vakıf Hanı Sokağı’nda bulunan yapı, harap durumda olduğundan ticaret merkezindeki konumunu
değerlendirmek ve Evkafa gelir sağlamak üzere 1911 yılında yıktırılmış ve yerine Mimar Kemaleddin Bey’in
tasarladığı Birinci Vakıf Hanı binası yaptırılmıştır. Gülhane Parkı girişinin karşısındaki Zeynep Sultan
Camisi bitişiğinde bir yer ayrılarak aynı yıl Kemaleddin Bey’in tasarladığı yeni bir medrese
yaptırılmıştır. Yeni medresenin şema ve büyüklük olarak eskisiyle benzerliği bilinmemektedir. Yeni yapı,
doğu-batı yönünde yerleştirilmiş dikdörtgen kitlesi olan, güney cephesinde yükseltilmiş bodrum üzerinde
tek katlı, kuzeyde iki katlı bir yapıdır. Son derece yalın cephesi, sivri kemerli pencereleri ve
pencereleri bağlayan ince bant ile mimarına özgü çizgiyi yansıtır. Bugün Osmanlı Araştırmaları Vakfı
olarak kullanılmaktadır.
Osmanlı Araştırmaları Vakfı
Zeynep Sultan Camisi Sokağı, Gülhane
H1 05
Beşinci Vakıf Hanı. 1911 'de Vakıflar
İdaresi’ne ait bir dizi iş hanı ile aynı program ve bütçe çerçevesinde tasarlandığı için Vakıf Hanı olarak
adlandırılan yapı, II. Meşrutiyette programı yeniden düzenlenen Darü'l-muallimin öğrencileri için
yapılmıştır. Aslında yüksekçe bir bodrum kat üzerinde 5 katlı olarak planlandığı halde, Cumhuriyetin ilanına
kadar ancak ilk üç katı bitirilebilmiştir. 1923'te üstten iki katı eksik olarak açılan ve Yüksek Muallim
Mektebi'ne verilen bina, 1950 yılında Vefa Erkek Lisesi’ne yatakhane binası olarak devredilmiş ve öyle
kalmıştır. İçinde yer aldığı Vefa Lisesi, son derece ilginç bir komplekstir. Han binasının batısında Şehzade
Külliyesi'nin tabhanesi, kuzeyinde Mütercim Rüştü Paşa'nın anıtsal konağı yer almaktadır.
Diğer hanlardan farklı olarak ayrık nizamda bahçe içine yapılmış dikdörtgen planlı bir
yapıdır. Tümüyle simetrik ve klasik bir kurgusu olan yapıda, ön cephede zengin mukarnaslı konsollara oturan
ve yapıya yerel bir vurgu getiren bir çıkma vardır. Yerel vurguyu sağlayan sivri kemerlerin düzenlenişi ise
yüksek pilastrların klasik çerçevesi içindedir.
Dar cephelerde ise eksen bölümü birer aks genişliğinde öne alınmıştır. Bu bölümlerden
kuzeydeki, sivri kemerlerle taşınan bir portik/giriş olarak düzenlenmiştir. Güneydeki ise eğrisel bir kitle
ve yine eğrisel bir saçakla işaret edilmiştir. Arka cephe, plandaki merdivenlerin bir dışavurumu olarak
basamaklı pencere sistemi ile düzenlenmiştir. Yapının Dede Efendi Caddesi’ne bakan ön yüzü kesme taşla,
diğer duvarları tuğla ile yapılmış, putrelli volta döşeme sistemi kullanılmıştır. Sonradan yapılan çatı
döşemesi betonarmedir. Halen taş kaplı cephe yüzeyi korunmakla birlikte tuğla duvar yüzeyleri, renkli bir
badana ile boyanarak karakterini kaybetmiştir.
Vefa Lisesi
Dede Efendi Caddesi, Şehzadebaşı
H1 06 Medresetü’l-kuzat. 1910-11
yılları arasında tasarlanmış olduğu düşünülen yapı, 1913'te bitirilmiştir. Kadılar Medresesi anlamına gelen
Medresetü’l-kuzat, İbrahim Paşa Külliyesi’nin parçalarından olan yıkık durumdaki hamamın yerine yapılmıştır.
Cumhuriyet sonrasında 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler kapatıldığında bina İstanbul
Üniversitesine merkez kitaplığı olarak verilmiştir. Bodrumla birlikte dört katlı olan yapı, tuğladan yığma
duvarlı ve putreli! volta döşemeli olarak, temel duvarları, merdivenler, pencere kemerleri, katları ayıran
silmeler, taş ile inşa edilmiştir. Yapının çok yalın görünümlü bir cephesi vardır. Zemin ve birinci kat
döşemelerinin hizasından geçen silme şeritleriyle yatay olarak üçe bölünmüş cephede, üst iki katın
pencereleri yüzeyden girinti yapan panolar içine yerleştirilmiştir. Duvarları sıvanarak kesme taş izlenimi
verecek biçimde yatay çizgilerle derzlenmiş olan yapının cephelerinde yalnızca giriş bölümü bezenerek
vurgulanmıştır. Bu yalın düzenleme, demir payandalarla taşınan geniş ahşap saçaklarla tamamlanmıştır. Yapı,
çok değerli Yıldız Sarayı kitap ve belge koleksiyonunu barındırmaktadır.
İstanbul Üniversitesi Değerli Kitaplar Arşivi Besim Ömer Paşa Caddesi, Beyazıt
H1 07
Harikzedegân Apartmanları. Kemaleddin
Bey'in İstanbul'da gerçekleştirdiği son binalar topluluğudur. 1918’de Cibali, Fatih, Altımermer bölgelerini
yok eden büyük yangında evlerini ve varlıklarını yitiren aileleri barındırmak amacıyla inşa edildiklerinden
Harikzedegân Apartmanları olarak adlandırılmıştır. Binaların tasarımına 1919’da başlanmıştır, inşaat 1922’de
tamamlanmıştır. Arsa üzerinde daha önceleri Laleli Külliyesi’nin parçalarından Koska Medresesi
bulunmaktaydı. Medrese, II. Meşrutiyetten önce bölgede çıkan çeşitli yangınlarda yanarak ortadan kalkmıştı.
Harikzedegân Apartmanları Cumhuriyetin ilanından kısa bir süre sonra, gelir sağlamak amacıyla yeni kurulan
Türk Hava Kurumu’na devredilmiş, uzun yıllar bu kurumun denetiminde kaldıktan sonra, 1980’li yıllarda Ramada
Oteli, günümüzde ise Merit Oteli olarak kullanılmaktadır. 25 dükkân, 124 daire ve bunlara bağlı olarak,
ortak kullanıma açık kapalı teras, çamaşırlık, kömürlük gibi servisleri içeren bu konut topluluğu, Laleli
Camisi’nin bitişiğinde, birbirlerini dik kesen iki iç sokağın çevresinde inşa edilmiş, altışar katlı
ortalarında ortak olarak kullanılan avluları bulunan dört bloktan oluşmuştu. Bugün bu iç
sokakların üzerleri cam tonozlarla örtülerek bloklar birbirine bağlanmış, avluların da üzerleri camla
kapatılarak otelin büyük alan gerektiren işlevlerine tahsis edilmiştir. Harikzedegân Apartmanları
İstanbul’da betonarme iskelet sistemiyle gerçekleştirilen erken yapılardandır. Ayrıca burada Osmanlı evinin
içe dönük modelinden çok farklı olan bir model, sosyal konutun ortak yaşam modeli tasarlanıp
önerilmiştir.
Dörtlü bloklar, birbirinin aynı plan şemalarına sahiptir. Fransa ve Belçika gibi Batı Avrupa
ülkelerinde uygulanan sosyal konut tipolojisinin benzeri olan şema, bir ortak avlu çevresindeki açık koridor
sistemine bağlanan dairelerden oluşmaktadır. Güneye doğru eğimli olan arsadaki eğim farkları, dükkân
büyüklüklerinin de farklı olmasına yol açmıştır. Dört blokta yinelenen ve üçlemelerden oluşan bir plan ve
cephe sistemi kurgulanmıştır. Kendi içinde simetrik olan cepheler, yarım altıgen çıkmalarla ilginç bir
plastik etki kazanmıştır. Bu kitle hareketlerine geniş saçaklar, üçüncü katın yarım daire kemerleri üzerinde
özel bir vurgu kazandırılan girlandlı barok takılar, bir de çatı katında çıkmaları adeta taçlandıran barok
dalgalı saçak motifi, binaya özgün bir karakter kazandırırken, yandaki Laleli Külliyesi’nin barok öğelerine
de referans verir. Sur içindeki apartmanlaşmaya öncülük ederek kentin biçimsel evriminde önemli bir rol
oynayan Harikzedegân Apartmanları, yapıldıkları yıllarda, İstanbul’un köhnemiş konut stoku yanında çağdaş
yaşama uygun, ilk kez içinde akar su donanımı bulunan, elektrikle aydınlanan, konforlu bir konut grubu
olarak halkın beğenisini kazanmış ve 20. yüzyıl başlarında Osmanlı toplumunun sosyal yaşamındaki dışa
açılmayı simgeleyen ilk ve en belirgin toplu konut örneğini oluşturmuştur.
Merit Oteli
Ordu Caddesi, Laleli
H1 08
Ahmed Cevad Paşa Türbesi. Osmanlı
İmparatorluğu’nun son dönem sadrazamlarından Ahmed Cevad Paşa için 1901 yılında yaptırılan türbe,
Kemaleddin Bey’in ilk taş yapıtlarından biridir. Cevad Paşa'nın ölümünden kısa bir süre sonra karısı
tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Türbe, büyük Fatih yangınında zarar görmüş ve özellikle güney ve
batı duvarlarında ciddi bozulmalar oluşmuştur. Kare planlı ve kubbeli bir türbe odasıyla bunun önünde
yer alan, dikdörtgen planlı bir giriş bölümünden oluşan yapı, kesme küfeki taşıyla yapılmış, taç kapı
için beyaz mermer kullanılmıştır. Köşelerinde gülbezekler olan sivri kemerli taç kapının örtüsü bir
stalaktit dizisine oturmakta üstte ise köşelerinde akroterler olan üçgen bir alınlıkla sonlanmaktadır.
Türbenin güney cephesinde ortada dar ve yüksek, yanlarda daha kısa kemerli üçlü bir pencere grubu
vardır. Eksendeki pencere taç kapıdakine benzer üçgen bir alınlıkla sonlanmaktadır. Kubbe, içerde
sekizgen kesitli sekiz ayak üzerine oturmaktadır. Kare planı sekizgen baldakene dönüştüren kurgu, özgün
bir tasarımdır. Türbenin girişi kubbeli mekâna açık bırakılmış yalnızca arakesitte yer alan iki sütun ve
kemerleri ile ayırt edilmiştir. Girişe bakan sütunlar, daire kesitli olup sekizgen sütunlarla mekânsal
dili işaret eden gösterim bütünü oluştururlar. Taç kapı çıkıntısının sağ yan yüzüne oyulmuş yazıtta:
“Eser-i Mimar Kemaleddin ve Mehmed Fevzi - 1319” yazısı vardır. Kemaleddin Bey’in tüm yapıtları
arasında, mimarın adını belirleyen bir yazıtın yapı üzerinde yazılı olduğu tek örnektir.
Ahmed Cevad Paşa Türbesi
Fevzi Paşa Caddesi, Emir Buhari Sokağı, Fatih
H1 09 Gazi Osman Paşa Türbesi.
Kemaleddin Bey'in Serasker Gazi Osman Paşa’nın 1900 yılındaki ölümü üzerine tasarladığı türbe, kare planlı,
kubbeli tek bir mekândan oluşmaktadır. Bu yalın şemaya karşı Kemaleddin Bey’in ilginç geometrik ve plastik
trüklerle donattığı özgün bir tasarımdır. Kübik gövdenin yalınlığı, cephelerde simetri ekseni üzerine
yerleştirilmiş ve kemer, pencere İkilisinin içinde yer aldığı yüksek bir mermer plaka ile değiştirilmiştir.
Plakanın çerçevesinin içbükey bir eğrilikle biçimlendirilmesi, üstte mukarnaslı bir silme ve üçgen alınlıklı
ve akroterli bir tabla ile sonlanması ve bir de kübik gövdenin üst kesiminin hafif bir açıyla kırılması bu
öğeyi pencere işlevinin ötesine götürür. Köşelerde yükselen ve ağırlık kulesi öğesini temsil eden ince ve
yüksek kulecikler ile bu kule öğesinin köşesinden ileri doğru çıkan çörtenlerin ekspresyonist anlatımı,
kemer/pencere plakasıyla bütünleşir ve özgün bir plastik dekorativizm tanımlar. Dairesel kasnaklı kubbe,
yüksek tutulmuştur. Kubbenin bu formu, türbedeki plastik vurguyu güçlendirir. Benzer bir plastik anlatım
arayışı, içerde kubbeye geçişte, iç içe geçirilmiş kemerciklerden oluşan tromplarda da görülür. Yine aynı
içbükey eğrilikli plakanın çerçevelediği giriş, mukarnas başlıklı iki kolonun taşıdığı yüksek bir sivri
kemerin gerisindedir. Giriş platformunu, köşelere oturtulmuş alçak köşe taşları işaret eder. Özenli bir
işçilikle gerçekleştirilen türbe, kitabesizdir.
Gazi Osman Paşa Türbesi
Fevzi Paşa Caddesi, Fatih Camisi haziresi
H1 10
Sultan Abdülhamid-i Evvel Medresesi
(Medresetü’l-mütehassisin). Yüzyıl sonunda hızlı bir dönüşümle yeni ticaret
alanlarının ortaya çıkmasına bağlı olarak Evkaf Nezareti’nce imaret, medrese vb, yapıların kapatılıp
yıkılarak yerine gelir sağlayacak yapıların inşa edilmesi kararı alındı. Hamid-i Evvel Medresesi de Zahire
ve Ticaret Borsası’na devredildi. Medrese ve kitaplık için de eski Yavuz Selim imareti’nin yerinde yeni bir
bina yaptırıldı. 1917’de Kemaleddin Bey’in tasarladığı ve 1917’de inşa edilen yeni bina, 1924’te Milli
Eğitim Bakanlığı'nca okula dönüştürüldü. Hamidiye Kitaplığı'nın ünlü yazma koleksiyonu da Süleymaniye
Kütüphanesi’ne aktarıldı.
Kısa kenarı Haliç’e bakan bir “ L" biçiminde planlanmış olan binanın güney ucuna 1950
yılında kısa bir kanat eklenerek, geniş bir “U” biçimine dönüştürüldü.
Kemaleddin Bey’in tasarladığı yapı, geleneksel medrese tipolojisinden tamamen farklıdır.
Geleneksel avlu, revaklar, hücreler ve dershane artık yoktur. Medrese tam bir okul gibi tasarlanmıştır,
imparatorluğun son döneminin reformist
uygulamalarından biri sayılabilir. Taşıyıcı tuğla duvar ve putrelli volta döşeme sistemiyle
inşa edilmiş olan üç katlı bina yüksek tavanları, heybetli görünüşü, saygınlık uyandıran simetrik yüzey
düzenlemeleriyle dinde uzmanlık eğitimi için uygun ve gösterişli bir ortam oluşturmaktaydı. Dönemine özgü
Osmanlı klasik mimarlığına referans veren biçim öğelerine, örneğin sivri kemerli pencereleri,
eliböğründelerle taşınan geniş saçakları, sürekli taş silmelerine karşın, planı ve cephe bölümlemesindeki
klasik ritmi ile yapı, tasarım olarak neorönesans çizgisindedir. Geniş merdivenlerle ulaşılan giriş, üzerini
örten bezemeli geniş saçağıyla bir portik gibi öne çıkar. Eski medreselerde görülen avlu ve revakların
yokluğu, inşaat yöntemlerinin farklılığı, iç mekânlara bol ışık sağlayan büyük pencereler ve kubbe veya
tonozlu eğrisel örtü sistemleri yerine kullanılan kırma çatı, içinde yer aldığı 16. yüzyıl yapısı I. Selim
Külliyesi ile bütünleşmesini önemli ölçüde engellemektedir.
Sultan Selim Kız Meslek Lisesi
Hatip Muslihittin Mahallesi, Mismarcı Sokağı, Fatih
H1 11 Fethiye Medresesi. Fethiye
Medresesi, II. Meşrutiyet döneminde harap durumda olduğu için yıktırılan eski Fethiye Medresesi'nin yerine
yaptırılmıştır. Eski medrese, III. Murad'ın sadrazamlarından Sinan Paşa tarafından, 1590’a doğru camiye
çevrilen Pammakaristos Kilisesi karşısına aynı yıllarda yaptırılmıştı. Kemaleddin Bey’in 1911-1915 arasında
tasarlayıp gerçekleştirdiği yeni medresenin eskisiyle eş planlı olduğu tarihi haritalardan izlenmektedir.
Buradan da, yeni medresenin eski yapının temelleri üzerine geçekleştirilmiş olabileceği ortaya çıkmaktadır.
Cumhuriyet’ten sonra iç düzeni değiştirilen yapı, bugün beş derslikli Fethiye ilkokulu olarak
kullanılmaktadır. Onarım gördüğü anlaşılan yapının tüm cepheleri sıvanarak kesme taş görünümü verecek
biçimde derzlenmiştir. Pencere kemerlerinin eğrilerini izleyen silmeler, üzengiler düzeyinde birbirlerine
bağlanarak tüm yapı çevresinde dolaştırılmış, yapı alt yüzeyleri çıtalı, geniş ahşap saçaklarla
bitirilmiştir.
Fethiye İlköğretim Okulu
Fethiye Caddesi, Fethiye Kapısı Sokağı, Çarşamba
H1 12 İstanbul Gureba Hastanesi.
Sultan Abdülmecid’in annesi Bezm-i Âlem Valide Sultan tarafından 1848’de yaptırılan eski Bezm-i Âlem
Gureba-i Müslimin Hastanesi’ne ek olarak 1911-1914 yıllarında yaptırılmıştır. Hastanenin temelinin 1911’de
atıldığı, Balkan Savaşı nedeniyle yapımının durdurulduğu, 1913’te yapımına yeniden başlanarak 1914’e kadar
poliklinik ve beş hasta pavyonunun bitirildiği, ancak I. Dünya Savaşı nedeniyle yapımının ikinci kez
durdurulduğu ve özgün projede bulunduğu anlaşılan altıncı pavyonun hiçbir zaman yapılmadığı
bilinmektedir.
Savaş yıllarında boş duran hastane, 1918 Fatih yangınından sonra bir süre konut olarak
kullanılmış, kentin işgali sırasında, Amerikalılar’ca hastane olarak açılmak istenmişse de, bunu önlemek
için pavyonlardan biri aceleyle bitirilerek eski hastanenin hastalarından bir bölümü buraya taşınmıştır. İlk
olarak bitirilen bu pavyon, 1925'te Kuduz Enstitüsü’ne verilmiş, diğer pavyonlar 1943’e kadar tamamlanarak
hastane Tıp Fakültesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1911-1943 arasında yapılan bölüm, bodrumla birlikte
üçer katlı beş adet hasta pavyonu ile dört katlı bir poliklinik ve diğer servis yapılarından oluşur. Hasta
pavyonlarına daha sonra birer kat daha eklenmiştir. Farklı seviyelerde iki ayrı set üzerine
gerçekleştirilmiş olan hastanenin poliklinik ve idare binası, Millet Caddesi’ne yakın olan birinci sette,
hasta pavyonları ise arkada, daha alçak seviyedeki ikinci sette, dikdörtgen bir iç bahçe çevresinde
yapılmışlardır.
Hastane girişindeki poliklinik binası, daha özenle tasarlanmış görünmektedir. Arka cephenin
iç köşelerine yerleştirilen odalar saçak seviyesinin üzerine taşrılıp sekizgene dönüştürülmüş, üzerlerine
sekiz yüzlü sivri kubbeler yapılmıştır. Hasta pavyonlarına, kuzeybatıya bakan dar cephelerinden
girilmektedir. Blokları boylamasına kat eden koridorların iki yanına çeşitli büyüklüklerde hasta
odaları,
uçlara da enlemesine planlanmış büyük gündüz odaları yerleştirilmiştir. Sivri kemerli
pencerelerin belirli bir ritim ile yerleştirildiği cepheler simetrik kurguludur. Girişte sepetkulpu kemerli
Avrupai bir kapı ve portik görünümlü geniş bir saçak vardır.
Gureba Hastanesi
Aşağı Gureba Caddesi, Çapa
Eyüp Haritası
H1 13
Sultan V. Mehmed Reşad Türbesi.
Kemaleddin Bey’in Vakıflar’da çalıştığı dönemde ilk tasarladığı yapılardan biri olan türbe, 35. OsmanlI
padişahı olan V. Mehmet Reşad tarafından, ölümünden kısa bir süre önce, 1911-1912’de yaptırılmıştır.
Kemaleddin Bey’in en özenli, bir sultan yapısı olarak geleneğe en bağlı görünen ama Batılı bir eğitimin
kazandırdıklarını deneyerek yeni yorumlar aradığı tasarımlardan biridir.
Türbenin ana kitlesi içten ve dıştan geleneksel sekizgen prizma şemasına uyar; ama giriş
tarafındaki eksedralar bu kitleden taşarlar ve önde planı kareye dönüştürürken giriş cephesini kitleleriyle
genişletir ve perspektifini çoklu bir kompozisyona dönüştürürler. Belki daha az öne çıkan ama gelenekten
çözülmeyi işaret eden çeşitli tasarım özellikleri vardır. Küfeki taşından yapılan türbe, örneğin yarım
küreyi aşkın, yüksekçe bir kubbe ile örtülüdür. Yapı, zeminden yükseltilmiş bir kaideye oturur. Giriş,
anıtsal bir merdivenle sağlanmıştır. Dış görünüşün geometrisini kuran sekiz yüzeyli cephe düzeninde
arakesitlerdeki yarım silindir kesitli kolonetler ve üstlerindeki yükseltilmiş başlık motifleri, giriş
kapısının belirgin oranda yükseltilmiş sivri kemeri, palmet ve rumi motifleri ile vurgulanmış korniş benzeri
biçimlendirmeler sayılabilir.
İç mekânda klasik Osmanlı vurgusu daha belirgindir. Başta tüm yüzeyleri kaplayan çini bezeme
ve uygulanmasındaki geometrik kurgu ve çerçeveleme sistemi olmak üzere klasik gelenek, olanca zenginliği ile
sergilenmiştir, içerisi 16. yüzyılın İznik modellerinin Kütahya versiyonlarının ve Kütahya'nın ünlü servi
motifinin yer aldığı bir bezeme dünyasıdır.
Sultan V. Mehmed Reşad Türbesi
Sultan Reşad Caddesi, Beybaba Sokağı, Eyüp
H1 14
Reşadiye Mektebi. Reşadiye Mektebi,
bitişiğindeki V. Mehmed Türbesi ile birlikte yaptırılarak 1911 ’de eğitime açılmıştır. Mimarın meslek
yaşamında tasarladığı ilk eğitim yapısı olan Reşadiye Mektebi’nin, döneminin eğitim programlarına uygun,
açık ve okunaklı işlevsel bir planı vardır. İki katlı, altı derslikli ve kesme taşla yapılmış olan giriş
bölümü dışında, taşıyıcı tuğla duvarlar üzerine oturan volta döşemeli bir yapıdır. ‘L’ biçimindeki planda
uzun kanata üç derslik, kısa kenara yönetim ve eğitimci odaları yerleştirilmiştir. Uzun kenarın ucunda
Kemaleddin Bey’e özgü mimari motiflerinden biri olan sekizgen planlı ve üstte kubbeyle örtülü yüksek kitle,
mescit olarak tasarlanmıştır. Günümüzde kitaplık olarak kullanılmaktadır. Okulun Haliç'e yönelen ucundaki bu
mescit, din eğitiminin II. Meşrutiyet sonrasında bile ilkeğitim programları içinde hâlâ önemini koruduğunu
belgelemektedir. Okulun eğitim bölümünün modernist planına ve kitle düzenine karşılık mescit bölümü,
kubbesiyle Eyüp'ün kentsel morfolojisine bir gönderme yapmaktadır. Benzer biçimde sivri kemerli pencereler
ve geniş saçaklar da tarihi referanslardır. Yalın bir görünüme sahip olan binanın cephelerinde, girişte
hemen saçak altındaki bir düzine geometrik kabartma dışında hiçbir bezeme bulunmamaktadır. Yapı geniş
saçaklarla bitirilmiştir.
Eyüp Anadolu Lisesi
Sultan Reşad Caddesi, Beybaba Sokağı, Eyüp
H1 15
Hasan Hüsnü Paşa Türbesi. Tekke,
kütüphane ve türbe bölümlerini içeren yapı, II. Abdülhamid dönemi bahriye nazırlarından Bozcaadalı Hasan
Hüsnü Paşa tarafından ölümünden önce (Ö.1903) inşa ettirilmiştir. Bilinen türbe modellerinden çok farklı
olarak minyatür bir külliye niteliği gösteren yapıda, birimler dikdörtgen bir alana oturmaktadır. Boyacı
Sokağı'na bakan ön cephedeki girişin açıldığı ve arkaya kadar uzanan koridorun iki yanında, önde türbelerin
arkada ise kitaplık ve tevhidhanenin yerleştirildiği mekânlar vardır. H. Hüsnü Paşa’nın türbesi, girişe göre
sağda, kuzeyde, karısı ve çocuklarına ait türbe ise solda, güney tarafındadır. Türbe birimleri kubbeyle
örtülüdür. Tümüyle beyaz mermer kaplı ön cephe dışında duvarlar, tuğla ve tuğla/taş almaşık örülüdür.
Arkadaki mezarlık kotuna oturan yapı, yüksek bir sokl üzerindedir. Sokl, ayrıca basamaklandırılmıştır.
Simetrik ve ampir üslubunda dengeli bir kurgusu olan ön cephede, eksende yarım daire kemerli giriş ve iki
yanda türbelere açılan aynı biçimde birer pencere vardır. Pencerelerin ‘S’ ve ‘C’ kıvrımlı ajurlarının üst
kesimine ampir güneş motifleri işlenmiştir. Cephenin ve girişin yanlarında iyice yalınlaştırılmış plastrlar
yükselmektedir. Plastr başlıklarını bağlayan silme, altta sokl bitimindeki silme ile birlikte yatay bir
çerçeve belirler. Son derece yalın kompozisyonda dekoratif tek öğe, kemerlerin kilit taşlarının üstündeki
kıvrım dallı tepeliklerdir.
Yerel veya tarihi referanslardan arındırılmış bu yapıtın Kemaleddin Bey’e aidiyeti, onun
üslup denemelerinin çoğul içeriğine bir işaret sayılabilir. Yapının arka cephesinde, kitaplık ve tekkenin
pencereleri ise Kemaleddin Bey’in bilinen çizgilerine yakın durmaktadır.
Hasan Hüsnü Paşa Tekkesi, Kütüphanesi ve Türbesi
Sultan Reşad Caddesi, Beybaba Sokağı, Eyüp
H1 16
Amine Hatun Camisi ve Okulu. Amine
Hatun Camisi adıyla da bilinen Kartaltepe Camisi, 1913-1924 yılları arasında Nezaretin baş mimarı olan
Kemaleddin Bey tarafından, Bebek Camisi’nde de kullanılan prototip bir projeye göre
gerçekleştirilmiştir. Yapı, kare planlı ve kubbeli bir harim ile üç açıklıklı ve kubbeli bir son cemaat
yeri ve tek şerefeli bir minareden oluşmuştur. Son cemaat yerinin açıklıkları sonradan demir doğramalı
camekânla örtülmüş, ayrıca giriş önüne camlı bir rüzgârlık eklenmiştir. Caminin kubbe düzeyine kadar
çıkan bölümleriyle minarenin şerefeye kadar olan bölümü kesme küfeki taşıyla yapılmıştır. Yapı, harimde
sekizgen baldakeni işaret eden dayanaklar, bunların mukarnaslı bitimleri ve tromp geçiş öğeleri ile,
plan ve cephe kurgusunda Bebek Camisi’ni adeta yinelemektedir. Yalnızca sonraki yıllarda tamamlanan
kubbesi, daha basıktır. İmparatorluğun son yıllarında yapımına başlanan ve savaşlar nedeniyle ancak
Cumhuriyetin ilk yıllarında tamamlanabilen Kartaltepe Camisi, diğer özellikleri kadar beden duvarlarının
bitiminde ağırlık kulelerini iki yandan saran basamaklı düzenlemenin plastik etkisiyle de Bebek
Camisi’ne bağlanır.
Dikdörtgen planlı okul binası, simetri ekseninde içeri çekilen kitlesinin
biçimlendirdiği ikili gruplama modelindedir. Aynı modelin kullanıldığı Göztepe Mekteb-i İbtidai'sini
olasılıkla önceleyen bir tasarımdır. Benzer biçimde eksende merdivenli bir giriş vardır. Farklı olarak
tüm pencereler, dikdörtgen ve profilsizdir.
Amine Hatun Camisi
Şükrü Kanatlı Caddesi, Filiz Sokağı, Bakırköy
H1 17
Yeşilköy Mecidiye Camisi. 1909’da
Sultan V. Mehmet Reşat’ın emriyle Evkaf Nezareti tarafından yapımına başlanan cami, ancak Cumhuriyet
döneminde tamamlanabilmiştir. Kare planlı harim bölümünün kubbesinin geleneksel köşe bingileri yerine yatay
beton plaklar üzerinde yer alan sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuş olması bu tamamlamanın kanıtıdır.
Girişe, harim kitlesinden taşan dikdörtgen planlı ve kapalı bir son cemaat yeri yerleştirilmiştir. Üst katı
kadınlar mahfili olarak harime açılan bu birim de betonarme bir plakla örtülüdür. Harimin doğu ve batı
duvarlarında tüm cephe boyunca yükselen sivri kemerli, demir şebekeli büyük pencereler, iç mekâna farklı bir
aydınlık vurgusu yapmaktadır. Caminin giriş portali, cepheden dışarı doğru taşırılarak ve asıl saçak
düzeyinden yükseltilerek vurgulanmıştır. Yapı saçak düzeyinde, çepeçevre kesintisiz
dolanan, kademeli bir silme ile bitirilmiştir. Caminin cephelerinde ve portalde
bezemeler için hazırlık yapılmış ancak bunlar gerçekleştirilememiştir. Döneminin küçük boyutlu dini
yapıları arasında, 19. yüzyılın sultan camilerinde görülen kapalı ve iki katlı son cemaat yeri modelini
deneyen tek örnek oluşu ile ayırt edilebilir.
Mecidiye Camisi
Gazi Evrenos Caddesi, Anafartalar Sokağı, Yeşilköy
H1 18
Yenikapı Mevlevihanesi. Tarihi
surların batı yönündeki kapısı olan Bab-ı Cedid / Yenikapı’dan adını alan büyük bir dini komplekstir.
Galata Mevlevihanesi’nden sonra kurulan ve Mevleviliğin İstanbul’daki en büyük merkezi olarak “asitane”
sayılan külliyenin kuruluşu 1597’dir. Zaman içinde eklerle genişleyen, özellikle II. Mahmud ve
Abdülmecid tarafından yaptırılan onarım ve eklerle günümüzdeki kurgusuna kavuşan mevlevihane, 1906’da
büyük bir yangın geçirdi. 1910 yılında Kemaleddin Bey’in tasarımı ile başlayan yenileme çalışması
1913’te tamamlandı.
Düzgün olmayan dikdörtgen planlı (54x40 m), iki katlı, orta avlulu ve çevre koridorlu
klasik bir kompozisyondur. Matbah-ı şerif, meydan-ı şerif, ayin-i cem odası, şeyh ve aşçıdede odaları,
dedeyan hücreleri, somathane, mescit, kiler, fırın ve hamam bölümlerini içeren yapının cephe tasarımı,
Kemaleddin Bey çizgisindedir. iki kat yüksekliğindeki giriş, doğu cephesindedir; yüksek sivri kemerli ve
geniş saçaklıdır, ikinci katın sivri kemerli pencerelerini çevreleyen silme şeridi cepheler boyunca
devam eder. Sekizgen planlı mescit, giriş kanadının gerisinde avluya açılan konumu ile klasik
modellerden farklılaşır.
Mevlevi Kültürü Müzesi
Mevlevihane Caddesi, Zeytinburnu
Selahaddin Eyyubi Türbesi Projesi, Şam
İstanbul Yapıları
Galata Yarımadası
H1 19
Üçüncü Vakıf Hanı. Hanın yerinde daha önceleri Kuloğlu Mustafa Bey’in 1602'de yaptırdığı Kuloğlu Camisi ile
buna bitişik Hacı Ferhad Ağa’nın yaptırdığı bir sıbyan mektebi bulunmaktaydı. 19. yüzyılın sonlarında
Hıristiyan nüfusun oturmayı tercih ettiği bir bölge haline gelen Beyoğlu’nda eski Kuloğlu Camisi de zamanla
önemini yitirerek harap duruma düşmüş ve bu nedenle Evkaf Nezareti’nce yerine gelir getirecek bir bina
yapılmasına karar verilmişti. Altı katlı ve dokuz daireli bir apartman olarak tasarlanan yapı, taşıyıcı
tuğla duvar üzerinde volta döşemelidir. Zemin katı dükkânlara ayrılan bitişik nizamdaki apartmanda dokuz
daire vardır. Geniş bir antre ve yarım daire planlı merdivenle ulaşılan katlarda zengin programlı ikişer
daire düzenlenmiş, servisler için ayrı bir merdiven ve girişler verilmiştir. Apartmanın çatı katına
çamaşırlık ve çamaşır kurutma terası gibi ortak kullanım mekânları yerleştirilmiştir. Arsanın verilerini
değerlendirişi ve plan organizasyonu, döneminin normlarına uyan bir düzeydedir. Cephelerinde Osmanlı klasik
mimarisine referans veren biçim öğeleri yerine yüzyıl
sonunun kimi seçmeci üslup öğelerini, örneğin sepetkulpu kemerleri kullanmıştır. Bunun
Kemaleddin Bey’in Beyoğlu’nun mimari morfolojisine daha uygun olduğunu düşündüğü bir stilistik tercih olduğu
düşünülebilir. Hanın sokaklara bakan her iki cephesi de orta akslarına göre simetrik olarak düzenlenmiştir.
Pencere açıklıkları enli, klasik pofilli silmelerle çerçevelenmiş kemerlerin üzerlerine, ortalarında ay
yıldız, çevrelerinde defne dalı kabartmaları bulunan alçı tepelikler yerleştirilmiş, cumba ve balkonları
taşıyan konsolların dış yüzleri kabartma defne dallarıyla bezenmiştir. Kemaleddin Bey ilk kez bu binada
denediği çok katlı apartman yapısı çözümünü sonraki yıllarda geliştirecek, Laleli Harikzedegân ve Ankara
Vakıf Apartmanlarında yeni şemalarla deneyecektir.
Üçüncü Vakıf Hanı
Ağahamamı, Turnacıbaşı Sokağı, Beyoğlu
H1 20
Kamer Hatun Camisi. III. Selim’in
sütninesi Kamer Hatun tarafından yaptırılmış olan ilk caminin, muhtemelen 1871 Beyoğlu yangınında
yanması üzerine Evkaf Nezareti bugünkü camiyi 1911-1914 arasında Kemaleddin Bey’e yaptırmıştır. İngiliz
Konsolosluğu arkasından geçen Arslan Sokağı üzerindeki beş katlı iki apartman arasında ve bitişik
düzende inşa edilmiştir. 1988’de Tarlabaşı Caddesi açılmadan önceki bu konumu nedeniyle giriş avlusu
arkada, şimdi yıkılmış olan çok katlı yapılar arasında kaldığından, buraya Arslan Sokağı’na bakan mihrap
cephesinden, yapının sağ kenarında kalan üstü kapalı bir geçitle erişilmekteydi. Konumu ve planı ile
geleneksel çizginin dışında kalan, düzgün olmayan dikdörtgen planlı harimi, kapalı ve iki katlı â,
eskiden sokağı avluya bağlayan geçit ile üst katta müezzin evi bulunan değişik bir camidir. Kemaleddin
Bey’in geleneksel programla arsa koşullarını buluşturan ve bunu yaparken minare ve mihrabı plastik
olarak değerlendiren tasarımı İnceliklidir. Tarlabaşı Caddesi açılmadan önce, yoğun bir yapı dokusu
içinde yer alan ve bu eski dokuya göre düzenlenen cami, iki yanındaki yüksek yapıların ortasında
tasarımındaki buluculukla ve özenli yüzey dokusuyla belirginleşmekteydi. Yarım sekizgen planlı ve üzeri
bir yarım kubbeyle örtülü, kesme taşla yapılmış mihrap, harim cephesinin simetri eksenindedir. Üstte
penci, altta dikdörtgen birer çift pencerenin yerleştirildiği cephe, eksende bir tepelik yaparak
yükselen palmet motifli bir kornişle bitirilmiştir. Cami yıkımlardan sonra, çevreye bağlı tasarımının
tüm argümanlarını yitirmiş, tek başına soyut bir varlık olarak durmaktadır.
Kamer Hatun Camisi
Tarlabaşı Caddesi
H1 21
Mahmud Şevket Paşa Türbesi. Son
Osmanlı sadrazamlarından Mahmud Şevket Paşa ile yaveri İbrahim Halil Bey ve uşağı Kâzım Efendi için
yaptırılmış olan türbe, 1909’da 31 Mart olaylarında ölenlerin anısına düzenlenen Hürriyet-i Ebediye
şehitliğindedir. 31 Mart olaylarında 3. Ordu komutanı olarak İstanbul’daki ayaklanmayı bastırdığı için halk
arasında Hürriyet kahramanı olarak tanınan Mahmud Şevket Paşa, 14 Haziran 1913’de karşı-devrimciler
tarafından öldürülmüştü.
Üç yanından merdivenlerle çıkılan, kare planlı, üzeri çift cidarlı bir kubbe ile örtülü, üç
yönü açık, baldaken biçiminde bir bölüm ile buna bitişik yarım sekizgen planlı, üzeri yarım kubbeli bir
eyvandan oluşan türbe, bu tamamen yeni kompozisyonu ile Kemaleddin Bey’in diğer türbe tasarımlarından
ayrılır. Erken Osmanlı döneminde daha çok savaşçı gaziler için yapılan baldaken tipi türbe, eklenen eyvanın
Batılı referansları ile birleşirken, üç yanındaki merdivenlerle yerel referanslardan ayrılır. Tasarımın ve
imalatın özenini kanıtlayan her biri düşünülerek seçilmiş mimari ve dekoratif öğeler, zengin bir esin
yelpazesine işaret eder.
Özellikle mukarnas öğesinin strüktürel ve dekoratif yorumları, bu öğenin geometrik
ve görsel potansiyelinin sorgulandığı denemelerdir. Mukarnas referansı, örneğin köşe
taşlarında veya dışarıda kubbeye geçişte güçlü plastik etkisiyle fark edilir. Mahmud Şevket Paşa’nın büyük
boy mermer sandukası baldakenin merkezine yerleştirilmiştir. Sandukanın örtüsünün mermerle işlenişi, bir
açık hava mezarı için yeni ve benzersiz bir bezeme modelidir.
Mahmud Şevket Paşa Türbesi
Kâğıthane Caddesi, Abide-i Hürriyet Tepesi, Okmeydanı
H1 22
Bebek Camisi. 18. yüzyıl
başlarında 1725-26'da Bebek köyü yazlık bir yerleşim yer: olarak düzenlenirken III. Ahmed’in sadrazamı
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Hümayünabad Kasrı yanına III. Ahmed adına bir camı yaptırmıştı Zamanla
eskiyen bu caminin yerine yenisini Kemaleddin Bey 1913’te tasarlayıp inşa etti. Geleneksel tek kubbeli
cami tipolojisine uyan kare planlı ve tek kubbeli yalın görünümlü bir yapıdır. Kesme küfeki taşından
yapılmıştır. Geleneksel modeli fazla değiştirmeyen bir tasarımdır. Kubbe, iç mekânda duvarlara bitişik
yarım sekizgen biçimindeki sekiz ayağa oturmaktadır.
Ancak bu sekizgen baldaken referansı, dış kitleye doğrudan yansıtılmamış, bunun yerine
alt yapının bitiminde adeta içerden yükselen konumdaki ağırlık kuleleriyle işaret edilmiştir. Bu örtük
gösterim, duvar bitimleri kademelendirilerek özgül bir plastik elde edilmesini sağlamıştır.
Bebek Camisi
Cevdet Paşa Caddesi, Bebek
Aydın da İnşa Edilmesi Düşünülen Banka Projesi
İstanbul
Yapıları
Üsküdar ve Kadıköy
H1 23
Sultan III. Mustafa Mekteb-i İbtidaisi. Sultan III. Mustafa tarafından 1757-1760 yıllarında Ayazma Camisi ile birlikte
yaptırılan ahşap okul binasının yerine yaptırılmıştır. Yapımına 1913’te başlanmış, savaş nedeniyle ancak
1917’de bitirilebilmiştir. Kitabesinde, okulun Müdafaa-i Milliye tarafından yaptırıldığı yazılıdır.
Bodrumla birlikte üç katlı ve altı dersliklidir. Tuğla duvarlı ve volta döşemelidir. İki ucu açık bir
koridor ekseni üzerine yerleştirilmiş üçer derslik ile kitaplık ve toplantı odasından oluşan yalın bir
şeması vardır. Cephelerde de benzer bir yalınlık gözlenir. Zemin kat pencerelerinin sivri kemerlerlerini
çerçeveleyen profil, üzengiler hizasında birbirine bağlanarak sürekli bir çizgileme yapar. Küçük
ayrımlarla üst katın dikdörtgen pencerelerini de kuşatan profil zinciri, dönemin tipik motiflerinden
biridir.
Binanın bezemeli sayılabilecek tek bölümü, öne çıkarılmış ve çatısı yükseltilmiş
girişidir. Basık kemerli kapı, profilli bir çerçeve içindedir. Üst katın dikdörtgen penceresinin üstüne
de sivri kemer biçiminde silmeler işlenmiştir. Mimarın kemer vurgusunu öne çıkardığı tasarımlarının bir
örneğidir.
Ayazma İlköğretim Okulu
Mehmet Paşa Değirmeni Sokağı, Salacak.
H1 24
Muhacirin Misafirhanesi. Balkan
muhacirlerinin Anadolu’ya nakledilmeden önce konaklamaları için inşa edilen yapının tasarım ve yapım yılı
bilinmiyor. İki katlı, ‘T’ planlı, kâgir, sade ve işlevsel bir yapıdır. Düşey ve yatay taşıyıcılar cephede
düz bir profille belirtilmiş, saçakta aynı profil, bu kez çift kullanılarak bitim işaret edilmiştir. Tümü
dikdörtgen olan pencereler profil şeritleriyle çevrilidir.
DDY Dikimevi
İngiliz Mezarlığı Arkası, Haydarpaşa
m 25
H1 25
Ahmed Ratib Paşa Köşkü. 1892-1908
yıllarında Hicaz valisi ve kumandanı olan Müşir Ahmed Ratib Paşa'nın yazlık köşkü olan yapı; Kemaleddin
Bey’in erken dönem tasarımlarındandır. Yapı büyük bir özenle, pahalı ve değerli malzeme ile
gerçekleştirilmiş, mobilyaları Viyana ve Paris’ten getirtilmiş. Ancak Ratib Paşa ve ailesi köşkte hiç
oturamamıştır. Yapımı ve döşenmesi bittiği sırada II. Meşrutiyet ilan edilmiş, Ratib Paşa’nın görevine son
verildiği gibi mallarına el konulmuştur.
Köşk 1909 yılında büyük bahçesi ve müştemilatıyla birlikte dönemin maarif nazırı tarafından
satın alınmış, önce Viyana Theresianum Kolejleri modelinde özel bir kız okulu kurularak ona tahsis edilmiş,
daha sonra Çamlıca İnas Sultanisi adıyla açılan yeni okula verilmiştir.
Köşk, kagir bir bodrum kat üzerine üç katlı ahşap bir yapıdır. 24x53m boyutlarında
dikdörtgen bir tabana oturan yapının aksiyal ve simetrik bir kuruluşu vardır. Bahsedilen bu aksiyal ve
simetrik şema, klasisist bir tasarım anlayışını tanımlamaktadır. Klasik aksiyal yerleşme düzenine karşın
tasarım, klasik olmayan biçimleri, eğrisel çizgileriyle Osmanlı barok geçmişine referanslar verir. Çıkmalar
ve saçaklar cephede ışık-gölge alanlarını ayırırken pencere, kapı, balkon ve tüm mimari öğelerde, “floral”
art nouveau çizgiler görülür. Köşk, betimlenen
mimari özellikleriyle 20. yüzyılın ilk on yılında ahşaba uygulanarak İstanbul’da bir yerel
karakter edinecek olan art nouveau tasarımlarına öncülük eden bir yaratımdır. Bu kompozisyon -bilindiği
kadarıyla-Kemaleddin Bey’in mimarisinde yegâne örnek ve uygulamadır. On beş yıl kadar sonra tasarlayıp
gerçekleştirdiği Harikzedegân Apartmanlarında OsmanlI barok geçmişinin referansları bir kez daha
görülecektir.
Çamlıca Kız Lisesi
Acıbadem Caddesi, Lise Durağı, Acıbadem
H126
Göztepe Mekteb-i İbtidaisi.
1914’te tasarlanan ancak savaş nedeniyle yapımı duran okulun, Müdafaa-i Milliye Cemiyeti’nin desteğine
karşın 1919’a kadar ancak kaba yapısı bitirilebilmiş, o yıl binanın üzeri branda ile örtülerek Ingiliz
işgal kuvvetlerince karargâh olarak kullanılmaya başlanmıştır. İstanbul’un işgalden kurtulmasından sonra
tamamlanarak 1 Ekim 1924’te eğitime açılmıştır. 1946’da onarılarak büyütülmüş, üst kattaki teras
örtülerek yatakhane yapılmış ve adı Göztepe Pansiyonlu İlkokulu olarak değiştirilmiştir. Yükseltilmiş
bodrum üzerine üç katlı kagir bir yapıdır. Dikdörtgen planlı okulun, bir koridor ekseni üzerine
yerleştirilmiş üçer derslik ile halen yatakhane olarak kullanılan büyük bir salondan oluşan yalın bir
şeması vardır. Derslik kanadı kesintisiz sürerken, koridorun diğer kanadında simetri ekseninde kitle
içeri çekilerek ikili bir gruplama yapılmış, eksene de merdivenli bir giriş yerleştirilmiştir. Binanın
perspektifini hareketlendiren bu düzenleme ile Kemaleddin Bey’in diğer okul tasarımlarından
ayrılmaktadır. Biri ana diğeri ikincil olmak üzere dar kenarlarda karşılıklı iki giriş vardır.
Yalın çizgileri olan cephelerde katlar basit yatay silmelerle ayrılmıştır. Okul
yapılarının değişmez örüntüsü olan kemerli veya düz pencereleri çevreleyen profil zinciri bu yapıda da
vardır. Öne çıkarılmış ve çatısı yükseltilmiş giriş bölümü burada da profilli çerçeve içinde ve basık
kemerlidir.
Göztepe Pansiyonlu İlkokulu, II. Meşrutiyet döneminde ittihat ve Terakki yönetiminin
uygulamaya koyduğu yeni eğitim politikasına uygun bir “mektebi iptidai”nin Cumhuriyetin ilk yıllarında
normal bir ilkokula dönüşmesinin tipik bir örneği olup, bugün Göztepe semtinin önemli kamu yapılarından
biridir.
Göztepe İlköğretim Okulu
Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi,
Oramiral Kemal Kayacan Sokağı, Göztepe, Kadıköy
H1 27
İbrahim Paşa Mekteb-i İbtidaisi. 1912
yılında Evkaf Nezareti’nce yıktırılan I. Abdülhamid Sıbyan Mektebi’nin yerine Kuloğlu Camii ile eşzamanlı
olarak 1913’te yaptırıldı. Okulun adı, Bahçekapı’da yıktırılan I Abdülhamid Mektebi’nin üzerinde bulunduğu
arsaların asıl sahibi olan Veziriazam MalatyalI İbrahim Paşa’nın (ö. 1767) adından kaynaklanmaktadır.
İki katlı ve kâgir 5 derslikli, “L” planlı, küçük bir yapı olarak tasarlanmış olan okulun
arka bölümüne, Cumhuriyet dönemindeki bir onarım sırasında, tek katlı bir toplantı salonuyla helalar
eklenmiş, ayrıca özgün projede arkada görülen tek katlı bölümün üst katı tamamlanmıştır. Pencere kemer
çizgilerini çevreleyen profil zinciri dışında bezemesi yoktur. II Meşrutiyet sonrası Evkaf Nezareti’nin
biridir.
Serap Sedat Çocuk Kütüphanesi
Vükela Caddesi, Bostancı Camisi Sokağı, Bostancı
H1 28
Kuloğlu Camisi. 17. yüzyıl başlarında sarayda çamaşırcıbaşı olan Kuloğlu Mustafa Bey’in yaptırdığı
Beyoğlu’ndaki Kuloğlu Camii’nin bakımsız ve harap olduğu gerekçesiyle yıktırılıp yerine Üçüncü Vakıf
Hanı’nın yaptırılmasından sonra, yine Kuloğlu Mustafa Bey’in sahibi bulunduğu ve camiye vakfettiği Bostancı
Deresi'nin iki yanındaki geniş arazisi üzerine avlusundaki okul ile birlikte yaptırılmış ve 1913’te ibadete
açılmıştır.
Günlük dilde Bostancı Camisi olarak tanınan tek kubbeli, kare planlı bir yapıdır. Dört
ağırlık kulesi kare planı işaret ederken Kemaleddin Bey’in camilerinde bir leitmotiv olan cephelerin
kademeli bitimi ile bütünleşir. Bir profil takımıyla da işaret edilen kademe yüzeyleri kabartma rozet
motifleriyle vurgulanmıştır. Hatimde klasik döneme referans veren özenli ve zengin bir bezeme programı
vardır. Mihrap özellikle mukarnaslarının istifiyle öne çıkar.
Kitabesi dönemin ünlü hattatı İsmail Hakkı Altunbezer tarafından yazılmıştır.
Kuloğlu Camisi
Vükela Caddesi, Bostancı Camisi Sokağı, Bostancı
Hapisane-i Umumi
Öğrenci Projesi
Ankara Yapıları
Ankara
Haritası
Harita
2
Yapı No: 1 - 5
H2 01
İkinci Vakıf Apartmanı. Kemaleddin
Bey’in Ankara’da, Vakıflar Genel Müdürlüğü baş mimarı olarak çalıştığı son döneminde tasarladığı en önemli
yapılardan biri olan Ankara-İkinci Vakıf Apartmanı, 1926-1927 yıllarında tasarlanmıştır. 1928’de yapımına
başlanan binanın çok katlı bir kiralık konut yapısı olarak tasarlandığı, yapımından sonra bir süre bu
işlevini sürdürdüğü, daha sonra ise, çeşitli devlet kuruluşları tarafından kullanılabilmesi için içinde
birtakım değişiklikler yapılarak konut yapısı olma niteliğini yitirdiği anlaşılmaktadır.
Bodrum ve çatı arasıyla birlikte yedi katlı olan yapı, tümüyle betonarme iskelet sistemine
göre gerçekleştirilmiştir. Yapıyı
boylamasına kat eden orta doğrultuya göre bakışık bir biçimde planlanmış olan apartmanın yer
katı, çepeçevre kiralık dükkânla ayrılmış, konutlar üst katlara yerleştirilmiştir. Arsanın biçimine uygun
olarak, dikdörtgene yakın bir daire dilimi biçiminde planlanmış olan yapının ortasında büyük bir avlu
bulunmaktadır. Bu boşluğun ikinci kat düzeyine kadar yükselen bölümü, bugün Devlet Tiyatrosu tarafından
kullanılan bir seyir salonu olarak tasarlanmıştır.
Tüm yüzeyleri sıvanarak kesme taş izlenimi verecek biçimde yatay çizgilerle derzlenmiş olan
yapıda pek az bezeme öğesi görülmektedir. Yer katından yukarıdaki katlarda dört köşesi yuvarlatılmış olan
yapının iç ve dışbükey dar kenarlarıyla, dairesel olarak yapı yüzeyinden dışarıya doğru taşırılan
balkonları, dükkân kemerleriyle birlikte, yüzeylere yumuşak ve uyumlu bir hareketlilik
sağlamışlardır.
Küçük Tiyatro
İstiklal Caddesi, Çimen Sokağı, Ulus
H2 02
Devlet Demiryolları İdare-i Umumiyesi Binası. Kemaleddin Bey’in son yapıtlarından olan Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü binası,
1927'de tasarlanmış, temelleri mimarın ölümünden bir ay sonra 11 Ağustos 1927'de atılmış, yapı 1928’de
tamamlanarak işletmeye açılmıştır. İlgili kaynaklarda Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü adıyla anılan
yapının aslında çok katlı bir konut olarak tasarlandığı anlaşılmaktadır. Demiryolu görevlileri için
tasarlanan bu konutlar, yeni gar ve ekleri yapılıncaya kadar geçici olarak Devlet Demiryolları Genel
Müdürlüğü’ne verilmiş, ancak bundan sonra hiçbir zaman asıl yapılış nedenine göre kullanılmamış, bu nedenle
de hep bu genel müdürlüğün adıyla tanınmıştır. Yapımından itibaren farklı kullanımlara ev sahipliği yapan
bina, 1963'ten sonra Devlet Demiryolları II. İşletme Müdürlüğü olarak görevini sürdürmüştür. Ankara Garı’nın
önündeki 19 Mayıs Meydanı'nın bir kenarı ile tren yolu ve Talat Paşa Bulvarı arasında kalan büyük bir
arsanın üçte biri üzerinde gerçekleştirilmiş olan yapı garla birlikte meydanın çevresini tanımlamaktadır.
İki bodrum ve bir çatı arasıyla birlikte yedi katlı olan yapı, betonarme iskelet yapı sistemine göre
gerçekleştirilmiş, dolgu duvarları tuğla ile örülmüş, üzeri asbest levhalarla kaplı,
betonarme kırma bir çatı ile örtülmüştür. Eldeki belgelere göre, geniş bir iç avlunun tüm
çevresini saracak biçimde tasarlanan yapının ancak gar yönündeki üçte bir bölümü gerçekleştirilmiş,
gerisinin daha sonra tamamlanması düşünülmüştür. Yapının gerçekleştirilmiş olan bölümü, tabanı geniş,
kolları kısa bir ‘U’ biçiminde olup, Talat Paşa Bulvarı’na bakan kısa kol, bulvarı izlemek amacıyla eğri
olarak yerleştirilmiştir.
TCDDY Genel Müdürlük Binası
Gar, Ankara
H2 03
Gazi İlk Muallim Mektebi.
Kemaleddin Bey’in son yapıtlarından olan Gazi İlk Muallim Mektebi’nin tasarımı 1927 yılında tamamlanmış,
bina 1930’da bitirilerek eğitime aynı yıl başlanmıştır, imparatorluk döneminde çeşitli yerlere dağılmış
olan öğretmen okulları, Cumhuriyet’ten sonra belirli yerlere toplanarak, bunlara çağın koşullarına
uygun, donanımları eksiksiz yeni yapılar yaptırılmıştır. Bu okulların en önemlisi olan Gazi Terbiye
Enstitüsü, 1926’da “Orta Muallim Mektebi" adıyla Konya’da açılmış, 1927’de Ankara’da yapımına
başlanan merkez tamamlandıktan sonra, 1930’da “Ankara Gazi İlk ve Orta Muallim Mektebi” adıyla yeni
yerinde eğitimini sürdürmüştür. Okulun adının 1940’larda Gazi Eğitim Enstitüsü olarak değiştirildiği
anlaşılmaktadır. Gazi Üniversitesi’nin kurulmasından sonra ise Gazi Eğitim Enstitüsü üniversite
bünyesine katılmış, bina rektörlük işlevlerine tahsis edilmiştir.
Bodrumla birlikte genellikle dört katlı olan yapının orta bölümü beş katlı olup, girişin
üzerine gelen ve gözlem evi (observatorium) olarak kullanılan bir de altıncı katı bulunmaktadır.
Betonarme iskelet yapı sistemine göre gerçekleştirilmiş olan okulun dışa bakan yüzleri kesme taşla
kaplanmış, üzeri kiremit kaplı kırma bir ahşap çatıyla örtülmüştür.
Binanın cephe düzenlemelerinde görülen sivri kemerli pencereler, geniş saçaklar, ön ve
arka yüzlerde orta bölümün yapı yüzeyinden dışarıya doğru çıkarılmasıyla vurgulanan orta doğrultu ve ön
yüzde, girişin iki yanındaki odalarla, arka yüzde köşelerdeki merdiven kovalarının genel saçak
düzeyinden yukarı doğru taşırılıp, üzerleri beşik çatılarla örtülerek, bunlara bakışımı pekiştiren
kuleler görünümü verilmesinde Kemaleddin Bey’in ulusal mimarlık anlayışının etkili olduğu
söylenebilir.
Gazi Üniversitesi Rektörlük Binası
Teknikokullar, Ankara
H2 04
Ankara Vakıf Oteli. Kemaleddin Bey’in
Ankara’ya geldikten sonra ilk uğraştığı yapı olan Ankara Palas, önce 1924’te Mimar Vedat (Tek) tarafından
tasarlanmış, ancak yapının temelleri atıldıktan sonra Vedat Bey işi bıraktığından, yarım kalan otel
Kemaleddin Bey’in yeni tasarımına göre tamamlanmıştır. Otelin tasarımı 11 Mayıs 1925'te bitirilmiş, bina
1927 sonbaharında işletmeye açılmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara'nın önemli politik ve sosyal
toplantılarına sahne olan ve devletin tüm önemli konuklarını ağırlamak için kullanılan otel, kent merkezi
1950'lerde Kızılay ve Bakanlıklar’a kaydıktan sonra yavaş yavaş önemini yitirmeye başlamış, karşısındaki
Büyük Millet Meclisi yeni binasına taşınınca Ankara’nın politik yaşamındaki yerini tümden yitirmiş, bir süre
sonra işletme giderlerini karşılayamayarak kapanmıştır.
Bodrumla birlikte üç katlı olan yapı, betonarme iskelet yapı sistemine göre
gerçekleştirilmiş, dolgu duvarları tuğla ile örülmüş, üzeri kiremit kaplı kırma bir ahşap çatıyla
örtülmüştür. Genel görünüşüyle dikdörtgen biçiminde olan yapı, giriş doğrultusuna göre bakışık bir biçimde
planlanmış olup ortada üstten ışık alan bir balo salonu ile çevresinde çoğunluğu tek kişilik altmış konuk
odasını içermektedir.
Yapı yüzeylerinin plana uygun olarak giriş doğrultusuna göre bakışık bir biçimde
düzenlendikleri dikkati çekmektedir. Ön yüz Osmanlı yapı ve bezeme öğeleri ile zengin bir biçimde bezenmiş,
yüzey düzenlemesi alt yüzleri nakışlı, geniş saçaklarla tamamlanmıştır.
Ankara Palas
İstiklal Caddesi, Ulus
H2 05
Mimar Kemal ilkokulu
Yüksel Caddesi, Kızılay
Mimar Kemal İlkokulu. Mimarın
Ankara’daki en önemli yapıtlarından sayılan ve projesi bulunamayan Mimar Kemal İlkokulu da, iki katlı, altı
derslikli, giriş doğrultusuna göre bakışık olarak planlanmış, şemaya uygun bir bina olarak dikkati
çekmektedir, ilk yapıldığında okulun tuvaletleri dışarıda, binanın sol yanında yer alırken, günümüzde bunlar
kapalı bir geçitle içeriden ulaşılmaya olanaklı duruma getirilmişlerdir. Dışarıdan rahat ışık alan, yüksek
bir bodrum kat üzerine yapılmış olan okulun bu katında ısı merkezi, yemek salonu, mutfak, kitaplık gibi
mekânlar bulunmaktadır. Diğer iki katlı okullarda olduğu gibi Mimar Kemal İlkokulu'nda da zemin kat
pencereleri çift merkezli sivri kemerlerle, bodrum ve üst kat pencereleri ise düz lentolarla
geçilmiştir.
Mimar Kemal ilkokulu
Yüksel Caddesi, Kızılay
Edirne Yapıları
Edirne
Haritası
Harita
3
Yapı No: 1
H3 01
Edirne Gar Binası. İstanbul'u
Avrupa’ya bağlayan demiryolunda önemli bir durak olan Edirne Garı’nın tasarımına hemen II. Meşrutiyet
sonrası başlanmış olmalıdır. Yapımına Balkan Savaşı’ndan önce 1911-1912'de ya da savaştan ve Edirne’nin
kurtarılmasından sonra 1913’te başlandığı, 1914’te savaş nedeniyle yarım kaldığı, ancak Cumhuriyet’ten sonra
1930’da işletmeye açılabildiği bilinmektedir. Kemaleddin Bey’in Şark Demiryolları Şirketi adına tasarladığı
dört tren istasyonunun (diğerleri Filibe, Selanik ve Sofya istasyonlarıdır) sonuncusudur. Yalnızca Türk
topraklarından geçecek yeni bir hat için anlaşma yapılınca Edirne Garı tümüyle terk edilmiştir. Bir süre boş
durduktan sonra, 1974 Kıbrıs olayları sırasında ileri karakol görevi yapmış, 1977’de yeni kurulan Edirne
Mühendislik ve Mimarlık Akademisi'ne verilmiştir. Halen Trakya Üniversitesi Rektörlük Binası olarak
kullanılmaktadır.
Geniş bir araziye yayılan komplekste çok sayıda servis binası, sosyal tesisler ve lojmanlar
bulunmaktadır. Tümünde değilse bile çoğunda Kemaleddin Bey’in tasarım çizgisi izlenebilmektedir. Doğu-batı
yönünde uzun ve büyük bir dikdörtgen ta
Kronolojik Yapı Dizini
|
Yapı Adı
|
No
|
Tarih
|
|
Ahmed Cevad Paşa Türbesi ......................................
|
H108
|
1901
|
|
Gazi Osman Paşa Türbesi...........................................
|
H109
|
1901-1902
|
|
Ahmed Ratib Paşa Köşkü...........................................
|
H125
|
1908 öncesi
|
|
Muhacirin Misafirhanesi...............................................
|
H124
|
1908 öncesi
|
|
Fethiye Medresesi.......................................................
|
H111
|
1909
|
|
Mecidiye Camisi .........................................................
|
H117
|
1909
|
|
Kamer Hatun Camisi ..................................................
|
H120
|
1911
|
|
Sultan V. Mehmed Reşad Türbesi..............................
|
H113
|
1911
|
|
Birinci Vakıf Hanı
........................................................
|
H101
|
1911-1918
|
|
İkinci Vakıf Hanı
..........................................................
|
H102
|
1911
|
|
Üçüncü Vakıf Hanı ......................................................
|
H119
|
1911
|
|
Beşinci Vakıf Hanı.......................................................
|
f1105
|
1911
|
|
Reşadiye Mektebi .......................................................
|
H114
|
1911
|
|
Gureba Hastanesi .......................................................
|
H112
|
1911
|
|
Dördüncü Vakıf Hanı ..................................................
|
H103
|
1911
|
|
Hüsnü Paşa Türbesi ...................................................
|
H115
|
1911’den sonra
|
|
Vani Efendi Medresesi................................................
|
H104
|
1911'den sonra
|
|
Kuloğlu Camisi
...........................................................
|
H128
|
1911-1913
|
|
Yenikapı Mevlevihanesi ..............................................
|
H118
|
1912-1913
|
|
Bebek Camisi
.............................................................
|
H122
|
1913
|
|
Amine Hatun Camisi...................................................
|
H116
|
1913 (1924)
|
|
Mahmud Şevket Paşa Türbesi....................................
|
H121
|
1913
|
|
Edirne Gar Binası .......................................................
|
H301
|
1913
|
|
İbrahim Paşa Mekteb-i İbtidaisi..................................
|
H127
|
1913
|
|
Sultan III. Mustafa Mekteb-i İbtidaisi .........................
|
H123
|
1913
|
|
Medresetü'l-kuzat.......................................................
|
H106
|
1913
|
|
Göztepe Mekteb-i İbtidaisi .........................................
|
H126
|
1914
|
|
Sultan Abdülhamid-i Evvel Medresesi
|
|
|
|
Medresetü'l-mütehassisin...........................................
|
H110
|
1915
|
|
Harikzedegân Apartmanları .......................................
|
H107
|
1919-1922
|
|
Ankara Vakıf Oteli
.......................................................
|
H204
|
1924
|
|
Devlet Demiryolları İdare-i Umumiyesi Binası ...........
|
H202
|
1927
|
|
Gazi İlk Muallim Mektebi ............................................
|
H203
|
1927
|
|
Ankara ikinci Vakıf Hanı..............................................
|
H201
|
1927
|
|
Mimar Kemal Okulu ....................................................
|
H205
|
(bilinmiyor)
|
Alfabetik Yapı Dizini
|
Yapı Adı
|
No
|
Tarih
|
|
Ahmed Cevad Paşa Türbesi ......................................
|
H108
|
1901
|
|
Ahmed Ratib Paşa Köşkü...........................................
|
H125
|
1908 öncesi
|
|
Amine Hatun Camisi ...................................................
|
H116
|
1913 (1924)
|
|
Ankara İkinci Vakıf Hanı..............................................
|
H201
|
1927
|
|
Ankara Vakıf Oteli
.......................................................
|
H204
|
1924
|
|
Bebek Camisi
.............................................................
|
H122
|
1913
|
|
Beşinci Vakıf Hanı.......................................................
|
H105
|
1911
|
|
Birinci Vakıf Hanı
........................................................
|
H101
|
1911-1918
|
|
Devlet Demiryolları İdare-i Umumiyesi Binası ...........
|
H202
|
1927
|
|
Dördüncü Vakıf Hanı ..................................................
|
H103
|
1911
|
|
Edirne Gar Binası .......................................................
|
H301
|
1913
|
|
Fethiye Medresesi ......................................................
|
H111
|
1909
|
|
Gazi İlk Muallim Mektebi ............................................
|
H203
|
1927
|
|
Gazi Osman Paşa Türbesi..........................................
|
H109
|
1901-1902
|
|
Göztepe Mekteb-i İbtidaisi .........................................
|
H126
|
1914
|
|
Gureba Hastanesi ......................................................
|
H112
|
1911
|
|
Harikzedegân Apartmanları .......................................
|
H107
|
1919-1922
|
|
Hüsnü Paşa Türbesi ...................................................
|
H115
|
1911'den sonra
|
|
İbrahim Paşa Mekteb-i İbtidaisi..................................
|
H127
|
1913
|
|
İkinci Vakıf Hanı
..........................................................
|
H102
|
1911
|
|
Kamer Hatun Camisi ..................................................
|
H120
|
1911
|
|
Kuloğlu Camisi
...........................................................
|
H128
|
1911-1913
|
|
Mahmud Şevket Paşa Türbesi....................................
|
H121
|
1913
|
|
Mecidiye Camisi .........................................................
|
H117
|
1909
|
|
Medresetü’l-kuzat.......................................................
|
H106
|
1913
|
|
Medresetü'l-mütehassisin...........................................
|
H110
|
1915
|
|
Mimar Kemal Okulu ....................................................
|
H205
|
(bilinmiyor)
|
|
Muhacirin Misafirhanesi..............................................
|
H124
|
1908 öncesi
|
|
Reşadiye Mektebi.......................................................
|
H114
|
1911
|
|
Sultan Abdülhamid-i Evvel Medresesi
|
|
|
|
Sultan III. Mustafa Mekteb-i İbtidaisi .........................
|
H123
|
1913
|
|
Sultan V. Mehmed Reşad Türbesi..............................
|
H113
|
1911
|
|
Üçüncü Vakıf Hanı......................................................
|
H119
|
1911
|
|
Vani Efendi Medresesi................................................
|
H104
|
1911’den sonra
|
|
Yenikapı Mevlevihanesi ..............................................
|
H118
|
1912-1913
|
Seçilmiş Kaynakça
-
• Ahmad, F., İttihat ve Terakki, Sander Yayınevi,
İstanbul,1971.
-
• Anonim, Cumhuriyet’in 50 yılında Vakıflar, Vakıflar
Genel Müdürlüğü, Ankara, 1973.
-
• Anonim, Cumhuriyet’ten Önce ve Sonra Vakıflar, Vakıflar Umum Müdürlüğü, İstanbul, 1937.
-
• Anonim, “Devlet Demir Yolları ve Limanları İdare-i Umumiyesi -
Ankara’da Büyük bir Apartman Vaz-ı Esas Resmi”, Demiryolları Mecmuası, c.3, no.31, Nezaret-i
Evkaf-ı Hümayun, İstanbul, 1918.
-
• Anonim, "Elim Bir Ziya”, Hâkimiyet-i Milliye, s.1, 14 Temmuz
1928.
-
• Arseven, C.E . Türk Sanatı, Cem Yayınevi, İstanbul,
1970.
-
• Batur, A., (ed), Architectural Gülde to İstanbul. Mimarlar
Odası İstanbul Büyükkent Şubesi İstanbul, 2006.
-
• Batur, A., "Ahmed Ratib Paşa Köşkü", Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. İstanbul, 1994
-
• Batur, A., “Bir Tarihçi - Mimar Gözüyle Harikzedegân’dan
Ramada'ya”, Tasarım, 1990/8, İstanbul.
-
• Bozdoğan, S . Modernizm ve Ulusun İnşası: Erken Cumhuriyet Türkiyesi’nde Mimari Kültür
Metis Yayınları, İstanbul, 2001.
-
• Çetintaş, S., “Mimar Kemalettin, Mesleği ve Sanat Ülküsü”,
Güzel Sanatlar, no.5,
1944.
-
• Ergin, O.N., İstanbul’da İmar ve İskan Hareketleri, İstanbul, 1938.
-
• Ergin, O.N., İstanbul Şehri Rehberi, İstanbul Belediyesi,
İstanbul, 1934.
-
• Ergin, O.N., Mecelle-i Umur-u Belediye, c.1, İstanbul,
1922.
-
• Esad, M., Mir’at-ı Mühendishane-i Berr-i Hümayun. İstanbul, 1896
-
• Göktürk, H., “Bebek Camisi”, İstanbul Ansiklopedisi, c.5, 1960
-
• Göktürk, H.,"Bostancı Camisi”, İstanbul Ansiklopedisi, c.6, 1960
-
• Gürkan İ.K., İstanbul Gureba Hastanesi Tarihçesi, İstanbul,1928.
-
• İnal K. M , Evkaf-ı Hümayun Nezaretinin Tarihçeyi Teşkilatı. İstanbul, 1919.
-
• İslimyeli, N., “Mimar Kemalettin ve Sonrası”, Ankara Sanat, No:10,
1967
-
• Mesih, M., “Mimar Kemaleddin Merhumun Tercüme-i Hali”, Milli Mecmua, c.4, no.91, 1927
-
• Nigizberk N. M., “Mimar Kemaleddin ve Eserleri".
Mimar, c.3, no.1,
1933.
-
• Özer, B., Rejyonalizm, Üniversalizm ve Çağdaş Mimarimiz Üzerine Bir Deneme,
I T Ü.
Mimarlık Fakültesi, İstanbul, 1964.
-
• Sözen, M., Tapan, M., 50 Yılın Türk Mimarisi, İş Bankası
Yayınları, İstanbul, 1973.
-
• Sumner-Boyd, H., Freely, J., Strolling Through İstanbul, Red House Press,
İstanbul, 1972.
-
• Tekeli, i., İlkin, S., Mimar Kemaleddin’in Yazdıkları, Şevki Vanlı
Mimarlık Vakfı Yayınları, Ankara, 1997.
-
• Yavuz, Y , Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi ve Mimar A. Kemaleddin Bey. ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Ankara, 1981.
-
• Yavuz, Y., “Türkiye'de Çok Katlı Sosyal Konuta İlk Örnek:
İstanbul-Laleli'de Harikzedegân Katevleri”, Çevre, İstanbul, no.4, 1979.
-
• Yavuz, Y., "II. Meşrutiyet Döneminde Ulusal Mimari
Üzerindeki Batı Etkileri", ODTÜ Mimarlık
Fakültesi Dergisi. Ankara, c.2, no.1, 1976.
-
• Yavuz, Y., "Cumhuriyet Dönemi Ankara’sında Mimari Biçim
Endişesi”, Mimarlık, c.10, no.121-122, 1973.
-
• Yücel, E., “XX. Asırda Klasik Türk Mimarisi Üzerine Eğilmiş
Mimarlarımız: Mimar Kemaleddin Bey (1869-1927)”, Bizim Anadolu, 14 Ağustos 1971.
www.arkitera.com
www.ibb.gov.tr
www.kultur.gov.tr
www.mimarist.org
www.mimarlikmuzesi.org
www.sanalmuze.org
www.tarihvakfi.org
www.yapi.com.tr
Fotoğraf Referansları
Aşağıda belirtilenlerin dışında kalan bütün fotoğraflar Cemal Emden e, bütün çizimler Yıldırım
Yavuz Arşivi ne aittir.
Afife Batur; 25 - 4., 5., 6.
fotoğraflar.
Nilgün Olgun; 18 - 1., 2., 3., 4.
fotoğraflar, 1. çizim.
Sezen Süslü ; 09 - 1 fotoğraf.
Yıldırım Yavuz ;
İstanbul Yapıları: 01 - 1.. 05-2., 06-
1., 07-2.4. 6., 08- 1. 2. 3. 4., 10-3 , 12 -3., 16-4.,
20 - 1., 23 1. 2., 25 - 1. 2., 26 - 1., 27 -1. 3. fotoğraflar.
Ankara Yapıları: 01 - 2,05 - 2.
fotoğraflar.
Edirne Yapıları: 01 - 3. fotoğraf.
Sami Yılmaztürk; Mimar Kemaleddin Anıt
Mezarı fotoğrafı.
Terimler Sözlüğü
Akaret: Kiraya verilerek gelir
sağlanan mallar ya da yapılar.
Akroter: Bir alınlığın tepesine ya da
yanlarına yerleştirilerek üzerine heykel ve süslemeler konulan kaide.
Ampir: I. Napolyon döneminde Paris’te
başlamış ve 1800-1830 yıllarında Avrupa’ya yayılmış mimarlık, mobilya ve giyim üslubu.
Arasta: Genellikle aynı ürünün
satıldığı ve üstü açık veya kapalı, iki kenarında dükkân dizisi uzayan sokak.
Aşhane: İmaretlerde yemeğin
hazırlandığı mutfak bölümü.
Ayazma: Ortodoks inanışında kutsal su
kaynağı veya su kuyusu.
Baldaken: Taht, katafalk veya sunak
yerinin üstünü örtmek üzere yapılmış dört taşıyıcı üzerinde yükselen örtü, genel kullanımda dört taşıyıcılı
örtü.
Cumba: Çıkma, zemin katın üzerindeki
katlarda dışa taşan çoğu ahşap kafesli bölüm.
Çörten: Çatı sularını atmaya yarayan
dışarı uzanmış oluk.
Darü’l-hadis: Hadis okutulan
medrese.
Darü’l-kurra: Kuran kıraat etmek üzere
veya Darü’l-huffaz'ı (hafız yetiştiren okul) bitiren hafızların hoca olmak üzere okudukları yüksek
okul.
Darü’l-muallimin: Öğretmen
okulu.
Darü’ş-şifa: Hastane, şifa yurdu.
Genellikle bir külliyenin içinde yer alan veya bir tımarhane ile birleşik yapı.
Darü’z-ziyafe: İmaret, aşhane.
Divan: Osmanlı İmparatorluğunda, baş
vezir tarafından yönetilen ve Topkapı Sarayı ikinci avluda toplanan devlet kurulu.
Ebniye-i Askeriye: Askeri
yapılar.
Eksedra: Klasik mimarlıkta yarım daire
ya da çokgen biçiminde heykel koymaya, oturmaya yarayan mimari eleman.
Evkaf-ı Hümayun Nezareti: Padişah ve
hanedan mensuplarının vakıflarının yönetimini düzenlemek amacıyla kurulan bakanlık.
Eyvan: Önü açık, tonoz ya da kubbe ile
örtülü oturma yeri.
Fevkani: Üst kat, üst katı olan yapı;
zemin kattaki dükkân veya depoların üstüne inşa edilmiş cami.
Girland: Bir bezeme motifi,
askıçelenk.
Halkevi: Cumhuriyet döneminde halkın
kültür etkinliklerinde bulunduğu yer.
Hankâh: bkz tekke.
Harem: Saray ve konaklarda kadınlara
ayrılan bölüm.
Harim: 1 Caminin duvarlarla çevrili
dış avlusu. 2. Caminin namaz kılınan iç mekânı.
Hatayi: İnce kıvrımlarla birbirine
bağlanan ve eliptik madalyonlar içinde toplanan üsluplaştırılmış çiçek ve yapraklardan oluşan
süsleme.
Hattat: Güzel el yazıları yazan
sanatçı.
Hayrat: Sevap için yapılan
yapı.
Hazire: Cami, tekke veya türbe
bahçesinde duvarla ya da parmaklıkla çevrilmiş mezarlık.
Hendese-i Mülkiye: II. Abdülhamid
tarafından 1883’te kurulan sivil mühendislik okulu.
Hey’et-i Muvakkate: Geçici
yönetim.
Hümayunabad Kasrı: Bebek Kasrı
İmaret: Tek yapı ve/veya külliye için
kullanılan genel tanım. Halk arasında külliyenin aşevi.
Kalem işi: Islak alçı üstüne fırça ile
yapılan süsleme.
Kaptan-ı Derya: Osmanlı donanmasının
amirali.
Kasır: Bazen tek bir hacimden ibaret
bazen de küçük bir saray niteliğinde olabilen ve genellikle kırsal alanda inşa edilmiş sultan konutu.
Kolosal: Dev sütun dizini.
Köşk: Açıklık yerde, bahçe içinde
yapılmış, çoğu yazın kullanılan süslü ev.
Külliye: Selçuklular ve Osmanlılar’da
bir cami ile birlikte kurulmuş medrese, muvakkithane, türbe, aşhane, darüşşifa, hamam, sebil, çeşme, çarşı
vb. yapıların oluşturduğu sosyal merkez. Lento:
Kapı pencere üstüne atılan dayanım elemanı.
Mabeyn: Harem ve selamlık bölümleri
arasındaki oda veya bölüm.
Maksem: Eski bentlerden kente gelen
suları evlere, çeşmelere, hamamlara dağıtmak için havuz ve teknesi olan su haznesi yapısı.
Matbah-ı Şerif: Yemek pişirilen ve
yenilen yer.
Medrese: İslam ülkelerinde, genellikle
İslam dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu yüksek okul. Matematik, tıp veya benzeri konularda
özelleşmiş olanları da vardır.
Medresetü’l-kuzat: İslam ülkelerinde,
dini hukuk ve yönetim bilimlerinin okutulduğu yüksekokul. İstanbul'daki Medresetü’l-kuzatın, dini ve örfi
hukukun yanı sıra Avrupa hukukunun da öğrenildiği bir eğitim kurumu olması amaçlanmış idi.
Medresetü’l-mütahassisin: İslam
ülkelerinde, genellikle İslam dini kurallarının ve düşünce sisteminin okutulduğu yüksek okul.
Mekteb-i İbtidai: İlkokul.
Mescit: Minberi olmayan, içinde cuma
ve bayram namazları kılınmayan küçük cami.
Meşihat Dairesi: Şeyhülislam'ın
dairesi.
Meşruta: Cami, darüşşifa gibi
kurumlarda çalışanlar için cami veya külliye yakınında yapılan konut. Mihrap: Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü
göstermek üzere duvarda düzenlenmiş yarım daire veya çokgen biçimli oyuk veya girintili yer.
Minber: Camilerde hatibin yarısına
kadar çıkıp hutbe okuduğu merdivenli yüksekçe kürsü.
Müezzin: Namaz vakitlerini bildirmek
için ezan okuyan din görevlisi.
Muvakkithane: Namaz vakti saptaması
yapılan saatli oda veya rasathane.
Nakkaş: Her türlü renkli resim, duvar,
tavan ve kubbe bezemelerini, kalem işlerini yapan sanatçı.
Palas: Büyük ve gösterişli apartman
yapısı.
Palmet: Yelpaze biçiminde kabartma
bezek.
Plastr/pilastr: Bir bölümü duvara
gömülmüş kolon. Zamanla taşıyıcı özelliğinden uzaklaşıp süsleme öğesi olan gömme ayak.
Revzen: Yapıların alt sıra pencereleri
üzerindeki ikinci sırada bulunan alçıdan yapılmış süslü pencere.
Rütbe-i Rabia: Sivil memurlukta
kolağalık derecesinde bir rütbe.
Sanayi-i Nefise Encümeni Riyaseti: Güzel sanatlar meclis başkanlığı
Sebil: Genellikle camilere bitişik
özel bir biçimde ve genellikle özenle tasarlanmış, karşılık beklemeden hayır için içme suyu dağıtılan taş
yapı.
Selamlık: Saray, köşk veya konaklarda
erkeklerin bulunduğu ve erkek konukların alındığı bölüm.
Semahane: Mevlevi tekkelerinde
dervişlerin 'sema’ yaptıkları özel bölüm.
Sıbyan Mektebi: Osmanlı döneminde
küçük çocukların okuduğu ilkokul
Sofa: Evlerde odaların açıldığı
orta/merkezi mekân.
Sokl: Bina eteği, üstemel, sütun ya da
heykel kaidesi.
Son cemaat yeri: Namaza geç kalanlar
için camilerin giriş kapısı önündeki revaklı bölüm. Ana giriş kapısının iki yanında, avlu döşemesinden biraz
daha yüksek düzeyde yer alan mekan.
Sülüs: Hat sanatında bir yazı
türü.
Sürre Alayı: Osmanlı İmparatorluğu'nda
her yıl recep ayının on ikisinde Hicaz'a gitmek üzere törenle yola çıkarılan ve Kâbe’nin örtüsü ile
padişahın armağanlarını taşıyan topluluk ve kervan alayı.
Şadırvan: Genellikle cami avlularında
bulunan, çevresindeki musluklardan ve ortasındaki fıskiyeden su akan, üzeri kubbeli veya açık havuz.
Şemse: Yazma kitapların cildine, baş
sayfalarının üst bölümüne veya kumaşlara, kapı, pencere vb. yerlere işlenen veya çizilen güneş biçiminde
süs.
Tabhane: 1 Kışevi, kış odası. 2.
Seyahat edenlerin bir külliyede parasız olarak kısa süreli konuk edildikleri yer.
Tahtanı: Zemin kat.
Taksim: Suları mahallelere dağıtan
kanalları barındıran su haznesi yapısı.
Tekke: Tarikat etkinliklerinin
yürütüldüğü yapı.
Tevhidhane: Tekkelerde toplu zikir ve
ayinlerin yapıldığı bölüm.
Tuğra: Osmanlı padişahlarının imza
yerine kullandıkları, özel biçimi olan sembolleşmiş işaret.
Ulema: İslam dini bilginleri ve şeriat
hukuku alimleri.
Zaviye: Küçük tekke.
Yorumlar
Yorum Gönder