Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi - 1
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi, mimarın gerçekleştirilmiş ve halen korunmakta olan yapıtlarını içeren bir çalışmadır. Görme ve öğrenmenin yolunu açan ve üzerinde düşündürmeyi amaçlayan Rehber, güzergâh izleme kurallarınca düzenlendi. Mimar Kemaleddin'in meslek örgütlenmesi için adım atmasının 100. yılına girerken, aramızdan ayrılışının 80. yıldönümünde onun mimarlığımıza yaptığı katkıları anmanın ve saygımızı sunmanın bir borç olduğunu düşündük.
Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi
Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi
Editör:
Prof. Dr. Afife Batur
Kordinatör
Mehtap Serim (İstanbul) Derin İnan (Ankara)
Yazarlar
Prof. Dr. Afife Batur (İstanbul, Edirne)
Prof. Dr. Yıldırım Yavuz (Ankara)
Fotoğraflar
Cemal Emden, Yıldırım Yavuz
Haritalar
Sayısal Grafik
Grafik Tasarım
Ulaş Arıkan
ISBN 978-9944-89-468-5
-
1 . Basım, Mart 2008, İstanbul
Kapak Resmi
Berlin'de OsmanlI Hastanesi Projesi
Yapım Organizasyonu
Mimarlık Vakfı İktisadi İşletmesi
Tel: 0212 253 45 35 • Faks: 0212 253 43 04
Yayımlayan
tmmob mimarlar odası İstanbul büyükkent şubesi
Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası, Barbaros Bulvarı Beşiktaş 34349 İstanbul
Telefon: 0212 227 69 10 • Faks: 0212 236 85 28 www.mimarist.org/mimarist • e-mail: mimarist@mimarist.org
Ofset Hazırlık
Uç İletişim Çözümlemeleri Ltd.
Doktorlar Sitesi A 18 Blok D. 19 Çengelköy 34688 İstanbul Telefon: 0216 316 49 15 • Faks: 0216 316 49 22 www.uc-tr.com • e-mail: info@uc-tr.com
Katkıda Bulunanlar
Hasan Cevat Özdü, Reyhan Yalpur
Baskı
Esen Ofset Matbaacılık San. Tic. A.Ş.
İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Atatürk Bulvarı No: 103 34260 İstanbul
Telefon: 0212 549 25 68 • Faks: 0212 549 25 74 www.esenofset.com
Mimar Kemaleddin Yapıları
Rehberi
İçindekiler
Mimar Kemaleddin için Rehber\Günhan Danışman7
İstanbul, Ankara ve Edirne Konum Haritası 10
Mimar Kemaleddin: Tarihin Dönüm Noktasında Bir Yaşam11
Mimar Kemaleddin Anıt Mezarı 12
Mimar Kemaleddin’in Özyaşam Öyküsü 13
Tarihi Yarımada ve Galata Haritası21
Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi, mimarın gerçekleştirilmiş ve halen korunmakta olan yapıtlarını içeren bir çalışmadır. Rehber listemizde, yapıtlarının büyük çoğunluğunun bulunduğu İstanbul başta olmak üzere, Ankara ve yalnızca bir yapıtının ayakta kaldığı Edirne yapıları yer aldı. Özellikle İstanbul'un kentsel büyüklüğü ve Kemaleddin yapıtlarının dağılımı, güzergâh belirleme ve harita işaretlemede ciddi zorluklar içermekteydi. Bu nedenle, kentsel ölçekte kavramayı sağlayan büyük ölçekli haritalar ile birlikte her yapının kolayca bulunmasını sağlayan adres/haritalar düzenlendi.
Görme ve öğrenmenin yolunu açan ve üzerinde düşündürmeyi amaçlayan Rehber, güzergâh izleme kurallarınca numaralandırılıp hazırlandı. Yalnızca yapıt listesinin dışında olmasına karşın bir saygı düşüncesiyle Kemaleddin Bey’in anıt mezarı, ayrı olarak rehberin başına eklendi.
Mimar Kemaleddin İçin Rehber
Günhan Danışman
Aralık 1927 tarihinde ebediyete göç eden Mimar Kemaleddin’in aramızdan ayrılışının 80. yıldönümünde onun mimarlığımıza yaptığı katkılar ile ilgili anılarımızı tazelemek üzere Türkiye Mimarlar Odası bir anma programı hazırlarken, İstanbul Büyükkent Şubesi olarak bir “Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi” ile katkıda bulunmak istedik. Bu rehberin UIA 2005 Dünya Mimarlar Kongresi vesilesi ile hazırlanmış olan İstanbul Mimarlık Rehberi’nin devamı niteliğinde olmasını kararlaştırdık. Rehberin editörlüğünü değerli üyemiz Prof. Dr. Afife Batur üstlendi. Rehber, özellikle genç mimarlar ve mimarlık öğrencileri için bir temel başvuru eseri olmaya adaydır. Bu rehberi, başka özel konulu mimarlık rehberlerinin takip etmesini düşünüyor ve planlıyoruz.
Mimarlarımızın ve kamuoyunun hizmetindeki Mimarlar Odası’nın İstanbul birimi olarak katkımız ile gerçekleşen bu eseri kıvançla değerli kullanıcılara sunuyoruz.
Editörün Notu
Afife BATUR
Kent ve mimar ilişkisi büyülüdür. Biri ondan doğar, öbürü onu yeniden doğurur. Doğanlar güzel de olsa, çirkin de. Döngü değişmez.
Kent İstanbul, mimar da Kemaleddin olduğunda büyü, kendini çoğaltır. Bu yerin ruhu vardır. Esin vermekle kalmaz; kışkırtır, öğretir, eğitir, dünyaya, geçmişe ve geleceğe açar. Elbet yapıt da onu değiştirir, ya zenginleştirir ve güzelleştirir ya da eksiltir ve bozar.
Biz, İstanbul'un Kemaleddin’le zenginleşip güzelleştiğini bilerek bir keşif yolculuğu öneriyoruz. Yalnız İstanbul’da değil, İstanbul’u taşıdığı öbür kentleri, Ankara ve Edirne’yi de katarak Kemaleddin mimarlığını yeniden görmeye çağıran bir rehberin eşliğini öneriyoruz. Hem kentlerin hem de Kemaleddin yapıtının genetik kodlarını okumaya girişince mimarın, temsil ettiği birikimle bu kenti nasıl okuduğunu fark edeceğiz.
Mimar Kemaleddin Yapıları Rehberi’nin amaçladığı ve vaat ettiği budur.
İstanbul, Ankara, Edirne Konum Haritası
Mimar Kemaleddin
Tarihin Dönüm Noktasında Bir Yaşam (1870-1927)
Toplumsal bellekte saygın bir yer,
Mimar Sinan’dan sonra en çok tanınan mimar,
Bir düşün ve sanat insanı,
Tasarlayan ve öğreten,
Yazan ve eğiten,
Kuran ve örgütleyen,
İNŞA EDEN
MİMAR KEMALEDDİN
Mimar Kemaleddin Anıt Mezarı
Anıt mezar, Bayezid Camisi haziresinde ve Sultan II. Bayezid’in Türbesi’nin batısında bulunmaktadır. Mimar Can Çinici ve Mimar Zeynep Mennan'ın tasarladığı mezar, Mimarlar Odası’nın öncülüğü ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün desteği ile 13 Temmuz 2007'de yaptırıldı.
Mimar Kemaleddin Anıt Mezarı
-
II . Bayezid Camisi haziresi, Beyazıt
Mimar Kemaleddin'in Özyaşam Öyküsü
|
1870 |
Doğum: Bahriye miralayı Ali Bey’in ve Sadberk Hanım’ın oğlu. |
|
1875-76 |
İlköğrenim: İbrahim Ağa Mekteb-i ibtidai. |
|
1882 |
Ortaöğrenim: Şems-ül Maarif (daha sonra Numune-i Terakki). |
|
1887 |
Yüksek Öğrenim: Hendese-i Mülkiye (ikinci sınıftan başladı). |
|
21 Mayıs 1888 |
Sanayi Madalyası aldı. |
|
1891 |
Hendese-i Mülkiye’den mezun oldu. |
|
12 Mayıs 1891.......... |
Rütbe-i Rabia ibraz etti. |
|
28 Mayıs 1891 |
Hendese-i Mülkiye’de öğretim üyeliğine başladı. |
|
1895 |
“Charlottenburg Technische Hochschule”ye dört yıl eğitime gönderildi. |
|
1899 |
İstanbul’a döndü ve Hendese-i Mülkiye’deki görevine yeniden başladı. Özel bürosunu açtı. |
|
1901 |
Harbiye Nezareti Ebniye-i Askeriye mimarlığına atandı. |
|
23 Eylül 1902 |
Dördüncü rütbeden Nişan-ı Ali-i Osmani verildi. |
|
10 Haziran 1907 |
Üçüncü rütbeden Mecidi Nişan-ı Zişanı verildi. |
|
28 Ağustos 1908 |
Cemiyet kurmak amacıyla bir araya gelen ve Kemaleddin Bey’in de içinde bulunduğu mühendis ve mimarlar bir “hey'eti muvakkate” oluşturdu. |
|
18 Mayıs 1909.......... |
Evkaf-ı Hümayun Nezareti İnşaat ve Tamirat İdaresi Müdüriyeti Sermimarlığı’na getirildi. |
|
22 Mart 1910 |
Rusya Devleti tarafından ikinci rütbeden Saint Stanislas Nişanı verildi. |
|
1911 |
Mühendis Mektebi Fenn-i Mimari ve Demir inşaat dersleri öğretim üyeliğine atandı. |
|
15 Mart 1919 |
Evkaf Nezareti'ndeki görevine son verildi. Yeniden özel büro açtı. |
|
28 Temmuz 1919 |
Osmaniı Mühendis ve Mimar Cemiyeti ikinci kez kuruldu. Yeni yönetim kurulunda Kemaleddin Bey de görev aldı. |
|
1919 |
Kondüktör Mektebi'nde Fenn-i Mimari |
|
derslerine başladı. |
|
|
1922 |
Mescid-i Aksa’nın tamiri için davet aldı. |
|
1925 |
İngiliz Mimarlar Kraliyet Enstitüsü (RIBA) Muhabir Şeref Üyesi seçildi. |
|
8 Ekim 1925 |
Evkaf Müdüriyeti Umumiyesi inşaat ve Tamirat Müdüriyeti'ne atandı. |
|
12 Mart 1926 |
Oğlu İlhan (Mimaroğlu) doğdu. |
|
8 Kasım 1926......... |
Sanayi-i Nefise Encümeni Riyaseti’ne seçildi (ek görev). |
|
1926 |
Emlak Bankası Fenni Müşavirliği’nde görevlendirildi (ek görev). |
|
1927 |
Ankara Vakıf Oteli (Ankara Palas) şantiyesinin konut olarak kullandığı kısmında vefat etti. |
Mimar Kemaleddin’in Hendese-i Mülkiye diploması
İngiliz Mimarlar Kraliyet Enstitüsü (RIBA) Muhabir Şeref Üyelik Belgesi
İstanbul Yapıları
13
İstanbul Haritası
Harita
1
Yapı No: 1 - 28
Tarihi Yarımada ve Galata Haritası
H1 01
Birinci Vakıf Hanı. 1910’da Evkaf Nazırlığı'na atanan Ürgüplü Hayri Efendi’nin İstanbul’da boş vakıf arsalarına ya da harap ve yıkık vakıf yapılarının yerine, gelir getirecek yeni binalar yapılması önerisi üzerine gerçekleştirilmiş bir dizi iş hanından ilkidir.
Vani Efendi Medresesi'nin yerine yapılmak üzere, Mimar Kemaleddin tarafından 1911'de tasarlanan yapı, 1918’de tamamlanmıştır. Hünkâr şeyhi ve Vaniköy’ün kurucusu Vani Mehmed Efendi’nin 17. yüzyılda yaptırdığı eski medrese ise aynı yılda ve yine Kemaleddin Bey’in tasarımına göre, Gülhane Parkı girişinin karşısındaki Zeynep Sultan Camisi bitişiğine, yeniden yaptırılmış olup bugün Osmanlı Araştırmaları Vakfı (bkz. 04) olarak kullanılmaktadır. Bodrumla birlikte yedi katlı ve bitişik nizamda yapılmış olan han, demir putrellerle güçlendirilmiş taşıyıcı kesme taş duvar ve putrelli volta döşeme sistemiyle gerçekleştirilmiştir. Hanın zemin katı, tek bir mekân olarak tasarlanmış olup bugün bir banka şubesi olarak kullanılmaktadır. Üst katlarda, her katta onardan toplam 50 adet büro odası bulunmaktadır. Üçgen arsanın köşesini eğrisel bir cephe çizgisiyle dönen ve yan cephelerde konsollarla öne çıkan kitlelerle plastik etkisi güçlü bir tasarım kurgulanmıştır. Cephelerin klasik çizgisi, Osmanlı revivalist öğelerle bütünleştirilip tarihi dokuya referans veren anlayışla biçimlendirilmiştir. Üst kat pencere kemerlerinin köşelerine, düz turkuaz renkli çiniler yerleştirilmiştir. Avrupa ve Amerika'da 19. yüzyıl sonunda gelişen iş merkezi modelinin anıtsal bir örneğidir. 20. yüzyıl başlarında benzer tipolojideki çok katlı yapılarla görüntüsü değişen Sultanhamam ve çevresinde, tarihi yarımadanın geleneksel dokusuna uyumu arayan bir konsepti temsil eder.
Birinci Vakıf Hanı
Vakıf Hanı Sokağı, Sirkeci
İkinci Vakıf Hanı. Öteki vakıf hanları gibi 1911’de tasarlanan yapı, arsadaki eski Saka Çeşmesi ve ona bağlı su deposu yıktırılarak yapılmış, ancak adı sokağa verilerek anısının yaşatılmasına çalışılmıştır.
Bitişik nizamda, bodrum hariç beş kat olan yapının dışarıdan görülebilen duvarları kesme taşla kaplanmış, putrelli volta döşeme sistemi kullanılmıştır. Simetrik ve aksiyal bir cephe kurgusu vardır. Eksendeki giriş, güçlü bir biçimde öne çıkan mukarnaslı konsol öğesi ve çıkma ile vurgulanmıştır. Beş katlı olan yapıda 1. ve 2. katlar ile 3. ve 4. katlar, kemerli yüksek çerçeveler içine yerleştirilerek kolosal sistemde klasik bir düzenleme yapılmıştır. Dükkân açıklıkları asma kat düzeyinde Avrupa modellerinde kullanılan sepetkulpu kemerlerle geçilmiş, giriş üzerine ise sivri bir klasik Osmanlı kemeri yerleştirilmiştir. Yüzeyden girintili panolar üzerinde bir bütün olarak tasarlanan 1. ve 2. kat pencereleri altta düz lento ile üstte penci kemerlerle geçilmiş, en üst katta yine penci kemerli ikiz pencereler yapılmış, binanın geniş saçakları demir payandalarla desteklenmiştir. En üst kattaki kemer dizilerinin üstü, turkuaz renkli çini döşelidir. Çini zeminin üstünde Türk üçgeni motifli bir silme vardır.
İkinci Vakıf Hanı
Sakaçeşme Sokağı, Sultanhamam, Eminönü
Dördüncü Vakıf Hanı. Dördüncü Vakıf Hanı, eski I. Abdülhamid Külliyesi imaretinin yerine 1911-1926 yılları arasında yapılmıştır. Diğer vakıf hanlarıyla birlikte 1911'de tasarlanan binanın yapımına 1912’de başlanmış, savaş nedeniyle yarım kalan yapı ancak 1926’da bitirilebilmiştir. İstanbul’un işgal yıllarında dışı tamamlanan içi yarım kalan bina, Fransız askerlerince Caserne Victoire adıyla karargâh olarak kullanılmıştır.
Bodrumla birlikte 7 katlı olan bina, çelik iskelet sisteminde gerçekleştirilmiş, ön ve yan yüzleri kesme taşla inşa edilmiş, bölme duvarları ve arka yüz tuğla ile örtülerek sıvanmıştır. Kırma çatısı çelik makaslarla yapılmıştır. Çok kenarlı ve yamuk arsasına göre planlanmış olan han, bu nedenle karmaşık bir plan düzeni içerir. Özellikle arka bölüm, arsa biçimine uyum amacıyla kademelenerek genişletilmiştir. Plandaki asimetriye karşılık ön cephede simetrik ama aksiyalitesi vurgulanmamış bir kurgu vardır. Zemin kattan başlayarak “4/1/5/1/4” düzenindeki aks sistemi, girişlerin üzerinde çıkma yapan kitle hareketi ile hem de dekoratif vurgularla işaret edilmiştir.
Çıkmaların altındaki konsol öğeleri, yeniden yorumlanmış özgün bir mukarnas kompozisyonudur.
Osmanlı revivalist üslubunda çok zengin bir biçimde ve özenle bezenmiş olan ön cephede, dükkân açıklıklarını iki yanların köşe sütunçeleri, dükkân aralarına asma kat düzeyinde bezemeli kare levhalar, kemer köşelerine ve kilit taşları üzerine gülçeler yapılmıştır. Cumbaları taşıyan taş konsollar, mukarnaslar, madalyonlar, gülçeler ve rumi motiflerle bezenmiştir. Zemin katla ara katın tümü ikişer katlı 24 adet dükkâna ayrılmıştır. Eş planlı diğer katlarda, her katta 37'şerden, toplam 148 kiralık ofis odası bulunmaktadır. Pasaj girişlerinin üzerine gelen odalarda köşe odaları kapalı cumbalar biçiminde dışa ya doğru taşınarak ön cephedeki simetrik düzenleme vurgulanmış, köşelerde çatı düzeyinde, üzerleri kubbeli birer
oda daha yapılarak bu bölümlerin birer kule görünümü kazanması sağlanmıştır. Boyutları, özenli tasarım ve işçiliği, kente yaptığı olumlu katkı, bir dönemin mimari anlayışını yansıtan görkemli cephesiyle Mimar Kemaleddin Bey’in başyapıtı olan Dördüncü Vakıf Hanı, İstanbul'un dikkatle korunması gereken anıtlarından biridir, yapılarak bu bölümlerin birer kule görünümü kazanması sağlanmıştır.
Boyutları, özenli tasarım ve işçiliği, kente yaptığı olumlu katkı, bir dönemin mimari anlayışını yansıtan görkemli cephesiyle Mimar Kemaleddin Bey'in başyapıtı olan Dördüncü Vakıf Hanı'ndan biridir.
World Park Hotel
Hamidiye Caddesi, Eminönü
Vani Efendi Medresesi. Sultan IV. Mehmed'in (hd. 1648-1687) şehzadelerinin hocası ve sultanın bağışladığı geniş arazi ve koruluk alanda gelişen Vaniköy'ün kurucusu olan Vani Efendi'nin yaptırdığı küçük medresedir. Sirkeci Vakıf Hanı Sokağı'nda bulunan yapı, harap durumda olduğundan ticaret merkezindeki konumunu değerlendirmek ve Evkafa gelir sağlamak üzere 1911 yılında yıktırılmış ve yerine Mimar Kemaleddin Bey’in tasarladığı Birinci Vakıf Hanı binası yaptırılmıştır. Gülhane Parkı girişinin karşısındaki Zeynep Sultan Camisi bitişiğinde bir yer ayrılarak aynı yıl Kemaleddin Bey’in tasarladığı yeni bir medrese yaptırılmıştır. Yeni medresenin şema ve büyüklük olarak eskisiyle benzerliği bilinmemektedir. Yeni yapı, doğu-batı yönünde yerleştirilmiş dikdörtgen kitlesi olan, güney cephesinde yükseltilmiş bodrum üzerinde tek katlı, kuzeyde iki katlı bir yapıdır. Son derece yalın cephesi, sivri kemerli pencereleri ve pencereleri bağlayan ince bant ile mimarına özgü çizgiyi yansıtır. Bugün Osmanlı Araştırmaları Vakfı olarak kullanılmaktadır.
Osmanlı Araştırmaları Vakfı
Zeynep Sultan Camisi Sokağı, Gülhane
Beşinci Vakıf Hanı. 1911 'de Vakıflar İdaresi’ne ait bir dizi iş hanı ile aynı program ve bütçe çerçevesinde tasarlandığı için Vakıf Hanı olarak adlandırılan yapı, II. Meşrutiyet’te programı yeniden düzenlenen Darü’l-muallimin öğrencileri için yapılmıştır. Aslında yüksekçe bir bodrum kat üzerinde 5 katlı olarak planlandığı halde, Cumhuriyet'in ilanına kadar ancak ilk üç katı bitirilebilmiştir. 1923'te üstten iki katı eksik olarak açılan ve Yüksek Muallim Mektebi'ne verilen bina, 1950 yılında Vefa Erkek Lisesi’ne yatakhane binası olarak devredilmiş ve öyle kalmıştır. İçinde yer aldığı Vefa Lisesi, son derece ilginç bir komplekstir. Han binasının batısında Şehzade Külliyesi'nin tabhanesi, kuzeyinde Mütercim Rüştü Paşa’nın anıtsal konağı yer almaktadır.
Diğer hanlardan farklı olarak ayrık nizamda bahçe içine yapılmış dikdörtgen planlı bir yapıdır. Tümüyle simetrik ve klasik bir kurgusu olan yapıda, ön cephede zengin mukarnaslı konsollara oturan ve yapıya yerel bir vurgu getiren bir çıkma vardır. Yerel vurguyu sağlayan sivri kemerlerin düzenlenişi ise yüksek pilastrların klasik çerçevesi içindedir.
Dar cephelerde ise eksen bölümü birer aks genişliğinde öne alınmıştır. Bu bölümlerden kuzeydeki, sivri kemerlerle taşınan bir portik/giriş olarak düzenlenmiştir. Güneydeki ise eğrisel bir kitle ve yine eğrisel bir saçakla işaret edilmiştir. Arka cephe, plandaki merdivenlerin bir dışavurumu olarak basamaklı pencere sistemi ile düzenlenmiştir. Yapının Dede Efendi Caddesi'ne bakan ön yüzü kesme taşla, diğer duvarları tuğla ile yapılmış, putrelli volta döşeme sistemi kullanılmıştır. Sonradan yapılan çatı döşemesi betonarmedir. Halen taş kaplı cephe yüzeyi korunmakla birlikte tuğla duvar yüzeyleri, renkli bir badana ile boyanarak karakterini kaybetmiştir.
Vefa Lisesi
Dede Efendi Caddesi, Şehzadebaşı
H1 06 Medresetü’l-kuzat. 1910-11 yılları arasında tasarlanmış olduğu düşünülen yapı, 1913'te bitirilmiştir. Kadılar Medresesi anlamına gelen Medresetü’l-kuzat, İbrahim Paşa Külliyesi'nin parçalarından olan yıkık durumdaki hamamın yerine yapılmıştır. Cumhuriyet sonrasında 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler kapatıldığında bina İstanbul Üniversitesi’ne merkez kitaplığı olarak verilmiştir. Bodrumla birlikte dört katlı olan yapı, tuğladan yığma duvarlı ve putrelli volta döşemeli olarak, temel duvarları, merdivenler, pencere kemerleri, katları ayıran silmeler, taş ile inşa edilmiştir. Yapının çok yalın görünümlü bir cephesi vardır. Zemin ve birinci kat döşemelerinin hizasından geçen silme şeritleriyle yatay olarak üçe bölünmüş cephede, üst iki katın pencereleri yüzeyden girinti yapan panolar içine yerleştirilmiştir. Duvarları sıvanarak kesme taş izlenimi verecek biçimde yatay çizgilerle derzlenmiş olan yapının cephelerinde yalnızca giriş bölümü bezenerek vurgulanmıştır. Bu yalın düzenleme, demir payandalarla taşınan geniş ahşap saçaklarla tamamlanmıştır. Yapı, çok değerli Yıldız Sarayı kitap ve belge koleksiyonunu barındırmaktadır.
İstanbul Üniversitesi Değerli Kitaplar Arşivi Besim Ömer Paşa Caddesi, Beyazıt
H1 07 Harikzedegân Apartmanları. Kemaleddin Bey’in İstanbul’da gerçekleştirdiği son binalar topluluğudur. 1918’de Cibali, Fatih, Altımermer bölgelerini yok eden büyük yangında evlerini ve varlıklarını yitiren aileleri barındırmak amacıyla inşa edildiklerinden Harikzedegân Apartmanları olarak adlandırılmıştır. Binaların tasarımına 1919'da başlanmıştır, inşaat 1922’de tamamlanmıştır. Arsa üzerinde daha önceleri Laleli Külliyesi’nin parçalarından Koska Medresesi bulunmaktaydı. Medrese, II. Meşrutiyet'ten önce bölgede çıkan çeşitli yangınlarda yanarak ortadan kalkmıştı. Harikzedegân Apartmanları Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre sonra, gelir sağlamak amacıyla yeni kurulan Türk Hava Kurumu’na devredilmiş, uzun yıllar bu kurumun denetiminde kaldıktan sonra, 1980’li yıllarda Ramada Oteli, günümüzde ise Merit Oteli olarak kullanılmaktadır. 25 dükkân, 124 daire ve bunlara bağlı olarak, ortak kullanıma açık kapalı teras, çamaşırlık, kömürlük gibi servisleri içeren bu konut topluluğu, Laleli Camisi’nin bitişiğinde, birbirlerini dik kesen iki iç sokağın çevresinde inşa edilmiş, altışar katlı
ortalarında ortak olarak kullanılan avluları bulunan dört bloktan oluşmuştu. Bugün bu iç sokakların üzerleri cam tonozlarla örtülerek bloklar birbirine bağlanmış, avluların da üzerleri camla kapatılarak otelin büyük alan gerektiren işlevlerine tahsis edilmiştir. Harikzedegân Apartmanları İstanbul’da betonarme iskelet sistemiyle gerçekleştirilen erken yapılardandır. Ayrıca burada Osmanlı evinin içe dönük modelinden çok farklı olan bir model, sosyal konutun ortak yaşam modeli tasarlanıp önerilmiştir.
Dörtlü bloklar, birbirinin aynı plan şemalarına sahiptir. Fransa ve Belçika gibi Batı Avrupa ülkelerinde uygulanan sosyal konut tipolojisinin benzeri olan şema, bir ortak avlu çevresindeki açık koridor sistemine bağlanan dairelerden oluşmaktadır. Güneye doğru eğimli olan arsadaki eğim farkları, dükkân büyüklüklerinin de farklı olmasına yol açmıştır. Dört blokta yinelenen ve üçlemelerden oluşan bir plan ve cephe sistemi kurgulanmıştır. Kendi içinde simetrik olan cepheler, yarım altıgen çıkmalarla ilginç bir plastik etki kazanmıştır. Bu kitle hareketlerine geniş saçaklar, üçüncü katın yarım daire kemerleri üzerinde özel bir vurgu kazandırılan girlandlı barok takılar, bir de çatı katında çıkmaları adeta taçlandıran barok dalgalı saçak motifi, binaya özgün bir karakter kazandırırken, yandaki Laleli Külliyesi’nin barok öğelerine de referans verir. Sur içindeki apartmanlaşmaya öncülük ederek kentin biçimsel evriminde önemli bir rol oynayan Harikzedegân Apartmanları, yapıldıkları yıllarda, İstanbul'un köhnemiş konut stoku yanında çağdaş yaşama uygun, ilk kez içinde akar su donanımı bulunan, elektrikle aydınlanan, konforlu bir konut grubu olarak halkın beğenisini kazanmış ve 20. yüzyıl başlarında Osmanlı toplumunun sosyal yaşamındaki dışa açılmayı simgeleyen ilk ve en belirgin toplu konut örneğini oluşturmuştur.
Merit Oteli
Ordu Caddesi, Laleli
Ahmed Cevad Paşa Türbesi. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönem sadrazamlarından Ahmed Cevad Paşa için 1901 yılında yaptırılan türbe, Kemaleddin Bey’in ilk taş yapıtlarından biridir. Cevad Paşa'nın ölümünden kısa bir süre sonra karısı tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Türbe, büyük Fatih yangınında zarar görmüş ve özellikle güney ve batı duvarlarında ciddi bozulmalar oluşmuştur. Kare planlı ve kubbeli bir türbe odasıyla bunun önünde yer alan, dikdörtgen planlı bir giriş bölümünden oluşan yapı, kesme küfeki taşıyla yapılmış, taç kapı için beyaz mermer kullanılmıştır. Köşelerinde gülbezekler olan sivri kemerli taç kapının örtüsü bir stalaktit dizisine oturmakta üstte ise köşelerinde akroterler olan üçgen bir alınlıkla sonlanmaktadır. Türbenin güney cephesinde ortada dar ve yüksek, yanlarda daha kısa kemerli üçlü bir pencere grubu vardır. Eksendeki pencere taç kapıdakine benzer üçgen bir alınlıkla sonlanmaktadır. Kubbe, içerde sekizgen kesitli sekiz ayak üzerine oturmaktadır. Kare planı sekizgen baldakene dönüştüren kurgu, özgün bir tasarımdır. Türbenin girişi kubbeli mekâna açık bırakılmış yalnızca arakesitte yer alan iki sütun ve kemerleri ile ayırt edilmiştir. Girişe bakan sütunlar, daire kesitli olup sekizgen sütunlarla mekânsal dili işaret eden gösterim bütünü oluştururlar. Taç kapı çıkıntısının sağ yan yüzüne oyulmuş yazıtta: “Eser-i Mimar Kemaleddin ve Mehmed Feyzi - 1319" yazısı vardır, Kemaleddin Bey’in tüm yapıtları arasında, mimarın adını belirleyen bir yazıtın yapı üzerinde yazılı olduğu tek örnektir.
Ahmed Cevad Paşa Türbesi
Fevzi Paşa Caddesi, Emir Buhari Sokağı, Fatih
Gazi Osman Paşa Türbesi. Kemaleddin Bey’in Serasker Gazi Osman Paşa’nın 1900 yılındaki ölümü üzerine tasarladığı türbe, kare planlı, kubbeli tek bir mekândan oluşmaktadır. Bu yalın şemaya karşı Kemaleddin Bey’in ilginç geometrik ve plastik trüklerle donattığı özgün bir tasarımdır. Kübik gövdenin yalınlığı, cephelerde simetri ekseni üzerine yerleştirilmiş ve kemer, pencere İkilisinin içinde yer aldığı yüksek bir mermer plaka ile değiştirilmiştir. Plakanın çerçevesinin içbükey bir eğrilikle biçimlendirilmesi, üstte mu-karnaslı bir silme ve üçgen alınlıklı ve akroterli bir tabla ile sonlanması ve bir de kübik gövdenin üst kesiminin hafif bir açıyla kırılması bu öğeyi pencere işlevinin ötesine götürür. Köşelerde yükselen ve ağırlık kulesi öğesini temsil eden ince ve yüksek kulecikler ile bu kule öğesinin köşesinden ileri doğru çıkan çörtenlerin ekspresyonist anlatımı, kemer/pencere plakasıyla bütünleşir ve özgün bir plastik dekorativizm tanımlar. Dairesel kasnaklı kubbe, yüksek tutulmuştur. Kubbenin bu formu, türbedeki plastik vurguyu güçlendirir. Benzer bir plastik anlatım arayışı, içerde kubbeye geçişte, iç içe geçirilmiş kemerciklerden oluşan tromplarda da görülür. Yine aynı içbükey eğrilikli plakanın çerçevelediği giriş, mukarnas başlıklı iki kolonun taşıdığı yüksek bir sivri kemerin gerisindedir. Giriş platformunu, köşelere oturtulmuş alçak köşe taşları işaret eder. Özenli bir işçilikle gerçekleştirilen türbe, kitabesizdir.
Gazi Osman Paşa Türbesi
Fevzi Paşa Caddesi, Fatih Camisi haziresi
H1 10
Sultan Abdülhamid-i Evvel Medresesi (Medresetü’l-mütehassisin). Yüzyıl sonunda hızlı bir dönüşümle yeni ticaret alanlarının ortaya çıkmasına bağlı olarak Evkaf Nezareti’nce imaret, medrese vb. yapıların kapatılıp yıkılarak yerine gelir sağlayacak yapıların inşa edilmesi kararı alındı. Hamid-i Evvel Medresesi de Zahire ve Ticaret Borsası'na devredildi. Medrese ve kitaplık için de eski Yavuz Selim İmareti’nin yerinde yeni bir bina yaptırıldı. 1917’de Kemaleddin Bey’in tasarladığı ve 1917’de inşa edilen yeni bina, 1924’te Milli Eğitim Bakanlığı'nca okula dönüştürüldü. Hamidiye Kitaplığı'nın ünlü yazma koleksiyonu da Süleymaniye Kütüphanesi’ne aktarıldı.
Kısa kenarı Haliç'e bakan bir “L” biçiminde planlanmış olan binanın güney ucuna 1950 yılında kısa bir kanat eklenerek, geniş bir “U” biçimine dönüştürüldü.
Kemaleddin Bey'in tasarladığı yapı, geleneksel medrese tipolojisinden tamamen farklıdır. Geleneksel avlu, revaklar, hücreler ve dershane artık yoktur. Medrese tam bir okul gibi tasarlanmıştır. İmparatorluğun son döneminin reformist
uygulamalarından biri sayılabilir. Taşıyıcı tuğla duvar ve putrelli volta döşeme sistemiyle inşa edilmiş olan üç katlı bina yüksek tavanları, heybetli görünüşü, saygınlık uyandıran simetrik yüzey düzenlemeleriyle dinde uzmanlık eğitimi için uygun ve gösterişli bir ortam oluşturmaktaydı. Dönemine özgü Osmanlı klasik mimarlığına referans veren biçim öğelerine, örneğin sivri kemerli pencereleri, eliböğründelerle taşınan geniş saçakları, sürekli taş silmelerine karşın, planı ve cephe bölümlemesindeki klasik ritmi ile yapı, tasarım olarak neorönesans çizgisindedir. Geniş merdivenlerle ulaşılan giriş, üzerini örten bezemeli geniş saçağıyla bir portik gibi öne çıkar. Eski medreselerde görülen avlu ve revakların yokluğu, inşaat yöntemlerinin farklılığı, iç mekânlara bol ışık sağlayan büyük pencereler ve kubbe veya tonozlu eğrisel örtü sistemleri yerine kullanılan kırma çatı, içinde yer aldığı 16. yüzyıl yapısı I. Selim Külliyesi ile bütünleşmesini önemli ölçüde engellemektedir.
Sultan Selim Kız Meslek Lisesi
Hatip Muslihittin Mahallesi, Mismarcı Sokağı, Fatih
H1 11
Fethiye Medresesi. Fethiye Medresesi II. Meşrutiyet döneminde harap durumda olduğu için yıktırılan eski Fethiye Medresesi’nin yerine yaptırılmıştır. Eski medrese, III. Murad'ın sadrazamlarından Sinan Paşa tarafından, 1590’a doğru camiye çevrilen Pammakaristos Kilisesi karşısına aynı yıllarda yaptırılmıştı. Kemaleddin Bey’in 1911-1915 arasında tasarlayıp gerçekleştirdiği yeni medresenin eskisiyle eş planlı olduğu tarihi haritalardan izlenmektedir. Buradan da, yeni medresenin eski yapının temelleri üzerine gerçekleştirilmiş olabileceği ortaya çıkmaktadır. Cumhuriyet’ten sonra iç düzeni değiştirilen yapı, bugün beş derslikli Fethiye İlkokulu olarak kullanılmaktadır. Onarım gördüğü anlaşılan yapının tüm cepheleri sıvanarak kesme taş görünümü verecek biçimde derzlenmiştir. Pencere kemerlerinin eğrilerini izleyen silmeler, üzengiler düzeyinde birbirlerine bağlanarak tüm yapı çevresinde dolaştırılmış, yapı alt yüzeyleri çıtalı, geniş ahşap saçaklarla bitirilmiştir.
Fethiye İlköğretim Okulu
Fethiye Caddesi, Fethiye Kapısı Sokağı, Çarşamba
H1 12
İstanbul Gureba Hastanesi. Sultan Abdülmecid’in annesi Bezm-i Âlem Valide Sultan tarafından 1848’de yaptırılan eski Bezm-i Âlem Gureba-i Müslimin Hastanesi'ne ek olarak 1911-1914 yıllarında yaptırılmıştır. Hastanenin temelinin 1911’de atıldığı, Balkan Savaşı nedeniyle yapımının durdurulduğu, 1913’te yapımına yeniden başlanarak 1914’e kadar poliklinik ve beş hasta pavyonunun bitirildiği, ancak I. Dünya Savaşı nedeniyle yapımının ikinci kez durdurulduğu ve özgün projede bulunduğu anlaşılan altıncı pavyonun hiçbir zaman yapılmadığı bilinmektedir.
Savaş yıllarında boş duran hastane, 1918 Fatih yangınından sonra bir süre konut olarak kullanılmış, kentin işgali sırasında, Amerikalılar’ca hastane olarak açılmak istenmişse de, bunu önlemek için pavyonlardan biri aceleyle bitirilerek eski hastanenin hastalarından bir bölümü buraya taşınmıştır. İlk olarak bitirilen bu pavyon, 1925'te Kuduz Enstitüsü’ne verilmiş, diğer pavyonlar 1943’e kadar tamamlanarak hastane Tıp Fakültesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1911-1943 arasında yapılan bölüm, bodrumla birlikte üçer katlı beş adet hasta pavyonu ile dört katlı bir poliklinik ve diğer servis yapılarından oluşur. Hasta pavyonlarına daha sonra birer kat daha eklenmiştir. Farklı seviyelerde iki ayrı set üzerine gerçekleştirilmiş olan hastanenin poliklinik ve idare binası, Millet Caddesi'ne yakın olan birinci sette, hasta pavyonları ise arkada, daha alçak seviyedeki ikinci sette, dikdörtgen bir iç bahçe çevresinde yapılmışlardır.
Hastane girişindeki poliklinik binası, daha özenle tasarlanmış görünmektedir. Arka cephenin iç köşelerine yerleştirilen odalar saçak seviyesinin üzerine taşrılıp sekizgene dönüştürülmüş, üzerlerine sekiz yüzlü sivri kubbeler yapılmıştır. Hasta pavyonlarına, kuzeybatıya bakan dar cephelerinden girilmektedir. Blokları boylamasına kat eden koridorların iki yanına çeşitli büyüklüklerde hasta odaları,
uçlara da enlemesine planlanmış büyük gündüz odaları yerleştirilmiştir. Sivri kemerli pencerelerin belirli bir ritim ile yerleştirildiği cepheler simetrik kurguludur. Girişte sepetkulpu kemerli Avrupai bir kapı ve portik görünümlü geniş bir saçak vardır.
Gureba Hastanesi
Aşağı Gureba Caddesi, Çapa
Eyüp Haritası
H1 13
Sultan V. Mehmed Reşad Türbesi. Kemaleddin Bey'in Vakıflar’da çalıştığı dönemde ilk tasarladığı yapılardan biri olan türbe, 35. Osmanlı padişahı olan V. Mehmet Reşad tarafından, ölümünden kısa bir süre önce, 1911-1912’de yaptırılmıştır. Kemaleddin Bey’in en özenli, bir sultan yapısı olarak geleneğe en bağlı görünen ama Batılı bir eğitimin kazandırdıklarını deneyerek yeni yorumlar aradığı tasarımlardan biridir.
Türbenin ana kitlesi içten ve dıştan geleneksel sekizgen prizma şemasına uyar; ama giriş tarafındaki eksedralar bu kitleden taşarlar ve önde planı kareye dönüştürürken giriş cephesini kitleleriyle genişletir ve perspektifini çoklu bir kompozisyona dönüştürürler. Belki daha az öne çıkan ama gelenekten çözülmeyi işaret eden çeşitli tasarım özellikleri vardır. Küfeki taşından yapılan türbe, örneğin yarım küreyi aşkın, yüksekçe bir kubbe ile örtülüdür. Yapı, zeminden yükseltilmiş bir kaideye oturur. Giriş, anıtsal bir merdivenle sağlanmıştır. Dış görünüşün geometrisini kuran sekiz yüzeyli cephe düzeninde arakesitlerdeki yarım silindir kesitli kolonetler ve üstlerindeki yükseltilmiş başlık motifleri, giriş kapısının belirgin oranda yükseltilmiş sivri kemeri, palmet ve rumi motifleri ile vurgulanmış korniş benzeri biçimlendirmeler sayılabilir.
İç mekânda klasik Osmanlı vurgusu daha belirgindir. Başta tüm yüzeyleri kaplayan çini bezeme ve uygulanmasındaki geometrik kurgu ve çerçeveleme sistemi olmak üzere klasik gelenek, olanca zenginliği ile sergilenmiştir. İçerisi 16. yüzyılın İznik modellerinin Kütahya versiyonlarının ve Kütahya'nın ünlü servi motifinin yer aldığı bir bezeme dünyasıdır.
Sultan V. Mehmed Reşad Türbesi
Sultan Reşad Caddesi, Beybaba Sokağı, Eyüp
H1 14
Reşadiye Mektebi. Reşadiye Mektebi, bitişiğindeki V. Mehmed Türbesi ile birlikte yaptırılarak 1911’de eğitime açılmıştır. Mimarın meslek yaşamında tasarladığı ilk eğitim yapısı olan Reşadiye Mektebi’nin, döneminin eğitim programlarına uygun, açık ve okunaklı işlevsel bir planı vardır. İki katlı, altı derslikli ve kesme taşla yapılmış olan giriş bölümü dışında, taşıyıcı tuğla duvarlar üzerine oturan volta döşemeli bir yapıdır. ‘L’ biçimindeki planda uzun kanata üç derslik, kısa kenara yönetim ve eğitimci odaları yerleştirilmiştir. Uzun kenarın ucunda Kemaleddin Bey’e özgü mimari motiflerinden biri olan sekizgen planlı ve üstte kubbeyle örtülü yüksek kitle, mescit olarak tasarlanmıştır. Günümüzde kitaplık olarak kullanılmaktadır. Okulun Haliç'e yönelen ucundaki bu mescit, din eğitiminin II. Meşrutiyet sonrasında bile ilkeğitim programları içinde hâlâ önemini koruduğunu belgelemektedir. Okulun eğitim bölümünün modernist planına ve kitle düzenine karşılık mescit bölümü, kubbesiyle Eyüp’ün kentsel morfolojisine bir gönderme yapmaktadır. Benzer biçimde sivri kemerli pencereler ve geniş saçaklar da tarihi referanslardır. Yalın bir görünüme sahip olan binanın cephelerinde, girişte hemen saçak altındaki bir düzine geometrik kabartma dışında hiçbir bezeme bulunmamaktadır. Yapı geniş saçaklarla bitirilmiştir.
Eyüp Anadolu Lisesi
Sultan Reşad Caddesi, Beybaba Sokağı, Eyüp
H1 15
Hasan Hüsnü Paşa Türbesi. Tekke, kütüphane ve türbe bölümlerini içeren yapı, II. Abdülhamid dönemi bahriye nazırlarından Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa tarafından ölümünden önce (ö. 1903) inşa ettirilmiştir. Bilinen türbe modellerinden çok farklı olarak minyatür bir külliye niteliği gösteren yapıda, birimler dikdörtgen bir alana oturmaktadır. Boyacı Sokağı'na bakan ön cephedeki girişin açıldığı ve arkaya kadar uzanan koridorun iki yanında, önde türbelerin arkada ise kitaplık ve tevhidhanenin yerleştirildiği mekânlar vardır. H. Hüsnü Paşa'nın türbesi, girişe göre sağda, kuzeyde, karısı ve çocuklarına ait türbe ise solda, güney tarafındadır. Türbe birimleri kubbeyle örtülüdür. Tümüyle beyaz mermer kaplı ön cephe dışında duvarlar, tuğla ve tuğla/taş almaşık örülüdür. Arkadaki mezarlık kotuna oturan yapı, yüksek bir sokl üzerindedir. Sokl, ayrıca basamaklandırılmıştır. Simetrik ve ampir üslubunda dengeli bir kurgusu olan ön cephede, eksende yarım daire kemerli giriş ve iki yanda türbelere açılan aynı biçimde birer pencere vardır. Pencerelerin ‘S’ ve ‘C’ kıvrımlı ajurlarının üst kesimine ampir güneş motifleri işlenmiştir. Cephenin ve girişin yanlarında iyice yalınlaştırılmış plastrlar yükselmektedir. Plastr başlıklarını bağlayan silme, altta sokl bitimindeki silme ile birlikte yatay bir çerçeve belirler. Son derece yalın kompozisyonda dekoratif tek öğe, kemerlerin kilit taşlarının üstündeki kıvrım dallı tepeliklerdir.
Yerel veya tarihi referanslardan arındırılmış bu yapıtın Kemaleddin Bey'e aidiyeti, onun üslup denemelerinin çoğul içeriğine bir işaret sayılabilir. Yapının arka cephesinde, kitaplık ve tekkenin pencereleri ise Kemaleddin Bey'in bilinen çizgilerine yakın durmaktadır.
Hasan Hüsnü Paşa Tekkesi, Kütüphanesi ve Türbesi Sultan Reşad Caddesi, Beybaba Sokağı, Eyüp
H1 16
Amine Hatun Camisi ve Okulu. Amine Hatun Camisi adıyla da bilinen Kartaltepe Camisi, 1913-1924 yılları arasında Nezaretin baş mimarı olan Kemaleddin Bey tarafından, Bebek Camisi’nde de kullanılan prototip bir projeye göre gerçekleştirilmiştir. Yapı, kare planlı ve kubbeli bir harim ile üç açıklıklı ve kubbeli bir son cemaat yeri ve tek şerefeli bir minareden oluşmuştur. Son cemaat yerinin açıklıkları sonradan demir doğramalı camekânla örtülmüş, ayrıca giriş önüne camlı bir rüzgârlık eklenmiştir. Caminin kubbe düzeyine kadar çıkan bölümleriyle minarenin şerefeye kadar olan bölümü kesme küfeki taşıyla yapılmıştır. Yapı, harimde sekizgen baldakeni işaret eden dayanaklar, bunların mukarnaslı bitimleri ve tromp geçiş öğeleri ile, plan ve cephe kurgusunda Bebek Camisi’ni adeta yinelemektedir. Yalnızca sonraki yıllarda tamamlanan kubbesi, daha basıktır. İmparatorluğun son yıllarında yapımına başlanan ve savaşlar nedeniyle ancak Cumhuriyet'in ilk yıllarında tamamlanabilen Kartaltepe Camisi, diğer özellikleri kadar beden duvarlarının bitiminde ağırlık kulelerini iki yandan saran basamaklı düzenlemenin plastik etkisiyle de Bebek Camisi'ne bağlanır.
Dikdörtgen planlı okul binası, simetri ekseninde içeri çekilen kitlesinin biçimlendirdiği ikili gruplama modelindedir. Aynı modelin kullanıldığı Göztepe Mekteb-i İbtidai'sini olasılıkla önceleyen bir tasarımdır. Benzer biçimde eksende merdivenli bir giriş vardır. Farklı olarak tüm pencereler, dikdörtgen ve profilsizdir.
Amine Hatun Camisi
Şükrü Kanatlı Caddesi, Filiz Sokağı, Bakırköy
H1 17
Yeşilköy Mecidiye Camisi. 1909’da Sultan V. Mehmet Reşat’ın emriyle Evkaf Nezareti tarafından yapımına başlanan cami, ancak Cumhuriyet döneminde tamamlanabilmiştir. Kare planlı harim bölümünün kubbesinin geleneksel köşe bingileri yerine yatay beton plaklar üzerinde yer alan sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuş olması bu tamamlamanın kanıtıdır. Girişe, harim kitlesinden taşan dikdörtgen planlı ve kapalı bir son cemaat yeri yerleştirilmiştir. Üst katı kadınlar mahfili olarak harime açılan bu birim de betonarme bir plakla örtülüdür. Harimin doğu ve batı duvarlarında tüm cephe boyunca yükselen sivri kemerli, demir şebekeli büyük pencereler, iç mekâna farklı bir aydınlık vurgusu yapmaktadır. Caminin giriş portali, cepheden dışarı doğru taşırılarak ve asıl saçak düzeyinden yükseltilerek vurgulanmıştır. Yapı saçak düzeyinde, çepeçevre kesintisiz
dolanan, kademeli bir silme ile bitirilmiştir. Caminin cephelerinde ve portalde bezemeler için hazırlık yapılmış ancak bunlar gerçekleştirilememiştir. Döneminin küçük boyutlu dini yapıları arasında, 19. yüzyılın sultan camilerinde görülen kapalı ve iki katlı son cemaat yeri modelini deneyen tek örnek oluşu ile ayırt edilebilir.
Mecidiye Camisi
Gazi Evrenos Caddesi, Anafartalar Sokağı, Yeşilköy
Yenikapı Mevlevihanesi. Tarihi surların batı yönündeki kapısı olan Bab-ı Cedid/ Yenikapı’dan adını alan büyük bir dini komplekstir. Galata Mevlevihanesi’nden sonra kurulan ve Mevleviliğin İstanbul’daki en büyük merkezi olarak “asitane” sayılan külliyenin kuruluşu 1597'dir. Zaman içinde eklerle genişleyen, özellikle II. Mahmud ve Abdülmecid tarafından yaptırılan onarım ve eklerle günümüzdeki kurgusuna kavuşan mevlevihane, 1906’da büyük bir yangın geçirdi. 1910 yılında Kemaleddin Bey’in tasarımı ile başlayan yenileme çalışması 1913’te tamamlandı.
Düzgün olmayan dikdörtgen planlı (54x40 m), iki katlı, orta avlulu ve çevre koridorlu klasik bir kompozisyondur. Matbah-ı şerif, meydan-ı şerif, ayin-i cem odası, şeyh ve aşçıdede odaları, dedeyan hücreleri, somathane, mescit, kiler, fırın ve hamam bölümlerini içeren yapının cephe tasarımı, Kemaleddin Bey çizgisindedir. iki kat yüksekliğindeki giriş, doğu cephesindedir; yüksek sivri kemerli ve geniş saçaklıdır. İkinci katın sivri kemerli pencerelerini çevreleyen silme şeridi cepheler boyunca devam eder. Sekizgen planlı mescit, giriş kanadının gerisinde avluya açılan konumu ile klasik modellerden farklılaşır.
Mevlevi Kültürü Müzesi
Mevlevihane Caddesi, Zeytinburnu
Selahaddin Eyyubi Türbesi Projesi, Şam
İstanbul Yapıları
Galata Yarımadası
H1 19
Üçüncü Vakıf Hanı. Hanın yerinde daha önceleri Kuloğlu Mustafa Bey’in 1602'de yaptırdığı Kuloğlu Camisi ile buna bitişik Hacı Ferhad Ağa’nın yaptırdığı bir sıbyan mektebi bulunmaktaydı. 19. yüzyılın sonlarında Hıristiyan nüfusun oturmayı tercih ettiği bir bölge haline gelen Beyoğlu'nda eski Kuloğlu Camisi de zamanla önemini yitirerek harap duruma düşmüş ve bu nedenle Evkaf Nezareti’nce yerine gelir getirecek bir bina yapılmasına karar verilmişti. Altı katlı ve dokuz daireli bir apartman olarak tasarlanan yapı, taşıyıcı tuğla duvar üzerinde volta döşemelidir. Zemin katı dükkânlara ayrılan bitişik nizamdaki apartmanda dokuz daire vardır. Geniş bir antre ve yarım daire planlı merdivenle ulaşılan katlarda zengin programlı ikişer daire düzenlenmiş, servisler için ayrı bir merdiven ve girişler verilmiştir. Apartmanın çatı katına çamaşırlık ve çamaşır kurutma terası gibi ortak kullanım mekânları yerleştirilmiştir. Arsanın verilerini değerlendirişi ve plan organizasyonu, döneminin normlarına uyan bir düzeydedir. Cephelerinde Osmanlı klasik mimarisine referans veren biçim öğeleri yerine yüzyıl
sonunun kimi seçmeci üslup öğelerini, örneğin sepetkulpu kemerleri kullanmıştır. Bunun Kemaleddin Bey’in Beyoğlu'nun mimari morfolojisine daha uygun olduğunu düşündüğü bir stilistik tercih olduğu düşünülebilir. Hanın sokaklara bakan her iki cephesi de orta akslarına göre simetrik olarak düzenlenmiştir. Pencere açıklıkları enli, klasik pofilli silmelerle çerçevelenmiş kemerlerin üzerlerine, ortalarında ay yıldız, çevrelerinde defne dalı kabartmaları bulunan alçı tepelikler yerleştirilmiş, cumba ve balkonları taşıyan konsolların dış yüzleri kabartma defne dallarıyla bezenmiştir. Kemaleddin Bey ilk kez bu binada denediği çok katlı apartman yapısı çözümünü sonraki yıllarda geliştirecek, Laleli Harikzedegân ve Ankara Vakıf Apartmanlarında yeni şemalarla deneyecektir.
Üçüncü Vakıf Hanı
Ağahamamı, Turnacıbaşı Sokağı, Beyoğlu
H1 20
Kamer Hatun Camisi. III. Selim’in sütninesi Kamer Hatun tarafından yaptırılmış olan ilk caminin, muhtemelen 1871 Beyoğlu yangınında yanması üzerine Evkaf Nezareti bugünkü camiyi 1911-1914 arasında Kemaleddin Bey’e yaptırmıştır.
İngiliz Konsolosluğu arkasından geçen Arslan Sokağı üzerindeki beş katlı iki apartman arasında ve bitişik düzende inşa edilmiştir. 1988’de Tarlabaşı Caddesi açılmadan önceki bu konumu nedeniyle giriş avlusu arkada, şimdi yıkılmış olan çok katlı yapılar arasında kaldığından, buraya Arslan Sokağı'na bakan mihrap cephesinden, yapının sağ kenarında kalan üstü kapalı bir geçitle erişilmekteydi. Konumu ve planı ile geleneksel çizginin dışında kalan, düzgün olmayan dikdörtgen planlı harimi, kapalı ve iki katlı â, eskiden sokağı avluya bağlayan geçit ile üst katta müezzin evi bulunan değişik bir camidir. Kemaleddin Bey’in geleneksel programla arsa koşullarını buluşturan ve bunu yaparken minare ve mihrabı plastik olarak değerlendiren tasarımı İnceliklidir. Tarlabaşı Caddesi açılmadan önce, yoğun bir yapı dokusu içinde yer alan ve bu eski dokuya göre düzenlenen cami, iki yanındaki yüksek yapıların ortasında tasarımındaki buluculukla ve özenli yüzey dokusuyla belirginleşmekteydi. Yarım sekizgen planlı ve üzeri bir yarım kubbeyle örtülü, kesme taşla yapılmış mihrap, harim cephesinin simetri eksenindedir. Üstte penci, altta dikdörtgen birer çift pencerenin yerleştirildiği cephe, eksende bir tepelik yaparak yükselen palmet motifli bir kornişle bitirilmiştir. Cami yıkımlardan sonra, çevreye bağlı tasarımının tüm argümanlarını yitirmiş, tek başına soyut bir varlık olarak durmaktadır.
Kamer Hatun Camisi Tarlabaşı Caddesi
H1 21
Mahmud Şevket Paşa Türbesi. Son Osmanlı sadrazamlarından Mahmud Şevket Paşa ile yaveri İbrahim Halil Bey ve uşağı Kâzım Efendi için yaptırılmış olan türbe, 1909’da 31 Mart olaylarında ölenlerin anısına düzenlenen Hürriyet-i Ebediye şehitliğindedir. 31 Mart olaylarında 3. Ordu komutanı olarak İstanbul’daki ayaklanmayı bastırdığı için halk arasında Hürriyet kahramanı olarak tanınan Mahmud Şevket Paşa, 14 Haziran 1913’de karşı-devrimciler tarafından öldürülmüştü.
Üç yanından merdivenlerle çıkılan, kare planlı, üzeri çift cidarlı bir kubbe ile örtülü, üç yönü açık, baldaken biçiminde bir bölüm ile buna bitişik yarım sekizgen planlı, üzeri yarım kubbeli bir eyvandan oluşan türbe, bu tamamen yeni kompozisyonu ile Kemaleddin Bey’in diğer türbe tasarımlarından ayrılır. Erken Osmanlı döneminde daha çok savaşçı gaziler için yapılan baldaken tipi türbe, eklenen eyvanın Batılı referansları ile birleşirken, üç yanındaki merdivenlerle yerel referanslardan ayrılır. Tasarımın ve imalatın özenini kanıtlayan her biri düşünülerek seçilmiş mimari ve dekoratif öğeler, zengin bir esin yelpazesine işaret eder.
Özellikle mukarnas öğesinin strüktürel ve dekoratif yorumları, bu öğenin geometrik
ve görsel potansiyelinin sorgulandığı denemelerdir. Mukarnas referansı, örneğin köşe taşlarında veya dışarıda kubbeye geçişte güçlü plastik etkisiyle fark edilir. Mahmud Şevket Paşa’nın büyük boy mermer sandukası baldakenin merkezine yerleştirilmiştir. Sandukanın örtüsünün mermerle işlenişi, bir açık hava mezarı için yeni ve benzersiz bir bezeme modelidir.
Mahmud Şevket Paşa Türbesi
Kâğıthane Caddesi, Abide-i Hürriyet Tepesi, Okmeydanı
H1 22
Bebek Camisi. 18 yüzyıl başlarında 1725-26'da Bebek köyü yazlık bir yerleşim yeri olarak düzenlenirken, III. Ahmed’in sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Hümayünabad Kasrı yanına III. Ahmed adına bir cami yaptırmıştı. Zamanla eskiyen bu caminin yerine yenisini Kemaleddin Bey 1913’te tasarlayıp inşa etti. Geleneksel tek kubbeli cami tipolojisine uyan kare planlı ve tek kubbeli yalın görünümlü bir yapıdır. Kesme küfeki taşından yapılmıştır. Geleneksel modeli fazla değiştirmeyen bir tasarımdır. Kubbe, iç mekânda duvarlara bitişik yarım sekizgen biçimindeki sekiz ayağa oturmaktadır.
Ancak bu sekizgen baldaken referansı, dış kitleye doğrudan yansıtılmamış, bunun yerine alt yapının bitiminde adeta içerden yükselen konumdaki ağırlık kuleleriyle işaret edilmiştir. Bu örtük gösterim, duvar bitimleri kademelendirilerek özgül bir plastik elde edilmesini sağlamıştır.
Bebek Camisi
Cevdet Paşa Caddesi, Bebek
Aydın’da İnşa Edilmesi Düşünülen Banka Projesi
İstanbul Yapıları
Üsküdar ve Kadıköy
hi 23
Sultan III. Mustafa Mekteb-i İbtidaisi. Sultan III. Mustafa tarafından 1757-1760 yıllarında Ayazma Camisi ile birlikte yaptırılan ahşap okul binasının yerine yaptırılmıştır. Yapımına 1913'te başlanmış, savaş nedeniyle ancak 1917’de bitirilebilmiştir. Kitabesinde, okulun Müdafaa-i Milliye tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Bodrumla birlikte üç katlı ve altı dersliklidir. Tuğla duvarlı ve volta döşemelidir. İki ucu açık bir koridor ekseni üzerine yerleştirilmiş üçer derslik ile kitaplık ve toplantı odasından oluşan yalın bir şeması vardır. Cephelerde de benzer bir yalınlık gözlenir. Zemin kat pencerelerinin sivri kemerlerlerini çerçeveleyen profil, üzengiler hizasında birbirine bağlanarak sürekli bir çizgileme yapar. Küçük ayrımlarla üst katın dikdörtgen pencerelerini de kuşatan profil zinciri, dönemin tipik motiflerinden biridir.
Binanın bezemeli sayılabilecek tek bölümü, öne çıkarılmış ve çatısı yükseltilmiş girişidir. Basık kemerli kapı, profilli bir çerçeve içindedir. Üst katın dikdörtgen penceresinin üstüne de sivri kemer biçiminde silmeler işlenmiştir. Mimarın kemer vurgusunu öne çıkardığı tasarımlarının bir örneğidir.
Ayazma İlköğretim Okulu
Mehmet Paşa Değirmeni Sokağı, Salacak.
H1 24
Muhacirin Misafirhanesi. Balkan muhacirlerinin Anadolu'ya nakledilmeden önce konaklamaları için inşa edilen yapının tasarım ve yapım yılı bilinmiyor. İki katlı, 'T' planlı, kâgir, sade ve işlevsel bir yapıdır. Düşey ve yatay taşıyıcılar cephede düz bir profille belirtilmiş, saçakta aynı profil, bu kez çift kullanılarak bitim işaret edilmiştir. Tümü dikdörtgen olan pencereler profil şeritleriyle çevrilidir.
DDY Dikimevi
İngiliz Mezarlığı Arkası, Haydarpaşa
H1 25
Ahmed Ratib Paşa Köşkü. 1892-1908 yıllarında Hicaz valisi ve kumandanı olan Müşir Ahmed Ratib Paşa'nın yazlık köşkü olan yapı. Kemaleddin Bey’in erken dönem tasarımlarındandır. Yapı büyük bir özenle, pahalı ve değerli malzeme ile gerçekleştirilmiş, mobilyaları Viyana ve Paris'ten getirtilmiş. Ancak Ratib Paşa ve ailesi köşkte hiç oturamamıştır. Yapımı ve döşenmesi bittiği sırada II. Meşrutiyet ilan edilmiş, Ratib Paşa’nın görevine son verildiği gibi mallarına el konulmuştur.
Köşk 1909 yılında büyük bahçesi ve müştemilatıyla birlikte dönemin maarif nazırı tarafından satın alınmış, önce Viyana Theresianum Kolejleri modelinde özel bir kız okulu kurularak ona tahsis edilmiş, daha sonra Çamlıca İnas Sultanisi adıyla açılan yeni okula verilmiştir.
Köşk, kagir bir bodrum kat üzerine üç katlı ahşap bir yapıdır. 24x53m boyutlarında dikdörtgen bir tabana oturan yapının aksiyal ve simetrik bir kuruluşu vardır. Bahsedilen bu aksiyal ve simetrik şema, klasisist bir tasarım anlayışını tanımlamaktadır. Klasik aksiyal yerleşme düzenine karşın tasarım, klasik olmayan biçimleri, eğrisel çizgileriyle Osmanlı barok geçmişine referanslar verir. Çıkmalar ve saçaklar cephede ışık-gölge alanlarını ayırırken pencere, kapı, balkon ve tüm mimari öğelerde, "floral” art nouveau çizgiler görülür. Köşk, betimlenen
mimari özellikleriyle 20. yüzyılın ilk on yılında ahşaba uygulanarak İstanbul'da bir yerel karakter edinecek olan art nouveau tasarımlarına öncülük eden bir yaratımdır. Bu kompozisyon -bilindiği kadarıyla- Kemaleddin Bey’in mimarisinde yegâne örnek ve uygulamadır. On beş yıl kadar sonra tasarlayıp gerçekleştirdiği Harikzedegân Apartmanlarında Osmanlı barok geçmişinin referansları bir kez daha görülecektir.
Çamlıca Kız Lisesi
Acıbadem Caddesi, Lise Durağı, Acıbadem
H1 26
Göztepe Mekteb-i İbtidaisi. 1914’te tasarlanan ancak savaş nedeniyle yapımı duran okulun, Müdafaa-i Milliye Cemiyeti'nin desteğine karşın 1919’a kadar ancak kaba yapısı bitirilebilmiş, o yıl binanın üzeri branda ile örtülerek İngiliz işgal kuvvetlerince karargâh olarak kullanılmaya başlanmıştır, İstanbul’un işgalden kurtulmasından sonra tamamlanarak 1 Ekim 1924'te eğitime açılmıştır. 1946’da onarılarak büyütülmüş, üst kattaki teras örtülerek yatakhane yapılmış ve adı Göztepe Pansiyonlu ilkokulu olarak değiştirilmiştir. Yükseltilmiş bodrum üzerine üç katlı kagir bir yapıdır. Dikdörtgen planlı okulun, bir koridor ekseni üzerine yerleştirilmiş üçer derslik ile halen yatakhane olarak kullanılan büyük bir salondan oluşan yalın bir şeması vardır. Derslik kanadı kesintisiz sürerken, koridorun diğer kanadında simetri ekseninde kitle içeri çekilerek ikili bir gruplama yapılmış, eksene de merdivenli bir giriş yerleştirilmiştir. Binanın perspektifini hareketlendiren bu düzenleme ile Kemaleddin Bey’in diğer okul tasarımlarından ayrılmaktadır. Biri ana diğeri ikincil olmak üzere dar kenarlarda karşılıklı iki giriş vardır.
Yalın çizgileri olan cephelerde katlar basit yatay silmelerle ayrılmıştır. Okul yapılarının değişmez örüntüsü olan kemerli veya düz pencereleri çevreleyen profil zinciri bu yapıda da vardır. Öne çıkarılmış ve çatısı yükseltilmiş giriş bölümü burada da profilli çerçeve içinde ve basık kemerlidir.
Göztepe Pansiyonlu İlkokulu, II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki yönetiminin uygulamaya koyduğu yeni eğitim politikasına uygun bir “mekteb-i iptidai”nin Cumhuriyetin ilk yıllarında normal bir ilkokula dönüşmesinin tipik bir örneği olup, bugün Göztepe semtinin önemli kamu yapılarından biridir.
Göztepe İlköğretim Okulu
Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi, Oramiral Kemal Kayacan Sokağı, Göztepe, Kadıköy
H1 27
İbrahim Paşa Mekteb-i İbtidaisi. 1912 yılında Evkaf Nezareti’nce yıktırılan I. Abdülhamid Sıbyan Mektebi'nin yerine Kuloğlu Camii ile eşzamanlı olarak 1913’te yaptırıldı. Okulun adı, Bahçekapı’da yıktırılan I. Abdülhamid Mektebi'nin üzerinde bulunduğu arsaların asıl sahibi olan Veziriazam MalatyalI İbrahim Paşa’nın (ö. 1767) adından kaynaklanmaktadır.
İki katlı ve kâgir 5 derslikli, “L” planlı, küçük bir yapı olarak tasarlanmış olan okulun arka bölümüne, Cumhuriyet dönemindeki bir onarım sırasında, tek katlı bir toplantı salonuyla helalar eklenmiş, ayrıca özgün projede arkada görülen tek katlı bölümün üst katı tamamlanmıştır. Pencere kemer çizgilerini çevreleyen profil zinciri dışında bezemesi yoktur. II. Meşrutiyet sonrası Evkaf Nezareti'nin
biridir.
Serap Sedat Çocuk Kütüphanesi. Vükela Caddesi, Bostancı Camisi Sokağı, Bostancı
H1 28
Kuloğlu Camisi. 17. yüzyıl başlarında sarayda çamaşırcıbaşı olan Kuloğlu Mustafa Bey’in yaptırdığı Beyoğlu’ndaki Kuloğlu Camii'nin bakımsız ve harap olduğu gerekçesiyle yıktırılıp yerine Üçüncü Vakıf Hanı’nın yaptırılmasından sonra, yine Kuloğlu Mustafa Bey'in sahibi bulunduğu ve camiye vakfettiği Bostancı Deresi'nin iki yanındaki geniş arazisi üzerine avlusundaki okul ile birlikte yaptırılmış ve 1913’te ibadete açılmıştır. Günlük dilde Bostancı Camisi olarak tanınan tek kubbeli, kare planlı bir yapıdır. Dört ağırlık kulesi kare planı işaret ederken Kemaleddin Bey’in camilerinde bir leitmotiv olan cephelerin kademeli bitimi ile bütünleşir. Bir profil takımıyla da işaret edilen kademe yüzeyleri kabartma rozet motifleriyle vurgulanmıştır. Harimde klasik döneme referans veren özenli ve zengin bir bezeme programı vardır. Mihrap özellikle mukarnaslarının istifiyle öne çıkar.
Kitabesi dönemin ünlü hattatı İsmail Hakkı Altunbezer tarafından yazılmıştır.
Kuloğlu Camisi
Vükela Caddesi, Bostancı Camisi Sokağı, Bostancı
Hapisane-i Umumi Öğrenci Projesi
Ankara Yapıları
Ankara Haritası
Harita
2
Yapı No: 1 - 5
H2 01
İkinci Vakıf Apartmanı. Kemaleddin Bey’in Ankara'da, Vakıflar Genel Müdürlüğü baş mimarı olarak çalıştığı son döneminde tasarladığı en önemli yapılardan biri olan Ankara-İkinci Vakıf Apartmanı, 1926-1927 yıllarında tasarlanmıştır. 1928'de yapımına başlanan binanın çok katlı bir kiralık konut yapısı olarak tasarlandığı, yapımından sonra bir süre bu işlevini sürdürdüğü, daha sonra ise, çeşitli devlet kuruluşları tarafından kullanılabilmesi için içinde birtakım değişiklikler yapılarak konut yapısı olma niteliğini yitirdiği anlaşılmaktadır.
Bodrum ve çatı arasıyla birlikte yedi katlı olan yapı, tümüyle betonarme iskelet sistemine göre gerçekleştirilmiştir. Yapıyı
boylamasına kat eden orta doğrultuya göre bakışık bir biçimde planlanmış olan apartmanın yer katı, çepeçevre kiralık dükkânla ayrılmış, konutlar üst katlara yerleştirilmiştir. Arsanın biçimine uygun olarak, dikdörtgene yakın bir daire dilimi biçiminde planlanmış olan yapının ortasında büyük bir avlu bulunmaktadır. Bu boşluğun ikinci kat düzeyine kadar yükselen bölümü, bugün Devlet Tiyatrosu tarafından kullanılan bir seyir salonu olarak tasarlanmıştır.
Tüm yüzeyleri sıvanarak kesme taş izlenimi verecek biçimde yatay çizgilerle derzlenmiş olan yapıda pek az bezeme öğesi görülmektedir. Yer katından yukarıdaki katlarda dört köşesi yuvarlatılmış olan yapının iç ve dışbükey dar kenarlarıyla, dairesel olarak yapı yüzeyinden dışarıya doğru taşırılan balkonları, dükkân kemerleriyle birlikte, yüzeylere yumuşak ve uyumlu bir hareketlilik sağlamışlardır.
Küçük Tiyatro
İstiklal Caddesi, Çimen Sokağı, Ulus
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Yorum Gönder