📘 Şahsi Bir Cerrahpaşa Tarihi
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Lorem ipsum, masaüstü yayıncılık ve web tasarımında şablon ve taslaklarda içerik yerine geçen sahte metin olarak kullanılır. Yazı bloklarını doldurmak için rastgele harflerden oluşan bu metin, 1500'lü yıllardan beri endüstri standardı haline gelmiştir.
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı ve İç Hastalıkları Profesörü olan şair, yazar Hüsrev Hatemi; bu kez okurları için Cerrahpaşa Tıp Fakültesi tarihini kaleme kaldı. Hüsrev Hatemi bu kitabında Cerrahpaşa'nın yıllar içerisindeki değişimini ve tarihi seyrini arşive bir not olarak düşüyor. Kendi hatıralarıyla da bu tarihi süsleyen Hüsrev Hatemi'nin gözünden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi okurlarıyla buluşuyor.
Öğrencisi ve asistanı olmaktan her zaman onur duyduğum Prof. Dr. Hüsrev Hatemi'nin Cerrahpaşa'mızın yüzyılları aşarak bugünlere ulaşan serüvenini konu alan tarihi belge niteliğindeki bu eserini bir solukta okudum.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı
prof. dr. MUSTAFA SAİT GÖNEN
16. ŞAHSİ BİR CERRAHPAŞA TARİHİ
Hüsrev Hatemi
HÜSREV MATEMİ
1938’in son ayında İstanbul'da doğdu. İstanbul Atatürk Erkek Lisesi (1956) ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden (1962) mezun oldu. 1966’da iç Hastalıkları Uzmanı, 197îde İç Hastalıkları Doçenti, 1972’de Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı, 1978’de de iç Hastalıkları Profesörü oldu. 2006’da emekli olduktan sonra bir süre Alman Hastanesi’nde görev yaptı. Hareket, Türk Edebiyatı, Cumhuriyet, Milliyet, Zaman, Mavera, Tarih ve Toplum, Tercüman gibi dergi ve gazetelerde yayımlanmış şiir ve denemeleri dışında tıp, kültür-sanat, tarih konularında da yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Türkiye Tıp Akademisi ve Türk Tıp Tarihi Kurumu Başkanlığı görevini üstlenmiştir.
Başlıca Eserleri: Edebiyatın Kıyılarında, Ağustos Melali, Kelimeler Kitabı, Kuşlar ve Zaman, Anılar: Ömür Süvarisi, Yozlaşmadan Uzlaşmak, Eriyen Mumlar, Darülfünun ve Darüşşifa, Göğe Giden Kervanlar: Mevlânâ’dan Deyişler.
ŞAHSİ BİR CERRAHPAŞA TARİHİ
Hüsrev Hatemi
Tarih 109
Sertifika No 49170
ISBN 978-625-8437-86-7
1. Baskı Nisan 2023
Kitap Editörü
Gülsüm Badem
Kapak Tasarımı
Ayşe Nurgül Kabasakal
Sayfa Düzeni
E. Gökçe Aksoy
Baskı
Ana Basın Yayın Gıda İnş. Tic. A.Ş.
Mahmutbey Mah. Devekaldırımı Cad. 2622. Sok. No: 6/13
Bağcılar/İstanbul
Tel: (212) 446 05 99
Matbaa Sertifika No 52729
Mimar Sinan Mah. Selamiali Efendi Cad.
No: 13/A 34672 Üsküdar/İstanbul
Tel: (216) 391 63 91-93
İÇİNDEKİLER
7 ÖNSÖZ
9 SUNUŞ / Prof. Dr. Mustafa Sait Gönen
11 TARİHÇE
13 CERRAHPAŞA’NIN İLK YILLARI
14 1923 ÖNCESİNDE DURUM
17 MEKTEB-İ MÜLKİYE’NİN YERİ
18 MEKTEB-İ TIBBİYE-İ SÂHÂNE
20 KÂZIM İSMAİL GÜRKAN / CERRAHPAŞA HASTANESİ TARİHÇESİ
22 1933’TEN ÖNCE CERRAHPAŞA
24 ÖP. NİMET TASKIRAN’IN ANLATILIŞI
24 Tıp Fakültesi Kliniklerinin Haseki’ye İlk Göçü (1924) • 25 Tıp Fakültelerinin Hastaneye ilk Gelişi • 25 1933 • 26 Prof. Dr. Derviş Mânizade • 26 ikinci Göç • 271. iç Hastalıkları Kliniği
29 CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ
31 İÇ HASTALIKLARI ANA BİLİM DALI'NIN İKİNCİ BİLEŞENİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 1. DAHİLİYE
32 1. DAHİLİYE ÖĞRETİM ÜYELERİ
33 BİRİNCİ DAHİLİYE
34 1967'DE CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ
37 CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ 1967 KADROSU
44 1987 / FAKÜLTENİN 20. YIL
45 140 + 20 YIL KİTABI
44 2007 YILI / (140 + 40 YIL)
47 HASEKİ TEDAVİ KLİNİĞİ (1937-1978)
51 TEDAVİ KLİNİĞİ
54 TEDAVİ KLİNİĞİ BİNASI (NİMET TAŞKIRAN’DAN)
56 TEDAVİ KLİNİĞİ NASIL ÇALIŞIRDI?
58 TEDAVİ KLİNİĞİ YÖNETİMİ
61 1963-1970 ARASI
63 BAZI SEKSİYONLARIN ANA BİLİM DALLARINDAN AYRILIŞI
67 CERRAHPAŞA VE İSTANBUL TIP FAKÜLTELERİ AYRILDIKTAN SONRA İÇ HASTALIKLARI ANA BİLİM DALI’NIN DURUMU
69 TEDAVİ KLİNİĞİNİN CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ'NE TAŞINMASI, 1978
73 TEDAVİ KLİNİĞİNDEN PORTRELER
75 ORD. PROF. DR. SEDAT TAVAT
78 PROF. DR. REŞAT GARAN
80 PROF. DR. SUPHİ ARTUNKAL
84 PROF. DR. CELAL ÖKER
87 PROF. DR. ŞEFİK KAYAHAN
88 PROF. DR. KEMAL ÖNEN
89 16. SERVİS
93 KAYNAKÇA
17. ÖNSÖZ
Tıp Tarihi’nin ilgi alanlarından biri tıp fakülteleri ve hastanelerinin tarihçelerini konu edinen kitap ve makalelerdir. Hastaneler ve okulların tarihleri söz konusu olunca bizde etraflı yazılmamış seyyahların, örnek olarak Evliya Çelebinin söyledikleri ile yetinilmiştir. Fakat konu olarak ele alınmasa bile okulların ve hastanelerin vakıf senetleri iyi korunduğu için Tanzimat’tan sonra bizde de müesseseler (kurumlar) tarihi ilgi çekmeye başlayınca araştırmacılar vakıf senetlerinden vakanüvislerin kronolojik notlarından bilgi edinebilmişlerdir. İkinci Meşrutiyet’ten (1908) başlayarak bu gibi araştırmalar hızlanmış, Birinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra ve Cumhuriyet döneminde yine kurumlar tarihine ilgi artmaya devam etmiş Vakıf Guraba Tarihi (Kâzım İsmail Gürhan), Haseki’nin Kitabı, Tıbhâneden Nûmune’ye, Zeynep Kâmil Tarihçesi, Şişli Etfal (Hamidiye Etfal) Tarihçesi de art arda yayımlanmıştır.
1911’de kurulan ve 1913’de binası tamamlanan Cerrahpaşa Hastanesi içinde cumhuriyetten önce ve sonra makale ve kitapçıklar yayımlanmış, özellikle 1967’den sonra periyodik olarak Cerrahpaşa Fakülte tarihçeleri yayımlanmıştır.
Benim Cerrahpaşa dostlarıma sunduğum bu kitapçık, cumhuriyetin yüzüncü yılına kutlama amacıyla hazırlanmış ve çok özetlenmiş bir çalışmadır. Bu kitabı hazırlamada beni teşvik eden
İ. Ü. Cerrahpaşa Rektörü Prof. Dr. Nuri Aydın, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sait Gönen oldular. Daha genç nesilden Prof. Dr. Cem Ar ve Dr. Pelin Öztürk de beni teşvik edenlerdendir. Ben de yaşlandığım için görsel malzemeyi seçmeyi ve düzenlemeyi Peline bıraktım.
El yazısı notlarımı yazan ve bunları editör Gülsüm Badem Hanıma gönderen de tıbbi sekreter Gülay Koca oldu. Dergâh Yayınları da basmayı kabul etti (Asım Erverdi).
Bütün adı geçenlere içten teşekkürlerimi sunuyorum. Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun.
HÜSREV HATEMİ
18. SUNUŞ
Öğrencisi ve asistanı olmaktan her zaman onur duyduğum Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’nin Cerrahpaşa’mızın yüzyılları aşarak bugünlere ulaşan serüvenini konu alan tarihi belge niteliğindeki bu eserini bir solukta okudum. Sevgili Hocam benden kitapçığa bir önsöz yazmamı istediğinde ise büyük bir sevinçle ve gururla kabul ettim.
Cerrahpaşa an itibari ile ülkemizde kamu üniversiteleri arasında en yüksek puanla öğrenci alan tıp fakültesidir. Verdiği uluslararası düzeydeki tıp eğitimi sayesinde Cerrahpaşa mezunları gerek Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) gerekse USMLE gibi yurtdışı sınavlarında büyük başarılar elde ederek göğsümüzü kabartmaya devam etmektedir. Aynı şekilde, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde yer alan birçok Bilim Dalı verdikleri eğitimle standardı yükselterek ülkenin en yüksek puanla girilen uzmanlık programları olma gururunu bize yaşatmışlardır.
Bu başarının ardındaki en önemli sırlarından biri amfilerde, kliniklerde, laboratuvarlarda ders verirken, çalışırken veya hasta bakarken manevi varlıklarını hep hissettiğimiz, kuşaktan kuşağa aktarılan ekolün, mirasın yaratıcısı hocalarımızdır. Şu an fiziken aramızda olmasalar da bizlere aktardıkları kültür ve öğrettikleri doğrular sayesinde bugün Cerrahpaşa dünyanın sayılı Tıp
Fakültelerinden biri haline gelmiştir. Geçmişten aldığımız bu güç ve mirasın omuzlarımıza yüklediği büyük sorumlulukla biz de çok daha başarılı genç hekimler yetiştirerek ülkenin ve insanlığın geleceğini teminat altına almak için çalışıyoruz. Hocalarımız gibi görevimizi gönül huzuru içerisinde tamamladığımızda, bizlerden bu emaneti devralacak olan genç kuşağın etik ve ahlaki değerlere bağlı kalarak Cerrahpaşa’yı bilimsel anlamda çok daha yukarılara taşıyacaklarına yürekten inanıyorum. Onun için “Bir ekol, bir duruş, bir mirastır Cerrahpaşa” diyoruz.
Cerrahpaşa’da hocalık yaptığı dönemlerde binlerce öğrenci, yüzlerce iç hastalıkları ve endokrinoloji uzmanı yetiştirmiş olan, sadece güncel bilimsel bilgileri değil, birlikte ahlaki, etik değerleri de öğreten, hastalarını büyük bir sabırla dinlerken bizlere sabretmeyi ve empati kurmayı öğreten, aynı zamanda her bir öğrencisinde unutulmaz hatıralar bırakan, yıllar sonra bile karşılaştığı öğrencilerini adı ve soyadı ile hatırlayan, fakültemizden emekli olduğu yıllar da dahil olmak üzere, son altmış yılını bizzat içinde yaşayıp gözlemleyerek, daha öncesini de hocalarından dinleyerek ve araştırarak kaleme alan sevgili Hocamıza tüm emekleri için Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığı adına teşekkürü bir borç bilirim.
Hatemi Hoca ve hayatta olan diğer emekli hocalarımıza sağlık ve mutluluk içerisinde nice yıllar dilerken, vefat eden hocalarımızın aziz hatıraları önünde saygıyla eğilirim. Ruhları şad olsun. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılında ülkemizde tıp eğitiminin gelişimine ışık tutacak tarihsel bir belge niteliğindeki bu eseri sunmaktan büyük bir onur duyarım.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı PROF. DR. MUSTAFA SAİT GÖNEN
19. TARİHÇE
20. CERRAHPAŞA’NIN İLK YILLARI
Cerrahpaşa Hastanesi, bir kurum olarak 1911 yılında faaliyete başlamıştır. 1913 yılı kuruluş tarihi değil genişletilme tarihidir.
Haseki Hastanesi: Haseki Nisa (Kadın) Hastanesi olarak kurulmuştur (16. yüzyıl Hürrem Sultan).
11. Meşrutiyet döneminde o bölgede bir de erkek hastanesi ihtiyacı düşünülerek 1911 yılı 10 Temmuz’da açılmış olan ve Takiyüddin Paşa Konağı satın alınarak kurulan Cerrahpaşa Hastanesi 80 yataklı idi. Şimdiki antik bina, Takiyüddin Paşa Konağı yıkılarak 1913’te inşa edildi. 150 yataklı olan bu hastane dahiliye, kulak burun boğaz, verem, frengi hastalarının yatırıldığı bir hastane hâline getirildi.
Deniz tarafında da ameliyathane ve cerrahi hastaları için bina inşa edilmişti.
21. 1923 ÖNCESİNDE DURUM İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ (DARÜLFÜNUN TIP FAKÜLTESİ)
1827’de II. Mahmud tarafından kurulan Mekteb-i Tıbbiyye-i Adliye Türkçe eğitim veren ve bir oranda çağa uydurulmuş bir tıp okuluydu. 1827’ye kadar Türkiye’de hekimlerin yetişmesi medrese tipi bir eğitim kurumunda tıp kitapları okumakla sağlanıyordu. Okutulan dersler 15. yüzyıla kadar Batı ülkelerinde okutulan derslerdi. Geleneksel Tıp Okulları Selçuklulardan beri vardı.
Geleneksel hekimler muska yazmıyorlar, Hipokrat, Galenos, Râzi, İbni Sina gibi üstadların eserlerinden bölümler okutuyorlardı. 15. yüzyıldan sonra Rönesans Dönemi ve daha sonraki tıbbi gelişmeleri geleneksel eğitim alanlar öğrenemiyorlardı.
1827’de kurulan Tıp Mektebi öğretim üyeleri de aynı eğitim şekli ile yetişmiş fakat Batı ülkelerinden getirilen kitaplar ile ve özel gayretleri ile bazı yenilikleri de öğrenmiş kişilerdi.
Bu sebeple 1838 yılında Sultan II. Mahmud tıp eğitiminde ikinci bir modernleşme yolunu açmak istedi. 1838’de kurulan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, Fransız dilinde eğitim yapmak üzere açıldı. Bütün dersleri Avusturya Macaristan devletinden davet edilen Dr. Ch. Bernard verecekti.
Bernard bu görevi 1843’e kadar devam ettirdi. Sultan Mahmud, yeni Tıbbiye’nin açıldığı 1837 yılında ölmüş ve yerine oğlu Abdülmecid, sultan olmuştu. Bernard’ın ölümünden sonra da tıp eğitim dili Fransızca idi. 1867’de, otuz yıldan beri Fransızca eğitim veren az sayıda hekimin mezun olduğu, bu kadar az sayıda hekimin, ordunun ihtiyaçlarını karşılamadığı görülmüş, 1855 yılında Kırım Harbi’nde ortaya çıkan hekim ihtiyacı, yabancı uyruklu bazı Avrupalı hekimlerce karşılanmıştı.
Tıbbiye’nin az sayıda mezun verme sebeplerinden başlıcası imparatorluğun Müslüman unsurlarının Fransızca bilmemesi olduğu da düşünülmüştü.
Bu sebeple Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’de bir mümtaz sınıf açıldı. Bu sınıfta Türkçe eğitim yapılıyordu. İtirazlar ve karşı koymalar, bu sınıfın bir yıl içinde kapatılmasıyla sonuçlandı.
Başta Kırımlı Aziz Bey olmak üzere Türkçe eğitim taraftarları Türkçe eğitim isteklerinden vazgeçmediler. 1867’de Sivil Tıbbiye (Mülki Tıbbiye) Mektebi Türkçe eğitim vermek üzere açıldı.
Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye’nin kurulmasını ve tıp eğitiminin de Türkçeleşmesini isteyenler aynı öğrenci ve hekimlerdir. Önce Tıbbiye-i Şâhâne idaresinden gizli olarak Cem’iyyet-i Tıbbiye-i Osmaniye’yi kurmuşlardır (bugünkü adı Türkiye Tıp Akademisi). 1866’da Hoca Salih Efendi Tıp Mektebi Nazırlığına getirilince bu cemiyetin gizli kalmasını uygun görmeyerek, Sultan Aziz’in müsaadeleriyle, cemiyet resmen kurulmuştur. Cem’iyyet-i Tıbbiye-i Osmaniye’nin ilk faaliyetleri, tıp dilinin Türkçeleştirilmesi olmuştur.
Cemiyetin bu ön çalışmalarından sonra 1867 yılında sivil Tıp Mektebi (Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye) kuruldu ve Türkçe (Osmanlıca) eğitim vermeye başladı.
1871’de Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne (Askeri Tıp Mektebi) de Türkçe eğitime geçti.
22. MEKTEB-İ MÜLKİYE’NİN YERİ
Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye önce Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane ile aynı binayı kullanmış 1894’te Menemenli Mustafa Paşa Konağı satın alınarak, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, Kadırga semtine taşınmıştır.
Ayrıca buraya ek binalar inşa edilmiştir. İç Hastalıkları, Göz Hastalıkları, Dermatoloji, Frengi Kliniği, Kadın Hastalıkları ve Doğum Klinikleri, Fizik, Kimya, Fizyoloji ve Bakteriyoloji Laboratuvarı bu ek binalara yerleştirilmiştir. 1909’da iki tıp okulu birleştirilerek Mülki Tıbbiye; Haydarpaşa’daki Tıbbiye-i Şahane ile birlikte “Tıp Fakültesi” adını alınca, Kadırga’daki binaya Diş Hekimliği ve Eczacılık Mektepleri yerleşmiş, Kadın-Doğum Kliniği Haydarpaşa’ya taşınmayarak Kadırga’da bırakılmıştır.
1933 reformu ile Darülfünun Tıp Fakültesi, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi adını alacaktır.
23. MEKTEB-İ TIBBİYE-İ ŞÂHÂNE
Bu mektebin adındaki şâhâne, bugünkü günlük dildeki “şâhâne” sıfatı ile ilgili değildir. “Royal School of Medicine” adındaki royal=kraliyet e ait=şâhâne anlamındadır. 1827’de kurulan tıbbiyeye Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye adı verilmiş. 1838’de Fransızca eğitim yapan bir kuruluşa dönüşünce de Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne adını almıştır. İlk addaki “adliye” adli tıptaki adli sıfatından gelmiyor, II. Mahmud’un lakabı olan “Adli” den geliyordu. 1838’de İstanbul’a davet edilen Dr. Bernard bütün dersleri Fransızca olarak kendisi veriyordu. 1843’te vefat etti.
Bernard’ın vefatından sonra Tıp Eğitimi Fransızca olarak devam etti. 1871’de eğitim dili Türkçe oldu. 1903’te Sultan II. Abdülhamit tarafından yaptırılan Haydarpaşa binasına taşındı. 1909’da Mülki Tıbbiye (Sivil Tıp Okulu) ile birleşerek Dârülfünun Tıp Fakültesi oldu. 1933’te adı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak İstanbul yakasına taşındı. 1967’de İstanbul
Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi olarak ikiye ayrıldı. 2018’de İstanbul Üniversitesi de ikiye ayrılarak İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa adları verilen iki ayrı üniversite oldular.
24. KÂZIM İSMAİL GÜRKAN
25. CERRAHPAŞA HASTANESİ TARİHÇESİ
Üniversite kliniklerinin Cerrahpaşa’ya birinci taşınması 1925 Eylül ayında Haydarpaşa’da bulunan Tıp Fakültesi Profesörler Kurulunda “Tıp Fakültesinin son iki sınıf öğrencileri klinik eğitimlerini İstanbul yakasındaki üç büyük hastanede yapmalıdır” kararını almıştı. Bu kararın alınmasında Prof. Dr. Akil Muhtar Özden etkili olmuştur. “Türk tıbbiyelisinin istikbali İstanbul tarafındadır” demişti.
Bu karar üzerine Haseki ve Cerrahpaşa için İstanbul Belediyesinden, Bezmiâlem Vakıf Guraba Hastanesi için de Vakıflar Genel Müdürlüğünden izin alınarak son iki sınıf öğrencileri üç hastaneye taksim edilmiştir.
Bu arada, Cerrahpaşa’ya 1. Cerrahi Kliniği getirilmiş ve Müderris Kerim Sebati Bey aynı zamanda Cerrahpaşa Başhekimi olmuştur. Dâhiliyeye Neşet Ömer, Deri ve Frengi hastalıklarına Haşan Reşat Sığındım getirilmişlerdir. Haşan Reşat Bey,
Almanya’da uzmanlık öğrencisi iken monositer lösemi’yi Schilling ile birlikte tarif ettiğinden 1960’11 yıllara kadar hematoloji kitaplarında monositer lösemi “Schilling-Reschad” adıyla da anılırdı. (H. Hatemi)
Bir sömestr süren bu tecrübeden sonra Haydarpaşa Tıbbiyesi Kliniklerine dönüldü. Böylece 1933 reformuna kadar, Tıp Fakültesi tekrar Haydarpaşa’ya döndü. Haydarpaşa’nın tesisatı ve malzemesi zaten yerlerinde bırakıldığı için Temel Bilimler ve son iki sınıf öğrencileri tekrar Haydarpaşa’da eğitim görmeye devam ettiler.
26. 1933’TEN ÖNCE CERRAHPAŞA
Üniversite reformundan önce Cerrahpaşa Hastanesi, Haseki gibi İstanbul Belediyesine ait bir hastane idi.
1933 üniversite reformunda Haydarpaşa’daki Tıp Fakültesi İstanbul tarafına taşınınca Haseki, Cerrahpaşa, Şişli Etfal Hastaneleri hem belediye hem İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı duruma geldiler. Hastane başhekimleri belediyeye bağlı idi. Hastaların ilaçlarını ve yemeklerini belediye karşılardı. Fakat klinikler ayrı ve bağımsız çalışırlardı. Belediyeye ait bir klinik Üniversite Kliniğine karışmazdı.
Bu durum 1967’ye kadar sürdü. O sırada Haseki Sağlık Bakanlığı’na bağlanmıştı. Cerrahpaşa, Beyoğlu, Kuledibi ve Şişli Etfal Hastaneleri belediyeye bağlı idiler.
1967’de bütün Belediye Klinikleri alanının Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne verilmesine karar verildi.
Haseki’deki Üniversite Klinikleri de buna karşılık Cerrahpaşa’ya taşındılar. Haseki Çocuk Kliniği ve Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi
Cem’i Demiroğlu
Kazancıgil’in yönettiği Kadın-Doğum Kliniği binaları hazır olduğu için Cerrahpaşa’ya taşınmış durumda idiler. Tedavi Kliniği için Sağlık Bakanlığı’ndan mühlet istendi. 1978 Haziranında Tedavi Kliniği de Cerrahpaşa’ya taşınarak Cerrahpaşa’da o zaman dekan olan Prof. Dr. Osman Barlas’ın Dâhiliye Kliniği ile birleşti. Ben 1978 Nisan sonunda profesör olmuştum. Dolayısı ile emekli oluncaya kadar (2006) 28 yılımı Cerrahpaşa’da tamamladım. Haseki Tedavi Kliniğinin Kardiyoloji Profesörü Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu o sırada üniversite rektörü idi. Tedavi Kliniği binasını terk etmek istemedi.
Rektörlüğe bağlı (dekanlığa değil) bir Kardiyoloji Enstitüsü kurdu. Hâlen de bu kuruluş Haseki’de bulunuyor. Üniversite reformunda Şişli Etfal Hastanesi’ne taşınmış olan İstanbul Üniversitesi Pediatri Kliniği (Ord. Prof. Dr. İhsan Hilmi Alantar) daha kısa bir süre Etfal Hastanesi’nde kalmış ve 1940’h yıllar ortası ile 1967 arasında Haseki’de kalmıştı. 1966’da Cerrahpaşa’da yeni binasına taşındı. 1967 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nde Çocuk Hastalıkları binası olmadığından 1966 ile 1970’li yıllar arasını İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Kliniği Cerrahpaşa’da aynı binayı paylaştı.
27. OP. NİMET TAŞKIRAN’IN ANLATILIŞI
1933 reformunda, bazı Üniversite Kliniklerinin Haseki’ye taşınma kararı sırasında başhekim olan Dr. Nazmi Selcen döneminde plansız bir şekilde inşaat faaliyeti başlamıştır. Bu binaların mali yükünü daha çok rektörlük, daha az bir kısmını da Haseki Başhekimliği karşılamıştır.
TIP FAKÜLTESİ KLİNİKLERİNİN HASEKİ’YE İLK GÖÇÜ (1924) Op. Dr. Nimet Taşkıran, kendinden önceki yayınlarda pek bahsedilmeyen bir göçten söz ediyor. Üniversite reformundan 9 yıl önce Haydarpaşa Tıbbiyesi’nden bazı klinikler Haseki Hastanesi’ne taşınmıştır. Haseki’ye dağıtılan Haydarpaşa Klinikleri;
1. Asaf Derviş Paşa yönetimindeki Kadın Doğum Kliniği
2. Akil Muhtar Bey’in Seririyat-ı Tedavi Kürsüsü (Tedavi Kliniği) önce Bezmiâlem Hastanesi’ne gönderilmiş sonra Haseki’ye çağrılmıştır.
3. 1924’te Celal İsmail Paşa yönetiminde olan Dâhiliye Kliniği
Haydarpaşa Tıp Fakültesi Kliniklerinin birinci göçü 1924 yılında ancak bir yıl sürmüş ve Büyük Millet Meclisi’nden çıkarılan bir kanun ile tekrar Haydarpaşa’ya dönmüşlerdir.
TIP FAKÜLTELERİNİN HASTANEYE İLK GELİŞİ
İstanbul Darülfünun’u Haseki Hastanesi’ne olduğu gibi, Cerrahpaşa’ya da 1924 yılında ilk defa gelmiş, yılsonunda tekrar Haydarpaşa’ya dönmüş ve 1933’te üniversite reformu ile ikinci defa gelmiştir.
1967’ye kadar Cerrahpaşa Hastanesi hem Belediye hem Üniversite Hastanesi olarak kalmış, 1967 yılında tamamen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne tahsis edilmiştir.
1933
Üniversite reformu ile 1933’te Beyazıt’taki Harbiye Nezareti binası, Tıp Fakültesi Dekanlığına ve Hukuk Fakültesi’ne verilmiştir.
Klinikler ise Şişli Çocuk (Hamidiye Etfal), Haseki, Cerrahpaşa, Guraba, Bezmiâlem, Bakırköy Hastanelerine dağıtılmıştır.
Cerrahpaşa’ya geçen klinikler:
1. Cerrahi Kliniği: (Prof. Dr. Rudolph Nissen) Prof. Dr. Burhaneddin Toker atanmış ve onun doçenti Fahri Arel, Haseki Hastanesi’ne gönderilmiştir.
2. Birinci İç Hastalıkları Kliniği: Prof. Dr. Neşet Ömer gelerek Doçent Dr. Muzaffer Esat Güçhan’la birlikte çalışmıştır.
3. Göz Kliniği: Ord. Prof. Dr. İgersheimer, kürsü başkanlığına getirilmiş ona muavin olarak çalışan Hakkı Hayri Bey bir müddet sonra ayrılınca yerine sınav ile, Naci Bengisu doçent olmuştur. 1943 yılında caddeye bakan cephede Göz Kliniği’ne yeni bina inşa edilmiştir.
2000’li yıllarda bu binada Pnömoloji Kliniği çalışıyordu. 1951 yılında Nöroloji Kliniği, Bakırköy’den Cerrahpaşa’ya nakledilmiştir (Direktör; Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay).
PROF. DR. DERVİŞ MÂNİZADE
Kıbrıs’ta doğmuş ve Cumhuriyet’in ilanından sonra liseyi bitirerek ailesi tarafından Viyana’da tıp eğitimine gönderilmiş 1933’te Viyana’dan Türkiye’ye gelerek 1933 reformu sırasında Türkiye’ye gelen Prof. Dr. Nissen’in yanında onun çevirmeni ve asistanı olarak çalışmaya başlamıştı.
Cerrahpaşa Cerrahi Kliniğinde Prof. Dr. Derviş Mânizade’den önce Kırık ve Çıkık Cerrahisi ile ilgilenen öğretim üyesi Prof. Dr. Burhanettin Toker idi (1940’h yıllarda vefat etmişti).
1933’te Cerrahi Kliniğine yönetici olarak atanan Prof. Dr. Rudolph Nissen, 1950’den sonra Amerika’ya giderek görevden ayrılmış ve Cerrahi Kliniğine direktör olarak Ord. Prof. Dr. Kâzım İsmail Gürkan getirilmişti. Cerrahi Kliniği binasına yeni bir ameliyathane inşa edilerek 3. Cerrahi Kliniği kurulmuş ve yöneticiliğine Ord. Prof. Dr. Fahri Arel getirilmiştir.
İki klinik birleşerek Cerrahi Ana Bilim Dalı oluncaya kadar Prof. Dr. Tarık Minkari ve Prof. Dr. Adnan Salepçioğlu 3. Cerrahide çalışıyorlardı.
İKİNCİ GÖÇ
Op. Dr. Nimet Taşkıran, üniversite reformu (1933) ile başlayan taşınmalara “ikinci göç” adını veriyor.
Bu tarihte Haseki’ye gelen klinikler
1. Tedavi Kliniği (Prof. Dr. Âkil Muhtar Özden)
2. Haydarpaşa’daki 1. Cerrahi Kliniği yöneticisi Kerim Se- bati Bey emekli edilerek yerine Berlin’den gelen Prof. Dr. Rudolf Nissen atandı ve Cerrahpaşa’ya gönderildi.
3. Zaten Haseki’de bulunan ve Op. Dr. Orhan Abdi Kurtaran’ın yerine Prof. Dr. Ahmet Kemal Atay getirildi. Ahmet Kemal Atay’ın yanında muavin olan Fahri Arel (ileride Ord. Prof. Dr. Fahri Arel) Nissen’in yanına muavin (Doçent) olarak gönderildi.
1942’ye kadar Haseki’de Kemal Atay ile çalışan Kâzım İsmail (Gürkan) ve Şinasi Hakkı Arel, Çapa’daki binaları tamamlanınca, 1942’de şimdiki Çapa yerleşkesine gönderildiler.
1. İÇ HASTALIKLARI KLİNİĞİ
Ord. Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp İç Hastalıkları Kliniği Direktörü oldu, Dr. Muzaffer Esat (Güçhan) ve Dr. Nurettin Kâmil, onun muavini olarak tayin edildiler (1933).
İstanbul 1. İç Hastalıkları Kliniği Cerrahpaşa Hastanesi’nde kurulmuştu. Fakat 1967’ye kadar Cerrahpaşa ve Haseki Hastanelerindeki Üniversite Klinikleri yanında Belediye Klinikleri de devam ediyordu. 1933-1967 arasında 34 yıl böyle devam ettikten sonra Cerrahpaşa sadece Üniversite Kliniklerinin oldu. Haseki Hastanesi de önce Belediye’ye daha sonra Sağlık Bakanlığına verildi. 1967’den sonra ve hâlen Tedavi Kliniği (Haseki Kardiyoloji Enstitüsü) Üniversite Kliniği olarak kaldı.
28. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ
29. İÇ HASTALIKLARI ANA BİLİM DALI’NIN İKİNCİ BİLEŞENİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 1. DÂHİLİYE
1967’ye kadar, İstanbul Üniversitesi 1. Dâhiliye Kliniği Cerrahpaşa’da idi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ile İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) ayrılınca, Cerrahpaşa’daki 1. Dâhiliye Kliniği Tedavi Kliniği ile 4 yıl sonra birleşti ve adı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı oldu. Tedavi Kliniğinin 1933 reformundan önceki adı da Dâhiliye Kliniği ve Farmakoloji Enstitüsü iken reformdan sonra da aynı ad korunmuş ve 4. Dâhiliye adı verilmemişti. Böylece 4 Dâhiliye Kliniği şöyle sıralanmıştı:
1. Dâhiliye Kliniği: Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp
2. Dâhiliye (yeni Bezmiâlem) Direktör: Erich Frank ve sonra Arif İsmet Çetingil
3. Dâhiliye (şimdiki İstanbul Tıp Fakültesi yerleşkesi, Çapa kuruluş İnönü dönemi: 1943) Direktör: General Tevfik Sağlam onun emekli oluşu ile: Ekrem Şerif Egeli
4. Haseki Hastanesi Tedavi Kliniği, ilk direktör Akil Muhtar Özden, sonra Ord. Prof. Dr. Sedat Tavat
1. DÂHİLİYE ÖĞRETİM ÜYELERİ
1. Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp, harf devriminden önce Türkiye’de ilk kalp hastalıkları ders kitabını yazmıştı.
2. Prof. Dr. Muzaffer Esat Güçhan, İrdelp’in vefatı ile yerine seçilmişti. O da en fazla kalp hastalıkları ile ilgili idi.
3. Prof. Dr. Osman Barlas (Güçhan’dan sonra klinik direktörü seçildi), Tedavi Kliniği ile birleşilince Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nın ilk başkanı oldu. Gastroenteroloji ile ilgili idi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin ikinci dekanı seçildi. (İlk dekanı Prof. Dr. Celal Öker)
4. Prof. Dr. Nejat Harmancı, Bezmiâlem’den Frank ile çalışmış öğretim üyelerinden biri olarak Cerrahpaşa’ya geçti. Kalp hastalıkları ile ilgilendi.
5. Prof. Dr. Orhan Ulutin Frank’ın yanında uzmanlığını tamamlamıştı. Bezmiâlem’den Cerrahpaşa’ya geldi. Hematoloji Bölümünü kurdu.
6. Prof. Dr. Hakkı Oğan, ciddiyeti ve sınavlardaki titiz davranışlarıyla “korkutan” öğretim üyelerindendi. Özellikle Kardiyoloji ile ilgilenirdi.
30. BİRİNCİ DÂHİLİYE
Bugünkü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nın Cerrahpaşa’daki İstanbul Üniversitesi 1. Dâhiliye’ye Haseki Tedavi Kliniğinin 1967’den sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesine verildiğini ve Ord. Prof. Dr. Sedat Tavat’ın emekliliğinden kısa bir süre sonra bu iki kliniğin birleştiğini ve İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı olduğunu önceden belirtmiştik.
Aynı şekilde İstanbul Tıp Fakültesi’nde de Bezmiâlem’de bulunan ve Ord. Prof. Dr. Erich Frank’tan sonra Ord. Prof. Dr. Ârif İsmet Çetingil tarafından yönetilen 2. İç Hastalıkları Kliniği de Çapa’ya taşınarak oradaki 3. Dâhiliye ile birleşerek İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı oluşturuldu.
31. 1967’DE CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ilk 9 yılındaki durumunu bir kitapçık ile belgelemişti. Bu kitap Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu’nun önsözü ile başlıyordu.
1933-1967 arasındaki Cerrahpaşa’ya dair şu bilgiler veriliyordu.
1. Üniversitenin Cerrahpaşa’da yaptırdığı ilk bina 1933 yılında açılan Neşet Ömer Amfisi’dir. 1946 yılında Tıp Fakültesi Göz Kliniği 60 yataklı modern bir bina hâlinde hizmete girer (bu bina ben öğrenci iken de Göz Kliniği idi).
Ancak denize yakın bölümde Cerrahi-Dâhiliye binası yaptırılınca Göz, Kulak Burun Boğaz, Üroloji, Dermatoloji, İç Hastalıkları, Cerrahi Ana Bilim Dalı, Anesteziyoloji, Radyoloji, Merkez Laboratuvarı, Nükleer Tıp birbiriyle irtibatlı olan tek binada toplandı. Göz Kliniği binası da Pnömoftizyoloji Ana Bilim Dalına verildi. Niessen’in çalıştığı eski Cerrahi binası Ortopedi binası oldu. (H. Hatemi)
Prof. Dr. Meliha Terzioğlu
1943’te 150 yataklı 1. Cerrahi binası tamamlanarak açıldı. Daha sonra Ortopedi binası olacaktı. 2018’den sonra bu bina yıkıldı. (H. Hatemi)
1947 yılında Belediye tarafından hastaneye bir “Verem Pavyonu” binası yaptırılmıştır. Sonradan 1953 yılında bu pavyonun 100 yatağı Tıp Fakültesi Ftizyoloji kürsüsüne verilmiştir. Daha sonra Ftizyoloji Kliniği, Pnömoloji Ana Bilim Dalı adıyla Göz binasına geçti. (H. Hatemi) 1946 yılında giriş kapısı, Göz Kliniği ile Dekanlık arasına alındı (o zaman dekanlık değildi). 1952 yılında yaya girişi ile araç girişi ayrılarak yaya girişinin Kocamustafapaşa’ya doğru olan tarafında araç girişi yapıldı. 25 Mayıs 1953’te Kadın Doğum ve Çocuk Klinikleri Kompleksinin temeli atıldı. (Bu inşaat uzun sürecek ve 1967’ye kadar Haseki’de kalan Kadın-Doğum ve Çocuk Hastalıkları Klinikleri bu komplekse taşınacak, 1967’de Fakülte ikiye ayrılınca İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Kliniği de birkaç yıl Cerrahpaşa binasında kalacaktı. Her iki klinik de 2019 sonlarında yıkıldı. H. Hatemi)
Çapa grubu (İstanbul Tıp Fakültesi) Vakıf Guraba ile ilişkilerini 1967’de kesmiş Cerrahpaşa Tıp Fakültesi de Belediye Klinikleri ile ilişkilerini 1969’da sonlandırmıştır.
İstanbul Üniversitesi Senatosunun 27 Temmuz 1967 tarihli ve 78 sayılı kararı ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi resmen kurulmuştur.
5. Eylül 1967 tarihinde İstanbul Tıp Fakültesi son toplantısını yapmış ve yeni fakültenin ilk yönetim kadrosu şöyle seçilmiştir;
Prof. Dr. Celâl Öker (Dekan)
Prof. Dr. Meliha Terzioğlu
Prof. Dr. Kemal Önen
Prof. Dr. Suat Vural
Doç. Dr. Erdoğan Özdamar
Doç. Dr. Mecdi Ramazanoğlu
1968 yılında, Belediye’den devralınan hastane eczanesinin çalışması sağlanmış, Dekanlık binasının alt katında yapılan bazı değişikliklerle bazı kliniklerin poliklinikleri buraya yerleştirilmiş, ayrıca bir Merkez Laboratuvarı açılmıştır. Üroloji binasının alt katında Radyoloji Kürsüsü kurulmuş, daha önce İç Hastalıkları Radyoizotop Seksiyonu olarak çalışan bölüm Nükleer Tıp Enstitüsü adını almıştır. 1975 yılında Radyoterapi binasının temeli atılmıştır.
32. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ 1967 KADROSU (ORD. PROF. DR. K. İSMAİL GÜRKAN’DAN)
(İç Hastalıkları henüz Tedavi Kliniği ile birleşmiş değil)
İç Hastalıkları
Prof. Dr. Osman Barlas (Başkan)
Prof. Dr. Kemal Berktin (Pnömoloji)
Prof. Dr. Rauf Saygın (Pnömoloji)
Prof. Dr. Hakkı Oğan (Kardiyoloji)
Prof. Dr. Nejat Harmancı (Kardiyoloji)
Prof. Dr. Orhan Ersanlı (Kardiyoloji)
Prof. Dr. Orhan Ulutin (Hematoloji)
Prof. Dr. Rıdvan Gülbaran (İnfeksiyon)
Prof. Dr. Altan Onat (Kardiyoloji)
Cerrahi Kliniği
Ord. Prof. Dr. Fahri Arel (3. Cerrahi)
Ord. Prof. Dr. Kâzım Gürhan (1. Cerrahi)
Prof. Dr. Derviş Mânizâde
Prof. Dr. Bedii Gorbon
Prof. Dr. Nihat Dorken
Prof. Dr. Baha Sezer
Prof. Dr. Turan Gürgen
Prof. Dr. Adnan Salepçioğlu
Prof. Dr. Tarık Minkari
Prof. Dr. Erol Düren
Prof. Dr. Alâeddin Vardar
Doç. Dr. Mecdi Ramazanoğlu
Kadın Hastalıkları Doğum Kürsüsü
Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil
Prof. Dr. Kâmil Akol
Prof. Dr. Ziya Üstün
Prof. Dr. Münir Türkent
Prof. Dr. Servet Güvener
Prof. Dr. Rıza Onarır
Prof. Dr. Rükneddin Tözüm
Prof. Dr. Suavi Topçuoğlu
Çocuk Hastalıkları Kürsüsü
Prof. Dr. Sezai Bedrettin Tümay
Prof. Dr. Metine Bilger
Prof. Dr. Ömer Bedir
Doç. Dr. Nadir Hatemi
Göz Hastalıkları Kürsüsü
Prof. Dr. Necdet Sezer
Prof. Dr. Nejat Ayberk
Prof. Dr. Semih Gözonar
Kulak-Burun-Boğaz Kürsüsü
Prof. Dr. Hikmet Altuğ
Doç. Dr. Fikri Şenocak
Deri-Frengi Hastalıkları Kürsüsü
Ord. Prof. Dr. Cevat Kerim İncedayı
Prof. Dr. Faruk Nemlioğlu
Nöro-Psikiyatri Kürsüsü
Prof. Dr. Necmettin Polvan
Prof. Dr. Sabahattin Kerimoğlu
Prof. Dr. Feyyaz Berkay
Prof. Dr. Ayhan Songar
Prof. Dr. Nedim Zenbilci
Doç. Dr. Erdoğan Özdamar
Üroloji Kürsüsü
Prof. Dr. Gıyas Korkut
Prof. Dr. Muzaffer Akkılıç
Radyodiagnostik Kürsüsü
Doç. Dr. Medeni Cen
Doç. Dr. Muhlis Tuzlacı (ilerde Prof.)
Anezteziyoloji ve Reanimasyon Kürsüsü
Prof. Dr. Sadi Sun
33. 1987
34. FAKÜLTENİN 20. YILI
1987 yılı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin İstanbul Tıp Fakültesi ile ayrılışının 20. yılıydı. Fakat kuruluş tarihi İstanbul Tıp Fakültesi ile aynıydı.
Bu bakımdan bütün Cerrahpaşalılar İstanbul Tıp Fakültesi 1827-1987 arası yani 160 yıllık tarihlerini kutlarken, Cerrahpaşa’nın 20. yılını kutlayacak olmasını yadırgıyorlardı. Bu sebeple ben, Rektör Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu’ndan randevu alarak rektörlük makamına gittim.
“Biz de 140 + 20 yılımızı kutlayalım” dedim. Cem’i Bey bazı önerileri çok güç kabul ederken, bunu hemen kabul etti. Cerrahpaşa Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Pusane’ye telefon ederek kutlama için hazırlanan amblemlerin üzerine 140 + 20 yıl yazılma talimatını verdi. 1987’den 2018’e kadar bu formül devam etti. Mesela 2007 kutlamaları 140 + 40 yıl sayıldı. 2018’de İstanbul Üniversitesi ile Cerrahpaşa ayrılınca, Cerrahpaşa dekanı olan Prof. Dr. Sait Gönen, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi kuruluş tarihini de aslına uygun şekilde 1827 olarak kabul edilmesini sağladı. Böylece 140 + ...Ti amblemlere lüzum kalmadı.
35. 140 + 20 YIL KİTABI
1987’de 140 + 20 yıl kitabımız yayınlandı. Rektör Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Faruk Yenel idi. Dekan, kitabın önsözünde şu bilgileri veriyordu. “Bugün (1987) fakültemizde 30 ana bilim dalı mevcuttur. Öğretim üye sayımız 84 profesör, 99 doçent, 58 yardımcı doçent olmak üzere toplam 241’dir. Uzman hekim, araştırma görevlisi uzmanlık öğrencisi sayısı ise 340’tır. 1967-1987 arasında fakültemizden 20 yılda 4347 öğrenci mezun olmuştur. Poliklinikler de 20 yılda 360.000’i bulmuştur. Acil birimlerimize de 20 yılda 58.600 hasta başvurmuştur. Hâlen kayıtlı öğrenci sayımız 2884’tür.”
36. 2007 YILI
37. (140 + 40 YIL)
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin 140 + 40 kuruluş yılında, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Ana Bilim Dalının üç mensubu Prof. Dr. Nil Sarı, Prof. Dr. Zuhal Özaydın ve Uz. Dr. Burhan Akgün güzel bir kitap hazırladılar. Kuruluşundan Günümüze Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 1827-2007 adını taşıyan kitap İş Bankası + Nobel Tıp Kitabevi tarafından yayınlandı.
Bu kitapta önce tarihî bilgiler verilmekte, sonra fakülteye bağlı bütün ana bilim dalları ve ebelik, hemşire ve laborant liseleri hakkında hem tarihî hem güncel bilgiler verilmekteydi. 603 sayfalık bu kitap Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hakkında en kapsamlı yayın olmuştu.
2017 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 50. yılını kutladı. 2018 yılında ise İstanbul Üniversitesi ikiye bölündü.
İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa adıyla anılan
ikinci bir üniversite oluşturuldu. İkinci Üniversiteye
Hüsrev Hatemi, Prof. Dr. Ergin Sencer, 1971.
rektör olarak Ortopedi Profesörü Prof. Dr. Nuri Aydın, Dekan olarak Prof. Dr. Sait Gönen tayin edildi. Bu ayrılışı kendime kabul ettiremedim.
Fakat tek tesellim bu ayrılıştan sonra Cerrahpaşa’nın 1967 olan kuruluş tarihi yerine asıl kuruluş tarihi olan 1827 tarihinin Cerrahpaşa’ya geri verilmesi oldu.
38. HASEKİ TEDAVİ KLİNİĞİ
39. (1937-1978)
1933 yılında üniversite reformu sırasında Haydarpaşa’daki Tıp Fakültesi İstanbul yakasına taşınınca ilk yıllarda büyük zorluklar yaşandı. Çünkü Haydarpaşa Tıbbiyesi, Tıp Fakültesi’nin ancak 1906 yılında sahip olabildiği çok yeterli ve geniş bir alanı kapsıyordu. Temel Bilimler ve Rektörlük Ana Binası karşısında Haydarpaşa Numune Hastanesi Klinikleri ve sağ tarafta Haydarpaşa Askeri Hastanesi de fakültenin klinik alanları idi. Ancak 27 yıl (1906-1933) kullanılan bu büyük alan terk edilince İstanbul yakasında çeşitli semtlere, çeşitli hastanelere dağılmıştı.
İstanbul yakasında Tıp Fakültesi öğrencileri, dersleri izleyebilmek için günde birkaç defa otobüs ve tramvay seferi yapıyorlar ve özellikle Tıp Fakültesi öğrencilerinin ellerinde sefer tası (öğle yemeği için) tramvayda bezgin gençler şeklinde karikatürleri çiziliyordu. Ben 1956 yılında, reformdan 23 yıl sonra Tıp Fakültesi’ne girdim. Manzara değişmemişti.
1956-1962 yılı örneği;
Birinci sınıf tıp öğrencileri PCN (fizik, kimya, biyoloji) dersleri için Fen Fakültesi’ne kaydolurlar ve ilk yıl Eczacılık, Diş Hekimliği ve Orman Mühendisliği öğrencileri ile birlikte Fen Fakültesi Konferans Salonu’nda (şimdiki adı Cemil Bilsel Salonu) Fizik ve Kimya derslerini dinlerlerdi. Bir gün sonra veya aynı gün Botanik ve Zooloji dersi varsa; Süleymaniye’de İstanbul Müftülüğü bahçesindeki binada ders dinlemeye koşulurdu.
Birinci yıl bitince kaydımızı İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü olan Beyazıt’ta eski Harbiye Nezareti veya Seraskerlik binasındaki Tıp Fakültesi Dekanlığı’na yaptırırdık. İkinci yılda ve üçüncü yılın ilk sömestırında da hastaneden ve hasta görmekten uzaktık. Çünkü bu 1.5 yıl ilk gördüğümüz Kimya yerine Biyokimya ve Histoloji, Embriyoloji, Anatomi, Fizyoloji derslerini dinlemek gerekirdi. Bu dersler de Beyazıt Merkez Binası’nda verilir, hiçbir hastaneyi göremezdik. Üçüncü yılın ilk sömestr sonunda “birinci doktora sınavı” verilirdi. Biyokimya, Histoloji, Embriyoloji ve Fizyoloji dersleri böylece geride bırakılırdı. Bu sınavı atlatanlar için klinikler ve propedötik dersleri başlardı (üçüncü sınıfın yaz sömestırı). Kısacası, kliniklere geçmekle öğrencilerin gezginliği daha da artardı.
Patoloji, Fizyopatoloji, Adli Tıp, Farmakoloji, Mikrobiyoloji için daima Beyazıt ve öğleden sonraki saatler ayrılırdı. Kliniklere gelince Ortopedi ve Psikiyatri için Çapa, Nöroloji ve Pnömoloji için daima Cerrahpaşa, Dâhiliye ve Cerrahi için Çapa, Cerrahpaşa arasında öğrenci seçim yapardı. Çocuk Hastalıkları ve iki Kadın Hastalıkları kliniğinden 1 no’lu olanı seçenler için Haseki Hastanesi veya Çapa kampüsü arasında seçim yapılırdı.
Tedavi Kliniğine dönelim; 1967’de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ile İstanbul Tıp Fakültesi ayrıldı. Haseki Tedavi Kliniği, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne verildi. 1972’de ise “aynı fakülte içinde iki aynı İç Hastalıkları olamaz” kuralına uyularak Fakülte Kurulu, iki İç Hastalıkları Kliniğini birleştirdi. Yapılan seçimle Cerrahpaşa’daki Kliniğin Başkanı olan Prof. Dr. Osman Barlas başkan seçildi. Prof. Dr. Reşat Garan, Tedavi Kliniğinde başkan iken, bu karardan sonra İç Hastalıkları ana ilim dalı başkan yardımcısı sayıldı. 1978 yılında emekli oldu. Aynı yıl Cerrahpaşa’daki binanın inşaatı bittiğinden Tedavi Kliniği binası terk edildi. O yıl rektörlük makamında olan Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu, binanın kendi kurumu olduğu Kardiyoloji Enstitüsü’ne verilmesini sağladı. Bu 1937 tarihli bina halen de Kardiyoloji Enstitüsü binasıdır. (Haseki)
40. TEDAVİ KLİNİĞİ
Tedavi Kliniği 1967’den sonra 1978’de Cerrahpaşa’ya katıldığı için 1933 listesinde yer almamıştır. Ben o sıradaki kadrosundan söz etmiştim.
Tedavi Kliniğinde bulunmayıp Cerrahpaşa’daki 1. Dâhiliye Kliniğinde bulunan iki seksiyon Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalını oluşturan seksiyonlara katıldılar.
Bunlardan biri
1. İnfeksiyon Seksiyonu
Prof. Dr. Rıdvan Gülbaran
Prof. Dr. Orhan Demircan
Doç. Yıldırım Aktuğlu
2. Hepatoloji Seksiyonu
Hem Gastroenteroloji Seksiyonuna bağlı hem bağımsız gibi görünen Hepatoloji Seksiyonunu Prof. Dr. Muzaffer Gürakar kurmuştu.
Seksiyon adı da yarı resmî bir ad idi. 1981’den sonra bütün seksiyonlar “Bilim Dalı” kürsüler Ana Bilim Dalı olacak, baş- kanları seçilecek, böylece seksiyonlar “yan dal” uzmanlığı veren bilim dalları durumuna gelecekti.
41. TEDAVİ KLİNİĞİ BİNASI (NİMET TAŞKIRAN’DAN)
Tedavi Kliniği binası arsa keşfi ve ödenek olarak 80.000 lira ayrılması gibi işlemler İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından başlatılmıştı.
Bu bina Çocuk Kliniği olarak planlandığı halde zorlu bir istekli çıkmış ve bina Tedavi Kliniği için inşa edilmiştir. Bu bina 30 Ekim 1930’da, Rektör Cemil Bilsel tarafından açılmıştır. O zaman Prof. Dr. Ahmet Kemal Atay, Tıp Fakültesi Dekanı idi.
O zamana kadar Haseki’nin 3 ve 6 no’lu barakalarında en ilkel şartlarda hizmet veren Akil Hoca, benzerlerinden daha üstün bir binaya kavuşmuştu.
Akil Hocanın ekibinde o zaman Prof. Dr. Necmettin Rıfat Yarar ve Nabi Kastarlak vardı.
Tedavi Kliniği 30 Ekim 1930’da açılmıştı. İki ay sonra 26 Aralık 1930’da ise Haseki Hastanesi’nin, 400. kuruluş töreni yapıldı. Konuşmacılar arasında Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil de vardı. Tevfik Remzi Bey “Cerrahpaşa’nın annesi Haseki Hastanesi’dir. Haseki Hastanesi gibi temiz bir anneye, Cerrahpaşa gibi gürbüz bir evlat yakışır,” demiştir.
42. TEDAVİ KLİNİĞİ NASIL ÇALIŞIRDI?
Haydarpaşa’dan nakil sırasında klinik direktörü olan Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden Osmanlı devrinden beri tanınan bir dâhiliyeci ve farmakologtu. Haydarpaşa Kliniği adına hem farmakoloji hem tedavi adı kullanılarak bu kürsünün hem farmakoloji, hem iç hastalıkları eğitimi vermesi sağlanmış, aynı ad ile Haseki’ye taşınmıştı. 1933 reformunda, Haydarpaşa’daki Dâhiliye Kliniği Cerrahpaşa’ya taşınmış ve Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp yönetiminde 1. Dâhiliye adı verilmiş bu klinik 1972’de Tedavi Kliniği ile yönetim yönünde, 1978’de ise aynı binada birleşerek, bugünkü “Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı” doğacaktır.
Bezmiâlem, bir vakıf hastanesi iken, Almanya’dan gelen Prof. Dr. Erich Frank için bu hastanenin sınırlan içinde Frank’e de yer verilecek ve 2. Dâhiliye Kliğini doğacaktı. 3. Dâhiliye Kliniği, 1943 yılında İsmet İnönü devrinde, önceden Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne gönderilmiş olan General Tevfik Sağlam, Doç. Dr. Ekrem Şerif Egeli ve Doç. Dr. Müfide Kâzım Küley’in tekrar
Prof. Dr. Erich Frank, Guraba Hastanesi, doktorlar ile. Solundaki Prof. Dr. Nebil Bey.
üniversiteye çağrılması ile Çapa’da (yukarı Guraba da denirdi) kurulmuş ve başkanlığına Ord. Prof. Dr. (General) Tevfik Sağlam getirilmişti. Bu klinik de 1972’den sonra, Bezmiâlem’deki 2. Dâhiliye ile birleştirilecek, adı İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı olacaktı.
Uç İç Hastalıklarına sahip olan İstanbul Üniversitesi’nde Tedavi Kliniğine “Tedavi Kliniği ve Farmakoloji Enstitüsü” adı verilmiştir. 1933 reformundaki başkanı en kıdemli öğretim üyelerinden olan Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden ikinci meşrutiyetten sonra İttihat ve Terakki Partisi ile çok yakın ilişkiler içinde olmuş, 1914-1923 arasında bazı Tıp Fakültesi mezunlarının başta Cenevre olmak üzere Paris’te, Almanya’da ihtisas yapmalarına yardımcı olmuştur.
Kendisi de Cenevre’de bir süre çalıştığından o zamanın tanınmış profesörü, Prof. Dr. M. Roch ile yakın arkadaş durumunda idiler.
43. TEDAVİ KLİNİĞİ YÖNETİMİ
1943 yılında Akil Muhtar Özden emekli olmuş (ben 5 yaşındaydım). O yıllarda Sedat Tavat’a Beyazıt’ta Morfoloji binasında (şimdi Siyasi Bilimler Fakültesi) bulunan Fizyopatoloji Kürsüsü Başkanlığı verilmiş (1943’e kadar).
Akil Muhtar Özden Hoca, kendisine daha yakın gördüğü Necmettin Rıfat Yarar, Muzaffer Şevki Yener, 1933 mezunu Reşat Garan ve yine aynı sınıftan Suphi Artunkal ile çalışmış.
Emekli olunca Fakülte Kurulu’nun başkan olarak Prof. Dr. Sedat Tavat’ı seçmesi üzerine Prof. Dr. Necmettin Rıfat Yarar emekliliğini istemiş. Tedavi Kliniği İç Hastalığı Poliklinik sorumlusu Dr. Süheyl Ünver, yeni kurulan Tıp Tarihi kürsüsüne geçmiş. Farmakoloji Enstitüsü önceden olduğu gibi Seraskerlik binasında kalmış ve yine yönetimi Tedavi Kliğini yöneticisi Prof. Dr. Sedat Tavat’a verilmiş.
1940’h yılların sonuna kadar uzmanlık ve doçentliğini tamamlayanlar
aynı zamanda Farmakoloji derslerinden de sorumluydu.
Hüsrev Hatemi ve Celal Öker
Fakat 1945’te mezun olan Dr. Alaeddin Akçasu 1950’li yıllarda doçent ve sonra profesör olunca durum biraz değişmişti.
Ord. Prof. Dr. Sedat Tavat, Prof. Dr. Reşat Garan, Prof. Dr. Şefik Kayahan, Prof. Dr. Celal Öker farmakoloji sözlü sınavlarını da yapıyor ve derslere de giriyorlardı. Fakat 1940’11 yıllardan sonra mezun olanlar kendileri istek belirtmeden Alaeddin Bey’in yanında eğitime gönderilmiyorlar, sadece İç Hastalıkları uzmanlığı ile kalıyorlar ve akademik hayata girenler de sadece İç Hastalıkları dersleri verebiliyorlardı.
1972’de Farmakoloji Enstitüsü ile Tedavi Kliniği ayrıldı. Ord. Prof. Dr. Sedat Tavat emekli olmuştu (vefatı 1973). 1978’de Tedavi Kliniği ile birlikte Farmakoloji Ana Bilim Dalı adı ile Cerrahpaşa Temel Bilimleri binasına yerleşti.
Benim gördüğüm Tedavi Kliniği:
1962’de mezun oldum. İç hastalıkları uzmanlığımı, doçentliğimi, profesörlüğümün ilk aylarını Tedavi Kliniğinde yaşadım. 1978 Haziran ayında 2 aydır profesör ve 10 gündür Cerrahpaşalıydım. Tedavi Kliniğinde 15 yıl, Cerrahpaşa’da emekliliğe kadar 28 yıl yaşamış oluyorum (toplam 43 yıl).
44. 1963-1970 ARASI
Tedavi Kliniği zemin katını da sayarsak 4 katlı idi. Bodrumu da kullanıldığına göre 5 kat. Bodrum katında öğretim üyesi olarak Celal Öker’in odası vardı.
Bodrum’da Celal Öker Hocanın komşuları çamaşırhane ve mutfak idi. Almanya’dan diyabet sempozyumları organizasyonları yaptığı zaman gelen profesör arkadaşlarını bu odada kabul etmekten biraz mahcubiyet duyar fakat bunu örtmeyi de becerirdi.
Zemin katta laboratuvar, Sedat Tavat Hoca’nın, başhemşirenin, Prof. Dr. Reşat Garan’ın odaları ve 1963’ün dövizsizlik ortamında bile çok sayıda yabancı dilde dergisi bulunan bir kütüphane vardı (Çapa’daki 3. Dâhiliye Kliniği kütüphanesi de böyle idi). Zemin katın üstü 16. Servis adını taşırdı. İkinci kat ise 17. Servis idi.
Üniversite reformu sırasında taşınılan Cerrahpaşa ve Haseki Klinikleri,
aynı hastane içinde Belediye Klinikleri de bulunduğundan başhekimliği
daima belediye klinik şeflerinden biri olurdu. Eczane, yemekhane, acil
nöbet odasını da Belediye Bölümü idare
E. Albayrak, Hüsrev Hatemi, Celal Öker, 1971.
eder böylece 1933’ten bu yana bu iki Hastane simbiyoz halinde yönetilirdi. Bezmiâlem’deki 2. Dâhiliyede vakıfların seçtiği bir başhekim tarafından yönetilirdi. 1943’ten itibaren var olan Çapa Klinikleri, bütünü ile üniversite tarafından yönetilirdi.
45. BAZI SEKSİYONLARIN
46. ANA BİLİM DALLARINDAN AYRILIŞI
1970Ti yıllar biterken cerrahiden Kalp Cerrahisi Seksiyonu, Plastik Cerrahisi Seksiyonu ayrılmış ve bağımsız Ana Bilim Dalları olmuşlardı. 80’li yılların sonlarına doğru İç Hastalıkları Ana Bilim Dalından Kardiyoloji ve İnfeksiyon Bilim Dalları ayrılarak birer Ana Bilim Dalı oldular. Cerrahi Ana Bilim Dalından ayrılan Kardiyotorasik Cerrahi ve Plastik Cerrahi Seksiyonlarına; Çocuk Cerrahisi de katıldı. Kalp Cerrahisi Ana Bilim Dalı’nın yöneticisi Prof. Dr. Nihat Dorken, Plastik Cerrahi Yöneticisi Prof. Dr. Baha Sezer oldu. 1967 öncesinde İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi Kliniği sadece Çapa’da kurulmuştu. Cerrahpaşa Cerrahi Kliniğinde Ortopedi Kliniği yoktu.
Cerrahi Ana Bilim Dalı içinde Prof. Dr. Derviş Mânizade, Prof. Dr. Kemal Bayraktar, Doç. Dr. Macit Uzel, Ortopedi konularıyla ilgili idiler. Ortopedi Ana Bilim Dalı kurulunca Prof. Dr. Derviş Mânizade, K. Bayraktar ve M. Uzel Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ortopedi Ana Bilim Dalının kurucuları oldular.
47. CERRAHPAŞA VE İSTANBUL TIP FAKÜLTELERİ AYRILDIKTAN SONRA İÇ HASTALIKLARI ANA BİLİM DALI’NIN DURUMU
48. TEDAVİ KLİNİĞİNİN CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ’NE TAŞINMASI, 1978
Tedavi Kliniği Kardiyoloji Seksiyonunun adı Kardiyoloji Enstitüsü oldu. Rektörlüğe bağlı olarak Haseki’de kaldı.
1. Gastroenteroloji Seksiyonu: Tedavi Kliniğinde bu seksiyon yoktu. Cerrahpaşa’da kurulmuştu (Prof. Dr. Osman Barlas). Osman Barlas’tan sonraki kıdemli İsmail Dinç ve Hepatoloji ile ilgilenen Muzaffer Gürakar idi.
2. Hematoloji Seksiyonu: Tedavi Kliniğinde vardı. Fakat taşınmadan bir iki yıl önce seksiyon yönetici Prof. Dr. Bülent Berkarda, Medikal Onkoloji ile ilgilenmeye başladı. Cerrahpaşa’ya geçince de adı Medikal Onkoloji oldu. Prof. Dr. Berkarda, Prof. Dr. Uğur Derman, Prof. Dr. Gönül Akokan.
3.
Hematoloji Seksiyonu: Cerrahpaşa’da önceden kurulmuştu. Prof. Dr.
Orhan Ulutin, Prof. Dr. Nuran Akman, Prof. Dr. Gülten Aktuğlu.
1967 yılı İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Cihat Abaoğlu ve dekan yardımcısı Celal Öker. Birkaç ay sonra Celal Bey Cerrahpaşa Tıp Fakültesi dekanı olacak.
4. Kardiyoloji Seksiyonu: Cerrahpaşa’nın Neşet Ömer İrdelp devrinden beri var olan seksiyonu. Prof. Dr. Hakkı Oğan, Prof. Dr. Nejat Harmancı.
5. Nefroloji: Tedavi Kliniğinde kurulmuştu. Prof. Dr. Kemal Önen, Prof. Dr. Uğur Ülkü, Prof. Dr. Ekrem Erek.
6. Geriatri Seksiyonu: Tedavi Kliniğinde kurulmuştu. Prof. Dr. Şefik Kayahan, Prof. Dr. Aram Sukasyan, Prof. Dr. Çetin Demiroğlu.
7. Diyabet Seksiyonu kurucusu olan Prof. Dr. Celal Öker Cerrahpaşa’ya taşınmadan 2 yıl önce uçak kazasıyla vefat etmişti. Taşınma sırasında Başkan Prof. Dr. Fikret Biyal, Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık.
8. Endokrinoloji Seksiyonu: Tedavi Kliniğinde kurucusu Prof. Dr. Suphi Artunkal. Taşınma yılında emekli oldu ve ardından vefat etti. 1978’den sonra başkan Prof. Dr. İrfan Urgancıoğlu. Çalışma Arkadaşları: Prof. Dr. Vensan Seyahi, Prof. Dr. Tarık Kapıcıoğlu, Prof. Dr. Hüsrev Hatemi ve uzman asistan (ileride Prof.) Dr. Sadi Gündoğdu.
9. Radyoizotop Seksiyonu: 1982’de Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı olacaktı. Taşınma sırasında kadrosu, Radyoizotop Seksiyonu ile aynı idi. Kurucusu: Prof. Dr. Suphi Artunkal.
10. İnfeksiyon: Cerrahpaşa’da kurulmuştu. En kıdemli seksiyonlardandı. Prof. Dr. Orhan Demircan ilgileniyordu. 1990’h yıllarda enfeksiyon ve kardiyoloji isimleriyle birbirinden bağımsız anabilim dalları oldular.
11. Pnömoloji Seksiyonu: Kurucusu Prof. Dr. Fahir Melek Göksal sonraki kıdemlisi ise Prof. Dr. Seyhan Çelikoğlu idi. Fakültede bir de Pnömoloji Ana Bilim Dalı önceden beri kurulmuş olduğundan Fahir Bey’in emekliliğinden sonra bu bilim dalı kaldırıldı ve Genel Dâhiliye Bilim Dalına katıldı.
12. Genel Dâhiliye Bilim Dalı: YÖK kanunundan önce bütün İç Hastalıkları Klinikleri Genel Dâhiliye sayılırdı. Fakat kanun gereği 1980’li yıllarda Genel Dâhiliye Bilim Dalı kuruldu. Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu, Prof. Dr. Esin Öztürk, Prof. Dr. Sabriye Demirci.
13. Romatoloji Seksiyonu: Genel Dâhiliye gibi en genç bilim dallarından biri olarak Prof. Dr. Haşan Yazıcı tarafından kuruldu. Romatoloji CTF ayrılmadan önce 3. Dâhiliye Kliniğinde Prof. Dr. Nihat Dilşen ve ayrıca yine Çapa yerleşkesinde Fizik Tedavi Kürsüsünde Prof. Dr. İsmet Çetinyalçın tarafından yönetiliyordu. 1961 yılında Romatoloji derslerini üçüncü bir kürsü (ana bilim dalı) olarak Çapa yerleşkesi Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Yenal’dan da dinlemiştik.
49. TEDAVİ KLİNİĞİNDEN PORTRELER
50. ORD. PROF. DR. SEDAT TAVAT
Ordu ilinden Hazinedar ailesindendir. 1914 İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş. 1914 yılında başarılı mezunlarından bazıları seçilerek Avrupa şehirlerinde ihtisas yapmaya gönderilmiş. Amaç, devletin geleceği için iyi eğitimli üniversite hocaları yetiştirmek imiş ve bu konuda Prof. Dr. Akil Muhtar Özden’in İttihat ve Terakki Partisi ile yakın dostluğunun etkileri rol oynamış.
Sedat Tavat Hoca, Cenevre’de Prof. Dr. Askanazy yanında ihtisas yapmış. İsviçre’de kaldığından Fransızca ve Almancaya hâkimdi. İngilizce de bildiğini biliyorum. Tıp kaynaklarını İngilizceden de izlediği anlaşılırdı. Fakat İngilizce konuştuğunu duymadım. Müzik tercihi o zamanlar “Klasik Batı Müziği” denen müzikti.
Cenevre yıllarında opera ve tiyatro eserlerini izlediği özellikle Reşat
Garan ile arkadaşça konuşmalarından anlaşılırdı. Fakülteden en iyi
arkadaşı, 1914 mezunu sınıf arkadaşı olan 3. Cerrahi Kliniği Direktörü
Ord. Prof. Dr. Fahri Arel’di.
Sedat Tavat
Tüberkülozun mortalitesinin çok yüksek olduğu yıllarda yetişmiş olduğundan mikrop fobisi vardı. Klinikte yemek yemezdi. Üzerine enjektör doğrultulmasına sinirlenirdi.
Bir gün ikimiz de asistan iken (1964) rahmetli sınıf arkadaşım Uğur Derman, hocanın haber gönderip çağırması üzerine yanına bir hastasından kan alırken kullandığı enjektörle koşmuş. Hoca da dehşetle “Aman çocuğum silah gibi yüzüme ne tutuyorsun onu? Doğru çek onu kenara” diyerek uyarmıştı.
Fizyopatoloji adlı tek başına yazdığı ders kitabını Sultanhamam’daki “Mazlum Kitabevi” kırmızı cilt ile Avrupa kitapları gibi basmış (1949) ve bu kitap 1949 ile 1965 yılları arasında çok rağbet görmüştü. 1949 yılında sadece iki tıp fakültesi vardı. İstanbul Tıp Fakültesi ve Ankara Tıp Fakültesi.
Sedat Tavat Hoca’nın 1950’li yılların başlarına kadar, şoförünün kullandığı bu araba hocayı arızalarla bıktırdığında, şoför de emekli olunca, bir daha arabası olsun istememiş. Kıdem bakımından ondan sonra gelen Reşat Garan’ın aktif olduğu yıllar hep kendi kullanmadığı, şoförünün kullandığı bir arabası oldu. Benim kliniğe girdiğim 1963 Ocak ayı başında sadece iki öğretim üyesinin arabası vardı. Reşat Garan (şoförüne kendi maaş öder, araba kendine ait) ve Celal Öker (II. Dünya Savaşı bitiminden sonra Türkiye’ye gelmiş bir uygulama ile Celal Öker, arabasını kendi kullanırdı). Bu iki hocadan başka hiçbir öğretim üyesinin arabası yoktu. 1966 veya 1967 yılında yerli arabalardan Anadol piyasaya çıktı. Araba kullanmayı öğrenmemiş olan Tedavi Kliniği hocaları hemen araba almadılar. Arada ehliyet almaya çalıştılar. Celal Öker Hocanın şişman ve lacivert arabası ancak 1970’te elden çıkarıldı, yerini bir “Anadol” aldı. 1971 yılında Fikret Bilal Hoca bir Renault aldı. Sonra Kemal Önen Hoca aldı. 1972-1973’te önce uzman asistanları hemen sonra asistanlar da Murat (Fiat), Renault 12, Renault T5 almaya başlayınca daha önceleri park gibi olan hastane bahçeleri 1973’te otopark görünümü aldılar. Üniversite rektörlerinin ancak makam arabası olurdu. 1933’ten beri dekanlara araba tahsis edilmesi 1980’lere kadar akla bile gelmezdi. Prof. Dr. Suphi Artunkal ve Prof. Dr. Fahir Göksel emekli oluncaya kadar taksi ile gelip döndüler. 1940 ve 1950’ler hep sık tekrarlayan ekonomik sıkıntılar içinde geçtiğinden biz öğrenci ve asistanlar için her işe gelişte bir kıdemli hoca ile bir dolmuşun arka veya ön koltuğunda yan yana oturmak olağan bir şeydi. Geliş şekli benim için şöyleydi. Sabah Levent-Taksim dolmuşu, Aksaray’da Pertevniyal Lisesi önünde Taksim/Aksaray dolmuşundan iniş, sonra Aksaray-Kocamustafapaşa dolmuşu. Bazen dolmuşta Prof. Dr. Ekrem Kadri Unat, Prof. Dr. Metine Bilger (Pediatri) gibi hocalarla karşılaşır, yan yana otururduk.
51. PROF. DR. REŞAT GARAN
Batılı bir profesör görünümü verirdi. Tıp Fakültesini iyi bir öğrenci olarak bitirmiş, sonra Almanya’ya giderek Batı-Doğu ayrımı olmayan Almanya’da, savaştan sonra adı Doğu Berlin olan Berlin’in Doğu bölgesinde İç Hastalıkları uzmanlığını tamamlamış, dönüşümlü de Akil Muhtar Özden’in kürsüsünde (o zaman ana bilim dallarına kürsü denirdi) Farmakoloji eğitimi almıştı. Akil Muhtar ile kendisi arasında Prof. Dr. Necmettin Rıfat Yarar ve Prof. Dr. Nabi Kastarlak varmış. 1943 yılında klinikten Necmettin Rıfat ayrılmış. Prof. Dr. Nabi Kastarlak ise 1958’de vefat edince Prof. Dr. Reşat Garan kliniğin ikinci kıdemlisi olmuştu.
Duraklayarak konuşmak konuşma tarzıydı. Türkçesi güzel bir İstanbul Türkçesi idi. Keman dersi aldığı için (çok sesli müzik) keman çaldığı söylenirdi. Kendisinden hiç duymadım.
Almanca, Fransızca ve İngilizce yayınları izlerdi. Kendisi için özel olan bazı dergilerin klinik kütüphanesinde olsalar da kendi evinde de bulunmasını isterdi. O da Sedat Tavat gibi bir İstanbul Beyefendisi hayatı sürdü (Rumelili bir ailedendi).
52. PROF. DR. SUPHİ ARTUNKAL
Filibe kökenli bir ailedendi. Babası subaydı. Reşat Garan ve Sedat
Tavat gibi mezuniyetinden hemen sonra yurtdışında çalışma imkânı
bulamadığından Fransızcayı kendi gayretleri ile ilerletmiş, Alman tıp
literatürü ile ilgilenememişti. Fakat o da zeki ve gayretli olduğundan
II. Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizce tıp dergilerini izlemek için,
İngilizce öğrenmişti. Yenilikleri çabuk hisseder, uygulamaya geçerdi.
Büyükçekmece’de Dünya Savaşı bitişinden sonra Atom Enerji Komisyonu’nun
Türkiye Merkezi Kurulu’na Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Feyzi
Renda, İstanbul’dan Suphi Artunkal bu merkezle irtibat kurmuş ve
Artunkal Tedavi Kliniğinde (Haseki) ilk Radyoizotop Seksiyonunu 1953
yılında kurmuştu. Ankara’da da Feyzi Renda, Ankara’nın ilk Radyoizotop
Seksiyonunu kuran kişidir. Tabii ki böyle bir konuda, hekimler o dönemin
Fizik öğretim üyeleri ve teknisyenleri ile iş birliği içinde
gerçekleştirdiler. Fizikçilerle iş birliği 90’h yıllara kadar görülür
şekilde sürüyordu. Şimdiki durum Nükleer Tıp
Gönül Akokan, Muzaffer Öztürk, Suphi Artunkal, irfan Urgancıoğlu.
tarihini yazarlar tarafından yazıldığını biliyorum. 1950’li yıllarda Amerika’da Kardiyoloji ile ilgili bir Dâhiliye uzmanı olarak dönen Dr. İrfan Urgancıoğlu, kadro sıkıntısı sebebiyle başka kentlere gitmeyi düşünürken, Suphi Bey onu önce Fransa’ya göndererek Radyoizotop eğitimi almasını İstanbul’a dönünce de kendisi ile Radyoizotop Seksiyonunu güçlendirmek için çalışmasını teklif etti. Dr. İrfan Urgancıoğlu Fransa’da 6 ay eğitimden sonra döndüğünde, Suphi Artunkal Hoca 1946 mezunu Dr. Vensan Seyahi ve sonra da 1951 mezunu Dr. Tank Kapıcıoğlu’na birlikte çalışma teklifi yaparak Radyoizotop Seksiyonunu tiroid kanseri ve hipertiroidi hastalarına radyoiyod tedavisi yapacak bir duruma getirdi (1953-1958). Radyoizotop Seksiyonunu İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan ayırarak Nükleer Tıp Merkezi (1981) ve YÖK’ten sonra Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı oldu.
*
Endokrinoloji bilim dalının da kurucusudur. Prof. Dr. Şefik Kayahan Türkiye’nin ilk Geriatri Seksiyonu olan CTF Geriatri Seksiyonunu onunla birlikte Haseki’de kurmuştu. Celal Öker, Endokrin Seksiyonunu yine Suphi Bey’in Endokrinoloji Seksiyonu içinde kurmuş, o sırada Suphi Artunkal’a bağlı öğretim üyelerinden olduğundan Suphi Hoca Celal Öker Hocaya mesafeli ve soğuk davranırdı. Bütün öğretim üyeleri Ord. Prof. Dr. Sedat Tavat’ı sever ve sayarlardı. Ancak onun 1971 yılındaki emekliliğinden sonra resmî olmayan seksiyonlaşma daha belirginleşti. Yüksek Öğretim Kanunu (YÖK 1981) ile bütün seksiyonlar “Bilim Dalı” adını aldılar.
Prof. Dr. Suphi Artunkal eski arkadaşlarına vefa gösterirdi. Kendi öğrenciliğinde karşılaşmış olduğu Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Suphi Hoca’yı ziyarete gelince güleryüz gösterir, Dr. Kıvılcımlı da onu ziyaret ettikten sonra asistan odasında beni görmeye gelir, anılarını anlatırdı. Sabahattin Ali’nin adının “biraz sakıncalı” sayıldığı 1964-1965 yılında bana birkaç defa Sabahattin Ali’nin hikâyelerinden hoşlandığını söyledi. En son bana Haldun Taner’in hikâyelerini tavsiye etmiş, ben de hoşlandığımı söyleyince memnun olmuştu. 1974’ten sonra (64 yaş) parkinson hastalığı çok ilerlediğinden yazısı çok bozuldu. Fizik kabiliyetleri kısıtlandı. 1978’de (70 yaşında) kaybettik. Çok değerli hocaya rahmet dilerim.
53. PROF. DR. CELAL ÖKER
1920 doğumluydu. Babası İstiklal Savaşı yıllarında TBMM’ye yardımcı faaliyet yapmış ve Cumhuriyet dönemi başlayınca Sivas Milletvekili olmuş Muttalip Öker idi.
Alman Lisesi’ni bitirmiş ve II. Dünya Savaşı başlamışken 1940’ta İstanbul Tıp Fakültesi’ne girerek 1946 yılında mezun olmuştu. Tıp Fakültesi Temel Bilimlerde özellikle üniversite reformu ile Türkiye’ye gelmiş Musevi-Alman profesörler bulunduğundan, Histoloji Profesörü Tibor Peterfı’nin derslerini Türkçeye çevirmesi istenmiş, bu işi gönüllü yaparak öğretim üyeleri arasında tanınan bir öğrenci olmuştu. 1946 mezunları ilerde tanınan hekimlerin toplandığı bir sınıftır. Dr. Sadettin Bilgiç (parti başkanı ve bakam) Dr. Vedat Ali Özkan (ilerde Sağlık Bakanı), Prof. Dr. Selahattin Koloğlu (ilerde Ankara Üniversitesi Endokrinoloji Seksiyonu kurucusu) ve daha birçok öğretim üyesi yetiştiren bir sınıftır.
Celal Öker, uzmanlık için Haseki Tedavi Kliniğine girmiş, Dâhiliye uzmanı ve ardından 1955 yılında doçent olmuştur. Doçentlik tezi glikoz utilizasyonu konusunda olduğundan Bezmiâlem Vakıf Guraba 2. Dâhiliye Kliniğinde Ord. Prof. Dr. Erich Frank’ı ziyaret ederek danışmıştır. Daha önce Haseki Tedavi Kliniğinde öğretim üyesi olan ve 1950’li yıllarda İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çapa yerleşkesinde kurulan Pnömoloji Bilim Dalında çalışmaya başlayan Prof. Dr. Muzaffer Şevki Yener 1921’de insülin keşfi yıllarından beri diyabete ilgili olan bir hekimdi. 1923 yılında Paris’te, diyabetolog Marcel Labbe’nin kliniğinde çalışmıştı. Prof. Dr. Marcel Labbe, ilk defa genç tipi diyabet ile erişkin tip diyabetin iki ayrı klinik tip olduğunu ileri sürmüş ve tip 1 diyabete; “diyabete maigre” zayıf diyabet; tip 2 diyabete de “diyabete gravid” yağlı diyabet (şişman diyabet) adını vermiş olan bir hekimdi.
Prof. Dr. Muzaffer Şevki Yener 1955’te Türk Diyabetikler Cemiyetini kurmuş. Bu derneğin henüz binası olmadığından, İstanbul Harbiye Semti Meyve Sokak no: 10’da kendisine ait olan bir apartman dairesini de bu derneğe bırakmıştı. O yıl doçent olan Celal Öker, Prof. Dr. Muzaffer Şevki Yener’e yardımcısı olarak çalışma teklif etmiş. Onun da kabul etmesiyle hem derneğin Taksim’deki Şoförler Cemiyeti lokalinde aylık konferans vermeye başlamış, hem de Harbiye Meyve Sokaktaki (Şimdi Celal Öker Sokağı) yürüttüğü poliklinik faaliyetine haftanın bir-iki gününde hiç maddi karşılık almadan çalışmış. Prof. Dr. Muzaffer Şevki Yener’in vefatından sonra Diyabetikler Cemiyeti Başkanlığına geçmiş ve hem eğitim faaliyetlerini hem poliklinik faaliyetini daha arttırarak derneğe düzenli bir gelir sağlayarak poliklinikte çalışacak hekimler için kadro sağlamış dernek 1960’tan sonra iki İç Hastalıkları uzmanı hekime maaş vererek düzenli çalışma yürütmeye başlamıştır. 1961’de (derneğin kuruluşundan 6 yıl sonra) Sakarya’nın Karasu ilçesinde bir diyabet kampı ve aynı yıl idrar örneklerinde glikozüri tayini ile Türkiye’nin ilk diyabet taramasını gerçekleştirmiştir. 1976’da “Londra’dan” uçakla dönerken, Zagreb üzerinde bir Alman uçağına kontrol kulesinin hatalı kalkış izni vermesiyle Celal Öker’in bulunduğu uçağa, alttan Alman uçağı çarpmasıyla her iki uçakta bulunanlardan kurtulan kişi olmamıştı. Böylece 11 Eylül 1976’da 56 yaşındayken Celal Öker’i kaybettik. Prof. Dr. Celal Öker;
1. Diyabet Halk Konferanslarını başlatan şahıstır (Prof. Dr. Muzaffer Şevki Yener ile).
2. Türk Diyabet Cemiyeti’nin ikinci kurucusudur (Muzaffer Şevki Yener ile).
3. Türkiye’de diyabet taramalarını başlatan şahıstır (1961).
4. Diyabet Kongrelerini önce kurs, sonra Diyabet Günleri adıyla başlatan şahıstır (1962).
1973 Diyabet Kongresi açılış töreni.
Celal Öker, Nadir Hatemi, Erol Çerasi, Ekrem Şerif Egeli. Celal Öker’in sol arkasında Haluk Alp.
54. PROF. DR. ŞEFİK KAYAHAN
1945 mezunu ve Malatyalı idi. Haseki Tedavi Kliniğinin ateroskleroz konusu ile en fazla ilgilenen hocasıydı. Serbest kökler ve oksidasyon olayları konusunda da 1960’h yıllarda onun kadar yoğun düşünen bir hoca yoktu sanırım.
Türkiye’de “geriatri” adını taşıyan bir bilim dalını ilk defa başlattı.
1970’li yılların başında “Geriatri” konulu bir monografi hazırlayarak
bastırdı.
PROF. DR. KEMAL ÖNEN
Türk İskandinav Diyabet Kongresi (İzmir). İstanbul’da yapılan açılış töreni, 1971. Orhan Sargın, Ekrem Şerif Egeli, Erol Çerasi, Fikret Biyal, en sağda Celal Öker.
Tokat-Reşadiyeli idi. Cumhuriyetin ilan edildiği gün 29 Ekim 1923’te doğduğunu gururla söylerdi. Hem geleneklere saygılı hem Cumhuriyetçi idi.
Tedavi Kliniğinde 1960’lı yıllarda Nefroloji Seksiyonunu kurdu. Periton diyalizlerini bizzat başlattı. Bu seksiyonun yerleşmesinde Dr. Uğur Ülkü (ileride Prof.) ve Dr. Ekrem Erek’in (ileride Prof.) yardımları oldu. 21. yüzyılı da gördü. Tedavi Kliniğinin bilim sevgisi, etik ilkelere bağlılığı nezaketi ile önde gelen ve sevilen bir hocası oldu.
16. SERVİS
Sedat Tavat Hoca bir piramit sistemi kurmuş 1943-1967 arasında bu sistemle huzur içinde yönetilmişti. Piramidin başında Ord. Prof. Dr. Sedat Tavat 1914 mezunu, 16. Servisi, kendisinden 19 yaş küçük (1933 mezunu) Prof. Dr. Suphi Artunkal’a, 17. Servisi yine 1933 mezunu Prof. Dr. Reşat Garan’a bırakmıştı. Kendi otoritesi devam ediyordu. Fakat korkutma ile değil haftada iki gün yaptığı vizitlerle devam ettirilen sevgiye dayanan bir otorite biçimiydi.
Sedat Tavat’ın hiç kimseyi ses yükselterek ve kaba konuşarak azarladığı görülmedi. “Bu da nereden çıktı”, “Püüüf oldu mu bu” gibi tepkiler verir en kızdığı bir olayda bile başhemşireyi odasına çağırıp “Şu doktor beye şöyle hareket etmesini söyleyin” derdi. Reşat Garan daha sıklıkla kızar, yüzü ve ensesi kıpkırmızı olur, o da ağır söz söylemez ve başhemşire ile haber yollardı. Suphi Bey kızınca kızarmaz, çok soluklaşır, o da küfür ve hakaret tarzında hiçbir şey söylemezdi.
1967’de İstanbul Tıp Fakültesi ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ayrılmış,
Sedat Tavat Hoca 70 yaşını aşmıştı. Piramit tipi idarede belli belirsiz
aksamalar oldu, 1968 öğrenci olaylarından sonra
Sedat Tavat
Ekrem Şerif Egeliye öğrenciler çok çektirdiler. Olaylar tabii
Cerrahpaşa’yı da etkiledi. Dersler bazı yıllarda ve aylarda içeri giren
öğrenciler tarafından kesiliyordu (forum yapacağız gibi sebepler). Kimya
Fakültesi laboratuvarı işgal ediliyordu. 1971’e kadar Sedat Hoca yine de
Tedavi Kliniğini oldukça iyi idare etti. 1971’de (veya 1970) emekli
oldu. Klinik başkanı Reşat Garan Hoca seçildi. Fakat kısa bir zaman
sonra binalar ayrı olsa da hukuken Cerrahpaşa ile birleşti ve klinik
başkan yardımcısı olan Reşat Bey yalnız kendi katına vizit yapmaya
başladı. Böylece her öğretim üyesinin kendi 5-10 yatağını kontrol
etmesiyle 6 yıl daha geçti. 1978’de Cerrahpaşa’ya taşınınca artık
merkezi
Haydarpaşa Tıbbiyesi’nde bir Fizyoloji Pratiği
sistemlerin sonu gelmişti. Prof. Dr. Osman Barlas da nezaketle idare etmekte Prof. Dr. Reşat Garan ve Suphi Artunkal ile aynı özellikleri gösteriyorsa da artık her seksiyon, özerkliği olan bilim dalları haline gelmişti.
Tedavi Kliniği 16. Servisin sorumlusu Prof. Dr. Suphi Artunkal idi. Ona bağlı çalışan öğretim üyeleri resmî olmasa da aşağıdaki seksiyonları kurdular;
Prof. Dr. Şefik Kayahan: Geriatri
Prof. Dr. Celal Öker: Diyabet
Prof. Dr. İrfan Urgancıoğlu: Nükleer Tıp
Prof. Dr. Suphi Artunkal: Endokrinoloji ve Nükleer Tıp
Servis sorumlusu Reşat Garan;
Kendisi: Hematoloji ve Kardiyoloji
Prof. Garan’a bağlı çalışan Prof. Dr. Kemal Önen: Nefroloji Prof. Dr. Fahir Göksel: Pnömoloji
Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu: Kardiyoloji Enstitüsü
Prof. Dr. Bülent Berkarda önce Hematoloji Seksiyonu sonra Hematolojiyi CTF’ye taşıyarak Medikal Onkoloji Seksiyonunu kurdu.
Birleşme sırasında, yalnızca Cerrahpaşa binasından gelen seksiyonlar (Bilim Dalı);
Hematoloji: Orhan Ulutin
Gastroenteroloji: Osman Barlas
Hepatoloji: Muzaffer Gürakar
55. KAYNAKÇA
1. Cerrahpaşa Tıp Bülteni, cilt: 1, sayı: 1, 1967.
2. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, 1967-1967, Hazırlayanlar: Haşan Âli Gök- soy ve Doç. Dr. Selçuk Erez. Önsöz: Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu (1976’da CTF dekanı), CTF Dekanlık Yayını.
3. Eğitim ve Araştırmada, Sağlık Hizmetlerinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi. 140 + 20yıl. Önsöz: Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu (1987’de İstanbul Üniversitesi Rektörü) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlık Yayını (Prof. Dr. Faruk Yenel).
4. Dr. Nimet Taşkıran, Haseki’nin Kitabı, Haseki Hastanesini Kalkındırma Derneği Yayını, Yayın no: 6, İstanbul 1972.
5. Tıbhâne’den Nümûne’ye, Dr. Müfid Ekdal, 2. baskı, Ekim 2005.
6. Kuruluşundan Günümüze Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, 1827-1967-2007, Nil Sarı, Zuhal Özaydın, Burhan Akgün Türkiye İş Bankası ve Nobel Tıp Kitabevi Yayını, İstanbul 2007.
7. Cerrahpaşa Tıp Fak. Yayın, Ekrem Kadri Unat, Mustafa Samastı, İstanbul 1990, no: 155.
8. Haseki'nin Kitabı, Dr. Nimet Taşkıran, Haseki Hastanesi’ni Kalkındırma Derneği, yayın no: 6, Yenilik Basımevi, İstanbul 1972.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar
Yorum Gönder